RÖPORTAJ — 5 Mart 2018 at 16:44

AVVA YÖNETİM KURULU BAŞKANI VOLKAN ATİK: HEDEFİMİZ, 2020’DE 200 MAĞAZAYA ULAŞMAK!

 

2017 yılını yüzde 38 büyüme ile kapattıklarını dile getiren AVVA Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Atik, bu büyümede mağazalaşma yatırımlarının önemli bir paya sahip olduğunu, 2020 yılında yurt içi ve yurt dışında 100’er adet olmak üzere toplamda 200 mağazaya ulaşmayı hedeflediklerini ifade etti.

 

Son yıllardaki yatırımları ve hızlı büyüme ivmesiyle erkek giyiminin öncü markalarından biri haline gelen AVVA, yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da büyümeye ve markalaşmaya önem veriyor. Geçtiğimiz yılı sektörün çok üzerinde büyümeyle kapatan AVVA’nın hedeflerini ve hazır giyim sektörünün gelişimini AVVA Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Atik ile konuştuk.

 

Öncelikle 2017 yılı değerlendirmesiyle başlayalım isterseniz…

2017 genel anlamda 2016’dan sonra iyi diyebileceğimiz bir sene oldu. Genel olarak 2016 Türkiye açısından, kurumlar açısından kolay bir yıl değildi. 2017’nin ilk çeyreği talihsiz Reina saldırısından sonra 2016’nın benzeri gibi geçti, ikinci çeyreği biraz daha morallerin yerine geldiği, insanların biraz daha güzel hava solumaya başladığı bir dönem oldu. İkinci yarısı ise açıkçası daha da güzel geçti. Biz kendimizi bu sürece çok iyi hazırlamıştık. Firmamız krizlere dayanıklı bir firma. Hem yönetimsel hem finansal anlamda her zaman firmamızı doğru bir şekilde yönetmeye azami gayret gösteriyoruz. Bunun sonucunda 2017 yılı ciro bazında yüzde 38 civarında bir büyüme ile kapattığımız olumlu bir sene oldu. Öngörümüz yüzde 30’du.

 

Sektör ortalamasının üstünde bir büyüme mi?

Sektör ortalamasının çok üstünde ama şunu söylemekte fayda var; 2015, 2016 ve 2017 yıllarında özellikle yeni mağazalar açmak için önemli bir yatırımımız oldu. Son 3 senedir biz her yıl 12’nin altında kalmamak üzere mağaza açıyoruz. Sadece 2017 yılında 18 tane mağaza açtık. Dolayısıyla büyümemizde bunun da etkisi var. 2018 yılını da yine yüzde 35’in üzerinde bir büyüme ile kapatmayı hedefliyoruz. İlk ayın verileri bunu fazlasıyla gösteriyor.

 

Biraz da mağazalaşma hedeflerinizi konuşalım…

Her şeyden önce biz mağazacılık anlamında büyümemizi nicelikli değil nitelikli büyüme ekseninde gerçekleştirmeye azami gayret gösteriyoruz. Bizim için önemli olan karlılıktaki büyüme. Bu manada baktığımız zaman 2017’de karlılıkta çok ciddi büyüme sağladık. 2018’de 12’si yurt içinde 12’si de yurt dışında olmak üzere toplamda 24 mağaza açacağız. Ocak ayında 100’üncü mağazamızı açtık. Bu 100 mağazanın 70’i yurt içinde 30’u da yurt dışında. Yurt içi ve yurt dışı mağaza sayılarını 100’e çıkartarak 2020’de toplam 200 mağazaya ulaşma hedefimiz var.

 

Peki, satış hacimlerinde yurt içi-yurt dışı dengesi kurulacak mı?

Şu an firmamızın önemli bir toptan ihracat hacmi var. Yurt içi-yurt dışı operasyonumuz eşit bir şekilde devam ediyor. AVVA, sadece yurt içinden gelir elde eden bir marka değil. Diğer markalardan en önemli farkımız budur. Bu, bizim muhafaza etmek istediğimiz çok önemli bir özellik. 2016 yılındaki krizden sonra perakende markaları gerçeği gördü. Sadece yurt içinde mağazacılık yapmak biraz riskli bir durum. Bizim kira gibi döviz cinsinden giderlerimiz var. Bunu hedge etmek için yurt dışı satışlara ihtiyaç olduğunu gördü piyasa. Biz bunu çok önceden biliyorduk ve buna göre de davranıyorduk. Biraz önce söylediğim krizlere karşı dayanıklılığımız da buradan geliyor.

 

Yurt dışı mağazacılığı hangi bölgeleri kapsayacak?

Biz başlangıç olarak Türkçe, Rusça ve Arapça konuşan ülkeler üzerinde duruyoruz. Ve kısmen de Doğu Avrupa. Ama ben Türkiye açısından özellikle Türkçe, Rusça, Arapça konuşan ülkelerin çok önemli ve iyi pazarlar olduğu düşüncesindeyim. Malum, Avrupa hızlıca bir yaşlanma süreci içerisinde. Tüketim alışkanlıkları çok fazla değişmiyor, genç nüfus çok fazla yok. Gelişmekte olan ülkeler açıkçası bizim çok daha fazla dikkatimizi çekiyor. Ayrıca Avrupa’nın kendi pazarlarını domine etmiş güçlü markaları var. Bizim o markalarla rekabete girmek yerine söz ettiğim bölgelerde güçlenmemiz daha mantıklı olur. Bu, Avrupa pazarına girmeyeceğiz anlamına gelmiyor; günü gelir o bölgelere de gireriz.

 

Amerika pazarı size ne ifade ediyor?

Amerika’ya uzun süredir toptan olarak satıyoruz, satmaya da devam edeceğiz. Bir şovrumumuz var orada. Onun üzerinden zaten devam ediyoruz. Mağazacılık konusunda mastır franchise bazında görüşmelerimiz devam ediyoruz.

 

İran ve Suudi Arabistan sizin için nasıl şekilleniyor?

Suudi Arabistan’da 2 mağazamız var. İran’da 5. mağazamızı açtık. Bu bölgeler bizim için çok önemli bölgeler. Suudi Arabistan bölgesinde iyi bir grupla işbirliği içerisindeyiz. Onunla birlikte açıyoruz mağazalarımızı. İran pazarı da hızlı gelişmekte olan, gerçekten çok kuvvetli, geleceği de iyi gözüken bir pazar. Ama bir o kadar da dikkatli davranılması gereken bir pazar. Gelişmekte olan bu pazarlar içlerinde biraz risk de barındırıyor. Biz bölgede daha çok bayiler üzerinden büyüyoruz.

 

O bölgelerde Paris, Milano, Londra gibi İstanbul modasından etkileniyorlar mı?

Ben kesinlikle etkilendiklerini düşünüyorum. Türkiye, onlar için önemli bir stratejik ülke. Ben aynı zamanda İstanbul Moda Haftasının Başkanlığını da yürütüyorum. İstanbul Moda Haftası olarak dünyada ilk 7’nin içindeyiz şu an. Bu da bizim dünya modasında ne kadar önemli bir yere geldiğimizin göstergesi. Artık Türkiye’de inşa halinde olan, kısa sürede dünyaya daha net gösterilecek bir moda endüstrisi yaratılıyor. Türkiye’de zaten bir hazır giyim endüstrisi var. Türkiye’de bir perakende endüstrisi de var. Moda endüstrisi çok ayrı bir kavram. Ben Türkiye İhracatçılar Birliği’nde de Başkan Yardımcılığı görevi yapıyorum. Önemle yürüttüğümüz bir stratejik çalışma var. Birkaç yıl içerisinde Türk moda endüstrisinin izini ve gücünü daha net görmeye başlayacağız.

 

Bununla ilgili eğitim alt yapısı nasıl şekilleniyor? Üniversitelerimiz bu işin neresinde?

Bu alanda artık Türkiye’de çok iyi okullar, üniversitelerimiz içinde çok iyi bölümler, branşlar var; moda tasarım bölümleri var, tekstil mühendisliği bölümleri var. Diğer taraftan birtakım akademilerde artık moda editörlüğü, moda basını eğitimleri vesaire şeklinde eğitimler veriliyor. Ben bunu her yerde dile getiriyorum. Artık “Made in Turkey” olarak tüm dünyaya rüştümüzü gösterdik. Türk malı kalitelidir. Herkes bunu söylüyor. Artık bunu “Türkiye’de tasarlandı” cümlesine evirmemiz lazım, hızla eviriyoruz. Türkiye artık buraya doğru gidiyor. Artık markalar olarak bu işin öncü birlikleri olarak her yere giriyoruz. Türk modasını, Türk moda endüstrisini, Türk perakendeciliğini, Türk hazır giyiminin ne olduğunu gösteren çok güzel organizmalarız. Bizim gibi firmaların inşa olabilmesi için hazır giyim altyapınızın, moda alt yapınızın, mağazacılık alt yapınızın hepsinin bir arada olması lazım. Bu tek boyutta olmuyor. Ben hazır giyimi iyi biliyorum demekle olmuyor. Hepsini aynı anda başarmak gerekiyor. Bu yeni bir iş modeli aslında. Türkiye’de bizim gibi firmalar artık bunu çok güzel başarmaya başladılar. Bu da arkasından uluslararası başarıyı getirecek.

 

Türkiye öz sermaye noktasında sıkıntı yaşayan bir ülke. Burada devletin teşviklerini yeterli buluyor musunuz?

AVVA, Turquality Programının içerisinde bir markadır. Ekonomi Bakanlığı’nın bu anlamda oluşturmuş olduğu destekler gerçekten olağanüstü. İşini iyi bilen markalarımız için inanılmaz bir destek. Yurt dışında yapılan her yatırımımızın yüzde 50 civarında karşılanıyor olması bizim için çok önemli ve çok değerli. Ben bu anlamda devletin elinden gelen her imkanı sağlamış olduğunu düşünüyorum. Buradan itibaren artık iş bizde.

 

Küresel anlamda markalaşmak için hazır giyim firmalarının bu programa mı dahil olması gerekiyor?

İlla Turquality Programı içinde olmak zorunda değiller. Bu destek paketinin farklı kategorileri var. Her kurulmuş olan Türk firması bir kere mağaza, ofis destek programına zaten otomatikman girmiş oluyor. Turquality ile diğer destek programlarının arasındaki fark aradaki limitler. Zaten bir günde 300 tane mağaza açma şansınız yok. O sürecin içine girdiğiniz zaman devlet de sizi desteklemeye uzunca bir süre devam ediyor. Kaldı ki bu projelerin bizlere en önemli katkısı para değil, know-how. Bizler bu işe akredite olmak için çok ciddi iç yapılanmadan geçmek zorundayız. Bizi tamamen uluslararası bağımsız kuruluşlar denetliyor. Bizim bunlara hesabımızı verebilmemiz için dört dörtlük bir alt yapımız olması lazım. Yoksa üstümüzü çizebilirler; işin gerçeği bu. Hiçbir şekilde bu konuda iltimas yok. Dolayısıyla biz kendimizi kurumsallık anlamında çok ciddi geliştirmek zorunda kaldık.

 

Hazır giyimde son 5 yıldaki markalaşma sürecini değerlendirecek olursak neler söyleyebilirsiniz?

Eğer söz konusu olan mağazalaşmak ise, mağazalaşmak ayrı bir iş kurmaktır. Yani biz işi babamızdan hazır giyimci olarak aldık. Ve hazır giyimci olarak da bir şirketimiz hayatına devam ediyor. Biz mağazacılığa geçme kararı aldığımızda AVVA Mağazacılık adında yeni bir şirket kurduk. Bu yeni bir iş modeli. Şimdi bu ayırımı yapmak lazım. Hazır giyimde mağazacılık giriş bariyeri yüksek bir iş. İyi yatırım istiyor; hem finansal açıdan hem emek açısından, know-how açısından ciddi yatırıma ihtiyaç duyuyor bu iş. Biz bir karar verdik, bedelini ödedik, firmamızı bu noktaya getirdik. Başka birisi bunu tercih edebilir ya da etmeyebilir. Her konfeksiyoncu marka olmak zorunda değildir. Yani “Ben imalatçı kalacağım, markalara imalat yapacağım.” demek de önemli bir karardır. Açıkçası dünyada Türklerden başka yeni marka üreten ve iddiası olan başka kimse yok. Önümüzdeki birkaç 10 yıl içerisinde Türk markaları olarak dünyanın her yerine dağılacağız. Çünkü Avrupa artık yeni marka üretmiyor. Avrupa bizim kadar iddialı ve agresif değil. Bu, Türkiye’nin 10-15 sene içerisinde çok net gerçeği olacak. Bizim gibi markalar dünyaya kendi operasyonları üzerinden ürün satmaya başlayacaklar. Biz her gün dünyanın her yerinden çok farklı franchise talepleriyle karşılaşıyoruz. Bunu da karşılayabilmenin tek yolu alt yapımız; alt yapımıza güveniyoruz.

 

Mağaza lokasyonunu belirlerken nelere dikkat ediyorsunuz?

Bizim mağazalarımızın yüzde 90’ın üzerinde alışveriş merkezleri içerisinde. Türkiye’de cadde mağazacılığı mesela İstanbul’dan pay çıkarsak birkaç ana caddeyle sınırlı. Bunun farklı pek çok etkeni var. İstanbul’un her bölgesi ayrı bir şehir. Bugün Avrupa yakasından Anadolu yakasına geçmek İstanbul’dan bir başka şehre gitmek gibi. Bu durum bir anlamda cadde mağazacılığını kısıtlıyor. Ya belediyecilik anlayışımız yeni caddeler üretecek ya da alışveriş merkezlerinin ağırlığı devam edecek.

 

AVVA olarak online ticarette yeriniz nedir?

Toplam satışlarımızın yüzde 2-2,5’i online ticaretten geliyor. E-Ticareti çok önemsiyorum ve gelecek dönemde daha önemli yerlere geleceği kanaatindeyim. İstanbul’un kalabalığı, metropol yaşantısının yarattığı zaman azlığı online ticareti önümüzdeki süreçte daha fazla büyütecek. Ama ben şunu hiçbir zaman söylemiyorum; “Bir gün gelecek mağazalar kapanacak, her şey online satılacak.” Hayır, bu olmayacak, mağazalar hep olacak; biz de mağazacılık yapmaya hep devam edeceğiz. Online bizim toplam hacmimizin içerisinde büyümeye devam edecek. Ama hiçbir zaman kapsayıcı bir hale gelmeyecek diye düşünüyorum.