RÖPORTAJ — 1 Ekim 2018 at 20:14

AYNES GIDA GENEL KOORDİNATÖRÜ İSMET KABAK: BAŞARIMIZIN TEMELİNDE EKİP ÇALIŞMASI VAR!

 

Ciro ve miktar bazında 2017 Ocak ayından bu yana yüzde 60 büyüdüklerini ifade eden Aynes Gıda Genel Koordinatörü İsmet Kabak, bu başarının temelinde uyumlu ve fedakâr bir ekip çalışması yattığını vurguladı.

 

Aynes Gıda süt ve süt ürünleri sektörünün önde gelen üreticilerinden birisi. 2016 yılında başlayan süreçte önce iflas erteleme isteyen firma, aynı yılın sonunda yaşanan yargı süreci sonrasında TMSF’ye devredilmiş. Yönetim değişimiyle birlikte sektörde saygınlığını tekrar kazanan firma miktar ve ciro bazında yüzde 60 gibi bir büyümeye imza atmış durumda. Aynes’in yeni başarı hikâyesini ve hedeflerini Aynes Gıda Genel Koordinatörü İsmet Kabak ile konuştuk.

 

TMSF’ye devredildikten bu yana Aynes’in geldiği noktayı değerlendirebilir misiniz?

Aynes, 2016’nın Ocak ayında iflas erteleme başvurusu yapmış, ciddi borç altında olan bir firmayken yürütülen soruşturmalar ve yargı süreci sonrasında Aralık 2016 itibariyle TMSF’ye devredilmiş bir şirket. Hem ağır borç yükü hem de oluşan olumsuz imaj hem müşteri hem de tedarikçi nezdinde ciddi bir olumsuzluk yaratmış. TMSF’ye geçmesinin ardından üstündeki kötü imaj kaldırıldı ve devlet güvencesi geldi. Devletin güvencesiyle beraber Aynes eski saygınlığını geri kazandı. Bu bizim talep edilirliğimizi artırdı. Biz 2016 yılında 500 ton civarında süt işlerken, şu anda 800 ton işliyoruz. Ve bir yandan da yatırım yapıyoruz. Yem fabrikasına yatırım yapıldı. Aylık kapasitesi 20 bin tondu şu anda 24 bin tona çıktı. Süt fabrikasına 600 bin avroluk yatırım yapıldı, fiili kapasitesi 1.200 tona çıktı. Yakınımızda bulunan bir firmanın 1 Ekim 2018 itibariyle sözleşmeleri bitiyor. O firmanın işlediği 170-180 ton sütü de alabilirsek yaklaşık 1.000 ton süt işliyor olacağız. Kademeli olarak 2019 Ocak ayı itibariyle de orada üretilen sütün tamamını dahil edeceğiz. Böyle olunca bizi rahatlatacak. Çünkü bizim kurulu kapasitemiz Bin 700 ton. Türkiye’de Ak Gıda (Lactalis), Sütaş, Pınar firmalarının arkasından Aynes geliyor. Ama tek fabrika olarak baktığınız zaman Ak Gıda’nın Pamukova Fabrikası’ndan sonra Türkiye’nin en büyük fabrikası. Yaklaşık 167 çeşit ürün yapıyoruz. Ekonomist Dergisi ile Türk Ekonomi Bankası (TEB) işbirliğinde gerçekleştirilen 14’üncü “Anadolu’nun En Büyük 500 Şirketi Araştırmasında ‘İhracatını En Çok Artıran 5 Şirket’ arasında 4. firma olarak ödül aldık. Ciro bazında da miktar bazında da 2017 Ocak’tan bu yana yüzde 60 büyüdük.

 

Bu hızlı büyümeyi neye bağlıyorsunuz?

Bunun en önemli bileşeni buradaki ekibin çok fedakârca çalışmış olması. Örneğin; Türkiye’deki süt fabrikalarına baktığınız zaman iadeler yüzde 5 civarındadır, burada yüzde 1’i bulmamış. Bu fedakârlığın sonucunda da ciddi bir ivme yakalandı verimlilik anlamında. Burada bir güven ortamı oluştu. Devletin güveninin üstüne bir de uyumlu ekip çalışması eklenince böyle bir büyüme kendiliğinden oluştu zaten.

 

İhracat tarafında neler yapıyorsunuz?

Yaklaşık 25 ülkeye ihracatımız var. Daha çok uzun raf ömrü olan ürünler gidiyor ihracata. Kaşar peyniri, paket süt ve süt tozu ağırlıklı. Gürcistan’ın en büyük firması ve lider markasıyız. Gürcistan’da kendi depolarımız, kendi personelimiz ve dağıtım ağımız var.

 

Türkiye’deki rekabeti nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sektördeki birçok firmada olduğu gibi Aynes’in de üretiminin yüzde 60’ı Private Label’da (PL). Pazar içindeki rekabet Sütaş, Ak Gıda, Pınar, İçim, Aynes gibi markalar arasında. Bunun altında diğer firmalar geliyor. İstanbul Sanayi Odası’nın rakamlarına göre Aynes, sektöründe 3’üncü firma. Pınar ve Sütaş’ın arkasından Aynes geliyor. İSO İlk 500’ün içinde de 216. firma. Aynes, süt ve süt ürünleri sektöründe Türkiye’de çok önemli bir aktör. Hem miktar hem ciro hem de istihdam anlamında öyle. Türkiye’de TMSF bünyesine geçip de sendika ile sözleşme imzalayan tek firma Aynes. Bu sözleşme kapsamında çalışanların ücretlerine 2018 yılında yüzde 24 civarında zam yaptık. Aynes’in etkinliği, karlılığı, üretim kapasitesi, verimliliği arttıkça çalışanlarına yaratmış olduğu iyileştirmeler de artıyor. Bu ekip çalışıyor, firmaya kazandırıyor, bu firma da ekibi destekliyor.

 

Sözleşmeli çiftçi projeniz hakkında bilgi verir misiniz?

Burada Denizli Valiliği, Acıpayam İlçe Tarım Müdürlüğü, Acıpayam Kaymakamlığı ve Belediyesiyle beraber yürüttüğümüz sözleşmeli çiftçi projemiz var. Benim belki 30 senedir savunduğum bir şey. Acıpayam Ovası Türkiye’nin en verimli ovalarından biri.. Ama pazarlaması yok. Bu yörede ağırlıklı kavun, karpuz, domates ekiliyor. Ama bu ürünlerin yaklaşık yüzde 70’i tarlada kalıyor. Bu proje kapsamında aynı Ulusal Süt Konseyi uygulamasında olduğu gibi yem hammaddesi olacak mısırı çitçilerimiz ekecek, biz de çitçimizle sözleşme yaparak aynı sütte olduğu gibi alım garantisi vereceğiz. Çiftçilerimiz arasında çok rağbet gördü. Çalışmasına başladık. Yakında belediyenin organizatörlüğünde Acıpayam’daki tüm üreticilerle beraber bir toplantı yapılacak. Ondan sonra da köylere bilgilendirme toplantılarına gidilecek. Bu projeyle yem maliyetleri ve dolayısıyla hayvancılarımızın üretim maliyetleri düşecek. Böylece biz de sütü daha ucuza alacağımız için ürünlerimizi daha uygun fiyatla tüketicimize sunacağız. Sonuçta Türkiye’de enflasyonun en önemli nedenlerinden biri olan gıda enflasyonunu ortadan kaldırmış olacağız.

 

Son günlerde ABD’den süt ürünleri ithalatı konusunda bir gelişme oldu. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Bu haberleri ben de duydum, izledim. İnşallah yanlıştır diye tahmin ediyorum. Bu bana göre çok kötü bir karar. Eğer yerli üretimin tüketimi karşılayamayacağı konusunda bir endişemiz varsa böyle bir karar doğru olabilir. Ama yerli üretimi baltalayarak bizi geriye doğru götürecek bir kararsa bu çok kötü. Mesela İsrail ve Hollanda bizim bazı şehirlerimizden küçük ama dünya çapında ihracat yapıyorlar. Biz ise yerli üretimden kaçıyoruz. Mesela Acıpayam’ın kendine özgü Acıpayam Kavunu ve Acıpayam Koyunu var. Bizim kendi ırkımızı, kendi ürünlerimizi, yerli mallarımızı yeniden hayata geçirerek, hem dışa olan bağımlılığımızı hem bizim dışımızdaki ülkelerin bizim üstümüzde kurmaya çalıştıkları ekonomik ve siyasi baskıları kırabilmemiz lazım. Bunun için de yerli üretimi geliştirmemiz lazım. Ben çok fazla ülke gezdim; tarıma dayalı sanayisi gelişmemiş hiçbir gelişmiş ülke yok. Dolayısıyla biz artık yerli üretimi destekleyecek politikaları uygulayıp sanayiciler olarak da tüketiciler olarak da yerli markayı tercih etmeliyiz.

 

Peki, tüketicilerde bilgi kirliği var mı? Tüketiciler nelere dikkat etmeli?

Tüketicide bilgi kirliliği çok fazla.. Biz okumayan bir milletiz. Bizim biraz daha araştırmacı olmamız lazım. Her ne kadar televizyona, basına çıkan ya da bir şekilde bilgi kirliliğine neden olan bilgi akışları olmasına rağmen bizim kendi araştırmalarımızla doğruya ulaşmamız ya da doğru markalara ulaşmamız aslında çok kolay. Yani bilgisayarları açıp sorduğunuz zaman size neredeyse her şeyi tarif ediyorlar. Yeter ki biz doğruya ulaşma adına bir çaba gösterelim. Ama ne yazık ki bu araştırmaya geliştirmeye olan isteksizliğimiz hazırcılığımızı ön plana çıkarıyor. Hazırcılıkta da kriterler bellidir. Ya bildiğimiz bir markanın ürünlerini ya da en ucuz ürünleri satın alırsınız.

 

Aynes’in marka yolculuğundan da bahseder misiniz?

İçinde bulunduğumuz koşullarda markalaşmaya çok yönelemiyoruz. Çünkü nakit akışımızda sorun yaşamak istemiyoruz. Nakit akışının daha hızlı olması için PL satış yapmak daha doğru. Çünkü biliyorsunuz ki A firmasına fason üretim yaptığınızda konuştuğunuz tarihte paranız gelecek. Ama markalı satışa döndüğünüzde tahsilat vadeleri biraz daha uzun.. Dolayısıyla bizim 2018’de markalaşmaya çok fazla önem veremeyişimizin en önemli nedenlerinden biri nakit akışımız. Biz 2019 sonunda PL (Private Label) satış ile markalı satış dengesini yüzde 50-50 olarak hedefledik. Şu anda PL satış yüzde 60-70, markalı satış yüzde 30-40 aralığında.. Yüzde 60 iyi bir oran. Türkiye’de çoğu firma böyle çalışıyor. Buna zorunlu olan işletmeler markalaşamıyorlar. Şimdi 2019 bütçesini yapmaya başladık. 2018 yılına göre yüzde 20 büyüceğiz 2019’da. Bu sene ilk 7 ayda 2017 yılının toplam ihracatını yakaladık. Dövizdeki dalgalanma da bizi karlı hale getirdi. Bu sene bizim gibi ihracatçı firmalar açısından böyle bir durum var.