RÖPORTAJ — 1 Ekim 2018 at 20:02

TÜRKİYE İŞ BANKASI GENEL MÜDÜRÜ ADNAN BALİ: BANKAMIZ, BİR ASIRLIK ÖMRE DOĞRU EMİN ADIMLARLA, GÜÇLÜ VE SAĞLAM BİR ŞEKİLDE İLERLİYOR!

 

 

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, Bankanın, Cumhuriyet’ten bir sene sonra 1924 yılında, Büyük Taarruz ile aynı tarih olan 26 Ağustos’ta, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Siyasi bağımsızlık, iktisadi bağımsızlıkla perçinlenmediği sürece payidar olamaz” öngörüsüyle kurulduğunu hatırlattı.  Bali, “Cumhuriyetin bir yaş küçük iktisadi kardeşi olan Bankamız, bir asırlık ömre doğru emin adımlarla, güçlü ve sağlam bir şekilde ilerliyor. Tarihi boyunca ülkemizin bütün dönüşümlerine, değişimlerine tanıklık eden bu Banka, hep Türkiye’nin yanında olmuştur. Bu çok kıymetli” dedi.  

İş Bankası’nın, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra, o dönemin kısıtlı koşulları altında Anadolu insanının da katkılarıyla oluşturulan mütevazı bir sermaye, 37 çalışan ve 2 şube ile yolculuğuna başladığını ifade eden Bali, “Gazi Mustafa Kemal’in, ‘Sermayenizi yetersiz düşünerek ümitsizliğe kapılmayın, en büyük sermaye zekâ, dikkat, iffet ve metotlu çalışmaktır’ sözleri hep kulağımızda… Bütün özkaynağını bu ülkeden kazanmış bir kurum olarak bu ülkeye olan borcumuzu, sorumluluklarımızı iyi biliyoruz” diye konuştu.

Bali, bugün 400 milyar TL civarında aktif büyüklüğe, 45 milyar TL’nin üzerinde özkaynağa sahip ve mevduat seviyesi 220 milyar TL civarında bulunan İş Bankası’nın, toplam 355 milyar TL’yi aşan nakdi ve gayri nakdi krediler yoluyla sanayicisinden çiftçisine, esnafından tüccarına, hane halkına kadar her kesime destek vermeyi sürdürdüğünü belirtti. Bali, sadece ekonomik sonuçları olabilecek faaliyetlerde değil, hayata geçirdikleri eğitim, çevre, kültür ve sanat alanlarındaki sosyal sorumluluk projeleriyle de ülkeye değer katmaya devam ettiklerini söyledi.

İş Bankası’nın, kuruluş felsefesine bağlı kalarak, zor ve meşakkatli zamanlarda da hep ülke yararına tavır gösterdiğini, bunun artık bir kurum kültürü, bir alışkanlık, bir yaşam biçimi haline geldiğini vurgulayan Bali, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bundan sonra da aynı samimiyet, aynı kararlılık ve aynı taahhütkarlıkla çalışacağız, gerektiğinde hiç çekinmeden yine elimizi taşın altına koyacağız. İş Bankası, şimdiye kadar bilançolarını, tüm imkânlarını, kaynaklarını, tecrübelerini, maharetlerini, birikimlerini hep Türkiye ekonomisinin yararına kullandı. Bu yaklaşımı, başkalarının ne yaptığına bakmaksızın sergilediği için de ayrıca kıymetli buluyorum. Daha önce de ifade ettim; eğer finansal kurumların bilançoları bir şeye lazım olacaksa zor günleredir. Hepimiz sermayemizi, özkaynağımızı bu ülkeden edindik. Bir ülkenin vatandaşı, kurumu olmak sadece o ülkenin refahını paylaşmak değil, zorluklarını da paylaşmak demektir. Zorluklar, tıpkı bir turnusol kâğıdı gibi ayırt edici olması bakımından önemlidir. İyi koşullarda herkes başarılıdır. Esasen, sıkıntılı dönemlerde sergilenen yaklaşımlar kimin bu ülkeye ne kadar taahhüdünün olduğunu ortaya çıkarır. Bankamız için artık bir prensip, bir yaşam tarzı haline gelen bu anlayışımızla toplum nezdinde ayrıcalıklı bir yere sahip olduğumuzu düşünüyorum. Biz bu ülkenin bankasıyız, Türkiye’nin Bankası’yız. Tabii ki kurum olarak ticari hedeflerimiz var ama hiçbiri memleket menfaatlerinin üzerinde değil. Birkaç yıl sonra 100 yaşını geride bırakacak olan bu kurum, kendisine miras bırakılan değerleri gelecek nesillere en iyi şekilde taşıyabilmek için gerek ekonomik hayatı destekleme gerekse toplumsal gelişime katkı sunma manasında sağlam ve güçlü bir şekilde faaliyetlerini sürdürecektir.”

 

Adnan Bali, Bankanın ilk 6 aylık finansal sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde ise gerek kredi gerekse mevduat büyümesi açısından ilk yarıda Bankanın hedeflerine önemli ölçüde ulaştığını vurguladı. Bali, “Önümüzdeki dönemde hem net faiz marjının hem sermaye yeterliliğinin hem aktif kalitesinin bir arada korunduğu bir büyüme stratejimiz olacak. 2018 yılı için yıllık yüzde 13-14 civarında bir kredi ve mevduat büyümesi öngörüyoruz. Maddi özkaynak kârlılığımızı da yüzde 16-17 bandında tutacağız. Sermaye yeterlilik rasyosunda, yüzde 15 civarında bir oran sağlıklı olur” dedi.

Dijitalleşme…

İş Bankası’nın dijitalleşmeyle ilgili çalışmalarına da değinen Bali, “aracısızlaşma” olarak tanımladığı dijitalleşme sürecinde şu anda baş döndürücü hızda bir teknoloji devrimi yaşandığına işaret etti. Neredeyse bir insan ömründen daha kısa bir sürede yaşanan ve daha da ivmelenen bu dönüşümde, Türkiye İş Bankası’nın öncü kurum olma rolünü sürdürdüğünü belirten Bali, “Tarihsel geçmişine bakıldığında İş Bankası; ilk Bankamatik, ilk internet şubesi, ilk web tabanlı mobil bankacılık uygulaması gibi teknolojide pek çok ilki hayata geçiren bir kurum… Nasıl ki kuruluşundan bu yana bankacılık faaliyetlerinin ötesinde hep daha fazlasını yaptıysa, müşterilerinin teknolojinin getirdiği kolaylık ve hızdan faydalanması, tüm iş yapış süreçlerinin buna adapte edilmesi, sağlam ve güçlü bir şekilde varlık göstererek öncü konumunun pekiştirilmesi için bu dönüşümü gerçekleştiriyor” diye konuştu.

Yöneticilerin tek sorumluğunun cari gündemleri, bilançoları doğru yönetmekle sınırlı olmadığının altını çizen Adnan Bali, “Küresel ekonomideki paradigmaları değiştirecek şekilde dünyanın hızla dijitalleştiği ve teknolojik yeniliklerin şekillendirdiği günümüzde, hiçbir kurumun trendlerin gerisinde kalmak gibi bir lüksü olamaz” dedi.

“Artık ‘normal iyi’ insanlara yetmiyor, kararları değiştirmiyor”

Teknolojik dönüşümün, çok daha taraflı ve sadece kurumun kendi kontrolünde olmayan bir şekilde ilerlediğine dikkat çeken Bali, “Müşterilerimiz, iş ortaklarımız, çalışanlarımız ve iş modellerimize taraf olan her unsur dönüşüm sürecini tetikliyor. Son dönemde yaygınlaşan mobil teknolojiler, büyük veri, yapay zekâ çözümleri bankacılık sektörünü de etkiliyor. Bankacılık faaliyetlerinin dijitalleşmesi; etkin müşteri ilişkileri, kişiselleşen ürün ve hizmetler, yüksek verimli operasyonlar, bankacılık faaliyetlerinin yaygınlaştırılması gibi pek çok alanda fırsatlar sunuyor. Artık ‘normal iyi’ insanlara yetmiyor, tüketici kararlarını değiştirmiyor. Müşteri, artık kendisine özel davranılmasını istiyor” şeklinde konuştu.

İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, dijital çağda yeni fırsatlar, yeni işbirlikleri yaratmanın, girişimcilik dünyasını desteklemenin bu konudaki vizyonlarının bir parçası olduğunu ifade etti. Bu çerçevede 2016 yılında, Silikon Vadisi’nde, Bankanın teknoloji iştiraki SoftTech’e bağlı Maxitech adlı şirketi kurduklarını hatırlatan Bali, şöyle devam etti: “Böylelikle dünyanın en önemli girişimcilik ekosistemindeki yeni oluşum ve teknolojilerle ilgili gelişmeleri takip ederek, işbirliği fırsatlarını değerlendiriyoruz. Ayrıca sektördeki öncü konumumuzu pekiştirecek şekilde; yapay zekâ örneklerini, iş akitlerini, endüstrilerini enteresan şekilde etkileyecek olan yazılımları, robotik endüstrileri yerinde görüp, yakından izliyoruz. O bölgedeki bütün atmosferi, iklimi ve inovatif kültürü sonuna kadar hissedecek şekilde çalışıyoruz. Silikon Vadisi’nden sonra ayrıca Çin ve Londra’da da inovasyon merkezleri açacağız. Londra’yı bu konuda önemli teşvikler getirdiği için, Çin’i ise teknolojiyi çok çabuk yaygınlaştıran, hızla çoğaltabilen bir ülke olduğu için seçtik.”

Günümüzde siber ve fiziki saldırılar dahil verinin korunmasının büyük önem taşıdığının altını çizen Bali, buna yönelik olarak, İş Bankası tarihinin en büyük altyapı projesi olan ve aldığı ödül ile çağdaş standartların üzerinde olduğunu tescilleyen Atlas Veri Merkezi’ni hayata geçirdiklerini hatırlattı.

“Teknolojiyi insanın yerine değil yanına konumlandırıyoruz”  

Adnan Bali, şubelerde de dijitalleşmeye yönelik çalışmalar yürüttüklerini, yeni şube modelinde fiziki tasarımların ve iş yapış biçimlerinin değiştiğini söyledi.

Teknolojiyi insanın yerine değil yanına konumlandıran bir anlayış ile hareket ettiklerini, şubeleşme ve dijital bankacılığı birbirinin alternatifi olarak görmediklerini vurgulayan Bali, şöyle konuştu: “6.500 civarında Bankamatiğimiz var. 19 bin çalışana denk gelen bu Bankamatikleri devreye aldığımızda, istihdamımız azalmadı, tam tersine arttı. Bankacılık sektöründe istihdamın eski hızında artmasını beklemek gerçekçi olmaz. Hatta birçok ülke örneğinde ve ülkemizde bu gerekçe ile istihdam azalışları görüyoruz. Ancak İş Bankası’nda böyle bir durum söz konusu değil. Rollerin, dijitalleşme ve teknolojik yeniliklerle birlikte değişebileceğini öngörüyoruz. Bu, istihdamımızda bir azalma değil, iş modellerimizin değişimi çerçevesinde çalışanlarımızın yeni yetkinlikler kazanmasını beraberinde getirecektir.”