RÖPORTAJ — 4 Aralık 2018 at 14:26

ALBARAKA TÜRK KATILIM BANKASI GENEL MÜDÜRÜ MELİKŞAH UTKU: İHRACATÇI VE İTHALATÇILARIMIZA OLAN DESTEĞİMİZİ ARTIRACAĞIZ!

 

Kur etkisiyle son zamanlarda ihracat verilerinde ciddi bir ivme yakalandığını söyleyen Albaraka Türk Katılım Bankası Genel Müdürü Melikşah Utku, “Bu noktada banka olarak temel hedeflerimizden biri dış ticarete yoğunlaşmak ve Türkiye’de birçok bankaya göre avantajlı konumda olduğumuz ülkelerle ticarette payımızı artırmak istiyoruz. Hâlihazırda geniş olan muhabir ağımızı daha da güçlendirmeyi ve ihracatçı ve ithalatçılarımıza olan desteğimizi artırmayı hedefliyoruz” dedi.

 

Son 15 yılda katılım bankaları sektörün üzerinde bir büyüme performansıyla yoluna emin adımlarla devam etmektedir. 2005’ten bu yana katılım bankacılığı yıllık % 27’nin üzerinde bir büyümeyle sektördeki pazar payını %5 civarına çıkardı. Katılım bankaları, 2018 Ağustos ayında aktiflerini 2017 yıl sonuna göre %40 artırarak 223 milyar TL’lik aktif büyüklüğüne ulaştı. Geçen seneye göre katılım bankalarının kullandırdığı fon hacmi %40’a yakın büyümeyle 133 milyar TL’yi aşmış durumda. Ayrıca katılım bankalarının toplam şube sayısı da 2017 sonu itibariyle binin üzerine çıkmış durumda,  personel sayısı ise 15 bini geçti. Her geçen yıl bahsi geçen rakamların istikrarlı bir şekilde büyüyor olması, katılım bankalarının Türkiye’deki gelişimi açısından gayet umut verici bir durum.

 

Katılım bankacılığının Türkiye’de gelişim süreci ve ekonomik kalkınmaya katkısı nedir?

Türkiye’de katılım bankacılığının tarihi özel finans kurumlarının kuruluşuyla başlamış olup bundan yaklaşık 35 yıl öncesine dayanmaktadır. Bu süreçte Türkiye’nin ilk katılım bankası da 1984 yılında kurulan Albaraka Türk olmuştur. İlk zamanlar elbette bazı zorluklarla karşılaşılmıştır. Ülke ekonomimizin de çalkantılı yıllarına denk gelen ilk kuruluş yılları, katılım bankacılığının krizlere karşı sağlam yapısını kanıtlamasına vesile olmuştur. Devamında yapılan yasal düzenlemeler ve çeşitli desteklerle sektör bugünkü seviyelerine gelmiştir. Son 15 yılda muazzam bir gelişme göstermiş, üstelik bu başarıyı sektörden ayrılan aktörlere rağmen gerçekleştirmiştir. Şu an geldiğimiz noktada ciddi manada kurumsallaşmış, alanında uzman yetişmiş işgücüne sahip, derinlikli ve akılcı yeni çözümler üreten, ülkemiz ve İslami bankacılık açısından önemli bir değer üretilmiştir.

 

Esasında, katılım bankacılığı yeni bir model, yeni bir arayış sonucu ortaya çıkmış bir sistemdir. Çoğulcu, paylaşıma dayalı; ancak aynı zamanda bireyi ve rekabeti önemseyen, reel ekonomiyi destekleyen bir anlayış. Çalışma prensibimiz gereği biz geleneksel bankalardan farklı olarak, doğrudan reel ekonomiyi finanse ediyoruz. Tabiatıyla, reel sektörün ihtiyaç duyduğu ürün veya hizmete yönelik finansman sağladığımız için gerçek bir ticari faaliyete destek oluyoruz. Böylece ticari hayatın canlandırılması ve kayıt dışı ekonominin sınırlandırılmasına önemli ölçüde katkı sağlamakla birlikte değer üretme kapasitesi sınırlı, salt finansal işlemlerden uzak duruyoruz. Ayrıca faiz hassasiyetinden ötürü ekonomik sisteme dâhil olmayan ve atıl halde kalan sermayeyi faizsizlik prensipleri çerçevesinde etkin bir şekilde yöneterek önemli bir boşluğu doldurmuş oluyoruz. Yastık altı olarak adlandırdığımız atıl sermayenin finansal sisteme dâhil edilip yatırımların ve ihtiyaçların finansmanında kullanılması gerek tasarruf sahipleri açısından gerekse ülke ekonomisi açısından büyük kazanç oluşturuyor. Nitekim atıl birikim denilince ilk akla gelen altın bankacılığında bugün katılım bankaları çok önemli bir rol üstlenmiş, yastık altındaki altınların ekonomimize kazandırılmasında ciddi katkısı olmuştur. Altın bankacılığında katılım bankaları yaklaşık yüzde 20’lik bir pazar payına sahip. Sektörden alınan payın yüzde 5 olduğunu göz önünde bulundurunca bu rakam daha anlamlı hale geliyor.

 

Bunun yanında özellikle Körfez sermayesinin ülkemizde değerlendirilmesi açısından da önemli bir konuma sahibiz. Katılım bankaları olarak Ortadoğu ve Afrika ülkeleri ile güçlü bağlarımız var. Oradaki yatırımcıların sermayelerini değerlendirme noktasında ülkemize ciddi manada ilgi göstermelerinin neticesinde, Katılım bankaları kanalıyla ülkemize fon akışı sağlanmakta. Böylece finansman kaynağı noktasında önemli bir kanal görevi görmekteyiz. Önümüzdeki dönemde de bu paylaşımcı ve reel ekonomiyi destekleyici anlayışın daha da yaygınlaşmasını sağlayarak katılım bankacılığını layık olduğu noktaya emin adımlarla ve elbirliği ile taşıyacağız.

 

Öte yandan özellikle son 15 yılda katılım bankaları sektörün üzerinde bir büyüme performansıyla yoluna emin adımlarla devam etmektedir. 2005’ten bu yana katılım bankacılığı yıllık % 27’nin üzerinde bir büyümeyle sektördeki pazar payını %5 civarına çıkardı. Katılım bankaları, 2018 Ağustos ayında aktiflerini 2017 yıl sonuna göre %40 artırarak 223 milyar TL’lik aktif büyüklüğüne ulaştı. Geçen seneye göre katılım bankalarının kullandırdığı fon hacmi %40’a yakın büyümeyle 133 milyar TL’yi aşmış durumda. Ayrıca katılım bankalarının toplam şube sayısı da 2017 sonu itibariyle binin üzerine çıkmış durumda,  personel sayısı ise 15 bini geçti. Her geçen yıl bahsi geçen rakamların istikrarlı bir şekilde büyüyor olması, katılım bankalarının Türkiye’deki gelişimi açısından gayet umut verici bir durum.

 

Albaraka Türk’ün katılım bankacılığı alanındaki yeri hakkında bilgi verir misiniz?

Türkiye’deki ilk kurulan katılım bankası olarak Albaraka Türk, Türkiye’de katılım bankacılığının yerleşmesi ve gelişmesi için her zaman lokomotif bir güç olmuş, sektörde birçok yeniliğe ve başarıya imza atarak katılım bankacılığındaki öncü rolünü yıllar boyunca sürdürmüştür. Hâlihazırda sektörde yüzde 21’lik pazar payına sahip bankamız, kurulduğu günden bu yana katılım bankacılığının Türkiye’de amiral gemisi olmuştur. Yine aynı şekilde kullandırılan ve toplanan fonlarda ise pazar payımız %22 civarında. Fakat biz sadece finansallarımızla değil ürün ve hizmet kalitemizle katılım bankacılığının vizyonuna ve misyonuna katkıda bulunuyoruz. Tecrübesi ve hizmet kalitesi ile her geçen gün müşteri kitlesini büyüten bankamızın, katılım bankacılığının bugünlere ulaşmasında önemli katkıları olmuştur.

 

Kurulduğumuz günden bu yana ülkemiz reel sektörünün en büyük destekçilerinden olduk. Konvansiyonel bankaların mudilerden topladığı fonları finansal piyasalarda çeşitli enstrümanlarla değerlendirmeyi tercih edip, nispeten reel sektörde temkinli davrandığı yıllarda bile Albaraka Türk olarak KOBİ’lerimize, esnafımıza, üreticimize, sanayicimize hep destek tam destek olduk, olmaya devam ediyoruz.

 

Albaraka Türk olarak, bağlı olduğumuz Albaraka Bankacılık Grubu’ndan aldığımız birikim ve tecrübeyle Türk sanayicisine, ihracatçısına, üreticisine dünyaya açılmaları noktasında destek oluyor, 35 yıllık tecrübemizle her türlü dış ticaret işlemlerinde yardımcı oluyoruz. Özellikle, Körfez, Orta Doğu ve Kuzey Afrika coğrafyalarında geniş muhabir ağımızla üreticimizin ihtiyaç beklentilerine karşılık vermeye gayret ediyoruz.  Sadece Müslüman coğrafyayla sınırlı kalmayıp özellikle Avrupa’da yeni atılımlar atma hedefindeyiz. Nitekim şu an Avrupa’ya da yelken açmış durumdayız. Avrupa’nın ilk faizsiz dijital bankacılık platformunu hizmete sunduk. İlk aşamada Almanya’daki Müslüman nüfus için hizmete aldığımız insha, Avrupa’nın tamamına yakın zamanda yayılacak. Teknolojinin ve inovasyonun bankacılığın artık çok önemli bir unsuru olduğunun bilincinde olarak, “dünyanın en iyi katılım bankası olma” vizyonuyla bu yönde yatırımlarımıza hız vererek devam edeceğiz. Nitekim Albaraka Türk’ün, Islamic Finance News dergisi (IFN) tarafından “Türkiye’nin En İyi Katılım Bankası” seçilmesi bu yönde atılan adımların ve çabaların meyvelerinden birisidir. Teknoloji ve dijital dünyadaki trendleri bankamıza uyarlayarak ülkemizde hatta dünyada katılım bankacılığının öncülüğünü yapma hedefi doğrultusunda çalışıyoruz.

 

Faizsiz dijital bankacılık hizmetlerinizden bahseder misiniz?

Dijitalleşmenin bir trend olmaktan öte bir zorunluluk olduğu düşüncesiyle, sürdürülebilir bir dijital transformasyon süreci için çaba sarf ediyoruz. Müşterilerimizin yepyeni ihtiyaçları olduğunun farkında olarak, onlara yeni iş modelleriyle ürün ve hizmetleri sunmak ve tercih edilen küresel bir dijital marka olmak istiyoruz. Bu çerçevede dünyadaki dijitalleşme gelişmelerini, finansal teknolojilerin müşteri odaklı hayatı kolaylaştıran, bankalar içinse önemli bir maliyet optimizasyonu sağlayan iş modellerini yakından takip ediyoruz. Fintechler de bu noktada birer potansiyel işbirliği partneri olarak elbette radarımızda. Yaptığımız saha araştırmaları ve veri analizleri neticesinde İslami bir dijital banka platformu kurmanın hem dijitalleşme stratejimiz için hem de fintechlerle sağlıklı işbirlikleri kurma hedefimiz açısından iyi bir adım olduğunu düşünüyoruz. Bu düşüncelerle, Almanya’da 2017 yılının en iyi fintechi seçilen Solarisbank ile yaptığımız görüşmeler ve çalıştaylar sonucunda tüm dünyaya örnek bir işbirliği kurduk. Büyük bir banka ile bir fintech firmasının tüm sektöre örnek olacak bu çalışması neticesinde insha’yı oluşturduk.

 

Özellikle Avrupa’da yaşayan Türklere yönelik tanıtım ve pazarlamaya yönelik çalışmalarımıza hız vermiş durumdayız. Almanya’da yaşayan Türklerin sayısının yaklaşık 3 milyon olduğu tahmin ediliyor. Bu rakamın tüm Avrupa için 5 milyon civarında olması potansiyel müşteri ağımızın ne kadar geniş olduğunu gösteriyor. Bu rakamı bir de Avrupa’da yaşayan tüm Müslümanlar olarak ele alırsak ne kadar büyük bir kitleye hitap ettiğimizi görmüş oluruz.  Yapacağımız yeni hizmet eklemeleriyle insha’yı sadece bankacılık platformu değil, Müslümanlar için ideal bir yol arkadaşı haline getireceğiz. İlk fazda sadece Almanya’da başlayan bu serüvenimizi, Müslümanların çoğunlukla yaşadığı birçok Avrupa ülkesinde hayata geçirmeyi hedefliyoruz.

 

Reel sektör kapsamında KOBİ’lere yönelik destekleriniz nelerdir?

Ülkemizdeki mevcut işletmelerin yaklaşık yüzde 99’unu oluşturan KOBİ’ler, toplam istihdamın yaklaşık olarak %75’ini, toplam ihracatın ise % 60’ını gerçekleştirmektedir. Ekonomimizde asıl yükü üstlenen, her yönüyle desteklenmesi gereken ama finansmana ulaşım noktasında da en çok sıkıntı yaşan kesim KOBİ’lerdir. Ülke ekonomimizde görece istikrarın sağlandığı son 15 yılda KOBİ’lerimizin sorunlarına çözüm bulma ve büyümelerine destek olma noktasında çok önemli mesafe kat edildi. Önceleri bankacılık sektörü ekonomimizdeki kronik sorunların ve istikrarsızlığın etkisinde KOBİ’lere yönelik çekimser davranmış ve topladığı fonları daha çok finans ve sermaye piyasalarında değerlendirmiştir. O dönemlerde dahi katılım bankaları reel sektörün, dolayısıyla KOBİ’lerin hep yanında olmuş, odak noktası olarak KOBİ’leri belirlemişlerdir.

 

Çalışma prensibi ve iş modelleri gereği katılım bankaları, reel sektörde ticarete konu bir alım satım işlemini finanse ederler. Tabiatıyla, KOBİ’ler ile katılım bankaları arasında kendiliğinden oluşan potansiyel bir ortaklık ilişkisi olduğunu söyleyebiliriz. Reel sektörün önemli bir paydaşı olan KOBİ’lerimizi, katılım bankacılığının varlık temelli finansman anlayışının önemli bir partneri olarak değerlendiriyoruz. Bunun dışında katılım bankacılığının kullandırdığı fonların amacı dışında kullanılmasını önleme gibi bir fonksiyonu bulunmaktadır. KOBİ’lere sağlanan finansmanı fatura bazlı ticarete konu bir malı veya hizmeti fonlama şeklinde yaparak, paranın reel sektörde kayıt altına alınmış bir alışverişte kullanılmasını temin etmiş oluyoruz. Bu yönüyle hem devletimizin vergi gelirlerine katkıda bulunmuş oluyor, hem de fonlarımızın prensiplerimize aykırı toplum yararını zedeleyici sektörlerde kullanılmasının önüne geçmiş oluyoruz.

 

Bankamızın stratejik hedeflerimiz doğrultusunda ülke ekonomimiz temel yapıtaşı olan KOBİ’lere özellikle yoğunlaşmaya gayret ediyoruz. Esasen KOBİ’ler Albaraka Türk’ün kurulduğu günden bugüne en önemli paydaşıdır, yoldaşıdır. Nitekim 2018 ilk yarı itibariyle, kullandırdığımız kredilerin yaklaşık yarısını KOBİ’lerimizi desteklemek üzere kullandık. Bu oranı bankacılık sektöründe %27 civarında görüyoruz. Toplam portföyümüz içinde KOBİ’lerin payını daha da artırmayı hedefliyoruz. Yeni müşteriler kazanarak müşteri tabanımızı genişletmeyi ve banka olarak yoğunlaşmamızı tabana yaymayı hedefliyoruz. Nitekim her geçen gün KOBİ ve bireysel tarafta büyümeye devam ediyoruz. Albaraka olarak biz esnafımızın, üreticimizin ülkemiz için öneminin ve ihtiyaçlarının farkındayız. Bu anlamda kendimizi KOBİ’lerin ihtiyaçları karşılama noktasında sürekli geliştiriyoruz. KOBİ’mize özel, hangi ürüne hangi hizmete ihtiyacı varsa kişiselleştirilmiş, şahsına özelleştirilmiş paketlerimizle hizmet ediyoruz. Özellikle dijital bankacılık uygulamalarına penetrasyonları için özel gayret gösteriyoruz. Bu ay içinde kullanıma sunduğumuz yeni mobil platformumuzu KOBİ’lerimizin dijital ihtiyaçlarını gözeterek dizayn ettik. Zengin işlem setine sahip ve çok daha kullanıcı dostu, yalın bir uygulama geliştirdik. KOBİ’lerimizle yola devam etmekten, onlara yoldaş olmaktan, dertleriyle sıkıntılarıyla hemhal olup onları desteklemekten vazgeçemeyecek, emin adımlarla yolumuza devam edeceğiz.

 

Güncel kampanyalarınız ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Albaraka olarak ürün ve hizmet çeşitliliğimizi; müşteri beklenti ve ihtiyaçları doğrultusunda kampanyalar geliştirerek zenginleştiriyoruz. Özellikle müşterilerimizin ve bilhassa KOBİ’lerin dijitale penetrasyonunu hızlandırmak amacıyla mobil uygulama ve internet bankacılığını özendirici kampanyalar geliştiriyoruz. Bu kampanyalarda, kredi kartına ek puanlar, hediye ödüller vb. ek teşviklerle müşterilerimizi dijital kanallara yönlendirmek istiyoruz.

 

Kısa zamanda uygulamaya alacağımız Gençlik Bankacılığı ile gençlerimizin yeni nesil birçok ihtiyacına yönelik çeşitli kampanyalar düzenleyeceğiz. Kampanyalarımızı her geçen gün yenileri ile zenginleştirmeye gayret ediyoruz.

 

Öte yandan Türkiye’nin en büyük gayrimenkul portföy yöneticisi durumunda olan Albaraka Portföy şu an 1,2 milyar TL’lik bir fon büyüklüğüne ulaşmış durumda. Borsaya kote olan ilk gayrimenkul yatırım şirketi olarak yatırımcılara fon yönetimin dışında yatırım danışmanlığı ve portföy yönetim hizmetleri gibi hizmetler vermek için de çalışmalarımız devam ediyor. Elimizdeki gayrimenkullerin satılması noktasında proje sahibi firmalarla ortak pazarlama çalışmalarına hız vermiş durumdayız. Son dönemde döviz kurlarında meydana gelen dalgalanmalar sonucu özellikle gayrimenkul tarafı tüm yabancı müşteriler için ciddi cazibe alanı oldu. Geniş yabancı müşteri portföyümüzle konutların satımına yönelik çeşitli kampanyalarımız mevcut. Özellikle ipotekli satışları noktasında cazip fiyatlar ve oranlarla insanımızın daire sahibi olma hayallerine destek veriyoruz.

 

Yabancı sermayeyi Türkiye’ye çekme noktasındaki çalışmalarınızdan da bahseder misiniz?

Bağlı olduğumuz Albaraka Bankacılık Grubunun da imkânlarıyla özellikle Körfez yatırımcılarının birikimlerini ülkemizde değerlendirmeleri amacıyla üst düzey yöneticilerimiz ilgili ülkelere sürekli seyahatler yapmakta; fonların ülke ekonomimize kazandırılması için gece gündüz demeden çalışmaktadır. Her yıl düzenli periyotlarla yatırımcı buluşmaları gerçekleştiriyoruz. Ülkemizdeki makroekonomik gelişmeler ve sermaye piyasalarının analizi ve bankamızın finansallarının değerlendirildiği bu toplantıları özellikle yabancı sermayenin bilinçlendirilmesi amacıyla önemli buluyorum. Onun yanında, yurtdışında düzenlenen finans ve ekonomi toplantılarına katılarak ve hem ülkemizi, hem bankamızı ve bunun yanında Türkiye’de ve dünyada İslami Bankacılığı yabancılara anlatmak için bilhassa gayretliyiz. Ekim ayında IMF’in Bali’deki toplantısına katıldık. Çok verimli birebir toplantılar gerçekleştirdik, panellere katıldık. Bu toplantılarda da gözlemlediğimiz önemli bir husus, ülkemize olan ilgi alaka had safhada; ama bilgi eksikliği ve kara propaganda neticesinde ülkemiz üzerinde bazı “ama”lar oluşturulmuş. Bu soru işaretlerinin giderilmesi adına Albaraka Türk olarak gerek Körfez sermayesi gerekse Avrupa’daki finans çevreleriyle düzenli olarak bir araya geliyor, ülkemizin ve bankamızın durumunu, yatırım fırsatlarını detaylı bir şekilde anlatıyoruz. Buradan tüm bankacılık sektörümüze de bir çağrıda bulunmak istiyorum. Bu tarz yurtdışı toplantılara maksimum katılım göstermeliyiz. Özellikle ülkemizin geçtiği bu zor zamanlarda bu şekilde bilgilendirmelerin yatırımcılar açısından önemi büyük. FED’in bilanço küçültme hamleleri ve kademeli faiz artışlarıyla birlikte ülkemizin de arasında bulunduğu gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülkelere doğru bir sermaye akışının olduğu bilinen bir durum. Merkez bankasının bu yönde aldığı sıkılaşma hamlelerinin ve Hazine tahvilleri ile birlikte bankaların ihraç ettikleri tahvil ve sukuk ihraçlarında ciddi getiri fırsatı mevcut. İşte bütün bu gelişmelerin yatırımcıya aktarılması lazım. Belirli gerekçelerle ülkemize çekimser kalan yatırımcıya hem ülke ekonomisi hem de piyasalar derinlemesine anlatılmalı. Bu yönde geliştirilecek çok yönümüz olduğunu düşünüyorum.

 

Girişimcilere sunduğunuz imkânlar nelerdir?

Girişimcilik birçok ihtiyacı olan bir ekosistem işi. Çok zorlu bir gelişme ve büyüme süreci var. Tek başınıza böyle çetin bir atmosferde ayakta kalmanız çok olası değil. Girişimcilerin danışmanlık hizmeti alabileceği, fikir paylaşımında bulunabileceği, ürünlerini test edip deneyebilecekleri bir merkezin olması hayati bir öneme sahip. Albaraka Türk olarak girişimcilik ruhunu hem ülkemiz hem de kurumumuz için bir yapıtaşı haline getirmek için elimizden gelen gayreti gösterdik. Bu bilinçle 2017 yılında girişimcileri desteklemek amacıyla startup gelişme ve hızlandırma merkezimiz olan Albaraka Garaj’ı kurduk. Garaj’ın ayırıcı özelliği ise dünyada katılım bankaları arasında kurulan ilk kuluçka merkezi olmasıdır. Katılım bankacılığında birçok ilke imza atan Bankamızın bu alanda da liderlik ediyor olması bizi heyecanlandırıyor.

 

Albaraka Garaj programı dâhilinde sunulan desteklerin tamamı karşılıksız olarak veriyoruz. Genel Müdürlük binamızda ücretsiz ofis imkânımız mevcut. 12 ay boyunca ücretsiz çalışma imkânları buluyorlar. Başvuru değerlendirmeleri sonucu kabul alan startupları özel hazırlanan program kapsamında 72 saatlik hızlandırılmış bir eğitime tabi tutuyoruz. Bu programımızı başarıyla tamamlayan girişimcilere 50 bin TL hibe temin ediliyor. Tüm program katılımcılarına başta Albaraka Türk üst düzey yöneticileri olmak üzere sektör liderleri ve tecrübeli girişimciler tarafından mentorlük hizmeti sağlıyoruz. Devlet desteklerinden fikri haklara kadar ihtiyaç duydukları her noktada danışmanlık hizmeti sunuyoruz. Albaraka Türk ile işbirliği halinde üst düzey yatırımcılara erişim olanağı ve sonrasında müşterilerimize birebir pazarlama imkânları sunuyoruz. Türkiye’de girişimlerin bir heyecanla başlayıp sonunun getirilememesinin altında yatan tüm sebeplere odaklandık ve startupların nelere ihtiyaçları olduğunu tam anlamıyla kavradık. Programımızı bu doğrultuda dizayn ettik. O açıdan hemen her ihtiyaçlarına karşılık verebildiğimizi gururla söylemek istiyorum.

 

Ayrıca bu yıl kurulan Albaraka Girişim Sermayesi Fonu ile Albaraka Garaj dışındaki girişimlere de yatırım yapılmaya başlanacak. Öncelikli hedeflerimizden birisi Albaraka Garaj’ı Türkiye’nin girişimcilik ekosisteminde önemli bir yapıtaşı ve referans noktası haline getirmek. Yurt içinden olduğu gibi yurtdışı taleplerine de cevap verebilir hale gelme noktasında, farklı modeller üzerinde çalışmaya devam ediyoruz. Garaja olan bu büyük ilgi ve alakanın devam etmesi durumunda her yıl daha da fazla startupa ulaşacağımıza olan inancım tam.

 

2018 yılı sonu itibariyle finansal hedefleriniz hakkında bilgi verir misiniz?

2018 yılında Albaraka Türk olarak sektör ortalamalarına paralel büyüme bekliyoruz. Risklerimizde dengeli bir yönetim ve temel stratejimiz olan müşteri tabanımızı genişletme üzerine odaklanacağız. Öte yandan, stratejik segment olarak belirlediğimiz KOBİ’lerimize yoğunlaşmaya ve reel ekonominin temel yapıtaşı KOBİ’lere destek olmayı sürdüreceğiz. Tüm sektör açısından ise ülkemizin yaşadığı bir takım ekonomik sıkıntılara rağmen sektörünün sağlam altyapısı ve dinamik yapısının bu dalgalı ortamın atlatılmasında bize destek olacağını düşünüyorum. Kur baskısıyla artan üretici maliyetlerinin yurt içi fiyatlara yukarı yönlü bir etki ile Merkez bankasının sıkı para politikası neticesinde iç talepte meydana gelecek daralmanın dış ticaret, özellikle ihracat tarafında bize kamçı olması gerekir. Kur etkisiyle son zamanlarda ihracat verilerimizde ciddi bir ivme yakalandı. Bu noktada banka olarak temel hedeflerimizden biri dış ticarete yoğunlaşmak ve Türkiye’de birçok bankaya göre avantajlı konumda olduğumuz ülkelerle ticarette payımızı artırmak istiyoruz. Hâlihazırda geniş olan muhabir ağımızı daha da güçlendirmeyi ve ihracatçı ve ithalatçılarımıza olan desteğimizi artırmayı hedefliyoruz.