RÖPORTAJ — 4 Aralık 2018 at 14:38

İNOKSAN YÖNETİM KURULU BAŞKANI VEHBİ VARLIK: İHRACAT SEFERBERLİĞİ BAŞLATACAĞIZ!

 

İç pazardaki daralmaya rağmen 2018 hedeflerini tutturacaklarını dile getiren İnoksan Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi Varlık, önümüzdeki dönemde iç talep kaynaklı daralmanın devam edeceğini öngördüklerini söyledi. Vehbi Varlık, 2019 yılı için stratejilerini şu sözlerle aktardı: “Türkiye’nin şartları bizi ve tüm firmaları ihracata mecbur ediyor. Bir ihracat departmanımız var ama üst yönetim olarak hepimiz ihracat seferberliği başlatacağız.”

 

Endüstriyel Mutfak sektörünün teknoloji lideri İnoksan Ekim ayında düzenlenen Hostech-23. Uluslararası Otel, Restoran, Kafe, Pastane Ekipmanları ve Teknolojileri Fuarı’nda büyük ilgi gören firmalardan birisiydi. Fuarı çok başarılı ve verimli geçirdiklerini ifade eden İnoksan Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi Varlık ile endüstriyel mutfak sektörünün son durumunu ve İnoksan’ın hedeflerini konuştuk.

 

Ekonomide zorlu bir dönem geçiriyoruz. Bu ortamda şirketlerde sürdürülebilirlik hayati önem arz ediyor. Bu bağlamda Türkiye’de aile şirketlerinin devamlılığı ve kurumsallaşması konusunda düşüncelerinizi alarak söyleşiye başlamak isteriz…

Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri aile şirketlerinin uzun ömürlü hale gelmesidir. Yapılan bir araştırmaya göre Türkiye’deki şirketlerin yüzde 95’i aile şirketi. Bunların yüzde 70’i birinci nesil yönetimdeyken yok oluyor, yüzde 30’u hayatta kalıyor. İkinci nesle yüzde 10’u, üçüncü nesle yüzde 2’si-3’ü kalıyor. İnanılmaz bir israf göz göre göre. Bunun temelinde kurumsallaşma eksikliği var. Bireysel aile yönetimiyle işletme yönetimini karıştırmışız. Ailede tek adam veya ailenin reisi ne derse odur anlayışı küçük işletmeler için çok doğru bir yöntem. Ama şirketler büyüyünce bu yöntem işe yaramıyor. Doğru zamanda kurumsallaşmalıyım diyebilmek kolay değil. Kurumsallaşma demek bütün yetki ve sorumlulukların dağıtılması, profesyonel yönetime ve denetime geçmek demektir. Koltuğu terk etmeme ısrarı, şirketi gelecek nesle bırakma konusundaki isteksizlik şirketlerin sürdürülebilirliğini tehlikeye sokuyor. Bu koşullarda yeni nesil şirkete ve işe yeterince ilgi göstermiyor, sorumluluk almıyor. Zamanla kendilerine yeni yol çiziyorlar. Türkiye’de bu yanlışı yapan çok sayıda aile şirketi var. Günümüzde genç nesiller iyi eğitimli ve marka vizyonuna sahipler. Babalarından yönetimini devraldıkları şirketleri çok daha hızlı geliştiriyorlar. Son yıllarda sivil toplum kuruluşları nezdinde bu konuyu tartışıyoruz. Önümüzdeki yıllar güzel olacak ama devletin de aile şirketlerine eğilmesi lazım. Bunların korunması, heba olmaması lazım. Bu şirketlerin yok olması aynı zamanda vergi kaybı, işgücü kaybı, ihracat kaybı demek.

 

Bir de işletmeler içinde eğitim sorunu var…

Dünyada milli eğitim bakanlığı olmayan hükümet var mıdır? Yoktur. Ama Türkiye’de işletmelerin yüzde 95’inde eğitim departmanı yoktur. İK (İnsan Kaynakları) departmanları var ama işletme içi eğitim açısından yeterli bir kavram değil. Eğitim ülkenin en temel sorunu. Kaliteli eğitim sadece okullarda değil işletme içinde de ihtiyaç. Biz bunu kendimizce yapmaya çalışıyoruz ama bundan sorumlu bir bakanlığın olması lazım. En önemlisi bu konuda milli bilinç oluşturmamız lazım. Milli derken ülke adına, birlikte Türkiye’yi geliştireceğiz. İşçi, işveren herkes bir arada dünyaya kafa tutacağız. Bu heyecanı anlatabilmek, paylaşabilmek lazım.

 

Ekonomik kriz sürecinde yazacağımız yeni hikaye ne olmalı size göre?

Geçenlerde Sayın Cumhurbaşkanı savunma sektörü ile ilgili konuşurken “ekonomik kurtuluş savaşı” şeklinde bir ifade kullandı. Bu ifade ekonominin içinde bulunduğu zor durumun bir ifadesiydi. Bu ifade halkımızı motive etmese de insanları topyekün yeni bir hikayenin içine katmak. Bu tabii ki yukarıdan başlıyor. İşletme liderleri, sanayi odası liderleri, SİAD liderleri, TOBB vs. ağız birliğiyle, hep beraber aynı ruhla hareket etmemiz lazım. Millet hakikaten şu an endişe içinde. İşte bu endişeyi heyecana dönüştürmek lazım. Böyle bir hikaye gerçekten birlik-beraberlik hikayesini de yaratacaktır. Böyle bir mücadele kurtuluş savaşı mantığında bizi birbirimize yaklaştırır.

 

Ülkenin rotası nedir sizce şu an?

Türkiye’nin gerçekten milli bir rotası yok. Türkiye, ekonominin iyi olduğu, insanların mutlu olduğu bir hikaye ile böyle bir rotaya girebilir. Bizim ihtiyaçlarımız farklı. Çalışanların yükselen enflasyon karşısında geçim sıkıntısı çektiği, işletmelerin hayatta kalma mücadelesi verdiği bir dönemde hayali hedefler halkı ilgilendirmiyor. Dolayısıyla ülkenin gerçek rotası ekonominin iyileşmesine ve güçlenmesine çevrilmelidir.

 

Konkordato denen gerçek iş dünyasında bir infial noktasına gelmiş durumda. Siz de bir sanayici, işadamı olarak bu duruma nasıl bakıyorsunuz?

Gördüğümüz birkaç örnekte bunu yaşadık. Maalesef suiistimal var; ortam müsait çünkü. Bu, her gün yeni isimlerle çoğalmaya başladı. Bunu durdurmaları lazım. Bu belki eskiden de oluyordu ama şimdi her gün basında, sosyal medyada gündeme taşınıyor. Sanki her gün ülke batıyormuş gibi bir algı yaratılıyor. Bu telaşe bir endişe yaratıyor ama bence en büyük sorun bankaların, uygulamalarıyla piyasaları işlemez hale getirmesidir.

 

Peki, bankalar da mı zorda?

Devletin finansa erişim sorununu çözmesi lazım. Sistemin anahtarı bankalarda. Bu sorun üretimi de ticareti de olumsuz etkiliyor. Bankaların aşırı endişeli ve aşırı temkinli hareket etmeleri, fazla teminat almaları ve neredeyse bütün işletmeleri borçlandırmaları sorunu büyütüyor. Bu durumun yarattığı olumsuz beklentileri de kırmak lazım. Çok zor bir şey ama toparlanmak lazım.

 

Peki, İnoksan yılı nasıl tamamlıyor hedefleri dahilinde?

Biz çok iyi bir yıl geçirdik. Hostech By TUSID-23. Uluslararası Otel, Restoran, Kafe, Pastane Ekipmanları ve Teknolojileri Fuarı da çok başarılı ve verimli bir fuardı. Gerçekten bol sayıda yabancı ziyaretçimiz vardı. Biz planladığımız hedefin üstündeyiz. Bizim önceden kurduğumuz bağlantılar yılı öyle bitireceğimizi gösteriyor ama son iki ayda aldığımız işler azalmaya başladı.

 

Burada ihracat mı sizi daha çok yukarı doğru taşıyor?

İhracat şu anda lokomotif durumunda. Ama iç piyasada bir daralma var. Öte yandan Turizm sektörünün önceki yıllara göre çok iyi bir yıl geçirmesi bir umut oldu. Hükümet de seçim döneminden dolayı pozitif tutum takınacaktır. Bu iki gelişme de iç piyasaya olumlu yansır.

 

Yurtdışında durum nasıl peki?

Orada iyiyiz; memnunuz. İhracat yapan herkes memnun. Türkiye’yi sürükleyen lokomotif sanayidir. Ancak sorunlarını yeterince ifade edememesi ayrı bir eksikliği. Sanayici işadamları dernekleri hiç konuşmuyor. Konuşmaktan kasıt yapıcı eleştiri yapmaktır. Bizi yönetenlerin sanayicinin ve işçinin sorunlarını duymaları lazım. Siyasiler sadece halka hitap ediyorlar. Ama sadece hitap etmekle olmaz. Tüm kesimlerin sorunlarını dinlemeleri gerekir. Dinlerlerse eminim daha sağlıklı, güzel kararlar alırlar.

 

Peki, sektörde genel hedefler tutuyor mu? 15 milyar TL’lik bir büyüklük hedefi vardı bu sene galiba…

Sektör çok başarılı. Fuarda da görme fırsatım oldu; herkes çok mutlu. Cari açığı olmayan tek sektör. Bu çok güzel bir şey. Her sektörün yapması gerektiği bizim sektörümüzün de hedeflerine kilitlenmesi lazım. Aynı ülkemizin 500 milyar dolar ihracat hedefinde olduğu gibi hükümet tarafından yapılacak yönlendirmelerle heyecanı sürdürmek ve ihracat hamlesine devam etmek lazım.

 

Teknolojiyi dahil etmede küresel firmalarla ne tür farklılıklarınız var sektör olarak baktığınızda?

Şimdi henüz dünyaya yetişmiş değiliz. Onların geçmişleri var; yüz küsur yıllık firmalar var. Ekonomileri çok güçlü, yatırımları çok büyük. Ar-Ge departmanında yüz küsur mühendis çalıştıran firmalar var. Biz de çok yol aldık, onlara çok yaklaştık. Bizde zoru başarma duygusu var. Tereciye tere satma heyecanı bizi ayakta tutuyor ama daha tam olarak onların düzeyine gelmedik. Üretemediğimiz cihazlar var. Ama üretebildiklerimizde onlarla yarışıyoruz.

 

2019 stratejiniz nedir?

Türkiye’nin şartları bizi ve tüm firmaları ihracata mecbur ediyor. Türkiye’de ticaret yapmak her anlamda zorlaştı. Fuarlara daha çok katılarak kendimizi yurtdışında daha çok temsil etmek istiyoruz. Bir ihracat departmanımız var ama üst yönetim olarak hepimiz ihracat seferberliği başlatacağız. Ancak böyle olursa başarırız. İhracatta sadece profesyonellere bırakılmayacak kadar değerli bir dönem yaşıyoruz. Yeni pazarlar var ama öncelikle mevcut pazarlarımızda üst düzey ilişkilerimizi geliştirmek ve stratejimizi oluşturmak düşüncesindeyiz.