RÖPORTAJ — 4 Aralık 2018 at 14:44

ORKA HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI SÜLEYMAN ORAKÇIOĞLU: DÜNYA 2023’TE TÜRK MARKALARINI KONUŞACAK!

 

Hazır giyim sektörünün en doğru adımlarla ilerleyen ve yüksek katma değer üreten sektörlerden biri olduğuna vurgu yapan Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, dünyanın 2023’te Türk markalarını konuşacağını dile getirdi.

 

Türk hazır giyim sektörü son yirmi yılda gösterdiği gelişimle birlikte artık dünyaya açılmaya başlayan markalara sahip. Bu markalardan üçü Orka Holding çatısı altında gelişen Damat, Tween ve D’S Damat. Bu markaların yaratıcısı ve Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, markalarıyla yakaladığı başarı kadar sektörü temsil eden kuruluşlarda da başarılı görevler yaptı. Süleyman Orakçıoğlu ile markalaşmayı ve hazır giyim sektörünün gelişimini konuştuk.

 

Malum Türkiye’de yaşanan bir ekonomik kriz var. Dünyada da ekonomik sorunlar var. Biz bu krizi ne şekilde aşabiliriz? Buradan giriş yapalım dilerseniz…

Her şeyden önce bir değerlendirme yaparken global bakmak lazım. Global dünyada korumacılığın ve milliyetçilik akımlarının giderek arttığı bir süreç ve dönem yaşıyoruz. Açıklık, şeffaflık döneminden yasaklar dönemine yavaş yavaş giriyoruz. Umarım bu süreç devam etmez. Ülke olarak kaynakları, dinamizmimizi, enerjimizi doğru kullandığımız zaman aslında aşamayacağımız hiçbir şey yok. Fakat zaman zaman biz bu enerjiyi birbirimizi yıpratmak için kullanıyoruz. Daha yapıcı olmalıyız. Bir dayanışma ve paylaşım içinde kendi fikir ayrılıklarını görüş ayrılıklarını yine ortaya koyalım. Ama bunları hiçbir zaman yıkıcı hale getirmeyelim. Yapmamız gereken en önemli şey bu. Çünkü enerjimizi birbirimize harcarsak dünyayla rekabet etmekten uzaklaşırız. İkincisi şu an yaşadığımız piyasalardaki durgunluk. Ben bunların da aşılacağını düşünüyorum ama bunun bir zaman ve para maliyeti oluyor. Döviz kurunda stabilite yakalanması olumlu bir gelişme. Fakat piyasadaki en büyük olumsuzluk faiz. Yüksek faiz yatırımların önündeki en büyük engel. Bu dönemde yatırımlara destek olacak bir faiz destek politikasının ön plana alınması lazım. Yatırımcıya yaptığı yatırım oranında bir faiz desteği verilmesi yatırımcının heyecanını artırır.

 

Diğer bir konu, firmaların KDV alacaklarıdır. KDV’nin iki farklı oranda uygulanmasından kaynaklanan bir alacağımız oluşuyor. Bu alacaklar bilançolarınızda artı görünüyor ama hiçbir şekilde bu alacağa ulaşamıyoruz. Deyim yerindeyse devleti finanse ediyoruz. Tüm vergi, sosyal sigorta ve diğer mali yükümlülüklerini yerine getiren bir firma için ek bir yük. Bu sorunun dikkate alınması lazım. Bunun çözümüyle ilgili geçtiğimiz yıl çok önemli bir çalışma yapılmıştı ama son dakikada torba yasadan çıkarıldı. Bunlar bizleri olumsuz etkileyen unsurlar. Heyecan ve enerji son derece önemli, morali artırmak son derece önemli… Biz artık dünyayla nasıl iş yapacağımızı biliyoruz. Dünyadaki rakiplerimizde yorgunluk gözlemliyoruz. Biz marka olarak bu sektörde artık İtalyan ve Fransız markalarıyla nasıl rekabet edeceğimizi biliyoruz. Dünyanın birçok yerinde kendi mağazalarımızla inanılmaz ilgi gören bir konuma geldik. Bugün İtalya’da 25 satış noktasına ulaştık. Bu yıl yurtdışında 40’ın üzerinde mağaza açtık. Yurtdışı mağaza sayımızı yılsonuna kadar 180’e çıkarmayı hedefliyoruz ki en az 10 tanesi de Aralık ayında açılacak. Haftada iki mağaza açma konumuna geldik.

 

Dışarıya açılmak da kara düzenle olmamalı aslında…

Aynen öyle. Biz bunu yaklaşık olarak 30 yıl önce başlattık. Bu birikimin sonucu olarak şu anda bu noktaya geldik. Bugünden yarına hemen sonuç almak mümkün değil. Böyle bir hayal kurarsanız bu hayal sizi gerçekten üzebilir. Türk markalarının yurtdışında şu anda 3 binin üzerinde mağaza sayısı var. Bu sayı iki yıl içinde 5 bine çıkacak. Hazır giyim sektörü dışarıda iş yapmayı öğrendi. Çevre ülkelerde de inanılmaz ilgi görmeye başladık. Hatta ülkemize turist olarak gelen insanlar bile bizim markalarımızdan alışveriş yapmayı avantaj olarak görüyor. Bu noktada artık yapılacak tek şey fizikteki anlatımıyla kütleyi hareket ettirmek için ilk ivmeyi kazandırmaktır. Bu ivmeyi ve heyecanı da faiz desteğiyle ve KDV alacaklarıyla ilgili yapılacak birtakım düzenlemelerle ortaya koymak lazım. Ondan sonrasını bize bırakın.

 

O kütleyi çevre ülkelere mi itmek lazım? Yoksa Avrupalı rakiplerin yorgunluğunu fırsata çevirmek mi lazım?

Biz İtalya, Almanya ve İspanya pazarlarında rekabetten çekinmiyoruz. Pazarda son derece etkiniz ve etkin olmaya devam edeceğiz. Ama diğer taraftan demografik farklılıklar da var. Örneğin; Almanya’da yaş ortalaması 49 ama bulunduğumuz coğrafyada yaş ortalaması 25 seviyesinde. Genç ve yetişkin tüketiciyi hedef aldığınız zaman bunun karşılığını almak mümkün. Ayrıca o ülkelerde insanların tercihleri çok farklı olabiliyor. Kendimiz için söylemiyorum ama her markanın başarılı olması mümkün değil. Biz çok büyük ilgi görüyoruz. Çünkü biz kaliteyi, inovasyonu, tasarımı en iyi şekilde yapıyor ve sunuyoruz ki bunlar vazgeçilmezlerdir. Fakat ürünlerimizi de ulaşılabilir fiyata sunuyoruz. Biz dünyayı ikiye ayırmış durumdayız kendi sektörümüzde. Bir tarafta fiyatlarıyla ulaşılamayan hayal markalar var. İnsanlar artık bir çuval dolusu para harcayarak hayal markalardan ürün satın almak istemiyorlar. Diğer taraftan da fast food konseptinde olduğu gibi bir fast fashion konseptinde adeta üniforma gibi dünyada birçok insanın giydiği ürünler sunan markalar var. Biz ikisinin arasında farklı bir konsept sunuyoruz.

 

Hazır giyim sektörü küresel markalaşma konusunda konuşacak olursak bugün ne durumdayız ülke olarak?

Öncellikle bizim dünyada en büyük rakibimiz Türk markası algısı. Nedense bizler bir Türk hazır giyim markasının İspanya’da, Hindistan’da veya Güney Afrika’da kendi mağazasını açabileceğini düşünemiyoruz. Özelikle orta yaş grubunda böyle bir algı var. Gençlerde böyle bir algı yok. Müşteri profili bizi yurtdışında görünce son derece başarılı bir marka olduğumuzu düşünüyor ve alışveriş yapıyor. Diğer taraftan hala yabancı marka hayranlığı da bitmiş değil. Bunlar kendi bariyerlerimiz. Artık tekstil ve hazır giyimde her segmentte rekabet eden markalarımız var ve bu markalarımız girdikleri pazarlarda bir anda pazar lideri olma konumuna gidiyorlar. Daha önce yurtdışında mağaza açabilmeyi başarı sayıyorduk. Şimdi gittiğimiz her ülkeye pazar lideri ya da ilk üç marka arasında olma hedefiyle gidiyoruz. Bugün dünya genelinde farklı coğrafyalarda mağaza açıyoruz.

 

Uzakdoğu hazır giyimde nasıl bir rakip Türkiye için?

Çin bizim için bir zamanlar ciddi bir rakipti. Artık değil. Çünkü Çin, refah artışıyla birlikte ücretler ve dolayısıyla üretim maliyetleri arttıkça mass marketteki rekabet avantajını kaybetti. Bu üretim Vietnam’a ve bazı Afrika ülkelerine kaydı. O yüzden Çin’i rakip olarak değil, pazar olarak görmek lazım. Çünkü bir ülke kişi başına 8-10 bin dolar gelir seviyesindeyse o ülke bizim için pazardır. Çin, 3 bin dolarlardan şimdi 10 bin dolara ulaştı. Bir de Çin’in yüzde 10’luk kesiminin yaklaşık 40-50 bin dolar seviyesinde kişi başına düşen geliri var. Tabii, orada iş yaparken yerel ortakları veya partnerleri çok doğru seçmek lazım. Yoksa ciddi zarar edersiniz.

 

Türk malı imajında hala bir problem var mı dünyada?

Bence şu anda Made in Turkey tercih edilme noktasında. Markalarımızın artan etkinliği bizi daha da avantajlı konuma getiriyor. Yıllarca sivil toplum örgütlerinde çok önemli görevler yaptım, başkanlık yaptım. 1990’lı yılların sonunda 2000’li yılların başında fuarlarda bize en kötü yerleri verirlerdi, randevu vermezlerdi. Ama bugün öyle bir konumdayız ki herkes iş yapmak konusunda bizden daha gayretli ve heyecanlı.

 

Yurtdışında partnerlerle mi yürüyorsunuz, yoksa farklı bir yapıyla mı?

Yurtdışında kendi kurduğumuz şirketlerimiz var. Özellikle İtalya’da, Rusya’da, Almanya’da ve Romanya’daki şirketlerimiz çok başarılı. Öte yandan mali ve hukuki sistemi tam oturmamış ülkelerde de master franchise uygulamasıyla yürümeyi tercih ediyoruz.

 

İşin katma değer boyutunu konuşacak olursak hazır giyimde bugün ne durumdayız?

Ben rakamlarla konuşmayı seviyorum. Tüm sektörleri hesaba kattığımızda Türkiye’nin ihracattaki kg. başına değeri 1 dolar 38 senttir. Hazır giyimde bu rakam 15-20 dolar aralığındadır. Markalı ihracatta mesela biz bir örneğiz. Markalı ihracatta biz şu anda 75’le 90 dolar arasını yakalamış durumdayız. İtalya’nın hazır giyim ortalaması 45 dolar. Bunlar bizim için şaşırtıcı şeyler değil. Ama biz yeteri kadar kamuoyunda ilgi görmüyoruz ve kendimizi anlatamıyoruz.

 

Sebebi nedir?

Önyargı. Zaman zaman birileri Türkiye tekstilden çıkmalı diyor. En deneyimli olduğumuz, tasarımcılarımızla, markalarımızla dünyada en etkin olduğumuz süreci yakalamışız, çıraklıktan ustalığa gelmişiz. Böyle bir sektör için bilinçsizce birtakım değerlendirmelerde bulunuyorlar.

 

Üniversite-sanayi işbirliği kapsamında hazır giyim sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda bir sinerji yakalanıyor mu?

Üniversite-sanayi işbirliğinden öte ara eleman temini ve meslek liseleri de son derece önemli. Bunlara daha çok önem vermeliyiz. Biz mesleksiz üniversite mezunu yetiştirmemeliyiz. Dünyada yaklaşık olarak 4 yıllık üniversite eğitiminin 2 yılı uygulamalı eğitimle geçiyor. Özetle; ne kadar uygulamanın içinde olursanız o kadar başarılı olursunuz. Biz de uygulama ağırlıklı bir mesleki eğitimi oluşturmalıyız.

 

Türkiye’nin 2023 hedefleri kapsamında her sektör kendine ihracatla ilgili bir hedef koydu. Sizce hazır giyim sektörü bu ihracat hedefinden saptı mı?

Bence en doğru adımlarla ilerleyen bizim sektörümüzdür. Dünya 2023’te Türk markalarını konuşacak. Biz bunu görüyoruz. En azından biz bugün bunun uygulamasını yapıyoruz. Ama iç pazarda artık çok yakın lokasyonlardaki alışveriş merkezlerinde mağaza açıp müşterinin daha fazla kafasını karıştırmaya gerek yok. Birbirimizin iş düzenini bozmayalım. Bu bilgi birikimini yakın coğrafyadaki yatırım fırsatlarında değerlendirelim.

 

Peki, sizin 2018 hedeflerinizde herhangi bir sapma var mı?

Biz bu yıl yüzde 30’luk bir büyümeyi hedefliyorduk. Ancak yaşanan ekonomik durumda ister istemez bunu yüzde 18-20 olarak gerçekleştireceğiz.