RÖPORTAJ — 8 Mayıs 2019 at 14:51

MESBAŞ GENEL MÜDÜRÜ EDVAR MUM: DÜNYADAKİ SERBEST BÖLGELERLE AYNI AVANTAJLARA SAHİP OLMALIYIZ!

 

Türkiye’deki serbest bölgelerin coğrafi konum itibariyle önemli avantajlara sahip olduğunu dile getiren Mersin Serbest Bölge İşleticisi A.Ş. (MESBAŞ) Genel Müdürü Edvar Mum, dünya ile rekabet edebilmek için rakip serbest bölgelere sağlanan avantajların iyi analiz edilip aynı koşulların Türkiye’deki serbest bölgelere de sağlanması gerektiğine dikkat çekti.

 

Mersin Serbest Bölgesi 2018 yılını yaklaşık 3 milyar dolarlık bir ticaret hacmiyle kapadı. Yaklaşık 10.200 kişinin istihdam edildiği Mersin Serbest Bölgesi konumu itibariyle yabancı yatırımcıların ilgisini çekmeye de devam ediyor. Mersin Serbest Bölge İşleticisi A.Ş. (MESBAŞ) Genel Müdürü Edvar Mum ile Mersin Serbest Bölgesi’nin geleceğini ve serbest bölgelerin sorunlarını konuştuk.

 

Özellikle ihracat noktasında sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi için nasıl yol ve yöntem izlenmesi lazım sizce?

İhracat bir dış pazar temini ve buraya yönelik de süreklilik arz eden bir işlemdir. İhracat yapabilmek için dünya ile rekabet edebilmeniz lazım. Bunun için kalite ve maliyet unsurları önemlidir. Türkiye’deki üreticiler maliyet faktörleri açısından birçok ülkeden daha dezavantajlı durumda. Özellikle yakın coğrafyamız açısından işçilik maliyetleri öne çıkıyor. Ancak ücretleri ve sosyal hakları Ortadoğu ve Afrika seviyesine indirecek halimiz yok. Ama bunun dışında diğer faktörlerin incelenmesi gerekiyor. Bunların içerisindeki elektrik maliyeti son derece önemli. Türkiye’de elektrik enerjisi pahalı. Bunun yanında üretime katkı sağlayacak diğer faktörlerin gözden geçirilerek ilgili bakanlıkların işverenin maliyetlerini azaltacak önlemleri almaları gerekiyor. Aynı kaliteyi yakalasanız da uluslararası piyasaya çıktığınız anda fiyatınız diğer ülkenin fiyatından üstteyse o pazara girme şansınız maalesef kalmıyor.

 

Bunun dışında devlet teşviklerinin gözden geçirilmesi gerekiyor. Ayrıca serbest bölgelerin daha iyi çalışması, dünyayla daha iyi rekabet edebilmesi için mevzuat düzenlemeleri yapılmalı.  Bu şartları sağlayamazsak rekabet edemeyiz ve yatırımcılar diğer ülkelerdeki serbest bölgeleri tercih ederler. İşadamlarımız Uzakdoğu’daki ve Ortadoğu’daki serbest bölgelerden övgüyle bahsediyorlar. Ama onların başarısında rol oynayan altyapıyı ve koşulları göz ardı ediyorlar.  Kimse aynı şartları sağlamaya çalışalım demiyor. Bence uluslararası pazarda etkin olabilmemizin tek yolu diğer pazarlardaki maliyet analizini yapmamız ve bizim de aynı seviyeye gelmemiz gerekiyor. Başka bir şansımız yok.

 

Peki, bu mercilerin önünde karşılaştırmalı analiz yok mu?

Bizde uluslararası bazda bir çalışma olduğunu düşünmüyorum. Biz sadece kendi ülke gerçeklerimizle ortaya koyup yapıyoruz bunu. Serbest bölgeler için 5084 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 6 Şubat 2004 tarihine kadar her türlü resim, vergi ve harç muafiyeti söz konusuydu. 2004 yılında Maliye Bakanının yaptığı çalışmadan sonra üretim faaliyeti dışındaki tüm faaliyetler vergiye tabi oldu. Aynı yıl 150 firma başka ülkelere gitti.

 

Son yıllarda Güney Amerika ülkeleri özel ekonomik bölgelerini çok geliştirdiler. Çin’in hepsi özel ekonomik bölge zaten. Kimse artık serbest bölge ile başlamıyor, özel ekonomik bölge ile başlıyor. Yani daha geniş alanları kapsayan bir teşvik modeliyle faaliyet gösteriyorlar. Dolayısıyla uluslararası pazardaki bu gelişmeleri takip etmemiz şart. Bunu yapmazsak rekabette geri kalırız.

 

Katarlı yatırımcılarla da görüşmelerde bulundunuz. Bu konudaki beklentileri neler?

Biz kendi şartlarımızı onlara söyledik. Daha çok sizin şartlarınızı inceliyorlar, değerlendirme süreci devam ediyor. Onlar da analiz yapıyor. Büyük firmalar var, onlar hemen karar vermiyor. Tabii, bizim şöyle bir avantajımız var; biz coğrafya olarak çok önemli bir konumdayız ülke olarak. Artı, Mersin Serbest Bölgesi de Doğu Akdeniz’de önemli bir konumda. O yüzden onlar için cazibe noktasıyız. Burayı dağıtım üssü olarak kullanmak, gerek ticaret olarak gerek üretim açısından bakıldığında çok önemli. Ancak gerekli değişiklikler yapılmadığı sürece yabancı sermayeden pay almamız zor.

 

MESBAŞ özelinde konuşacak olursak neler yapıyorsunuz?

Biz çok fazla bir değişiklik ortaya koyamadık. Bunun sebebi arazimizin sınırlı olması. Bu nedenle biz kendi yağımızla kavruluyoruz ama kiralanabilir alanlar içerisine yeni yatırımcı çekebilme gayretindeyiz. Bölgemizde 2018 yılında 2017 ile paralel bir faaliyet dönemi geçti, genel ticaret hacmi açısından bakıldığında. Yaklaşık 3 milyar dolar seviyesinde bir ticaret hacmi gerçekleştirdik. Tabii, serbest bölgelerin dövize endeksli çalışma imkanları da buna biraz daha pozitif katkı sağladı. Ama geçen yılın birinci altı ayında bölgemizdeki ticaret hacmi dolar bazında yüzde 16 artarken, ikinci altı ayında yaşanan daralma yılı bir önceki yılla aynı düzeyde bitirmemize neden oldu. Eğer döviz kurundaki dalgalanma olmamış olsaydı biz demek 2018’de 2017’ye göre yaklaşık yüzde 20 daha yukarıda bir ticaret hacmine ulaşacaktık. En azından eksiye gitmedik.

 

İstihdamda büyüme sağladınız galiba…

İstihdamda üretici firmaların sayısındaki artış etkili oldu. Özellikle Ortadoğu’dan, Suriye’den gelenler oldu. Orada faaliyetlerini devam ettiremeyen şirketler coğrafi uygunluk ve diğer şartların uygunluğu sebebiyle buraya geldiler. Burada çok büyük ölçeklerde olmasa da işlerini yapmaya başladılar. Bugün 10 bin 200 civarında bir istihdam var.

 

MESBAŞ’ta katma değerli üretimi de konuşacak olursak neler söyleyebilirsiniz?

MESBAŞ’ta kurulduğundan beri ağırlıklı hazır giyim üretimi çok fazla. Daha çok İspanya’ya dikim yapılıyor. Yaklaşık 5 bin kişi serbest bölgede bu sektöre çalışıyor. Yılda yaklaşık 36 milyon adet giyim ürünü burada üretilip Avrupa’ya ihraç ediliyor. Bunun dışında değişik sektörler faaliyet gösteriyor teknolojik ürünlerimiz fazla değil. Burada çelik üretimi, medikal ürünler, gıda ürünleri üretiliyor değişik varyasyonlarda. Ambalaj malzemeleri üretimi de bir diğer branşı oluşturuyor.

 

Peki, ekonomik parametrelere bakınca genel gidişatı nasıl değerlendirebilirsiniz?

Bazı sektörler çok sarsıldı. Bazı sektörler ürettikleri ürünün niteliğinin uluslararası piyasada halen cazibe unsuru olması sebebiyle gücünü devam ettirdi. Ama Haziran ayı sonrasında tabloyu daha net göreceğiz.

 

Son olarak genel mesajınızı da almak isteriz…

İhracatı artırmak için sektörel bazda, ürün bazında, bölgesel bazda ekonomik uygulamaları gözden geçirmemiz ve mukayese yapmamız gerekiyor. Benim mutfağımda bunlar var, bunlarla yemek yapıyorum deyip kenara çekilemeyiz. İhracatımızı artırmak için çeşitlendirmemiz gerekiyor.