RÖPORTAJ — 1 Ekim 2019 at 20:32

BEREKET DÖNER CEO’SU MUHAMMET NEZİF EMEK: ANA HEDEFİMİZ; DÜNYADA TÜRK DÖNERİNİN SÖZCÜSÜ VE SAVUNUCUSU OLMAK!

 

Satışlarda geçen sene başlayan daralmadan sonra 2019’un ikinci yarısında toparlanmanın yeni başladığını, ardından büyümenin başlayacağını beklediklerini dile getiren Bereket Döner CEO’su Nezif Emek ekonomik türbülansların satışları, büyümeyi etkileyebileceğini ancak kendilerini hiçbir zaman ana hedeflerinden saptıramayacağını vurguladı. Nezif Emek sözlerini şöyle sürdürdü: “Ana hedefimiz dünyada Türk dönerinin sözcüsü ve savunucusu olmaktır.”

 

Son yıllarda önemli yol kat eden hazır döner sektörünün en köklü oyuncusu olan Bereket Döner ekonomideki yavaşlamaya karşın hedeflerinden vazgeçmiyor. Her sektör gibi hazır döner sektörünün de ekonomik daralmadan etkilendiğini vurgulayan Bereket Döner CEO’su Nezif Emek ile hazır döner sektörünün geleceğini ve Bereket Döner’in hedeflerini konuştuk.

 

Öncelikle 2018 yılı faaliyetlerinizi değerlendirip 2019 yılında nasıl bir seyir izlediğinizi konuşalım isterseniz…

2018’den bu yana en büyük hayalimiz olan besi çiftliği projesini hayata geçirdik. Ekonomik altyapının oturmasından sonra çiftliğimizi daha da büyüterek tam kapasiteye geliştirmeye çalışıyor olacağız. Onun dışında yurt dışında çalışmalara devam ettik. Mevcut Taif şubemizin işleri devam ederken, bir yandan Umman şubemizin inşaatı, bir yandan Arabistan’ın Abha şehrindeki şubemizin inşaatına devam ettik. Umman şubemizi 10 Eylül itibariyle açtık ve ülke genelinde çok büyük ses getirdik. Ülkenin en güzel restoranlarından biri olduk diyebilirim. Dönerimiz de servisimiz de tam puan aldı. Şu anda Abha’da tamamlanmış 1 şube, inşaatı devam eden 2. Şube, Riyad’da 1 durak, Taif’de bir şube ve Umman’da bu ay açtığımız bir şubeyle geniş bir alana yayılmış olacağız. Bunlardan ayrı olarak ihracatta da Fildişi Sahili’ni portföyümüze ekledik, Irak’tan tekrar sipariş aldık.

 

Özellikle iç pazarda yavaşlama döneminde yaptığımız ihracat hem bizim ticaretimize faydasını gösteriyor hem de ülkemiz ekonomisine katkı sağlıyor. Umman şube açılışından sonra Ukrayna’da bir tesise ortak olmak, Kanada’da bir hazır sisteme ortak olmak, Gürcistan ve Etiyopya’da da yatırım yaparak fabrikalar ve restoranlar açma projemiz var. Öte yandan hedef ülkelerimizi biraz daha farklı tanımlamaya başladık. Döner gönderdiğimiz yerlere fokuslanmak dışında döner gönderemediğimiz ülkede fabrika yapmak gibi daha geniş bir alternatifle bakıyoruz. ABD ve Kanada gibi döner satmadığımız ülkelere döner üretiminde kullanılan tüm malzemelerin ihracatını yapmaya başladık. Bu da ihracat yaptığımız ülke sayısını 20’nin üstüne çıkardı. Bu da bizi hem gururla bahsettiğimiz hem de yarın başka potansiyellere kapı açacağını düşündüğümüz bir faaliyet oldu.

 

İç pazarda 2018’in özellikle ikinci yarısında ciddi bir kur artışı ve ciddi bir talep daralmasıyla bir küçülme yaşandı. Bu küçülme döneminde toptan satışlarımızdan daha ziyade bizim franchise şubelerimize ekstra katkılar sağladık. Yeri geldi zararına ürünler sağlamaya çalıştık. Geçen sene başlayan bu daralmadan sonra toparlanmanın yeni yeni başladığını görüyoruz. Sonrasında da büyümeye geçeceğini düşünüyoruz.

 

Sürdürülebilir ticaret bizim temel kurgumuzdur. Yol üstünde ufak tefek türbülanslar satışları, büyümeyi etkileyebilir ama bizi hiçbir zaman ana hedefimizden saptıramaz. Ana hedefimiz dünyada Türk dönerinin sözcüsü ve savunucusu olmak, dünyanın her yerine dönerimizi ulaştırmak ve her durumda sürdürülebilir iş yapmaktır.

 

Franchising bedellerini yarıya indirmeniz nasıl bir geri dönüş sağladı?

Çok ciddi bir geri dönüş aldık. Bütün sektörlerde olduğu gibi ilk yarıda franchising taleplerinde ciddi daralma gördük. Günde 3-5 olan teklif sayısı haftada 2-3’te kalmaya başlamıştı. İndirim kampanyamızın etkisiyle çok ciddi bir talep artışı gördük. Öyle ki yoğun dönemlerimizdeki gibi günde 10-15 talep almaya başladık. Bunların bir bölümünü inşallah sözleşme aşamasına getireceğiz. Ayrıca mobil durakta 5 anlaşma yapmış durumdayız.

 

Bu alanda bir sıkıntı yaşıyordunuz sanırım…

Mobil satışta bir sıkıntı yaşıyorduk. Buna çok ciddi katkı sağlayacak global bir oyuncuyla ortaklık anlaşması imzalama aşamasındayız. Bundan ayrı olarak tekil oyuncularda da ciddi bir hareket var. Bu yılın sonuna kadar mobil satış bir düzene oturduğunda önümüzdeki yıl mobil satışın çok ciddi yayıldığı bir dönem olacak.

 

Oradaki bürokratik kaos kalktı mı ortadan?

Kalkmadığı için mecburi olarak mülklerin içinde işletmeciliğe döndük. Hala mobil satış yok. Ama eminim; bu durum çok sürmeden ortadan kalkacak. Dünyanın her yerinde mobil satış serbest. Mobil satış gıda terörünün ve kayıt dışılığın önlenmesi, insanların sağlıklı gıdaya kolaylıkla ulaşması ve genç girişimcilerin önünü açmak açısından önemlidir.

 

Bugün itibariyle yurt içi satış noktalarındaki artış oranı nedir?

2018 yılını krizin en derin zamanında bile (Kasım Aralık aylarında) 7 yeni şube açtık. Çünkü biz kurumsal duruşumuzla güven duyulan bir markayız. Ama krizin devam edişiyle birlikte 2019’un ilk 6 ayında sakin bir dönem geçirdik, yeni şubeler katamadık. Temmuz ayında Yalova’da bir durak faaliyete geçirdik. Ağustos ayında 5. Levent’in inşaatına başladık. Orayı bitiriyoruz. Yılın kalan yarısında hedefimizi her ne kadar gerçekleştiremiyor olsak da yine çift haneli frachising rakamlarına ulaşmış olacağız.

 

Peki, hedefleyip de ulaşamadığınız bölgeler var mı?

Bu yıl maalesef hedeflediğimiz illere ulaşamadık. Özellikle İzmir, Antalya, Samsun, Bursa ve Ankara’yı hedeflemiştik. Biz bu şehirlerden yalnızca birinde (Bursa’da) durak açabildik. İzmir, Ankara, Konya ve Samsun’da hala şubemiz yok. Buralara yoğunlaşıyoruz. Ancak biz bulunduğumuz yerde hakkıyla bulunmak istiyoruz. Şu anda 20 şehirde 27 şube açabiliriz. Bunun için fiziksel olarak da maddi olarak da teknik olarak da hiçbir sorunumuz yok. Ancak şube açmaktan daha önemlisi şubenin doğru yönetilmesidir. Biz şirket olarak ne kalitemizi düşürmek ne de doğru olmayan yatırımcılarla bir yerlerde şube açmak istiyoruz. Yatırımcı konusunda çok dikkatli davranıyor ve seçici oluyoruz. Maalesef geçmiş dönemde bunun acı tecrübelerini yaşadık, bu nedenle gerek fiziksel şube mekanı gerekse profiliyle reddettiğimiz yatırımcı adaylarımız oldu.

 

Bu yıl için öngördüğünüz hedefleriniz neler?

Bu yıl hedefimizi tutturamıyoruz ama yılı 15 yeni sözleşmeyle kapatmış olacağız. Özellikle son aylarda başlayan hızlanma ile daha iyi sonuçlar alabileceğimizi görüyoruz. Ve şuna inanıyoruz ki; bu yıl kaybettiğimiz, hedefin gerisinde kalan sayıyı seneye fazlasıyla geri alacağız. Çünkü gidişat bunu gösteriyor. Birikmiş bir yatırım potansiyeli var ve biz de bu yavaş dönemde kendimize odaklanıp ekiplerimizi ve süreçlerimizi gözden geçirme fırsatı bulduk. Bunun seneye çok olumlu etki edeceğini şimdiden görüyoruz. Ayrıca restorancılık işinde de yine trendin dönercilik işine kaydığını memnuniyetle gördük. Özetle 2020 yılının dönerciliğin revaçta olduğu bir yıl olacağını söyleyebilirim.

 

Sektörde bu gelişmeye paralel kurumsallaşma da ilerliyor mu?

Sektörde kurumsallaşma son yıllara kadar çok iyiydi ancak sonradan hem matematik kurallarına hem döner mevzuatına aykırı bir şekilde türeyen ucuz dönerciler çıktı. Bu gelişme maalesef sektördeki düzeni altüst etti. Biz bugüne kadar hazır dönerin kalite ve sağlık açısından, hijyen açısından, mikrobiyolojik açıdan önemini anlattık. Bereket Döner olarak 30 yıldır süren faaliyetlerimizle hazır döner sektörünü oluşturduk. Bugüne kadar çok sayıda oyuncu sektörümüze girdi ve çıktı. Artık insanlar dükkânlarında tüm standartlara uygun hazır döner satmaya başladılar. Ancak bugün 8-10 TL gibi rakamlarla ve 100 gr taze döner satan işletmeler ortaya çıktı ve ciddi sayılara ulaştı. Bir yandan şubeler açılırken bir yandan kapanmalar aynı hızda devam etmesine rağmen oluşan yanlış algı prim görmeye başladı. Çünkü insanların bütçeleri daraldı ve ucuz alternatifler bu dönemde kurtarıcı gibi algılandı. Dönerde böyle bir yapıya dönmek, bugüne kadar oluşturulan muhteşem algı ve doğruların birer birer yok olmasına devletimizin sessiz kalması çok üzücü. Mevzuata uygun olmayan döner üretimi yapan bu işletmelerin çeşitli markalar altında sayısının 200’ü aştığı söyleniyor. Bu yapıyla mücadele etmek bu ülkenin görevi. Çünkü biz ülkemizde gıda terörünün karşısında geleneksel ve sağlıklı beslenmeyi, güvenilir gıdayı önemsiyoruz. Türk Döneri’nin 2.500 yıllık tarihi var ve dünyada bir benzeri yok. O kadar değerli bir ürün ki dünyada taklit isimler almaya ve ülkeler tarafından sahiplenilmeye başlandı. Ama maalesef dönerin merkezi olan ülkemizde döner işi katlediliyor. Türk dönerinin markalaşmasını ve kurumsallaşmasını isterken, sektörün 30 yıllık emeğini yok eden ve doğruymuş gibi de bir manada kendi kendini güçlendirmeye çalışan bir yanılgının ortasında bulduk. O manada devlet büyüklerinin, ticaret otoritelerinin buna müdahil olmasını bekliyoruz.

 

Sektör olarak kurduğunuz DÜBİDER’den bahsedebilir misiniz?

DÜBİDER (Döner Üreticileri Birliği Derneği) çok yeni bir dernek. Bu yıl kurduk ve çok önemli hedeflerimiz için harekete geçtik. Geçtiğimiz günlerde de Yönetim Kurulu mazbatalarımızı aldık. Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Hayrettin Taşkıran Bey Onursal Başkanımız, Reis Döner Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Mehmet Mercan Bey Genel Başkanımız, bizler de 4 Genel Başkan Yardımcısı olarak hep birlikte bu mücadeleye başladık. Mazbatalarımızı yeni almış olsak da dört aydır çok ciddi çalışmalar yapıyoruz. Bugüne kadar bütün ilçe tarım müdürleri, ilçe kaymakamları ve önemli kurum ve kuruluşlar Genel Başkanımız önderliğinde ziyaret edildi. Şimdi sırada çok daha önemli bir adım kaldı. İlk fırsatta İl ve bütün İlçe Tarım Müdürlerinin katıldığı bir çalışmayla bu konuda daha önemli bir hareket başlatmayı hedefliyoruz. Çalışmalarımız İstanbul merkezli görünse de tüm yurdumuzu ve dünyadaki döner sektörü temsilcilerini bu çatı altında toplayı hedefliyoruz. Bu oluşumun tek temel amacı gerçek Türk Dönerini koruma altına almak ve dünyadaki hak ettiği değere ulaştırarak bundan ülkemizin pay almasını sağlamaktır.

 

Siz temel hammaddeniz olan et tedarikini kendi besi çiftliğinizde kısmen sağlıyorsunuz ama her döner üreticisi bu imkana sahip değil.  Sektör olarak bu sorunu çözmek için bir yol haritanız var mı?

Bahsettiğiniz gibi biz Bereket Döner olarak et ihtiyacımızı hem kendi kaynaklarımızdan hem de tamamen ülkemiz içinde yetiştirilen diğer besilerden sağlıyoruz. Kısacası tamamen yerli besi kullanıyoruz. Ancak bu durum bizim desteklediğimiz ve tamamen benimsediğimiz bir düstur olsa biz ve bizim gibi üreticileri özellikle son yıllarda ciddi manada sıkıntıya sokmaktadır. Devletimizin vatandaşa ucuz et yedirme niyetiyle başlattığı tamamen hatalı politikalar sonucu sektördeki belli başlı oyunculara sağlanan ucuz ithal ete ulaşma ve kullanma imtiyazları maalesef sektörümüzde ciddi bir haksız rekabetin oluşmasına sebebiyet vermiştir. Biz devletimizden yalnızca etik ve adil bir pazar olmasını istiyoruz, kesinlikle başka bir talebimiz söz konusu değil. Sektörümüzdeki bazı oyuncular devlet imkânlarıyla verilen ucuz etin bir kısmını döner için kullanılarak bizimle haksız rekabete girişiyor. İnanılmaz fiyat farkları ile mücadele etmek zorunda kalıyoruz.

 

Bazı kurumlar kendileri döner yaparken, dönerin ham maddesini bize daha pahalıya satarsa bu da rekabeti bozar. Dönerciler olarak biz buna da karşıyız. Devlet olarak ise bizim et sorununu çözmemiz lazım. Öncelikle damızlık hayvan üretimini teşvik etmemiz lazım. Sürdürülebilir çiftliklerin oluşmasını sağlayan bir yapıyı tesis etmemiz lazım. Bugünkü besi maliyetlerinde büyükbaş hayvan fiyatları sürdürülebilir değil. Ama besicilerin yapacağı zamlarla da bütün et piyasası, restorancılık ve toptan market dahi yok olur. Zaten raf fiyatlarının oldukça yüksek olması sebebiyle vatandaşımız kırmızı et tüketmeyi neredeyse bırakmış durumda. Olası bir yeni artış tüketimi durma noktasına getirebilir. Haliyle devletin bir şekilde besi maliyetlerine ve hayvan alımına bir çözüm bulması lazım. Diğer taraftan Turquality marka destek süreçlerinin ve koşullarının döner üreticileri için kolaylaştırılması lazım. Belki teşvikler de daha yükseltilebilir. Ben inanıyorum ki şu an Türkiye’yi dünyada temsil edecek çapta ve kabiliyette çok sayıda oyuncu var.

 

Şu an gelinen nokta itibariyle istihdam boyutunuz nedir Bereket Döner olarak?

Biz bu zor dönemde ekonomik nedenli hiçbir işten çıkarma yapmadık, hiç kimseyi mağdur etmedik. Ancak yine bu dönemde yeni bir alım da yapmadık yapamadık. Onun için kendi mevcudumuzla devam etmeye çalışıyoruz. Ekonomik ortam daha iyi olsaydı ve planlarımızı gerçekleştirecek bir ortam bulabilseydik minimum 300 kişi daha istihdam etmiş olacaktık. Bugüne kadar yaptığımız gibi geçmişe takılmadan önümüze bakıyoruz ve tüm yeni fırsatları kovalamaya devam ediyoruz. Bu süreç bazı fırsatları kaçırmamıza neden olduysa da bizi çok daha güçlü bir firma yaptı. Bereket Döner bu kriz ortamından gücünü katlayan ve geleceğe daha emin adımlarla ilerleyen bir marka olarak çıkmayı başardı. Bu bizim için buruk bir mutluluktur çünkü bu krizde ticari hayattan çekilen çok değerli oyuncular olduğunu biliyor ve bunun üzüntüsünü derinden yaşıyoruz.

 

Üretim kapasitenizde bir değişiklik oldu mu?

Ağustos 2018’de karkas et fiyatında yaklaşık yüzde 20 artış oldu. Bir yandan enflasyonla mücadele nedeniyle, diğer yandan marketlerin kendi rekabetleri yüzünden zam yapılamıyordu. O dönemde sürdürülebilir ticaret anlayışımız gereği zarar ettiğimiz market kanalından çıktık. Bu yüzden üretim kapasitemiz 50 tonlardan tekrar 30-40 ton aralığına geri döndü. Ama bu planlı bir hamleydi ve bugün ne kadar doğru bir karar olduğunu çok net görmekteyiz.

 

Toparlayacak olursak son mesajınızı da almak isteriz?

Ülkemiz gerçekten zor bir dönemden geçiyor. Faiz yüksek ve birikimlerimizi mevduat olarak tutmak cazip gelebilir. Ama biz her zaman reel hayata dahil olunmasını, birikimlerin üretime ve ticarete yönlendirilmesini tavsiye ediyoruz. Bu sürdürülebilir ekonomi ve ticaret için olmazsa olmaz bir gerçekliktir. Bu ülke bizim ve sahip olduğumuz siyasi görüşün bu manada hiçbir önemi yok. Biz ülkemize sahip çıktığımız zaman zaten en doğru siyasi hamleyi yapmış oluruz. Paralarımızı reel sektöre sokmalı ve ülkemize bir katkı da biz sağlamalıyız.