RÖPORTAJ — 2 Aralık 2019 at 12:08

EDİRNE YAĞ SANAYİ A.Ş. VE ÇEVKO VAKFI YÖNETİM KURULU BAŞKANI OKYAR YAYALAR: ÜLKEMİZİN YAPISINA UYGUN YENİ BİR TARIM POLİTİKASINA İHTİYAÇ VAR!

 

Artan nüfus ve turizm hareketleriyle birlikte Türkiye’de gıda talebinin yükseldiğine dikkat çeken Edirne Yağ Sanayi A.Ş. ve ÇEVKO Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Okyar Yayalar, bu gelişmelerin yanında ülkemizin iklim ve toprak yapısının da dikkate alınarak yeni bir tarım politikası oluşturulması gerektiğini dile getiriyor.

 

Ülkemizde tarımın sorunları giderek yükseliyor. Dünyanın ve doğal olarak ülkemizin gündemine de giren bir iklim değişikliği kapımızda. Biz de Edirne Yağ Sanayi A.Ş. ve ÇEVKO Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Okyar Yayalar ile ülkemizde başta yağlı tohumlar olmak üzere tarımın sorunlarını ve iklim değişikliği başta olmak üzere çevre sorunlarını konuştuk.

 

Öncelikle tarım ve hayvancılıkta bağımlılıktan çıkabilmenin yol ve yöntemlerini konuşacak olursak, neler söylemek istersiniz?

Geldiğimiz nokta çok parlak değil. Türkiye nüfusu hızlı artıyor. Diğer taraftan turist sayısı da hızlı artıyor. Gelen turist döviz getiriyor ama bizim soframıza ortak oluyor. Bir de 4 milyona yakın sığınmacı var. Bunlar birlikte düşünülerek tarım politikaları baştan ciddi bir şekilde ele alınıp bu günlere hazırlanılmalıydı. Bu maalesef yapılmadı. Bu sadece bugünkü hükümetin kabahati değil, geçmiş dönemlerdeki herkesin bunda payı var. Bugün bir tarım politikası oluşturulurken ülkemizin iklim ve toprak yapısı dikkate alınmalıdır. Şu anda Türkiye genelinde bir kuraklık var. Ekim ayında buğday ekemeyen çok insan var. Çünkü kuraklık yanında bir de sulama imkanlarımız az. Özetle; yapılan birçok hata sonucunda tarımımızda bugün hakikaten hoş bir durum yok.

 

Geçen sene biliyorsunuz soğan 10 TL oldu, bulunamaz hale geldi…

Soğan, sarımsak deyip geçemeyiz. Tüm ürünlerde planlama lazım. Temel problem planlamada…

 

Tarih Profesörü İlber Ortaylı tarımda dönüşü olmayan bir noktaya yaklaştığımız konusunda uyarıda bulundu geçtiğimiz günlerde…

Çiftçi hakikaten kötü durumda. Çiftçi ümidini kesmiş durumda. Yetişen çocuğu artık tarımdan kaçıyor, başka bir yerde iş bulmaya çalışıyor. Böyle olursa kim tarım yapacak. Bu kötü gidişi önlemek gerek. Bu da ciddi teşviklerle olur.

 

Sizin üretim alanınız olan yağlı tohumlar konusunda nasıl bir yol izlenecek acaba?

Başından beri söylediğimiz gibi bir planlama, bir politika yok. Olmayınca da bütün yaptığımız hasat döneminde birliklerin vereceği fiyata odaklanmak oluyor. Böyle olunca da sağlıklı bir yapı oluşmuyor. Hangi ürüne ne kadar ihtiyacımız var, ne kadarını Türkiye’den karşılayabiliriz, ne kadarını ithal edeceğiz, nerelerde ekim yapıyoruz, nerede ekilebilir ve nerede desteklenmesi lazım gibi soruların cevabı, planlaması yok maalesef. İş sadece birliklere bırakılmış durumda. Ancak bu sene alışılmadık biçimde Tarım ve Orman Bakanlığı fiyat açıkladı. Bu fiyat belirlenirken üretim ve piyasa dengeleri ne kadar dikkate alındı bilemiyorum. Bakanlığın açıklaması sonrası Trakya Birlik de aynı fiyatı açıkladı. Ancak hem serbest piyasa politikası hem taban fiyat açıklanması tezat oluşturuyor.

 

Biraz da çevre sorunlarını konuşalım isterseniz. İklim değişikliği kapımızda… İnsanlık kendi sonunu getiriyor sanki. Türkiye’de son durum nedir? ÇEVKO olarak ne tür projelere imza atıyorsunuz?

Çevre sorunla insanla çok ilgili. Çevreyi iyi tutan ve çevreyi kirletmeyen de çevreyi kirleten de yine insanlar. Çevre bilinci eğitimle gelişir. ÇEVKO olarak bizim misyonumuz spesifik olarak ambalaj atıklarının çöp olmadığı, çöple karışmaması, çöpten ayrı konması, ayrı olarak toplanmasını sağlamaktır. Biz bunun birçok çalışma yürütüyoruz. Ancak bazı kuruluşlar duyarlı davranırken, bazı kuruluşlar oralı bile olmuyor.

 

Peki, ambalaj atıklarının toplanması konusunda belediyeler nasıl tavır alıyorlar. Bu konuda nasıl bir yol izlenmeli?

Bu konuda belediyelere bir yaptırım yok. Dolayısıyla her belediyenin kendi inisiyatifine kalmış bir konu olarak duruyor. Örnek vermek gerekirse Eskişehir, Kadıköy, Zeytinburnu, Ataşehir belediyelerini duyarlı belediyeler arasında sayabilirim. Elbette burada adını unuttuğum başka belediyeler de vardır. Öte yandan 10 Aralık 2018 tarihinde yürürlüğe giren ve Çevre Kanununda değişiklik yapan kanun gereğince çevre kirliliğinin önlenmesi amacıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, belirleyeceği ambalajlar için depozito uygulamasını 1.1.2021 tarihinden itibaren zorunlu hale getirdi. Bu doğrultuda, depozito kapsamındaki ambalajlı ürünlerin satışını gerçekleştiren satış noktaları depozito uygulaması toplama sistemine katılım sağlamakla yükümlü olacak. Depozito sisteminin uygulanmasına yönelik usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek. Şimdi bu yönetmeliğin çıkmasını bekliyoruz.

 

Son olarak biraz da sektörünüzü konuşalım aslında. Bugün bitkisel yağ sektörünün S.O.S. verdiği söyleniyor. Böyle bir durum mu var? Bugün sektörde neler oluyor?

Öncelikle bir durum tespiti yapalım. Gelişmiş batı ülkelerinde bizdeki kadar çok yağ firması yok. Bir konsolidasyon olması normaldir, olacaktır da. Şimdiden bu süreç başlamış durumda. Büyük şirketler sektörde yaptıkları hamlelerle başat konuma geliyorlar. Küçükler de sektörden çıkmaya başladı. Sermaye gücü olanlar belli büyülükteki markayı ya da tesisi satın alıyor. Bu işin sanayici tarafı. Diğer taraftan pazarın yapısı değişiyor. Batı ekonomilerinde bitkisel yağ ticaretinin büyük bir kısmı zincir marketlerin elinde. Bizde bakkal dediğimiz küçük marketler yüzde 40-45’lerde. Ama zincir marketlerin sayısı hızla artıyor. Bizim karşımızda artık bakkal yok. Bakkal bizim velinimetimizdi. Gerek büyük marketler gerekse indirim marketleri tamamen kendi karlarına odaklılar. Üreticiyi çok dikkate almıyorlar, ödemelerde üreticiyi zorluyorlar. Böyle olunca üreticilerin durumu zorlaşıyor.

 

Siz yerli marka olarak devam edenlerdensiniz. Ama teklifler de geliyordur mutlaka…

Zaman zaman teklifler geliyor. Ancak uygun bir teklif bekliyoruz. Olin markası önemli. Ancak bu markayı büyütmek için daha büyük kaynaklara ihtiyacımız var. Şu anda güncel bir teklif yok ama tekliflere her zaman açığız.

 

Son olarak da Edirne’yi konuşmak istiyorum. Edirne değişime pek istekli değil galiba? Bu konuda neler yapılmalı sizce?

Çok doğru söylüyorsunuz. Artık eskisi gibi şehrin içinde değilim. Kuruluşundan itibaren Edirne Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (EDSİAD) Başkanlığını yaptım ve bir süre sonra bıraktım. Trakya’nın genelinde olduğu gibi insanlar gelenekçidir, değişime sıcak bakmazlar. Edirne’de bir değişim gözlemlerseniz; o değişimi yaratanlar Edirne’nin dışından gelmiştir. Elbette Edirneli olup da değişim için çaba gösterenler de vardır. Aslında Edirne’nin inanılmaz imkanları var. Edirne Osmanlı’nın 2. Başkentliğini yapmış. Osmanlı, Edirne’de birçok eser bırakmış. Ama hala yıkık dökük eserler var. Bunların restore edilip turizme kazandırılması gerekiyor. Turizmde potansiyel büyük.