RÖPORTAJ — 2 Aralık 2019 at 12:19

İSTOÇ YÖNETİM KURULU BAŞKANI NAHİT KEMALBAY: İSTOÇ’TA ÜRETİME YÖNELENLERİN SAYISI YENİDEN ARTMAYA BAŞLADI!

 

Özellikle ithalatta yaşanan sorunlar ve artan gümrük vergileri dolayısıyla İSTOÇ’ta tekrar üretime yönelen firmaların sayısında bir artış olduğunu gözlemlediklerini söyleyen İSTOÇ Yönetim Kurulu Başkanı Nahit Kemalbay, bir üretici olarak bu gelişmeden memnuniyet duyduğunu dile getirdi.

 

İstanbul Toptancılar Çarşısı (İSTOÇ) İstanbul Bağcılar’da devasa bir alan üzerine kurulu olan, üretici, toptancı ve tüketiciyi buluşturan, ticaretin kalbinin attığı bir yer. Hırdavattan plastik eşya, kırtasiyeden gıdaya, ev tekstilinden züccaciye 38 meslek grubunun faaliyet gösterdiği İSTOÇ, 1979 yılında 52 kurucu üyenin girişimiyle kuruldu ve bugün İstanbul’un önemli ticaret merkezlerinden birisi konumunda. İstanbul’un ve Türkiye’nin bütün züccaciye, hırdavat, plastik, oyuncak ticaretinin merkezinin İSTOÇ olduğuna dikkat çeken Yönetim Kurulu Başkanı Nahit Kemalbay ile İSTOÇ’un güncel durumunu ve satışa çıkardıkları Otel ve AVM projesini konuştuk.

 

Öncelikle çok önem verdiğiniz Otel ve AVM projenizin son durumunu konuşalım isterseniz…

Otel ve AVM projemiz şu an satışta. Daha önce projenin kiralanarak tüm üyelere gelir sağlamasını istiyordum. Çünkü böylece aidat toplamayacaktık, bakım, onarım, temizlik işleri için de bir gelir kaynağımız olacaktı. Ancak bugün işyerlerinin yüzde 60-65’i kirada. Dolayısıyla 7 bin üyemizin büyük kısmı hizmetlerin aidat toplanarak yerine getirilmesini, otel ve AVM’nin satılarak kendi paylarına düşeni almayı istiyorlar. Üyelerimizin çoğunluğu bu yönde bir karar verince biz da yönetim olarak projeyi satışa çıkardık.

 

Oteli satın alırken AVM’yi de alma şartı yok değil mi?

Yatırımcılar ikisini alsalar daha iyi ama ayrı ayrı da satabiliriz. Ama şu anda benim arzum ikisini birden satmak. Oteli satmak önceliğimizdir.

 

Şu an Otel ve AVM projesi hangi aşamada?

Şu anda inşaatın kabası bitmiş, ince işleri ise duruyor. Özellikle otel işletmecileri kendi konseptlerine göre düzenleme yapmak istiyor. Bu nedenle ince işlerini bıraktık. Bu bina otel dışında, iş merkezi, üniversite hatta hastane de olabilir. Şu anda ilgilenen hastaneler, üniversiteler var. Hem yatay hem dikey kullanım alanı var. Otoban yanında, iki bin araçlık otoparkı ve metro istasyonu var. Umarım iyi bir müşteri gelir.

 

Peki, yurtiçi ve yurtdışı talepler ne düzeyde?

Daha önce Kanada, Almanya ve Rusya’dan yatırımcılarla diyaloglarımız oldu. Çok iştahlı yatırımcılar vardı. Şimdi ise Arap ülkeleri hariç ilgilenen yatırımcı bulamıyoruz. Avrupa ülkeleri Türkiye’ye pek sıcak bakmıyorlar. Yerli yatımcı ise ekonomide yaşanan sorunlar nedeniyle kaynak sıkıntısı yaşıyor. Bu nedenle satış fiyatını önce 200 milyon dolardan 150 milyon dolara düşürdük. Şimdi ise 100 milyon dolara düşürmüş durumdayız. Değeri çok düştü.

 

Otel’in özelliklerinden bahseder misiniz?

Otel 35 katlı bir yapı. Şu an 400 odası var; 800 yatak kapasiteli bir otel. Alt katında 7 toplantı salonu, bir büyük salon ve bin kişilik gazino bulunuyor. Otelin altında metro istasyonu ve buna göre düzenlenmiş asansör sistemi de mevcut.

 

Kendiniz işletmeyi düşünmediniz mi?

Otel işletmek bizim işimiz değil. Burada yaklaşık 7 bin üyemiz var. Onların çıkarına uygun olacak şekilde satışı gerçekleştirip üyelerimizin paylarına düşen haklarını vereceğiz. Onun dışında ne kendimiz işletmeyi düşünüyoruz ne de kiraya verip de gelir elde etmeyi…

 

İSTOÇ’un bugünkü durumu itibariyle ekonomiye katkısı ve etkisini konuşacak olursak neler söyleyebilirsiniz.”

İSTOÇ’un kuruluşunun 40. yılına geliyoruz. Tahtakale, Kantarcılar, Mercan, Yeşildirek, Küçükpazar, Süleymaniye, Sirkeci, Cağaloğlu ve Beyazıt’taki çeşitli mesleklere sahip toptancı esnafını buraya taşıdık. Buradaki üyelerimizin yüzde 95’i o bölgeden geldi diyebilirim. Şu anda da İstanbul’un ve Türkiye’nin bütün züccaciye, hırdavat, plastik, oyuncak ticaretinin merkezi burasıdır. Burada 38 iş kolu faaliyet gösteriyor. Bir zamanlar ağırlıklı imalatçı olan işletmelerimizin en az yarısı Çin’den yapılan ithalatın olumsuz etkisi sonucu ithalatçı oldu. Buradan 81 vilayete direkt olarak mal satılır. Aracı yoktur burada. Perakende satış yapan işletmelerimiz de var. Bu özellikleri itibariyle İSTOÇ çok önemli bir ticaret merkezidir. Dünyaya ihracat da yapılıyor artık. Son dönemde ithalatta yaşanan sorunlar ve artan gümrük vergilerinin de etkisiyle yeniden imalata yönelen firmalar artmaya başladı. Bir imalatçı olarak bu gelişmeyi de olumlu buluyorum. Ticaret her zaman olacaktır. Ancak bir ülkenin kalkınması için önce üretimin olması lazım. Tabii imalat yaparken de katma değeri yüksek tutmak lazım. Şu anda ülkemizdeki imalatçıların da katma değeri dünya ortalamasının çok altında. Ar-Ge ile birlikte sanayicilerimizin bu sorunu aşacaklarını düşünüyorum.

 

Direkt istihdam nedir burada, bir rakama sahip miyiz?

Buraya aşağı yukarı 70 bin ila 80 bin insan günlük olarak giriş çıkış yapıyor. Araç girişi de 50-60 bin günlük olarak. Yönetimimiz altında 280 hizmetli ve güvenlik personelimiz var.

 

İSTOÇ’ta altyapı olarak herhangi bir eksiklik kaldı mı?

Altyapı konusunda devletten hiçbir kaynak sağlamadık. Kadir Topbaş yönetiminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Metro hattını yaparken burada bir istasyon yapılması yönünde destek sağladık. Bunun için biz de İSTOÇ olarak yaklaşık 2,5 dönüm araziyi tahsis ettik. Kanallarımızı, yollarımızı kendi imkanlarımızla yaptık. Buranın temizliğini de yine kendimiz yapıyoruz. Belediye gelip sadece bizim topladığımız çöpleri alıyor. Onun dışında içeriye hizmet vermiyor.

 

İSTOÇ’taki ulaşım imkanları nelerdir?

Metro istasyonumuz var. Tüm adalarda belli duraklara uğrayan belediye otobüs hatları var. Ayrıca taksi durağımız da bulunuyor.

 

Son zamanlarda bazı organize bölgeleri markalaşarak başka bölgelerde ya da ülkelerde de benzer yapılar kurmaya çalışıyorlar. İSTOÇ özelinde de böyle bir düşünce var mı?

İSTOÇ gibi bir bölgeyi Tahran’da kurmamızı istediler. Çalışmalar yaptık, altyapılarını hazırladık ama ben bu çalışmaları artık gençlere bırakmayı doğru buluyorum. Ancak İSTOÇ burada devam etmelidir. Benzerleri İstanbul’un her iki yakasında da kurulabilir. Diğer taraftan Tekirdağ Velimeşe’de 3 bin dönümlük arazimizde Plastik İhtisas OSB kurma yönünde çalışmalarımız var. Şu anda dosyamız bakanlıkta. Tahmin ediyorum önümüzdeki sene başlayacağız.

 

Türkiye’de ekonomik gidişatı nasıl görüyorsunuz?

Ekonomiye çok büyük bir kaynak enjekte edildi. Belki zor günler geçiriyoruz ama bu düzeyde kaynak aktarımı doğru değil. Sanayiciler, iş insanları önlerini görmekte zorlanıyorlar. Ekonomik sorunların yanında bir de sınırımızda Suriye sorunu var. Bunun da olumsuz yansımaları oluyor. Ben burada bir ekonomist gibi ahkam kesip konuşacak değilim. Ama genel tabloyu iyi görmüyorum.