RÖPORTAJ — 2 Aralık 2019 at 12:16

ORKA HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI SÜLEYMAN ORAKÇIOĞLU: HERKES İŞİNİN SİHİRBAZI OLMAK ZORUNDA!

 

Ulaşılabilir lüksü sunmaya odaklandıklarını söyleyen Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, bunun için nitelikli üretim ve tasarım kadar inovasyonun da çok önemli olduğunun altını çiziyor ve ekliyor: “Moda sektöründe markanızı inovasyonla taçlandırırsınız. Biz de inovatif “Sihirli kalıplarla” bunu yaptık. Şimdi de “Uçan Ceket”i ürettik. Deyim yerindeyse modada sihir yapıyoruz. Zaten günümüz koşullarında herkes işinin sihirbazı olmak zorunda.”

 

ORKA Holding 30 yılı aşkın zaman diliminde tasarımları ve yenilikçiliğiyle hazır giyim sektörünün en bilinen markalarından Damat, Tween ve D’S Damat’ı yarattı. Son günlerde “Uçan Ceket” ve “Sihirli (Magic) Kalıplar” kavramlarını moda dünyasına kazandıran Orka Holding’in yeniliklerini ve Türk Moda Sektörünün gelişimini Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu ile konuştuk.

 

Türk hazır giyim sektörünün şu anki durumunu konuşarak söyleşiye girizgah yapacak olursak, neler söyleyebilirsiniz bu konuda?

Şu anda Türk hazır giyim endüstrisi moda endüstrisine geçiş sürecinde bulunuyor. Endüstrideki değişim aslında kolay olmuyor. Bu değişimle birlikte bir gelişim de gerekli. Burada birçok parametre var. Öncelikle eğitimli işgücüne, iyi tasarımcılara ihtiyaç var. Sonunda da bunu inovatif ürünlerle taçlandırmak gerekiyor. Türkiye’de bu değişimi yapabilecek aslında firmalarımız, markalarımız var. Biz bu değişime öncülük yapan firmalardan birisiyiz. Öncelikle üretim boyutunda varız: İki fabrikamızda 900 kişi çalışıyor.  Dünya standartlarının çok üstünde, son derece kaliteli bir üretim altyapımız var. Uluslararası sertifikasyonlara göre üretim yapan ve dünyanın istediği kalite standartlarına uygun malzemeyi, kumaşı, işçiliği barındıran bir fabrikamız var. Tasarımda David Bradshaw, Pierangelo d’Agostin vb. birçok tasarımcıyla yıllarca çalıştık. Bunlar deyim yerindeyse dünyada efsane olmuş tasarımcılar. Bu tasarımcılarla çalışan Türk arkadaşlarımız şu anda birçok firmamızda tasarım departmanlarında sorumlu olarak çalışıyorlar. İşin diğer boyutu markalaşmak. Oluşturduğunuz koleksiyonu markasız satamazsınız. Bir koleksiyonu markasız olarak satmak bir geminin gece yarısı Boğazdan ışıklarını söndürmüş bir şekilde geçmesi gibidir. Bir markanın kimliğini ve gücünü oluşturmak gerçekten kolay değil. Biz yurt içinde ve yurt dışında yaklaşık 30 yıldan fazla bir zaman emek verdik. Türk markası olarak dünyada kendi sektöründe en çok bilinen bir marka konumuna geldik. Bu bizim için çok önemli.

 

Tabii, bunun dışında bir de inovatif ürünler sunmanız gerekiyor. Her firma kendine göre farklı şeyler yapmaya çalışıyor. Biz müşterilerimize “Biz sizin hayatınızı kolaylaştıracağız, hayatınıza konfor katacağız. Mesela bir takım elbiseyi yurt içinde veya dışında bavulunuzdan çıkarıp anında giyebileceksiniz. Ütü istemeyecek. Aldığınız gömlek leke tutmayacak, aynı zamanda doğal elyaf olacak.” diyoruz.  Örnekleri çoğaltabiliriz. Bir de erkekleri şık ve fit gösteren sihirli kalıplardan bahsedebiliriz. Bu sihirli (magic) kalıpları kendi bünyemizde yapabiliyoruz. Deyim yerindeyse herkes kendi işinin sihirbazı olmak zorunda.

 

Yeri gelmişken, son olarak sunduğunuz Uçan Ceket’i konuşalım…

Zahmetli ve kusursuz bir el işçiliğiyle astar, vatka ve diğer üretim malzemelerinden arınmış bir şekilde yalnızca inovatif kumaşlardan üretilen gömlek hafifliğindeki Uçan Ceketler “Yeni Lüks”ün kumaşa bürünmüş halini yansıtıyor. İlk giyildiği andan itibaren farkı hissedilen “ultra hafif” ceketler, tüm gün takım elbise giyinmek zorunda olan erkeklere hafifliği yaşatacak.

 

İnovasyonun sonu yok galiba?

İnovasyonun sonu yok. Önümüzdeki dönemde akıllı giysileri daha çok konuşacağız. Akıllı giysilerin satışı ve pazarlaması konusunda çok önemli çalışmalar yapıyoruz. Mağazaya gelmeden müşterinin giysiyi online deneyip satın alabileceği bir e-ticaret yapılanması üzerinde çalışıyoruz. Bu kapsamdaki inovatif ürünlerin patentlerini de aldık. Diğer taraftan dünya pazarlarında bir rol değişimi var. Biz bu değişimin farkındayız. İtalya’da, İspanya’da ve Fransa’da 100 yıllık markaların enerjilerinin düştüğünü, heyecanlarının azaldığını görüyoruz. Bu bize bir fırsat yaratıyor. Biraz önce söylediğim şeylerin tümünü yaparken, bir de biz ulaşılabilir fiyatla müşterinin karşısına çıkıyoruz. Eskiden insanlar satın aldıkları giysinin, saatin, çantanın kendilerine bir statü sağladığını düşünürlerdi. Günümüz insanı artık bu statü sembollerine o denli önem vermiyor. Sadece ihtiyacını gideren ürünün gerçek değerini ödemek istiyor, daha fazlasını vermek istemiyor. Bu eğilim ulaşılabilir lüks kavramını önümüze getiriyor. Biz bunu ana stratejimiz olarak da ortaya koymuş durumdayız. Hayal markalar dediğimiz markalar kendilerini en üstte konumlandırmış durumdalar ve ulaşılmazı oynuyorlar. Biz ulaşılabiliri oynuyoruz. Dünya da bunu istiyor. Bu yüzden de İtalya’da, İspanya’da çok başarılıyız. Avrupa’nın birçok kentinde daha yaygın bir hale gelmeye başladık. Romanya’da pazar lideriyiz. Biz 24 saat yaşayan bir markayız. Çünkü Avusturalya’dan Güney Amerika’ya kadar dünyanın her coğrafyasında varız. Aynı zamanda dört mevsimi bir arada yaşıyoruz. Şu anda Güney Afrika’da, Avustralya’da ilkbahar-yaz, bizde sonbahar-kış. Aynı anda iki farklı koleksiyonu, dört farklı sezonu yaşayabiliyoruz.

 

Ulaşılmaz dediğiniz bu markaların yorgunluğundan istifade ederek satın alma ya da benzeri bir hamle düşünüyor musunuz?

Bu zaman zaman bizim de gündemimize geliyor. Ama bunların tortuları çok önemli. Sadece markayı satın alsanız belki sorun yaşamazsınız ama tüm şirketi satın aldığınız zaman onun problemleriyle uğraşmak size çok zaman kaybettiriyor. Sonuçta o zamanı kendi işimize ayırıyoruz. Biz zaten genç ve dinamik bir markayız. Dinamizmini yitirmiş, sorunları olan bir markayı satın almayı istemeyiz.

 

Türk mallarına bakış açısı nedir yurtdışında? Son dönemde ülkemizin uluslararası alanda yaşadığı sorunlar size gibi nasıl yansıyor?

Dünyada anormal sayılan bir dönemden geçiyoruz. Şili başta olmak üzere Güney Amerika’da protestolar artıyor. Uzakdoğu’da Hong Kong’da olaylar sürüyor. Yakın coğrafyamızda en güçlü olduğumuz pazarlardan biri olan Lübnan’da olaylar dinmiyor. Keza Irak’ta ciddi karışıklıklar var. Ama önemli olan burada kendinizi doğru konumlandırabilmek. Bir ay önce Dubai’de bir mağaza açtık. Arkasından Stuttgart, Frankfurt ve Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te mağazalar açtık. Önümüzdeki günlerde Afrika’nın birçok ülkesinde mağaza açılışlarımız var. İtalya’daki hızlı büyümemiz devam ediyor. Toplamda bu yıl 35 tane mağaza açtık. Önümüzdeki sene de bu sayının altında olmayacak.

 

Peki, yurtiçinde neler yaptınız?

İçeride bu yılı detoks dönemi olarak değerlendirdik. Yükü azaltma ve iyileştirme dönemi olarak… Enerjisi düşük, çok yüksek kirası olan 5 mağaza kapattık. Öte yandan 15 de yeni mağaza açtık. Tabii ki koşulları daha iyi olan, enerjisi daha yüksek olan lokasyonlarda… Bu detoks döneminde yenilenme ve değişimin yanında yönetim becerilerinin ön plana çıktığı bir süreci yaşıyoruz. Çünkü 2019’da yaşamadığımız şey kalmadı. Gündeme takılı kalırsak hiçbir şey yapmamamız gerekir. O nedenle biz işimize odaklanıyoruz.

 

Koleksiyonlarınızda hala yabancı tasarımcıları mı kullanıyorsunuz? Yurt içinde özellikle genç kuşaktan tasarımcılar yetişiyor mu?

Hepimiz bu konularda fedakarlık yapmalıyız. Ben yaklaşık olarak 15-16 yıldır Mimar Sinan Üniversitesi’nde ders veriyorum. Diğer üniversitelerde de kariyer günlerinde konuşmalar yapıyorum. Her şeyden önce deneyimlerimizi, bilgimizi paylaşmamız lazım. Gençlerimizi doğru yönlendirmek, onlara moral ve güven vermek lazım. Gençler bizim geleceğimiz. Gerçekten heyecanı, enerjisi aynı zamanda da gelecekle ilgili stratejileri, hedefleri olan gençleri doğru yönlendirmek lazım.

 

Ulaşılabilir lüks stratejinizi izleyen başka marka gözlemlediniz mi Türkiye’de?

Türkiye’de gözlemlemedim ama dünyada var. Ulaşılabilir olmak her sektör için geçerlidir. Türkiye’de ucuzun daha ucuzunu nasıl yaparız düşüncesi daha ağır basıyor. Bazı üreticiler zannediyoruz ki müşteri her şeyden önce az para ödemek istiyor ama başka bir şey istemiyor. Bu doğru değil. Müşteri bir ürünün hak ettiği değeri ödeyip karşılığını da almak istiyor.

 

Yetişmiş insan gücüne tekrar değinecek olursak neler söyleyebilirsiniz? Ve siz bu konuda neler yapıyorsunuz?

Biz Orka’da eğitime çok önem veriyoruz. Bu nedenle bünyemizde Orka Akademi’yi kurduk. Eğitim programlarımızla çalışanlarımızın niteliklerini ve yetkinliklerini artırmaya çalışıyoruz. Tabii bunun dışında da yeni yatırımlarla istihdamı artırmayı düşünüyoruz. Hükümetin de en çok vurgu yaptığı politikası. Ancak bir işletmenin kurgulanıp istihdam sağlaması için üç yıl gibi bir süre gerekiyor. Dolayısıyla bu süreçte mali ve hukuki yükümlülüklerini yerine getirmiş ve ayakta kalmış firmalarımıza sahip çıkalım. Onlar, ülkeyi ayakta tutanlardır. Mevcutlara destek, moral, enerji verme konusunda biraz daha fazla somut adımlar atılmalıdır.