RÖPORTAJ — 8 Eylül 2020 at 14:13

GAMATEKS YÖNETİM KURULU BAŞKANI OSMAN AYDINLI: “ÇEVREYİ KORUMAK, GELECEĞİ KORUMAKTIR”

GAMATEKS YÖNETİM KURULU BAŞKANI OSMAN AYDINLI 

ÇEVREYİ KORUMAK, GELECEĞİ KORUMAKTIR!

Bugüne kadar süren üretim yapısında tüm firmaların kar odaklı çalışarak dünyanın kaynaklarını hoyratça kullandığına vurgu yapan Gamateks Yönetim Kurulu Başkanı Osman Aydınlı, bu durumun artık sürdürülemez olduğunu, gelecek kuşaklara temiz bir dünya bırakmamız için çevreyi korumamızın önemini şu sözlerle dile getirdi: “Çevreyi korumak, geleceği korumaktır.”

Gamateks Denizli’nin olduğu kadar Türkiye’nin de tekstil devlerinden birisi konumunda. Özellikle katma değerli ve ihracata dönük üretim yapısıyla ülke ekonomisine çok büyük katkı sunuyor. Pandeminin ilk birkaç ayından sonra hızlı bir sipariş ve üretim sürecine girdiklerine dikkat çeken Gamateks Yönetim Kurulu Başkanı Osman Aydınlı ile pandemi sürecinden çıkışı, çevreye duyarlı üretimi ve tekstil ve hazır giyim sektörünün ülkemizdeki son durumunu konuştuk.

Söyleşiye öncelikle pandemi süreci ile başlamak isteriz. Gamateks özelinde pandemi sürecinde nasıl bir yol izlediniz?

Pandemide telaşa kapılmadık. Konfeksiyonun bazı bölümlerinde yüzde 40 ile yüzde 50 kapasiteyle çalışma devam ettik. Hiç durmadık aslında. Boyahane bir hafta sonra çalışmaya başladı. Çünkü Mısır’daki tesisimizin çalıştığı firmalara kumaş yapmak zorundaydık. Bu şekilde iki ayı geçirdikten sonra normale döndük. Döner dönmez çok hızlı bir siparişle karşılaştık. Bu yüklü sipariş süreci devam etmekte. Hatta bütün tesislerimiz yılbaşına kadar dolu. Siparişte herhangi bir sıkıntımız yok.

Ağırlıklı olarak hangi ülkelerle çalışıyorsunuz?

Başta İngiltere ve Almanya olmak üzere bütün Avrupa ülkeleri… Kumaş satışında da İtalya, Fransa, İspanya başta olmak üzere bütün Avrupa var. İş konusunda bir sıkıntımız yok. Uzakdoğu cazibesini bu dönemde biraz yitirdiği için Türkiye’nin avantajı ön plana geçti diyebiliriz.

Gelen siparişler sadık müşteri profiline paralel midir? Yoksa sürecin neden olduğu siparişler de var mı?

Ben pandemiyi farklı bir açıdan yorumluyorum. Bugüne kadar dünyadaki tüm firmalar olarak çevre faktörünü hep geri planda tutarak sadece kar odaklı çalıştık. Şimdi pandemi süreci bize gerek gıdada gerekse diğer sektörlerde karın bir amaç değil bir araç olduğunu ve daha kurumsallaşmış ve çevreye duyarlı firmaların ön plana çıktığını gösterdi. Biz de bu yolda ilerleme kaydettik. Örneğin; enerji ve su kullanımında çok yol aldık. Boyahanede su tüketimini yüzde 30 düşürdük, elektrik tüketimini de yüzde 20-30 arasında düşürüyoruz. Yeni fabrikamızın çatısında kurulan güneş enerjisi santralinden elde ettiğimiz enerjiyi üretimde kullanacağız. Yaptığımız ürünlerde de çevreye çok dikkat ettiğimizi bilen Avrupalı firmaların verdiği siparişler pandemi sürecinde hızlı üretime geçmemize yol açtı. Umarım bundan sonra çevreye daha duyarlı, çevreyle barışık firmalar ön plana çıkar. Çevreyi bugüne kadar çok hor kullandık; gerek karbon salımında gerekse su ve enerji kullanımında.

Bu vahşi kapitalizm politikasından dünya feragat edecek mi?

Bence böyle sürerse çok uzun değil çevrenin ömrü. Dünya Sağlık Örgütü’nün son raporlarından birinde hijyenik suya erişemeyen nüfus neredeyse 3 milyara yaklaşmış görünüyor. İnsanlık için bu büyük bir hezimettir. Bunun dışında karbon salımı istatistikleri de kirliliğin boyutu hakkında kötü bir tablo ortaya koyuyor. Açıklanan tüm çevre raporları firmaların kaynak kullanımında farkındalığını artırıyor. Firmalar üretim süreçlerinde enerjiyi, suyu ve hammaddeyi daha dikkatli kullanıyorlar. Geri kazanım konusu da bundan sonra daha çok gündeme gelecek. Dünya çevre konusunda belki yıkıcı bir musibet yaşayacaktı. Pandemi böyle bir musibettir. Umarım bu musibet bin nasihatten değerli olur. Böylece dünyayı kurtarır ve gelecek kuşaklara yaşanır bir gezegen bırakırız. Çevreyi korumak, geleceği korumaktır.

Tekstil ve hazır giyim sektörleri Türkiye’nin istihdam ambarıdır. Peki, bu kadar önemli bir sektör teşvikler, destekler açısından ne durumda şu anda?

Bence tekstilde teşvikler konusunda biraz geç kalındı. Ama şimdi tekstilin biraz daha hızlı yol alması gerekiyor. Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde bir altyapı hazırlanmış durumda; bunu şimdi entegre hale getirmek lazım. Bu bölgelerde işsizliği yok edecek olan tekstil sektöründeki istihdamın hızlanmasıdır. Şu anda bu bölgelere iyi teşvikler veriliyor. Bunlar hızla artmalı. Ancak bunu sektörü iyi bilen kişilerle, sanayicilerle yapmalı. Tekstilin know-how’ı Türkiye’de. Geçmiş yılların hataları ve ihmalleri yapılmazsa Türkiye Uzak Doğu ile de Mısır’la da rekabet eder.

Batman’da uzun yıllardır üretim yapan bir tesisiniz var. Orada hızlı bir gelişim gözleniyor. Ancak bazı eksikler de var. Bunların tamamlanması için neler yapılması gerekiyor?

Tekstil sektöründe Batman’da bir çığır açtığımıza inanıyorum. Batman’a gerçekleştirdiğimiz yatırımdan dolayı da çok mutluyuz. Çünkü bu bölgemizin böyle yatırımlara ihtiyacı vardı. Batman’daki tesisimizi daha da genişlettik. Önümüzdeki süreçte yeni yatırım da planlıyoruz. Batman’ın birkaç yıl içinde tekstilde markalaşacağına inanıyoruz. Batman OSB’de 50 bin kişilik bir istihdam hedefi var. 1. Organize Sanayi Bölgesi bitmiş durumda, 2. Organize Sanayi Bölgesi de yapılıyor.

Batman Organize Sanayi Bölgesi her geçen sene büyüyor ve gelişiyor. Diğer taraftan gelişen Organize Sanayi Bölgesi için merkezi bir arıtma tesisi kurmak gerekiyor. Bu tesis teşvikle de gerçekleştirilebilir. Teknoloji açısından bu yatırım Batman için kaçınılmaz. Ayrıca merkezi arıtma tesisi ile birlikte bir de orada boyahane yapılırsa, örgü ve iplik alanında Batman söz sahibi olur. Biz Batman’daki tesislerimizde üretilen örgüleri Denizli’ye boyamaya getiriyoruz, bir daha o ürünler Batman’a gönderiliyor. Nakliyenin de bir maliyet yükü oluyor. Batman’a mutlaka merkezi arıtma tesisi kadar boyahane de gereklidir. Boyahane tesisi aşamasında ben yardımcı olmak istiyorum bilgim dahilinde, sonra iplik tesisi gelecek. Valilik ile yaptığım son görüşmeden edindiğim bilgiye göre organize sanayi bölgesinde arıtma tesisi yapılması için ihale yapılacak. Yaklaşık bir sene içinde faaliyete geçeceğini söylüyorlar. Bu vesileyle Batman Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Valimiz Hulusi Şahin’e destekleri için teşekkür ediyoruz.

Markalaşmadan söz ettiniz. Biz markalaşmayı neden başaramadık? Sebep nedir burada sizce?

Ben markalaşmadan çok kurumsallaşmayı önemsiyorum. Kurumsallaşmadan anladığım da çevreye duyarlı olacak organizasyonu sağlamaktır. Öte taraftan markalaşmak kolay bir iş değil. Ancak üretimde çevresel faktörleri dikkate alırsak, üretimi ekolojiye uyumlu bir şekilde yaparsak zaten markalaşmayı da başarmış oluruz bana göre. Ondan sonra ürünlerimiz kendi markamızla satılmasa da olur. Ayrıca kendi markamızla satış yapmayı da düşündük. Ancak işlerimizi aksatacağı, verimi düşüreceği için vazgeçtik. Herkes bildiği işte uzmanlaşmalı. Öncelikle bizim dışarıya ürün satmaya ihtiyacımız var. Şu anda yurtdışında 30 firmayla çalışıyoruz. Yaptığımız ürüne güveniyoruz, çevresel faktörlere dikkat ediyoruz. Tüm kriterlere dikkat ettiğimiz için de bir marka, bir değer yaratıyoruz. Müşteriler de bu değere geliyor aslında. Yüksek katma değerli ürünler satıyoruz. Mesela üretimimizin yüzde 20-25’ini spor tekstiline yönelik yapıyoruz. Spor tekstilinde dünyada bir açık vardı; biz de ona yönelik yatırım yaptık. Bu sene tekstil sektöründe Türkiye’de en fazla yatırım yapan ilk 5 firmanın arasındayız.

İhracat odaklı mı çalışıyorsunuz?

Kesinlikle ihracat odaklı çalışıyoruz. Bazen iç piyasaya da girmek istiyoruz ama asıl hedefimiz her zaman ihracat yapmaktır. Türkiye’nin istikrara ihtiyacı var, dövize ihtiyacı var. İç piyasada iş yapmak mutlu etmiyor beni.

Peki, ihracatın önündeki engelleri biraz konuşalım, ne tür problemlerimiz var halihazırda?

Bence ihracatın önünde herhangi bir sorun yok. Devlet gerekli destekleri veriyor. Mesela biz Turquality destek programına alındık. Bu, devlet destekli bir programdır. İngiltere’de, Almanya’da, Hollanda’da ofisler açtık. Daha da çok yurtdışı ofisi açacağız. Şimdi Sri Lanka’da bir ofis açmamız talep ediliyor. Orada kumaş talepleri çok. Belki orada ürün yaptıracağız. Özetle; ihracatın önünde bir engel yok. Önemli olan işin laboratuvarını iyi kurmak, işi bilmek. Benim gözümde en büyük engel pratik eğitimde.

Pratik eğitimi biraz açabilir misiniz? Ne gibi sorunlar görüyorsunuz?

Türkiye’de eğitimin en büyük sorunu pratik olmamasıdır. Eğitim teorik kaldığı için ne mühendisimiz hemen randıman veriyor ne ara çalışanımız. Eğitimi pratiğe dönüştüremediğimiz müddetçe bizim yol almamız çok zor. Bütün işletmeler ihtiyaç duyduğu özellikteki çalışanları kendisi yetiştiriyor. Halbuki bunun üniversiteyle işbirliği içinde olması lazım. Örneğin; Denizli’de Pamukkale Üniversitesi’nde Tekstil Mühendisliği Bölümü var. Bölümdeki akademisyenler bize ziyarete gelip de neler yapıyorsunuz diye sormuyorlar. Rahatlarını bozmuyorlar ne yazık ki. Ancak mühendis mezun olup da bize geldiğinde işe ilişkin hiçbir şey bilmiyor. En az 3 sene bizimle çalışırsa randıman alıyoruz. Bize pratik eğitim almış mühendisler lazım. Acil olarak bu sorunun çözülmesi lazım. Öğretim üyeleri bu konuda istekli olmazsa öğrenci ne yapsın?

Diğer taraftan herkes meslek liselerinden şikayetçi.. Şikayetçi ama çözüm bulan yok. Çözümü de bana göre çok kolay. Adımı taşıyan Osman Aydınlı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin Denizli Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulması için yıllarca mücadele verdim. Pandemi sürecinde sadece 2 ayda 1 milyon 250 bin adet maske ürettiler. Öğrenciler de öğretmenler de mutlu. Bütün meslek liseleri bunu yapmalı. Meslek lisesinde öğrenim gören tüm öğrenciler birer cevher aslında. Onlara sahip çıkmamız lazım. Meslek okulları sayesinde bu cevherlerimiz üretken insanlar olabilirler. Her zaman söylüyorum; iki fabrikanın olduğu yerde bir atölye olmalı. Atölyede öğrenciler pratik çalışma yapabilir.

Bugün topluluk olarak kaç kişiyi istihdam ediyorsunuz toplamda?

Şu anda toplamda 3 bin 500 kişiyi istihdam ediyoruz. Biz istihdam sağlamaktan mutluluk duyuyoruz. Bunu bir yük olarak görmüyoruz.

Gamateks yönetimde bayrak devrine nasıl hazırlanıyor?

Bir taraftan kurumsallaşma çalışmalarını tamamlarken diğer tarafta çocuklarımı ikinci kuşak olarak yetiştirdim. Çocuklar da işin başındalar ve işe sahip çıkıyorlar. Bundan sonra inşallah bir vakıf kurup, biraz da sosyal hizmetlere yönelmek istiyoruz. Mutlu bir şekilde işimizi yapmaya devam ederken uzun vadeli bir sosyal hizmetin içinde olabilmeyi istiyoruz.