VIP — 6 Ekim 2020 at 23:00

STM GENEL MÜDÜRÜ ÖZGÜR GÜLERYÜZ: “HEDEFİMİZ, 2023’TE CİROMUZUN YÜZDE 50’SİNİ İHRACATTAN KARŞILAMAK”

STM GENEL MÜDÜRÜ ÖZGÜR GÜLERYÜZ

HEDEFİMİZ, 2023’TE CİROMUZUN YÜZDE 50’SİNİ İHRACATTAN KARŞILAMAK!

STM olarak dünyada, savunma sanayi firmaları arasında 1 numaralı mühendislik firması olmak hedefiyle ilerlediklerini söyleyen STM Savunma Teknolojileri, Mühendislik ve Ticaret A.Ş. Genel Müdürü Özgür Güleryüz, “Bu bakış açımızla hedefimiz 2023’te ciromuzun yüzde 50’sini ihracattan karşılamak ve hem yurt içi hem de yurt dışı faaliyetlerimizle Defence News Listesi’ndeki ilk 50 şirket arasında yer alabilmek. Tüm yol haritamızı bunun üzerine şekillendirmiş durumdayız” dedi.     

STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, “Bir yandan yenilikçi ve ileri teknolojili ürün ve çözümlerle ülkemizin savunma sanayii alanındaki ihtiyaçlarını karşılarken, bir yandan da yurt dışında iş ortaklarımızda bizim hakkımızda oluşan ‘STM, ihtiyacım olan konuda bana gerekli olan mühendislik çözümünü, doğru zamanda, doğru bütçeyle, doğru planlama ve doğru takvimle mutlaka geliştirir’ algısını pekiştirmeye devam edeceğiz” dedi.

Makro düzeyde hedeflerle yol aldıklarını belirten STM Savunma Teknolojileri, Mühendislik ve Ticaret A.Ş. Genel Müdürü Özgür Güleryüz ile STM’nin güncel projelerini, yenilikçi vizyonunu, ihracatını ve pandemi sürecini konuştuk. 

Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Bilkent Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Bölümü’nden lisans derecesini aldıktan sonra aynı bölümde yüksek lisansımı yaparak bir süre Araştırma Görevlisi olarak çalıştım. Ardından yine Bilkent Üniversitesi’nde MBA programını tamamladım.  Tam manasıyla iş hayatına ise o dönemin telekomünikasyon devi olan Nokia, Finlandiya’da başladım. Edindiğim global telekomünikasyon tecrübelerimi ülkeme kazandırabilmek amacıyla da savunma sanayimizin en büyük firmalarından ASELSAN’da görev almak üzere ülkeme dönüş yaptım. Sonrasında ise kariyerime, ülkemizin en güçlü savunma sanayi şirketlerinden biri olan STM’de devam ettim. STM’de sırasıyla, Proje Yöneticisi, Sistem Mühendisliği Yöneticisi, Kalite Güvence Yöneticisi ve askeri denizcilik projelerinin de yer aldığı mühendislik ve danışmanlık faaliyetlerinden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev aldım. Bu yıl ise Genel Müdürlük görevimi üstlendim.

Ülkemizin savunma sistem ihtiyaçlarını karşılayan STM’nin kısa geçmişi ve savunma sanayisine olan katkılarından bahsedebilir misiniz?

STM, Türkiye’nin ulusal güvenliği için yüksek teknoloji gerektiren alanlarda T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne proje yönetimi, sistem mühendisliği, teknoloji transferi, teknik ve lojistik destek ile danışmanlık hizmetleri sağlamak amacıyla, Savunma Sanayi İcra Komitesi (SSİK) kararıyla 1991 yılında kurulmuş bir şirket. Halen, T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) öncülüğünde, yüksek nitelikli insan kaynağımızla mühendislik, teknoloji ve danışmanlık faaliyetleri yürütüyor, ülkemizin savunma sanayiindeki ihtiyaçlarına yönelik esnek olarak geliştirdiğimiz çözümlerimizle, sektöre rekabetçi, yenilikçi, akıllı ve yerli teknolojik çözümler kazandırıyoruz.  Bu kapsamda askeri deniz platformlarından otonom sistemlere, siber güvenlikten uydu ve uzay teknolojilerine kadar geniş bir skalada ürün ve çözümler geliştiriyor, bu faaliyetlerimizle Türkiye’nin savunma sanayii ve milli teknoloji hamlesinde kritik bir rol üsteleniyoruz.

Aynı zamanda ekonomik bir değer haline gelen STM’nin, ülkemiz savunma sanayisindeki yeri ve önemi hakkında neler söylemek istersiniz?

STM, mühendislikten ileri teknolojiye, bünyesinde barındırdığı tüm kabiliyetleriyle farklı uzmanlıklardan beslenerek bütüncül projeler geliştirebilen ve farklı yetkinliklerini aynı potada eritebilen bir şirket. Bildiğiniz gibi Türk savunma sanayii de özellikle son yıllarda çok ciddi bir atılım hamlesi gerçekleştiriyor ve bu alanda faaliyet gösteren şirketler, birçok ulusal ve uluslararası projede kilit roller üstleniyor. Biz de STM olarak gurur duyarak söylüyoruz ki tüm kabiliyetlerimizle biz de bu alanda öncü şirketlerden biriyiz ve hem yurtiçinde hem de yurtdışında üstlendiğimiz görev ve sorumluluklarla özgün, esnek, ileri teknolojili ürün ve çözümlere imza atıyoruz. Bugün artık çalışanlarının yüzde 75’i mühendislerden oluşan, yurt içi ve dışında savunma sanayiinde ihtiyaç ve taleplere yönelik doğru, zamanında ve özgün çözümler geliştirebilen bir şirket olarak, nitelikli insan kaynağımız ve aralıksız sürdürdüğümüz AR-GE çalışmalarımızla, ülkemizin teknoloji temelli yarınlarının inşasına önemli katkılarda bulunuyoruz. Savunma sanayiinde tasarım sizde değilse, güç de sizde değildir. Bu anlamıyla STM olarak özellikle askeri deniz araçlarının tasarımı, modernizasyonu ve inşasındaki kabiliyetlerimizle, otonom sistemlerde ve siber güvenlikte attığımız öncü adımlarla, hem ülkemizin savunma sanayii alanında gücüne güç katıyoruz hem de ülkemizden döviz çıkışının önüne geçiyoruz. Aynı zamanda dünyanın en prestijli savunma sanayi şirketlerinin sıralandığı Defence News Top 100 listesinde, 2018 yılından bu yana yer alarak ülkemizi temsil ediyoruz.

STM’nin Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetleriyle ilgili neler söyleyebiliriz?

Yaşadığımız bu bilgi ve teknoloji çağında, STM olarak odağımıza teknolojiyi alıyor ve sürekli ilerleme için AR-GE’yi, teknolojide tüm dünyada kıyasıya bir rekabetin sürdüğü şu dönemde, olmazsa olmazımız olarak tarifliyoruz. Bugün artık STM’de araştırma-geliştirmeyi kurum kültürümüzün bir parçası haline getirmiş durumdayız. Bu yenilikçi yaklaşımımız sayesinde kimi yüksek teknolojili çözümlerde yüzde 100 yerlilik oranını yakalamış durumdayız. AR-GE çalışmalarımızı 350’ye yakın AR-GE personelimizle gerçekleştiriyoruz. Bu çalışmalarımız sonucunda şimdiye dek 45 markamızı tescil ettirdik. AR-GE çalışmalarımızı, Ankara’daki merkez binamıza ek olarak savunma ekosisteminin en önemli bileşenlerinden biri olan teknoparklar bünyesinde de sürdürüyoruz. Bu kapsamda deniz projelerimize yönelik AR-GE çalışmalarımıza da Teknopark İstanbul’da devam ederken, OSTİM Teknopark’ta otonom drone sistemlerimize yönelik AR-GE çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Halen yürüttüğümüz AR-GE çalışmaları arasında otonomi suüstü ve sualtı platformları, siber güvenlikte yapay zeka, akıllı seyrüsefer sistemleri, ileri analitik ve makineleşme, blokzincir teknolojisi ile kritik/gizli haberleşmenin sağlanması yer alıyor. Kritik altyapılarda kullanılan elektronik kontrol sistemlerinin yerlileştirilmesi ve söz konusu sistemlerin siber güvenliğinin milli imkânlarla sağlanması amacıyla Ulusal Test Yatağı Merkezi projesinde de çalışmalarımıza devam ediyoruz. Sektörde ayrıştığımız siber tehdit istihbaratı konusunda, sağlık sektöründe kullanılan IoT cihazlarının siber güvenliğine yönelik IoT Medic projesini de yürütüyoruz. AR-GE çalışmalarımıza, yüksek teknolojili, küresel ölçekte rekabet edebilen yenilikçi ürün ve çözümler üretmek odağıyla devam edeceğiz.

İhracat konusunda STM’nin çalışmaları ve hedefleriyle ilgili bilgi verir misiniz?

STM olarak ihracatta özellikle askeri platformlarda ciddi başarı elde etmiş bir şirketiz. Bu alanda yakaladığımız ihracat başarısını, geliştirdiğimiz otonom sistemler ve siber güvenlik alanına taşımak adına, Güney Amerika’dan Uzak Doğu’ya, 20’den fazla ülkede iş birlikleri, ihracat ve iş geliştirme faaliyetleri yürütüyoruz. İhracatta, ana pazarlarımızdan biri Pakistan. STM olarak Pakistan Donanması için tasarlanan ve Karaçi’de inşa edilerek teslim edilen Denizde İkmal Gemisi PNS MOAWIN’in yanı sıra yine Pakistan’ın sahip olduğu Agosta 90B Khalid Sınıfı Denizaltıların modernizasyonunda ana yükleniciyiz. Ayrıca, Pakistan için, 4 adet Ada Sınıfı Korvet Projesinde ana tahrik sisteminin tedariki ve entegrasyonuna yönelik de mühendislik kabiliyetimizle projede görev alıyoruz. Ana yüklenici olduğumuz uluslararası projelerde yerel iş ortaklarımızla yol alıyor, Türk firmalarının kabiliyetlerini geliştirmek, ihracat potansiyellerini artırmak ve sektör için insan kaynağı konusunda destekleyici rol model olmak hedefiyle hareket ediyoruz. Bu kapsamda örneğin tasarladığımız ve Pakistan Deniz Kuvvetlerine teslim ettiğimiz Lojistik Destek Gemisi projesinde. 30’a yakın kuruluşumuzun dolaylı olarak ihracat gerçekleştirmesine vesile olduk. Pakistan’ın Agosta 90 B sınıfı denizaltılarının modernizasyonunda olduğu gibi, dünyanın en kompleks ve stratejik platformları olan denizaltılar konusunda da ülkemizin kabiliyetlerini, yine iş ortaklarımızla ihracat başarılarına dönüştürüyoruz. Bu doğrultuda, ihracatta temel stratejilerimizden birini de yerli iş ortaklarımızın geleceğin savunma sanayiinde yerlerini alabilmeleri adına itici güçleri olabilmek ve onları küresel lige taşıyacak bir köprü vazifesi görebilmek olarak özetleyebilirim.

Aynı zamanda ihracatta dost ve kardeş ülkelerimizle kurduğumuz iş birliklerine birer ortaklık gözüyle bakıyor, sadece ürün ya da çözüm satmıyor; ortağımız olarak gördüğümüz bu ülkelerin de savunma sanayi alanındaki teknoloji ve üretim kabiliyetlerinin gelişmesine katkıda bulunabilmeye, ortak üretim yapabilmeye, bu alandaki know-how’ımızı oraya taşımaya özen gösteriyoruz. Bu bakış açımızla hedefimiz 2023’te ciromuzun yüzde 50’sini ihracattan karşılamak ve hem yurt içi hem de yurt dışı faaliyetlerimizle Defence News Listesi’ndeki ilk 50 şirket arasında yer alabilmek. Tüm yol haritamızı bunun üzerine şekillendirmiş durumdayız.

STM’nin yürütmekte olduğu güncel projeleri nelerdir?

STM, ülkemizin savunma sanayiinin talep ve ihtiyaçları kapsamında, entegretör kimliğiyle ana yüklenicilik yapan önemli şirketlerden bir tanesi. Bu kapsamda askeri deniz platformları alanında ana alt yüklenicilerden biri olduğumuz MİLGEM Ada Sınıfı Korvetler Projesi’nde ilk 4 gemi, yüzde 70 yerlilik oranıyla Türk Donanması’na teslim edildi. İ Sınıfı Fırkateyn projesinin ana yükleniciliğini de üstlenen şirketimiz, yüzde 75 yerlilik oranıyla projeyi 2023 yılında teslim edebilmek üzere çalışmalarını sürdürüyor. Türkiye’nin ilk istihbarat gemisi Test ve Eğitim Gemisi TCG Ufuk‘un da ana yüklenicisi biziz. Ayrıca donanmanın denizaltı modernizasyon ve inşa projelerinde kritik görevlerimiz bulunuyor. Yurtdışında ise bahsettiğim gibi halen Pakistan için yürüttüğümüz projelerimiz bulunuyor. Aynı zamanda otonom hareket edebilen, öğrenebilen, karar verebilen mini insansız hava araçları (İHA) geliştiriyoruz. Bu alanda öncü olan şirketimizin ürün ailesi içinde yer alan Otonom Döner Kanatlı Vurucu İHA Sistemi KARGU, Türk Silahlı Kuvvetleri’nce (TSK) halihazırda yurtdışı operasyonlar da dahil olmak üzere sınır güvenliğinde etkin bir biçimde kullanılıyor. TSK envanterine katmayı planladığımız ve çalışmalarına devam ettiğimiz ALPAGU’da ise geliştirme çalışmalarımızda sona geldik.. STM olarak, KARGU’lar başta olmak üzere mini İHA’larımızı farklı arayıcı başlıklarla donatarak farklı tür görevler de üstlenebilmelerine ve daha yüksek mühimmat kapasiteli mini İHA’lar geliştirilmesine yönelik AR-GE çalışmalarımızı da aralıksız sürdürüyoruz. Aynı zamanda İHA platformlarının GPS’ten bağımsız görev yapabilmelerine imkan sağlayacak Kerkes Projesi’nin de ana yükleniciliğini yapıyoruz. Stratejik faaliyet alanlarımızdan biri olan siber güvenlikte ise kabiliyetlerimizi sivil kullanıma yönelik de genişletiyor, platformlara yönelik tehdit istihbaratından karar destek sistemlerine, uygulamaların güvenliğinden güvenlik seviyelerinin belirlenmesine özel sektöre bütüncül hizmetler sunuyoruz. Bunun dışında nüfus cüzdanlarının yerini alan çipli kimlik kartları, e-kelepçe, yeni nesil pasaport projelerini yürüten şirketimiz, Emniyet Genel Müdürlüğü İş Sürekliliği ve Felaket Kurtarma Merkezi Projesi ile mevcut veri merkezinin iş sürekliliği kabiliyetinin artırılması konusunda da görev yapıyor. TSK için yaptığımız Siber Savunma Merkezi Projesi ile Emniyet Genel Müdürlüğü’nde Siber Suçlar Daire Başkanlığı’nın Bilgi Güvenliği Projesi de yine yürüttüğümüz projeler arasında.

STM’nin, savunma sanayisinin dışında özel sektöre yönelik faaliyetleri de var mı?

Savunma sanayii, doğası gereği hem yüksek teknoloji hem de özgünlük gerektiren kritik bir sektör ve biz de bu alanda söz konusu gereklilikleri yerine getirebilen bir şirket olarak, ileri teknolojili çözümler geliştirebilme kabiliyetimizi sivil ihtiyaca yönelik de çeşitlendirebiliyoruz. Bu noktada pek çok sektörde iş süreçlerine dahil olmuş Nesnelerin İnterneti olarak bilinen IoT teknolojisinin, iş verimliliği ve sürekliliğine olan pozitif etkisini sürdürülebilir kılmak adına siber güvenliğe ve altyapıya önem verilmesi gerekliliğiyle hareket ediyoruz. Bu kapsamda da başta sağlık olmak üzere farklı sektörler ve üniversitelerle iş birlikleri yapıyoruz. Bu kapsamda filo yönetimine yönelik akıllı otobüs teknolojileri geliştirdiğimiz TEMSA iş birliğimiz buna güzel bir örnek oluşturuyor.. Projede, akıllı sürüş teknolojilerinin yanı sıra büyük veri analitiği, nesnelerin interneti ve endüstri 4.0 gibi trendlerin otobüslere entegre edilmesini hedeflemiştik ve başarıyla da projeyi tamamladık. Şirketlere ayrıca Bilgi Teknolojileri, Endüstriyel Kontrol Sistemleri ve IoT sistemlerin güvenliğine yönelik olarak, Siber Olgunluk seviyelerinin belirlenmesi ve arzu edilen seviyeye erişebilmeleri için gerekli danışmanlık ve eğitimleri veriyoruz. Aynı zamanda entegratör kimliğimizle, ülkemizin sivil alandaki büyük çaplı milli projelerinin de bu anlamıyla içinde yer alabilmek hedefiyle hareket ediyoruz. En başta ise özel sektörün ihtiyaçlarına yanıt verebilmek adına STM Siber Füzyon Merkezimiz (SFM) ile siber tehdit istihbaratı hizmeti sağlıyor; Siber Tehdit İstihbarat Merkezi, Siber Harekât Merkezi, Zararlı Yazılım Analiz Laboratuvarı olmak üzere üçlü bir yapıda kamu da dahil pek çok kuruluşa hizmet veriyoruz. Yine siber güvenlikte, özel sektördeki şirketlerin sorumlu BT departmanlarının yöneticilerinin ve uzmanlarının, siber güvenlik süreçlerini yönetmelerine destek olan siber güvenlik karar destek sistemiyle, zafiyetlerin otomatik olarak tespit edilmesinden, risk yönetimi yapılması ve zafiyetlerin kapatılmasına kadar olan süreci otomatikleştiren CyDecSys ile firmalara destek oluyoruz. Kişisel Verilerin Korunması ile ilgili regülasyonlar kapsamında ise uyumluluk projeleri yürütüyor, kurumların ilgili regülasyonları yerine getirmede ihtiyaç duydukları idari, teknik ve hukuki süreçlerin yerine getirilmesi için projeler yürütüyoruz. Bunun yanı sıra kurum ve kuruluşlara yönelik sürekli sızma testi hizmeti veriyor, zafiyetlerinin tespitine ve giderilmesine yardımcı oluyoruz. Ayrıca bağımsız test laboratuvarımız STM ITSEF (IT Security Evaluation Facility) uluslararası değerlendirme yetkisine sahip sayılı laboratuvarlardan biri ve hassas bilgi içeren platformların, yazılım ürünlerinin güvenliğine yönelik kapsamlı bir hizmet sunuyor.

STM, tedarikçileriyle birlikte nasıl bir ekosistem oluşturmakta?

STM olarak yerli tedarikçilerle yol almaya, askeri deniz platformlarında yerlilik oranlarının artırılmasına yönelik olarak üstlendiğimiz kritik görev ve sorumluluğumuz doğrultusunda başladık. Ülkemizin ihtiyaçlarına yönelik çıktığımız bu yolda; tedarikçilerimizin de dahil olduğu iş ekosistemimizle hedeflerimizi daha da büyütmeye, yakaladığımız sinerjimizle dost ve kardeş ülkelerin ihtiyaçlarına da cevap verebilmeye odaklandık. Bu hedefimiz doğrultusunda, bugüne dek yurt içinde ve dışında yürüttüğümüz askeri deniz platformu inşa ve modernizasyon projelerinde, ana yüklenici kimliğimizle yaklaşık 300 sistem sağlayıcı ve 400’ü aşkın inşa malzemesi üretici ve tedarikçisiyle iş birliğimiz bulunuyor. Ayrıca ekosisteme destek vermek amacıyla Kalkınma Ajanslarıyla da iş birliklerine imza atıyoruz. Bu kapsamda savunma ekosistemine dahil olabilecek sektörleri belirliyor, genel bir sektör analizi çıkarıyor, ihtiyaçlarının saptanmasına ve daha verimli, daha katma değerli, daha vizyoner üretim için sektörde neler yapılabileceğine ilişkin yol haritaları çıkarıyoruz. Bu anlamıyla da savunma sanayiinde yerli ve milli teknolojiler geliştirmek isteyen, bu alanda katma değer üretmek isteyen firmaların önünü açarak, yurtdışına açılabilmeleri ve sektördeki ağırlıklarını artırabilmeleri için anahtar oluyoruz. Türkiye’nin, ilk teknoloji odaklı düşünce merkezi olarak kurduğumuz STM ThinkTech yoluyla yaptığımız bu iş birlikleri kapsamında, ilk olarak 2018 yılında, KOP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı iş birliğiyle, Konya Huğlu ve Üzümlü bölgelerinde çalışmalar yaptık. Dünyanın en büyük ikinci av tüfeği ihracatçısı olan Türkiye’nin, bu alandaki toplam ihracatının yüzde 75’ini karşılayan Huğlu ve Üzümlü‘de, av tüfeği üreticilerinin verimliliğinin artırılmasını ve savunma sanayiine entegrasyonlarını hedefledik ve söz konusu projemizi de başarıyla tamamladık. Çok kısa süre önce de benzer bir biçim ve yöntemle, Gaziantep ekonomisi için itici bir güç olan ve ilin sanayileşmesinin yapı taşlarını oluşturan metal ve makine sektöründe dinamizmi, verimliliği ve katma değeri artırmak üzere, İpekyolu Kalkınma Ajansı ile iş birliğine gittik. STM olarak, ülkemiz için kritik öneme sahip savunma sanayiinin gelişimine katkıda bulunmak adına ekosistemin gelişmesine yönelik adımlar atmayı sürdürmeye karalıyız.

İnsan kaynakları ve istihdam politikanız hakkında bilgi verebilir misiniz?

Biz gücünü her şeyden önce insan kaynağından alan bir şirketiz ve ülkemizin, savunma sanayiinin ihtiyaçlarına yönelik tasarım, sistem ve ileri teknoloji geliştirebilmesine yönelik önemli bir açığını tamamına yakını beyaz yaka olan çalışanlarımızla kapatıyoruz. Bugüne dek yurt içi ve dışında üstlendiğimiz kritik sorumluluklarla, hem mühendislik, teknoloji ve danışmanlık faaliyetlerimiz açısından önemli bir tecrübe ve know-how’a sahibiz. Tecrübeli çalışanlarımızın deneyimi ve vizyonunu, gençlerimizin dinamizmi ve yenilikçilikleriyle birleştiren yapımızla da yarının ihtiyaçlarına bugünden yanıt verebiliyoruz. İstihdama yönelik ihtiyaçlarımızda iş ilanlarımızı kendi www.stm.com.tr kariyer.net, LinkedIn, Vizyonergenç web sitesi gibi çeşitli mecralardan duyuruyoruz.Teknik bölümle yapılan değerlendirmenin olumlu olması ve referans kontrolünün ardından da iş teklifimiz yapılıyor. Aynı zamanda genç istihdamı için, StarTeaM Aday Mühendislik Programı’mız ile üniversite iki, üç ve dördüncü sınıf öğrencilerine staj ve aday mühendislik imkanı sunuyor, kendilerini geliştirebilecekleri alanlarda uzmanlaşabilme ve merak duydukları alanlara yönelik istihdam edilebilme fırsatı sağlıyoruz.

Türkiye’nin genç beyinlerini ve eğitimi desteklemek adına neler yapmaktasınız?

Öncelikle gençlerde, faaliyet gösterdiğimiz alanlara yönelik farkındalığı artırmak, ilgi duydukları konularda onları cesaretlendirmek ve desteklemek üzere yarışmalar düzenliyoruz. Bu kapsamda, siber güvenlik alanında farkındalık yaratmak ve nitelikli insan kaynağı yetişmesine katkı sunmak üzere CTF (Capture The Flag – Bayrağı Yakala) Yarışması; denizaltı inşa ve modernizasyon projelerinde öncü bir kurum olarak bu alana yönelik Derin Arayışlar STM Denizaltı Tasarımı ve Teknolojileri Yarışması gibi faaliyetlerimiz, farklı mecra ve konularda gençlerle buluşmamıza ve geleceğin Türkiye’si için birlikte hayaller kurabilmemize vesile oluyor. Ayrıca SSB’nin insansız ve otonom sistemler alanında düzenlediği ROBOİK Yarışması’na da destek veriyoruz. Bunun yanı sıra ana faaliyet alanlarımızdan biri olan otonom sistemlerle ilgili olarak gençlerimizi TEKNOFEST kapsamında da destekliyor ve TEKNOFEST’te drone teknolojisini sahipleniyoruz. Bu sayede drone teknolojilerine ilgi duyan gençlerimizin heyecanına ortak olabiliyor, ülkemizin bu alanda yetenekli gençlerini destekleyebilme fırsatı yakalıyoruz ve onları ilgi alanları özelinde doğru bir şekilde yönlendirebilme imkanı elde ediyoruz. Bu kapsamda bu yıl Gaziantep’te yapılan TEKNOFEST bünyesindeki Türkiye Drone Şampiyonası’nı destekledik ve Dünya Drone Şampiyonası için yarışacak finalistlerimizin yanında olduk.

2021 yılı hedef ve öngörüleriniz nelerdir?

STM olarak dünyada, savunma sanayi firmaları arasında 1 numaralı mühendislik firması olmak hedefiyle ilerliyoruz. Bu kapsamda bir yandan yenilikçi ve ileri teknolojili ürün ve çözümlerle ülkemizin savunma sanayii alanındaki ihtiyaçlarını karşılarken, bir yandan da yurt dışında iş ortaklarımızda bizim hakkımızda oluşan “STM, ihtiyacım olan konuda bana gerekli olan mühendislik çözümünü, doğru zamanda, doğru bütçeyle, doğru planlama ve doğru takvimle mutlaka geliştirir” algısını pekiştirmeye devam edeceğiz. Makro düzeyde bu hedeflerle yol almayı 2021’de de sürdürürken; askeri deniz platformlarından otonom sistemlere, yürüttüğümüz tüm çalışma ve projelerde takvimimize bağlı kalarak yol almayı, gelecek yılı da ihracatta ve ciroda artışla, verimli bir yıl olarak geride bırakmayı hedefliyoruz.

Son olarak, covid-19 pandemisinin faaliyetleriniz üzerindeki etkileri ve covid-19 ile olan mücadeleniz…

Çalışanlarının büyük çoğunluğu beyaz yaka olan şirketimizde zaten pandemi öncesinde de uzaktan çalışma ile ilgili tüm altyapımız vardı ve işlevseldi. Dolayısıyla bu süreçte uzaktan çalışmaya ilişkin bir problem yaşamadığımız gibi, yurt içinde çalışmalarımıza aralıksız devam ettik ve mühendislik çalışmalarıyla birlikte AR-GE’ye odaklandık. Yurtdışına yönelik olarak ise elbette pandemi sürecinin başlarında yaşanan seyahat yasakları ve ulaşımdaki kısıtlar, ihracat projelerimizi istediğimiz ivmeyle sürdüremememize neden oldu ancak sınırların yeniden açılması ve seyahat kısıtlarının kaldırılmasıyla birlikte bu alanda da hızlandık. Özetle diyebilirim ki söz konusu süreci, hedeflerimizde büyük bir aksama olmadan ve duraklamadan atlattık.