RÖPORTAJ — 6 Ekim 2020 at 23:08

GEBZE ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ YÖNETİM KURULU BAŞKANI VAHİT YILDIRIM: “YENİ NORMALİN GÖZDE ÜLKESİ TÜRKİYE OLACAK, TÜRKİYE HIZLICA AKSİYON ALMALI”

GEBZE ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ YÖNETİM KURULU BAŞKANI VAHİT YILDIRIM 

YENİ NORMALİN GÖZDE ÜLKESİ TÜRKİYE OLACAK, TÜRKİYE HIZLICA AKSİYON ALMALI!

Covid-19 pandemisinin dünyayı adeta yeniden dizayn ettiğini vurgulayan Gebze Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Vahit Yıldırım, pandemi sonrası yeni konjonktürün özellikle Türkiye için önemli fırsatlar doğurduğunu, buna uyumlanmak için şimdiden hızlıca aksiyon alınması gerektiğini dile getirdi.

Gebze Organize Sanayi Bölgesi (GOSB) örnek sanayi bölgelerinden biri olmanın yanı sıra, ayrıca, ihracatın kalelerinden birisi konumunda yer alıyor. Pandemi döneminde üretim gücünü koruyan GOSB, bu yıl cirosunu yüzde 15 artırmayı, ihracatta ise geçen yılın performansını yakalamayı hedefliyor. Gebze Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Vahit Yıldırım ile pandeminin dünya ekonomisini ve Türkiye ekonomisini nasıl etkilediğini ve şekillendirdiğini, ayrıca kısa süre sonra GOSB olarak yine bir ilki gerçekleştirecekleri müjdeyi konuştuk.

Birçok konu başlığının arasında ana gündem maddesi Covid-19 pandemisi ve onun etkileri… Dolayısıyla pandeminin ekonomi ve özellikle sanayi üzerindeki etkilerini, yansımalarını konuşacak olursak neler söyleyebilirsiniz?

Türkiye, Pandemi sürecinde diğer ülkelere göre pozitif ayrışan bir ülke oldu. Hastanelerimize, sağlık personelimize, üretime ve sanayicilere verilen inisiyatifler ile bankalardaki ekonomik ve dinamik yapılanmalar bu sonucu doğurdu. Özellikle pandemi öncesi döneme baktığımızda, küresel güçlerin, bizim gibi gelişmekte olan veya azgelişmiş ülkelere karşı ciddi adaletsizlikler yarattıklarını söyleyebiliriz. Yerine göre ekonomik, yerine göre askeri araçlarla bu ülkelerin ekonomilerini krize sürüklemelerinden ve bu ülkeleri yıkıma götürmelerinden çok ciddi kaygı duyardık, üzülürdük. Bir taraftan insan kayıplarına üzülmekle birlikte, Covid-19’un gelişmiş ülke ekonomilerine etkileri bu anlamda bir fren işlevi gördü.  En azından görüldü ki, hiçbir ülke, tek egemen ekonomik veya siyasi güç olarak dünyaya hakim olamaz. Gelişmiş ülkelerin Covid-19 ile mücadelede ne kadar başarısız olduklarını gördük. Aslında, Covid-19 dünyayı yeniden dizayn ediyor. Bütün ezberler bozuldu. Ezberlerin bozulması hasebiyle de bizim gibi ülkelerin, ki; bana göre Türkiye bunların içinde en önemlilerinden birisi, iyi organize olup kısa sürede bu değişimi avantaja çevirmesi lazım.

Bugün geldiğimiz noktada bunu avantaja çevirmek konusunda yeterli çabayı görüyor musunuz?

Maalesef o çalışmayı göremiyoruz. Bireysel olarak bizler, bireysel olarak organize sanayi bölgeleri, bakanlıklar ya da siyasetçiler bir şeyler yapmaya çalışıyoruz ancak maalesef ki; bunları organize şekilde yapamıyoruz. Yapılamadığı için de korkarım ki, bize ciddi bir avantaj sağlayacak bu krizden, olumlu bir şekilde çıkamayacağız. Bu kriz, gerçekten büyük bir fırsat aslında. Çünkü dünya şunu gördü; hiçbir ülke sadece bir tedarikçi ülkeden, örneğin Çin’den, ithalat yaparak nihai ürün veya aramalı ihtiyacını gideremez, üretim yapamaz. Dolayısıyla yeni dünyada gelişmiş ülkeler tedarik süreçlerinde, alım yaptıkları ülkelerin sayısını artırmak zorundalar. Bu ülkeleri de risklerden dolayı farklı kıtalardan seçmek zorundalar. Türkiye’nin önemi, tam da bu noktada ortaya çıkıyor. Yetenekli işgücümüz ve özellikle beyaz eşya, otomotiv, savunma sanayisindeki ciddi altyapımız nedeniyle, bu ülkelerden birisi biz olabiliriz. Özellikle Batı Avrupa açısından bakarsak, Doğu Avrupa ülkeleri ve Türkiye radarda olan ülkelerdir. Dolayısıyla biz bu ülkelerin önüne geçip, Batı Avrupa’nın tedarikçi ülkelerinden birisi olmalıyız.

Peki, Gebze Organize Sanayi Bölgesi pandemi sürecini nasıl yönetti ve halen nasıl yönetmekte?

Gebze Organize Sanayi Bölgesi olarak pandemi sürecinde gerekli önlemleri proaktif bir biçimde aldık. Üyelerimizi de hızlı bir şekilde 7/24 bilgilendirdik. Üyelerimize tüm yetkili makamlardan gelen bilgilendirmeleri aktardık. Tüm bilgi kirliliğine karşın, bu süreci çok iyi yönettik. Üye işletmelerimiz, sokağa çıkma yasaklarında herhangi bir başvuru yapmadan, gerekli önlemleri alarak çalışmalarını sürdürdüler. Bu anlamda, gerek Sayın Valimizden, gerekse Sayın Kaymakamımızdan teşekkür mesajları aldık. Bunu, elimizi taşın altına koyarak, dertleri dert edinerek başardık. Bölgemizin bu süreçteki performansına baktığımızda, bu yıl cirolarda yüzde 15 artış olacağını, ihracat büyüklüğünün ise aynı kalacağını öngörüyoruz.

Geldiğimiz gün itibarıyla devlet ne yapmalı sizce?

Bu süreçte iki önemli konu var. İnsanların sağlığı ve ekonominin sağlığı… Ekonomiyi konuştuğumuza göre, öncelikle Türk müteşebbisinin, üreticisinin ciddi kaynak açığı olduğunu vurgulayalım. Bunlardan birisi kısa vadeli olan işletme sermayesi açığıdır. Makine-teçhizat veya genişleme yatırımları için uzun vadeli sermaye ihtiyacı vardır. Buradaki açığı gidermek için de kabul edilebilir faiz oranlarıyla borçlanabilmeniz lazım. Ayrıca, teşviklerin doğru kuruluşlar tarafından, doğru kişilere zamanında verilmesi gerekir. Bu süreçlerin tam bir orkestra uyumu içerisinde yürütülmesi gerekiyor.  Yavaş da olsa, bu doğrultuda mesafe kat edildiğini görüyoruz. Bir diğer önemli konu başlığı ise nitelikli insan yetiştirmektir. Bunun için ben ülkelerin üniversitelerine bakarım. Eğer, bir ülkenin üniversiteleri sıralamalarda ilk 50’de, 100’de yer alıyorsa, o ülkelerin sanayi kuruluşları da dünyada liderdir. Tersten bakarsak; bir ülkenin sanayi kuruluşları dünya sıralamasındaysa üniversiteleri de dünya sıralamalarındadır. Dikkat ettiğim bir veri de dış ticaret istatistikleridir. Bir ülkenin dış ticaret açığı var, ama her sene küçülüyorsa, ya da dış ticaret fazlası her sene büyüyorsa, o ülkenin ekonomisi iyiye gidiyordur. Bunun başarılması için de katma değerli üretimin, toplam üretimdeki oranının artması gerekiyor. Özetle; işletmelerin kaynak sorunu çözülür, nitelikli insan ihtiyacı giderilir ve katma değerli üretim yapısı oluşturulursa ekonomi iyiye gider. Peki, bugünkü rakamlar ne söylüyor? Nüfusu 84 milyon olan ülkemiz, yaklaşık 180 milyar dolarlık ihracatıyla övünüyor. Ancak Güney Koreli Hyundai ve LG’nin toplam ciroları neredeyse 145 milyar doları geçiyor. Üstelik, bu ihracat rakamına ulaşmak için çok büyük tutarlarda da ithalat yapmak zorundayız. Dolayısıyla ihracatımızda çok küçük bir EBITDA (Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kar) var. Bu koşullarda “ihracat rekoru kırdık” açıklamaları içimizi acıtıyor. Bununla yüzleşmek, bunu halletmek lazım. Çözüm olarak OSB’ler özelinde bir önerimiz var. Organize sanayi bölgeleri kendi aralarında yarıştırılsın. Bölgelere göre üretim ve ihracat hedefleri verilsin. Bu hedefleri tutturan OSB’lere, ödül olarak teşvikler sağlansın. Bu tür bir yaklaşımla, OSB içindeki firmalar, kendi üretimleriyle ilgili firmaları da yanlarına alarak, dünyaya açılabilir. Böylece tüm üreticilerin ihracatları artar. Bölgenin toplam ihracatındaki artışlar da teşvik olarak tüm firmalara geri dönmüş olur. Kendi bölgemiz için konuşacak olursak;  her sene yüzde 15-20 büyüyoruz ama aldığımız 1. Bölge teşviki bir işe yaramıyor. Çünkü üst ligde küresel firmalarla rekabet ediyoruz. Ama rakiplerimiz devletlerinden sübvansiyonlar alıyor. Dolayısıyla onlarla rekabet etmekte zorlanıyoruz. Teşvik olmayınca, yavaş yavaş geri gitmeye başlıyoruz.

Pandemi bize diğer taraftan tarımın ve gıdanın önemini bir kez daha hatırlattı. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Tarım ve hayvancılıktaki sorunları hızla çözmemiz gerekiyor. Diğer ülkelerin ihracat kısıtlamaları nedeniyle kaynağınız olsa bile tarım ürünleri ve gıda ithalatı yapamıyorsunuz. Çünkü bütün ülkeler tarım ve gıdada kendi kendine yetme konusuna odaklanmış durumdalar. Tarım ve hayvancılıkta ciddi teşvikler var. Ancak verilen teşviklerin hepsi maalesef amacına uygun kullanılmıyor. Bana göre tarım ve hayvancılıkta teşviki 1. ve 2. Bölgede üretimde ihtisaslaşmış, belli ciro, çalışan sayısı, firma geçmişi olan firmaların, doğuda tarım ve hayvancılığa yatırım yapması kaydıyla, teşviği yatırım yapanın 1.ve 2. bölgedeki firmasına vermek lazım. Bu durumda sektör teşviğini mevcut işletmesine almak için bu sektöre yatırım yapmak için mecbur yada teşvik edici bir sebep oluşturur. Çünkü Bu firmaların bir üretim, çalışma, maliyet hesap edebilme, otomasyon ve verimli üretim yapabilme kültürü var. OSB’lere yönelik önerimdeki gibi bu firmalara özellikle Doğu ve Güneydoğu’da yapacakları tarım ve hayvancılık yatırımlarına karşılık belirli kriterlerde değişik teşvikler sağlanabilir. Doğuda ve Güney Doğuda üretimi, yatırımı, üretimde maliyeti bilmeyen kişilere verilen teşvikler, maalesef amacına ulaşamayacaktır. Ama deneyimli sanayiciye bu teşvikleri sağladığınızda o yatırımları hakkıyla yerine getirecektir. Elbette bu yapılırken firmaların geçmişlerine bakılacak ve kriterler çerçevesinde yatırımlar denetlenecektir. Siyasetçi fotoğrafın hem önünü, hem arkasını, hem yanını, hatta bir sonraki fotoğrafı görebilmeli. Çünkü onların yapacağı bir hata tüm nesilleri tüketir. Ülkemizin iklimi, toprakları ve girişimcisi bu projelerin gerçekleştirilmesi için uygundur. Ancak bu alanı uzun yıllardır ihmal edip sadece sanayi üretimine odaklandık.

Pandemi döneminde kamu bankalarının sağladıkları kredilerle işletmelere, sanayiciye önemli kolaylıklar sağladıklarını gördük. Son olarak buna ilişkin yorumunuzu alalım…

Bu pandemi döneminde üç devlet bankasının hakkını vermek lazım. Sağlıkçılarımız gibi çok özverili çalıştılar. Hatta birçok devlet bankası şubesi, talebi yetiştirmek adına cumartesi ve pazar günleri de çalıştılar, Özellikle bizlerin talepleriyle alakalı çabuk aksiyon almaları, hızlı cevap vermeleri takdire şayandır. Tabii, bir sanayici olarak bu devlet bankalarının içinde Halk Bankası’nı ayrı bir yere koyarım. Halk Bankası, Genel Müdürü Osman Arslan liderliğinde iletişime açık, çözüm odaklı yaklaşımıyla çok hızlı aksiyon aldı. Dolayısıyla bizim sanayici olarak Halk Bankası’nı bundan sonraki süreçte de desteklemek gibi bir yükümlülüğümüz var. OSB yönetimi olarak daha öncede Halk Bankası’nın yanındaydık. Bana göre, Halk Bankası daha da desteklenmeyi hak eden bir devlet bankasıdır.