VIP — 3 Şubat 2021 at 17:37

TAILWIND HAVAYOLLARI GENEL MÜDÜRÜ MEHMET BOSTAN: “PANDEMİ ÖNCESİNDEN DAHA GÜÇLÜ OLMAYI HEDEFLİYORUZ”

TAILWIND HAVAYOLLARI GENEL MÜDÜRÜ MEHMET BOSTAN

PANDEMİ ÖNCESİNDEN DAHA GÜÇLÜ OLMAYI HEDEFLİYORUZ!

Havacılık sektöründe iş yapmanın zor olduğuna dikkat çeken Tailwind Havayolları Genel Müdürü Mehmet Bostan, zorlu koşullara karşın Pandemi öncesine göre biraz daha güçlü, biraz daha büyük şirket haline gelmeyi hedeflediklerini dile getirdi.

Pandemi nedeniyle zor bir dönem geçiren, büyük havayolu şirketlerinin iflasa sürüklendiği havacılık sektöründe yaşanan sorunları ve Tailwind Havayolları’nın hedeflerini Tailwind Havayolları Genel Müdürü Mehmet Bostan ile konuştuk.

Başta ülkemizde olmak üzere havacılık sektöründe nasıl bir durum hakim?

Skalalar değişti artık. Bazı hizmetlerde fiyat değişiklikleri var ama ana kalemlere baktığınızda; sadece çalışma ücretlerinin düştüğünü görüyorsunuz. Dolayısıyla biz şirketler yükümüzü ağırlıklı olarak çalışanlarımıza yüklemiş vaziyetteyiz. Hizmet arzındaki azalma çalışanların ücretlerine olumsuz yansıyor. Bu tabii ki çok acı bir şey. Normalde kabul edilmeyecek bir şey. Fakat bugün 2. Dünya Savaşı benzeri bir durum yaşıyoruz. Hem bireysel hem toplumsal olarak yaşanıyor. Bu mücadeleyi güçlü olanlar kazanacak. Burada sağlığı bir tarafa ayırıyoruz. Sağlık en önemli konu elbette, insanlar önce yaşamalı. Ama olayın ekonomik tarafına baktığınızda, biraz birikimi olanların veyahut değişime çok çabuk adapte olanların ayakta kalma şansı çok daha yüksek. Bu bireyden başlıyor kurumlara ve de ülkelere kadar aynı şekilde devam ediyor. Özel havacılık sektörünün lokomotifi havayolları şirketleridir. Dolayısıyla havayolları şirketleri ne kadar çabuk bu zorlayıcı şartlara kendini adapte edebilirse ve çalışanlarını da bu adaptasyona ne kadar çabuk uyumlandırabilirlerse o kadar ayakta kalma şansları yüksek. Ama şu anda tünelin ucunu görmüyoruz.

Peki, Tailwind özelinde durum nedir?

Bizim gibi küçük ölçekli bir firma olmanın avantajları daha fazla. Geçtiğimiz sene Nisan çok kötü bir aydı. Ama Kasım, Aralık ve içinde bulunduğumuz Ocak ayları Nisandan daha kötü şu anda bizim için. O dönemde tarifeli uçuşlar da yoktu. Biz birkaç kurtarma uçuşu yapıyorduk o arada fakat şu anda tarifeli uçuşlar olduğu için kurtarma uçuşu talepleri düştü. Haziran-Temmuz döneminde yaptığımız yaklaşık 500 saatlik uçuş bizi Aralık ayına kadar getirdi. Biz 5 uçaklı ve 350 çalışanlı bir şirket olarak o uçuşlarla can suyu bulduk. Ancak aynı uçuş saatlerini şimdi belki 20 uçaklı, bin çalışanlı bir firma yapabiliyor. Dolayısıyla o firmaya can suyu olmuyor. Öte yandan hiçbirimiz Almanya’dan, Rusya’dan turist getirmedik. Turist özellikle Rusya’dan geldi biliyorsunuz. Fakat o turistlerin büyük oranı erken rezervasyonla biletlerini zaten almış ve parasını ödemiş olanlardı. Dolayısıyla o paralar da depozite olarak havayollarına büyük ölçüde gelmişti. Haliyle uçan havayolları da bundan büyük bir kazanç sağlayamadı. Özetle; küçük ölçekli bir havayolu şirketi olmanın avantajıyla yeni duruma daha kolay adapte olduk.

Hangi ülkelere uçuş gerçekleştirdiniz?

Çok enteresan coğrafyalara uçtuk. Güney Afrika’ya, Sri Lanka’ya uçtuk. Mesela denizcilik mürettebatları uçurduk. Onun dışında inşaat firmalarının personelini hatta inşaat kargosu bile taşıdık. Ülkemizin bilinen inşaat firmasının Irak’taki şantiyesinde yaklaşık 200’ü aşkın işçi Covid-19’a yakalandı. Hem ilgili ülkenin hem de Sağlık Bakanlığı’nın direktifleri doğrultusunda iki uçak dolusu hastayı ülkemize taşıdık. Uçuş sırasında herhangi bir olağanüstülük yaşanmadı. Hiçbir ekip üyemizde hastalık olmadı. Bunlar bizim için çok önemli. Biz kural olarak alınan tedbirlerin ötesinde uçuş sonrası uçakların hava filtrelerini de değiştirdik. Zaten salgının başından bu yana uçuşla bağlantılı olarak hiçbir ekip üyemizde Covid-19 olayı görülmedi. Bu noktada bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Salgın sürecinde birçok ülkeye uçuş yasağı uygulandı. Bunların birçoğu sonradan kaldırıldı. Daha sonra Irak, İran, Afganistan’a uçuş yasağı kondu. Bu yasağın kapsamı Türkiye ile bu ülkeler arasında yolcu gidiş gelişinin olmamasıdır. Ancak bu, uygulamada sağlanamadı. Çünkü o ülkelerin vatandaşları Dubai, Lübnan, Katar, Ukrayna ve Bulgaristan üzerinden dolaylı olarak ülkemize giriş yaptılar. Biz bunu fark ettiğimizde bununla ilgili uyarıları da yaptık. Normal şartlarda o yolcuların pasaport kontrolden geçirilmemesi gerekiyor. Fakat uygulama öyle değildi. Bildiğiniz gibi yakın zamana kadar PCR testi zorunluluğu da konmadı. Bu hem toplum sağlığı için hem dış görüntümüz açısından da zararlıydı. Ekonomik yönüyle taşıyabileceğimiz yolcuları biz taşımamış olduk.

Siz de ticari kayıp yaşadınız bu durumdan herhalde…

Çok ciddi ticari bir kayıp yaşadık. Onun etkileri devam ediyor. Eğer o yolcuları biz taşıyabilseydik uçuş yaptığımız uzak coğrafyalara gitmek zorunda kalmayacaktık. Daha uygun fiyata daha kısa sürede taşıyacaktık. Batı’dan çok fazla beklentimiz yok bu sene yine. Belki Temmuzdan itibaren olabilir…

Turizm bu yıl havacılığı desteklemez mi biraz da olsa?

Bu yıl olağan bir turizm sezonu beklemiyorum zaten. Dolayısıyla olağan havacılık sezonu da olmayacak. Dolayısıyla biz bakışımızı biraz daha doğumuzdaki ülkelere çeviriyoruz. Geçen sene İran, Irak operasyonlarımız vardı. Bu yıl da uçuş frekanslarımız çıktı. Sınırlı sayıda frekans olmakla birlikte geçtiğimiz haftalarda Irak ve İran operasyonlarımızı başlattık.

Peki, bu yıl kayıp yıl mıdır?

2020 gibi olmaz. Çünkü sektörden eksilen oyuncular da var. Dolayısıyla biraz arzda da azalma var. Görünen o ki 2019 gibi olmayacak. Aşılar mutlaka pozitif etki yaratacak. Hem mental olarak hem sağlık anlamında faydalı olacağına inanıyoruz.

Geçen yıl açıklamış olduğunuz yatırım hedefleriniz ne durumda şu an?

Bunlar ötelendi. Mevcut sıkıntılarımız içerisinde ilave yatırım yapmamız çok zor. Şirket sahibimiz yabancı. Kendisi adil destek bulamadığı için yeni yatırımlar konusunda tereddüt yaşıyor. Şu anda 3 uçağımız ground durumda. Yani uçuşu kestik, park halindeler… Dördüncüsü uzun koruma bakımında. Yani günlük olarak faal tutmuyoruz ama bir günlük işlemle tekrar uçuşa hazır hale getirebiliyoruz. Talep geldiğinde hazır olmaya gayret ediyoruz. Beşinci uçağımız ise faal durumda. Yaptığımız yönetim kurulu toplantılarında belli seviyelerde iş yoğunluğunu yakaladığımızda filomuza yeni uçak geleceğinin sözü verildi. Biz de o iş seviyesine gelmeye gayret ediyoruz.

İç hat uçuşlarıyla ilgili düşünceniz var mı? Rantabl mı değil Türkiye pazarı için?

Bizim için çok rantabl değil. İç hatlar için belli bir uçak sayınızın olması lazım öncelikle. İkincisi; mutlaka iç hattı dış hata bağlamanız gerekiyor. İstanbul’a ya da Ankara’ya uçan insanların en az yarısı oradan başka bir yere devam ediyor. Dolayısıyla bu daha büyük network gerektiriyor. İç hatta uçtuğunuz zaman aynı zamanda bunu dış hatta bağlayabilmeniz gerekiyor.

Türk havacılık sektöründe özel şirketlerin varlık gösterebilmesi çok mu zor?

Havacılık zaten zor bir iş… Sadece özel şirket olarak değil ama Türkiye özelinde biz sadece eşit şartların verilmesini istiyoruz. Gerisi bizim becerimize ve imkanlarımıza kalsın.

Toparlayacak olursak 2021 ile ilgili şirket olarak ortaya koyduğunuz hedeflerinizi de almak isteriz…

Tabii ki daha mütevazı hedefimiz var önceki yıla göre; biraz daha ayaklarımız yere bastı. Dolayısıyla önceliğimiz hedeflerimizi korumak, buradan geriye doğru adım atmamak. Bazı projelerimiz var. Onları realize edebilirsek açıkçası biraz büyüyebiliriz veya biraz yenilenebiliriz. Pandemi öncesine göre biraz daha güçlü, biraz daha büyük şirket haline gelmeyi hedefliyoruz. Ama büyük derken 20-30 uçaklık bir filoya sahip olmayı kastetmiyoruz. Büyümemiz uçak sayımız tek hanede kalacak şekilde olacaktır.