RÖPORTAJ — 1 Eylül 2021 at 17:47

BALPARMAK YÖNETİM KURULU BAŞKANI ÖZEN ALTIPARMAK: “DESTEK PLANIMIZLA ARICILARIMIZIN YANINDAYIZ”

BALPARMAK YÖNETİM KURULU BAŞKANI ÖZEN ALTIPARMAK

DESTEK PLANIMIZLA ARICILARIMIZIN YANINDAYIZ!

Orman yangınlarının olduğu bölgelerde çam balı üretiminin, yanan kızılçam ağaçları nedeniyle yaklaşık 20-30 yıl boyunca yapılamayacağına dikkat çeken Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak, afetten zarar gören Muğlalı arıcılar için kademeli destek planını hayata geçirdiklerini, bu zor dönemi el ele vererek, hep birlikte atlatacaklarını dile getirdi.

Dünyada çam balının yaklaşık yüzde 90’ı Türkiye’de üretiliyor. Ülkemizde bu yaz yaşanan yangınlar çam balı üretimini de olumsuz etkiledi. Yangının etkilerini, arıların ve arıcılığın geleceğini Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak ile konuştuk.

Geçen sene çam balı için rekolte düşüktü. Yangınlar bunu nasıl etkileyecek? Önümüzdeki sene çam balı yiyebilecek miyiz?

Geçtiğimiz yıllarda da çam balının olmadığı dönemler vardı ama bu durum Basra böceği olmadığı için ya da iklimin uygun olmamasından kaynaklanıyordu. Ağaçlar yerindeydi, şimdi o ağaçlar yok oldu. Basra böceğinin yaşayacağı yer azaldı. Bu yılki felaket, çam balı sorununu daha da büyüttü. Geçen yıl olumsuz iklim koşulları nedeniyle toplam rekolte yüzde 5-10 civarında kaldı. Bu nedenle geçen seneden kalan çam balımız yok.

Yanan bölgeler arasında Marmaris, Bayır, Osmaniye, Kumlubük, Turunç, Hisarönü gibi iyi bal veren yerler var. Artık buralardan 20 yıl, belki 30 yıl çam balı alma imkânı yok gibi görünüyor. Yanan bölgeler çam balı için önemli bölgeler ama belirttiğim gibi bu alan toplam çam balı üretiminin ancak yarısına yakınını kapsıyor. Çam balı Dalaman’dan Bodrum ve Kuşadası Milli Park’a kadar çok geniş bir alanda üretilebiliyor.

Çam balı için verimli bölgeler olan Yerkesik, Kıran, Labranda, Zeytinköy, Dağpınar, Bodrum’un birçok yeri, Güzelçamlı ve Doğanbey bölgeleri, Köyceğiz’in büyük bir bölümü, Fethiye ve Dalaman’daki kızılçam ağaçları kurtulmuş durumda. Yani çam balı kaynağının yarıdan fazlası hâlâ duruyor, dolayısı ile arılar da duruyor.

 

Bu yangın felaketi çam balı rekoltesini sıfırlamadı. Hava şartları, iklim koşulları uygun devam ederse yani; sıcaklıklar 40 dereceyi aşmazsa, poyraz biter lodos olursa, havada çiğ olursa, hava ılık olursa, biraz da yağış olursa, Basra böceği de hala yaşıyorsa çam balı alınabilir. Önceki senelerde 15-20 bin ton civarlarında gerçekleşen rekoltenin bu yıl yarısını alabiliriz. Şimdiden karamsar olmaya gerek olmadığını düşünüyorum. Gerçek tabloyu eylül ayının ikinci haftasından sonra görebileceğiz.

Yangın bölgeleri için yerinde incelemeler yaptınız. Şu anki durum nedir?

Yanan kovanlar var, net olmamakla birlikte 4-5 bin kovanı kaybetmiş olabiliriz. Ancak normalde çam balı döneminde burada 1 milyondan fazla arı kovanı olurdu. Arıcılar şu an Orta Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu’da yaylalarda sağımları bitirmişti, yangın bölgelerine 15 Ağustos gibi döneceklerdi. Ama arıcıların gideceği bölgeler yandı. Arıcılar şimdi Basra böceği olan yerlere gidecekler.

Bal üretimi için askeri alan veya milli park olan verimli yerler olduğu söyleniyor. Bu bölgelere giriş için özel bir izin verilebilir mi?

Tabii ki verilebilir. Bakanlığın yaptığı açıklamaya göre, Güzelçamlı ve Doğanbey arası Kuşadası Milli Park’ı üretime açıldı.

Siz Balparmak olarak yangından etkilenen arıcılara nasıl destek olacaksanız?

 

Yangınların ardından gerek öncelikli ihtiyaçlar gerek arıcılığın geleceği için çok özverili çalışmalar gerçekleştirildi. Güzelçamlı ve Doğanbey arası Kuşadası Milli Park’ı da üretime açıldı. Biz de Türkiye’nin 40 yıllık bal markası olarak bu sorumlulukla ilk günden itibaren bölgedeki durumu yakından takip ettik. Desteğimizi bölgede bizzat sağladık. Afetten zarar gören Muğlalı arıcılarımız için kademeli destek planı hazırladık. Öncelikle Balparmak çalışanlarımızdan oluşan gönüllü ekiplerimiz ile temel yardım malzemeleri kapsamında yerinde destek sağladık. Ayrıca ziyaret ettiğimiz köylerde zarar gören yöre arıcılarımızın ihtiyaçlarını belirledik, ardından maddi destek paketimizi devreye aldık. Bu doğrultuda arıcılarımızdan sağımını yaylada yaptıkları balları peşin ödeme yoluyla satın alma kararı aldık. Bununla birlikte arıcılarımızın genel ihtiyaçları için de destek planımızı hayata geçirdik. Bu sayede, bu zor dönemde arıcılarımızı mali açıdan bir nebze de olsa rahatlatmayı hedefliyoruz. Arıcılık mesleğinin ve arı ürünlerinin sürdürülebilirliği için her zaman arıcılarımızın yanında olacağız. Bugüne kadar olduğu gibi yarın da Muğla’nın ormanlarında arılar uçacak, arıcılarımız ballarını sağacak. Bu zor dönemi el ele vererek, hep birlikte atlatacağız.

Arı ve arıcılık sektörünün durumu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türkiye’de arıcılık gittikçe zorlaşıyor. Gerek kuraklık gerekse doğanın dengesini bozan bu tür felaketler ve afetler arıcılık sektörünü olumsuz etkiliyor. Arılar ekolojik sistemin en önemli unsurlarından… Tozlaşmayı sağlayan arıların yok olması, arının bal alacağı kaynaklarının yok olması sektörü ve doğayı olumsuz şekilde etkiliyor. Arının geleceği gıdanın geleceği anlamına geliyor. Ülkemiz bitki örtüsü, bitki çeşitliliği, iklimi ve coğrafî yapısı ile tam bir arıcılık üssü. Dünyada eşi benzeri bulunmayan bal çeşitliliğine ve yüksek bal kalitesine sahibiz. Arıcılık da ülkemizdeki en kadim mesleklerden biri… Ancak bu kadim bilginin yanı sıra arıcılarımızı teknik anlamda da desteklemek gerekiyor. Arıcıların, arıları doğru zamanda doğru yerde konumlandırmak, hastalıklardan korumak, nektar zamanına güçlü yetiştirerek hazırlamak, arıları zirai ilaçlanan yerlerden uzak tutmak, arı hastalıklarını önleyebilmek, hijyenik ortam sağlamak gibi önemli sorumlulukları bulunuyor. Tüm bunlar teknik eğitimlerin içeriğini oluşturuyor.

Diğer yandan denetimler de bu sektör için olmazsa olmazlardan. Çünkü denetlenmediği zaman, iyi balla kötü bal arasındaki fark ortaya konulamadığı için bu durum işini doğru ve düzgün yapan arıcıları mağdur durumuna düşürüyor. Yeni nesil de az kazançlı olduğu düşünülen ve oldukça meşakkatli olan bu mesleği icra etmeye pek yanaşmıyor.  Biz de bunun için Balparmak Arıcılık Akademisi’ni kurduk, akademide verdiğimiz modern arıcılık teknikleri eğitimlerimiz ile arıcılık mesleğine gençleri ve kadınları kazandırmaya yönelik çalışmalar yapıyoruz.