RÖPORTAJ — 4 Ekim 2021 at 11:22

TAILWIND HAVAYOLLARI GENEL MÜDÜRÜ MEHMET BOSTAN: “HAVACILIK SEKTÖRÜ İÇİN 2022 DAHA İYİ BİR YIL OLACAK”

Yatırım planları doğrultusunda 2022 yılında daha genç ve daha büyük bir filoyla hizmet vermeyi hedeflediklerini dile getiren Tailwind Havayolları Genel Müdürü Mehmet Bostan, mevcut gelişim ivmesinde 2022’nin daha iyi bir yıl olmasını beklediklerini vurguladı.

Pandemi koşulları havacılık sektörünü olumsuz etkilese de turizmde yaşanan hareketlilik 2022 için umutları artırdı. Beklentilerin olumlu olduğuna dikkat çeken Tailwind Havayolları Genel Müdürü Mehmet Bostan sektördeki mevcut uygulamaların özel havacılık sektörünün gelişimini sekteye uğratabileceğini vurguladı. Havacılık sektöründe yaşanan sorunları ve Tailwind Havayolları’nın hedeflerini Tailwind Havayolları Genel Müdürü Mehmet Bostan ile konuştuk.

Pandemiyle birlikte havacılıktaki faaliyetlerinizi konuşabilirsek neler söyleyebilirsiniz halihazırda?

Mart 2020’den başlayan çok zor bir 16 ay geçti. Bunun Haziran 2021’e kadar sürdüğünü düşünüyoruz. 1 Temmuz 2021 itibariyle birtakım büyük değişiklikler oldu. Birincisi devlet desteklerinin sona ermesiydi. İkincisi de turizm faaliyetlerinin beklediğimizin üstünde bir ivmeyle tekrar başlaması oldu. Ama bu ivme önceki yıllarla pek mukayese edilir değil. Kapasitedeki boşluktan dolayı konaklama ve ulaşım ücretlerinde düşüş var. Turizmdeki hareketlilikle beraber bir nakit döngüsü oluştu ama bu döngünün bir önceki yılın kayıplarını telafi etmesi mümkün değil.

Tailwind özelinde biz 15 Haziran 2021’e kadar beş uçaklık filomuzdan 3 uçakla faaliyetimize devam etme kararındaydık. Fakat 15 Haziran’da aldığımız veriler 4’üncüyü hazırlama yönünde bizi teşvik etti. Temmuz başında 4 uçakla operasyonlara başladık. Ama bu arada iç kayıplar verdik. Kapasitemizi düşürdüğümüz için maalesef bazı personelle yollarımızı ayırmak zorunda kaldık. Onların haklarını tamamen ödedik. Ama umuyoruz ki önümüzdeki dönemde bunların belli bir kısmıyla, onlar da arzu ederlerse, tekrar bir arada oluruz. Gerçekten bunu diliyoruz. Bugün pandemiden kaynaklı sorunlara karşın belli sayıda operasyonu yapabiliyorsak 2022’de bu sayıyı daha da artırabileceğimizi düşünüyoruz.

Uçuş noktalarınız hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Daha çok yüzümüzü doğuya çevirmeye çalışıyoruz. İran’a uçuşlarımızı oldukça artırdık. Bunun dışında Kuveyt, Bahreyn gibi biraz daha güneydeki ülkelerle de trafiğimiz başladı.

Firmanız özelinde bir yıl önce yeni yatırım planlarınız vardı. Bunlar güncelliğini koruyor mu?

Yatırım planlarımızı güncelledik. Geçtiğimiz günlerde fizibilite raporlarımızı üst yönetime sunduk. Olağanüstü bir gelişme olmadığı takdirde filomuza iki yeni uçak daha katacağız. Kasım ayında buna ilişkin çalışmalarımızı hızlandıracağız. Bugünkü gelişime baktığımızda 2022 hedeflerimizle uyumlu ilerliyoruz. Hedefimiz 1 Mart 2022 itibariyle bu iki uçağın filomuzda olmasını sağlamaktır.

Bu, filonuzu gençleştirme hedefine uygun mu?

Bu alımlarla filomuz doğal olarak gençleşecek. Eğer bunu başlatabilirsek 2022 sonu itibariyle mevcutları değiştirme hedefine yöneleceğiz. Filomuzda güzel uçaklarımız var ama koltuk sayımız az olduğu için ticari olarak rekabette zorlanıyoruz. Maliyetimiz aynı ama koltuk sayımız az. Bu da koltuk maliyetini ters etkiliyor. Yeni uçaklara geçmek için en büyük sebebimiz bu aslında.

Peki, genel olarak Türkiye’de sivil havacılığının mevcut durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Sektörünüz nereye doğru evrilmeye başladı?

Havacılık sektörü maalesef 90’lar ve öncesine doğru gidiyor. Kapasite ve kalite olarak değil elbette. Fakat o yıllarda devlet iştirakleri çok ön plana çıkartılmış ve özel sektör biraz çember dışına çıkarılmıştı. 1990’ların ikinci yarısıyla beraber bu konuda bir ivme oluştu. 2000’lerle birlikte bu ivmelenmeye iç hatlar da girdi. Ve Türkiye’de daha çeşitli taşlardan oluşan mozaik oluşturulmuş oldu. Fakat sadece pandemiden dolayı değil, pandemiden önce de yavaş yavaş sektör devlet ağırlıklı olmaya başladı. Sektörün önemli oyuncularından birisi iflas etti. Bir diğeri bu yaz operasyonlarını başlatamadı. Sonuçta aktif olarak 6 tane havayolu şirketi kaldı. Ne yazık ki özel firmaların operasyonlarına engeller oluşturulmaya başlandı. Liberal bir ticaret maalesef yok. Bu anlayış yumuşamazsa gerçekten özel sektörü çok sıkıntılı zamanlar bekliyor.

İç piyasada uçuş fiyatları da arttı diğer taraftan…

Uçuş sayıları azaldığı için bilet fiyatları arttı ama rekabet de olsa fiyatların çok düşme şansı yok bu dönemde. Çünkü bizde resmi olmayan bir tavan fiyat uygulaması var iç hatlarda. Ekonomi klas uçuyorsanız bu fiyatın üstüne çıkamıyorsunuz. Aslında bir uçuş açıldığında diyelim ilk 20 koltuk 150 liradan satılıyor, sonra 250 oluyor, 350, 550, 850 derken son bilet 1.250 liraya satılıyor. Bunu paçal olarak hesapladığınızda rakam 500-550 liraya geliyor diyelim. Siz üst sınırı 550 TL koyduğunuz zaman bu durumda ilk biletlerin 150 liradan satılma imkanını ortadan kaldırıyorsunuz. Haliyle fiyatlar yükseliyor otomatik olarak.

Peki, turizmin gidişatını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu yıl ne kadar toparlar Türkiye sizce?

Hedef 25 milyon turist, 20 milyar dolar idi; muhtemelen yakalanacak. Bizdeki sıkıntı şu; kişi başına ortalama 800 dolar gelir hedefledik. Bir haftalık turizm için 800 dolar düşük bir rakam. Bunun nedeni de her şey dahil sistemdir. Bu sistem turist sayısını artırmada başarılı. Ancak turist başına geliri azaltıcı bir etkiye sahip.

Avrupa Birliği, Türkiye’nin Covid-19 aşı sertifikasını tanıdı. Bu uygulama sektörünüze nasıl yansıyacaktır?

Ne kadar ortak dilde konuşulursa seyahat serbestisi o kadar artacaktır. Dolayısıyla bu müspet bir gelişme. Biz charter uçuş operasyonu yaptığımız için yolcularımızın yüzde 99’u yabancı. Yabancılar da kendi ülkelerine dönmekle ilgili sıkıntı yaşamadıkları için bunun bize çok fazla etkisi yok.

Şimdi bazı havayolu şirketleri personeline zorunlu aşı uygulaması getiriyor…

Evet, yurt dışında yaptılar. Ama biz Türkiye’de yapamıyoruz. Son çıkan genelgeyle uçak yolcuları ya çift doz aşılı ya da PCR negatif olacaklar. Ancak uçuş ekibine yönelik bir düzenleme yok. Fakat biz onları da yolcu kategorisine alacağız. Aslında kokpit personelimizin tamamı aşılı, kabin memurlarımızdan sadece biri aşısız. Dolayısıyla ondan da PCR testi isteyeceğiz. Aşı olmadığı için insanların iş akdini sonlandıramıyorsunuz. 30 Haziran itibariyle onların rızası dışında ücretsiz izine çıkarma uygulaması da son buldu. Zaten insan haklarına aykırı bir uygulamaydı. Artık “Ben izine çıkayım.” diyen personel izne çıkabilir. Bu sadece uçuş personeli için değil ofis personeli için de geçerli. Ama orada da kapsam dışına çıkıyoruz. 500’ün üzeri çalışan sınırlaması var; dolayısıyla biz o sayıyı tutturamıyoruz.

Yeri gelmişken sektörünüzdeki yetişmiş insan gücü tablosunu da değerlendirelim…

Pandemi öncesi 2019’un sonunda daralmıştı. Şu anda sektörümüzde yeterli insan gücü var.  Ama önümüzdeki sene beklediğimiz ivme gerçekleşirse yetersiz kalacak. Ancak buna ilişkin bir plan yok. Ülkemizin bu konuda bir eğitim politikası da yok. Üniversite mezunları kendi alanlarında iş bulamayıp başka işler yapmak zorunda kalıyorlar. Bunun da nedeni o alanda o kadar mezuna ihtiyaç olmamasıdır. Ama diğer işleri yapacak insanlara da ihtiyaç var. Biz herkesi üniversiteden mezun etmeye gayret ederek gereksiz kalifikasyona sahip insan gücü yetiştiriyoruz. Aslında o insanları daha önce doğru bir şekilde, doğru meslek gruplarına kanalize edebilsek çok daha önce üretime veya hizmete başlayacaklar ve daha fazla katma değer yaratacaklar. Bir de beklentilerini gereksiz yere yükseltmediğimiz için mutsuzluk oranını da azaltmış olacağız. Bugün 20’nin üzerinde üniversitede havacılık bölümü var. Biz bu bölümlerden çapımız oranında stajyer almaya çalışıyoruz. Ancak gördüğüm o ki bu bölümler büyük ölçüde ticari kazanç amacıyla açılmış. Havacılıkta olmazsa olmazlardan biri İngilizce bilgisidir. Arkadaşlarımızın büyük çoğunluğu resmi kurumlarda sınava girerek kendi dil seviyelerini belgelemek zorundalar. Bu bölümlerin İngilizce hazırlık sınıflarını geçen öğrencilerin önüne İngilizce el kitabı koyduğumuzda en basit cümleyi anlamaktan aciz olduklarını görüyoruz. İngilizce bir şey soruyoruz; iki cümleyi bir araya getiremiyor. Bu gençlere de yazık.

Son mesajınızı da almak isteriz…

Pandeminin başlarında yaptığımız röportajlarda bir hayli stres altındaydık. Ancak şimdi daha rahat bir durumdayız. Umarım sağlık ve politika anlamında daha umutla ve güvenle bakabileceğimiz güzel günlere kavuşuruz.