RÖPORTAJ — 1 Kasım 2021 at 12:36

MEYDAN GROUP YÖNETİM KURULU BAŞKANI ÖMER FARUK MEYDAN: “BAŞARIMIZIN TEMELİNDE KALİTE VE TEKNOLOJİ VAR”

Birçok dünya devi otomotiv markasının eşdeğer yedek parça üretiminde çözüm ortağı olduklarını belirten Meydan Group Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Meydan, bunu başarmanın yolunun kaliteden ödün vermeden katma değeri yüksek, teknoloji yoğun ürünler geliştirmek olduğunu dile getirdi.

Meydan Group Konya’da otomotiv yan sanayisinde 50 yıldır hem üretici hem ithalatçı olarak faaliyet gösteriyor. Dünyanın önde gelen otomotiv devlerine doğrudan ihracat yapan grup Avrupa, Ortadoğu başta olmak üzere 22 ülkeye ihracat yaparken 18 ülkeden ithalat yapıyor. Konya’da otomotiv sektöründe yüksek bir üretim ve ihracat performansı görüldüğüne dikkat çeken Meydan Group Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Meydan ile Konya otomotiv sektörünü ve hedeflerini konuştuk.

Öncelikle Konya sanayisini genel olarak değerlendirebilir misiniz?

Konya sanayisi otomotiv ve talaşlı imalat konusunda iyi bir düzeye geldi. Hidrolik konusu da son dönemde çok gelişti. Aselsan’ın Konya’da büyük bir tesis kurması savunma sanayisinin gelişimi için önemli bir atılım oldu. Aselsan’ın özellikle elektronik alanındaki üretiminin Konya ekonomisine önümüzdeki 3-5 yıl içinde çok büyük katkısı olacağını düşünüyorum.

Meydan Group olarak savunma sektörü ilgi alanınıza girdi mi?

Biz araçların kaportalarını, sac aksamını üretiyoruz. Savunma Sanayii Başkanlığı ile bu yönde görüşmelerimiz oldu. Aselsan’ın Konya’daki üretim hedefleri belirginleşince bizler de bu üretimin bir parçası olmayı istiyoruz.

Siz Meydan Group olarak bu sektörde önemli işler yapıyorsunuz. Grubunuzun sektördeki performansını ve ürün çeşitliliğinizle hitap ettiğiniz firmalarla yaptığınız çalışmaları konuşalım isterseniz…

Biz genel olarak otomotivde birçok dünya devi markanın eşdeğer yedek parça üretiminde çözüm ortağıyız. Yakın dönemde Sevgili Metal firmamız üzerinden Volkswagen, BMW firmalarına doğrudan ihracat yapıyoruz. Önce BMW’den ve Volkswagen’den bazı sac parçalarıyla ilgili bize gelen teklifleri değerlendirdik. Kalıplarda anlaştık, gizlilik sözleşmesi imzaladık. Üretip hem BMW’ye hem Volkswagen’e gönderdik. Ardından üçüncü, dördüncü işlerimizi aldık. Şimdi 2 yeni projeyle ilgili Ar-Ge çalışması yapıyoruz, fiyatlarımızı vereceğiz. Artık dünyada her istediğinizi anında bulabiliyorsun. Bu küresel markalar da Konya’da sac üreten Sevgili Metal firmasını bulup istedikleri ürün özelliklerini yazıp, teklif alıp, gönderilen numuneleri analiz edip ürettirebiliyorlar. Siz ürünleri gönderdikten sonra onlar da ürün bedelini size ödüyorlar. Artık dünyada işler böyle yürüyor.

Ama herkes dev markalara hizmet verebilecek kapasiteye, bilgiye, yetkinliğe sahip mi? Konya özelinde mesela konuşalım sizin düzeyinizde firmalar var mı?

Burada Opel’e, Ford’a, Peugeot’ya orijinal parça üreten firmalarımız var. Orijinal parça ürettiğiniz zaman kaliteden on binde bir bile ödün verirseniz ürününüzü kabul etmezler. Ürünlerin analizi, kontrolü zorlu bir süreç oluşturuyor. Bu sürece her üretici katlanamayabilir.

Araçların tamir ve tadilatında parça değişimi yapılırken orijinal yedek parça ile eşdeğer yedek parça arasında büyük fiyat farkları ortaya çıkıyor. Bu nereden kaynaklanıyor?

Otomotiv sektöründe her aldığınız parçanın 2 yıl garantisi vardır. İster orijinal parça olsun ister muadil parça… Otomotiv üreticileri orijinal yedek parça satışından yüksek karlar elde ediyor. Araç sahipleri de genelde orijinal yedek parçayı talep ediyor. Aslında orijinal yedek parçayla eşdeğer yedek parça arasında büyük bir nitelik farkı yok. Ama fiyat farkı çok. Bu konuda bir farkındalık oluşması gerekiyor. Tabii, merdivenaltı üreticilerini burada ayırıyorum. Onların ürettiği yedek parçalar orijinal parçadan farklı. Türkiye’de 2008 yılında yürürlüğe geren yasaya göre her aracın yedek parçasını üretmek mümkün. Ancak üzerinde marka amblemi, logosu vb. bulunan patentli ürünlerin birebir aynısını üretemezsiniz. Biz bir yedek parçayı üretmeden önce bu konuda gerekli araştırmaları yapıyoruz. Aksi takdirde büyük cezalarla karşılaşabiliriz.

Pandeminin grubunuza ve Konya sanayisine etkileri ne yönde oldu? Şu anda durum nedir?

Pandemi döneminde otomotiv sektörü olarak 2-3 ay üretimi durdurmak zorunda kaldık. O süreçte aylık hedeflerimize ulaşamadık. O ayların dışında aylık hedeflerimize ulaştık ve üretimsiz geçen dönemin tüm açıklarını da kapattık. Konya sanayisi şu anda zirvede. Çünkü ürünlerin kalitesi de zirvede. Sanayi kültürü yerleşti, sanayici tecrübe sahibi oldu, dünya ile rekabetin nasıl yapıldığını öğrendi. Üretimde otomasyona geçildi, dijitalleşme süreci başladı. Devlet sanayicilere Ar-Ge projeleri kapsamında destekler verdi. Bunların hepsi sanayiye artı olarak geri döndü. Konya sanayisi şu anda patlama noktasında. Hangi üreticiye, imalatçıya giderseniz gidin hepsi 2-3 ay dolu. Bu doluluğun yüzde 50’den fazlası ihracata yönelik. Diğerleri de iç pazara satış yapan firmalar ama onların da işleri oldukça iyi.

Kalifiye personel sağlanmasında ne tür problemler yaşıyorsunuz sanayiciler olarak?

Türkiye’de yüzde 12 civarında bir işsizlik var. Tabii bu işsizliğin nedenlerini irdelememiz lazım. Konya özelinde beyaz yakalı çalışanlar konusunda ufak tefek sıkıntılar oluyor. Mavi yakalı personel bulmada ise sıkıntı yok. Bunda Konya’ya gelen Suriyelilerin, Afganların birçoğunun sanayide işçi olarak çalışmasının etkisi olduğunu söyleyebiliriz. Bunlar arasında verim aldığımız çalışanlar da var, verim alamadıklarımız da… Eğer işine bağlı bir insansa ondan verim alıyorsunuz. Ama bağlı değilse 3-5 ay çalışıp ayrılıyor.

Bu noktada özellikle yüksek öğretimin sorgulanması gerekmiyor mu? Gençlerimiz özellikle sanayicinin aradığı özelliklere, yetkinliklere sahip olmadan mezun oluyor. Böyle olunca ne gençlerimiz ne de sanayici memnun oluyor…

Doğru. Son zamanlarda çok fazla üniversite açıldı. Bu kadar üniversite mezununa istedikleri rakamlarda piyasada iş bulunabilir mi? Cevaplanması gereken en önemli soru bu. İnsanlar üniversiteye gidiyor, üniversiteyi bitirdiği zaman mühendis oldum diyerek yüksek meblağda maaş beklentisine giriyor. O meblağları da şirketler o mezunlara ödeyemiyor. Ayrıca Türkiye’de son 2 yıldan bu tarafa yüzde 50’ye yakın bir enflasyon oluştu. Bu Türkiye’nin gerçeği. Hammadde fiyatları yükseldi ve işçilik girdileri yükseldi. Elektrik, doğalgaz vb. girdilerin fiyatları arttı. Bu maliyetler firmaların ayakta kalmasını zorlaştırıyor. Öte yandan sanayici meslek lisesi mezunlarından da üniversite mezunlarından da istediği verimi alamıyor. Endüstri meslek liselerinde öğrenciler 60-70 yıllık araçların motorlarıyla ve eski teknoloji makinelerle eğitim alıyorlar. Dolayısıyla bugünkü teknolojiden habersiz olarak mezun oluyorlar. Hem kendileri mezun olduklarında iş bulmakta zorlanıyor hem de sanayici istediği kalifiye personeli bulamıyor. O yüzden endüstri meslek liselerinde teknolojik güncelleme yapılması gerekiyor. Sanayide son derece modern, en son teknoloji tezgahlar kullanılıyor. Endüstri meslek liselerinde çocuklara bunların eğitiminin verilmesi lazım.

Eğitime değindikten sonra üniversite-sanayi işbirliğine de dokunalım biraz…

Üniversite-sanayi işbirliği bugüne kadar başarılamadı. Bunun temelinde üniversitedeki öğretim görevlilerinin üniversite-sanayi işbirliğine sadece maddi çıkar açısından yaklaşmalarıdır. Bizim birkaç üniversiteyle işbirliği görüşmelerimiz oldu. Ancak istediğimiz sonuçları alamadık. Örneğin; Konya Selçuk Üniversitesi’nde 15 sene önce milyarlık tezgahlar alındı. Dünyanın en iyi markalarının en büyük tezgahlarıydı. Bu tezgahlar alınırken sanayi işbirliği kapsamında çalıştırılıp hem öğrencilere kalıplama öğretilecek hem de sanayiye katkı sağlanacaktı. Üniversite ürettiği her ürünün karşılığını da alacaktı. Ama tezgahlarda bir gün marşa basılmadı. Tezgahlar çalışmadı, çürüdü. Bu Türkiye’nin acı bir gerçeğidir. Bunu asla kimse inkar edemez. Ben bizzat bununla ilgili 3-4 sefer üniversiteye gittim; ilgili dekanla ve bölüm başkanlarıyla görüştüm. Ancak masanın başından kalkıp da tesisimizi görmeye gelmedi. Bu yaklaşımla ne kadar yol alabilirsiniz. Burada bir eksiklik daha var. Ticaret odalarının ve sanayi odalarının bu işe öncü olması lazım.

Dünya bugün Endüstri 5.0’ı konuşuyor, biz hala “2.8 düzeyindeyiz.” diyoruz. Bunu nasıl yorumlarsınız bir sanayici olarak?

Sanayide bazı üretim kolları 3.0’da devam eder, etmek zorunda. Örneğin; bizim ürettiğimiz ürünler pres kalıplarıyla basılan parçalar. Bunun dünyada en son teknolojisini de yapsan sistem aynıdır. Ama örneğin; çip üretimi teknoloji yoğunlukludur. Şu an dünyada çip sıkıntısından dolayı otomotiv üretimi büyük zarar gördü. Bunları Türkiye’de üretebilmemiz için Avrupa’daki büyük otomotiv firmalarıyla iletişime geçip, Türkiye’ye yatırıma yapmaya ikna etmemiz gerekiyor. Ancak o firmalar da maalesef politik nedenlerden dolayı Türkiye’ye gelmekte zorlanıyor.

Özellikle altını çizmek istediğiniz son mesajınızı da almak isteriz…

Teknolojiye ayak uydurmak zorundayız. Yüksek katma değerli teknolojik ürünleri üreterek rekabette her zaman önde olmalıyız. Ürünlerin kalitesinden de ödün verilmemeliyiz. Eğer ödün vermezseniz sizi dünyada Rusya’sı, Fas’ı, Tunus’u ve Amerika’sı da buluyor. Ama ürününüz kalitesizse müşteri bir kere alıyor, sonra sizi bir daha aramıyor.