
Eyüp Sabri Tuncer Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Engin Tuncer, “Özellikle covid döneminde sektörümüz ham maddesi etil alkolün Türkiye’de yetersiz olduğunu gördüğümüz için bu alanda yeni bir yatırım kararı alarak, Balıkesir OSB’de 100 dönüm arazi aldık. Kuracağımız fabrika da Türkiye’nin etil alkol ham madde ihtiyacı konusunda dışa bağımlılığını sonlandırmış olacağız” dedi.
Kozmetik sektöründe kişisel bakım ve ev bakımı alanlarında üç kuşak önce faaliyetine başlayan Türkiye’nin önemli şirketlerinden Eyüp Sabri Tuncer, ikinci yüzyılına adım atarken, sürdürülebilirlik hedeflerinde hız kesmiyor. Firma, 74 ülkeye gerçekleştirdiği ihracatını 2024’te artırarak, cirodaki payını yüzde 50’ye ulaştırmayı planlıyor.
Türkiye’nin koku duayeni markasının sahibi ailenin üçüncü kuşak temsilcisi ve Eyüp Sabri Tuncer Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Engin Tuncer ile Eyüp Sabri Tuncer’i ve sektörün gündemi hakkında keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.
Kolonyayla başlayıp, kozmetik alanında genişlemesini sürdüren Eyüp Sabri Tuncer’in bu başarılı yolculuğundan biraz bahseder misiniz?
Türkiye genelinde kolonyada yüzde 90, sabunda yüzde 60 başarı elde eden, losyonda birinci çıkan ve dünyanın 74 ülkesine ihracat yapan 100 yıllık değere sahip bir firmayız. Yüz yıllık köklü geçmişimiz ve dünya vizyonumuzla yenilikçi, gelişimci, dinamik yapıya sahibiz. Günümüz şartlarında inovasyonla son sistem teknolojilerle yapılabilecek en iyi ürünleri üretip, kullanıcılarımıza sunuyoruz. 1964’te mevcut iş kolundaki ürünlerin tamamının satışını bırakıp, kolonya üretimine başladık. 2006-2007 yılları arasında da dönüşümle 2005’teki araştırmamızı hayata geçirerek, bugün devam eden kişisel ve ev bakımı alanına girdik. Yeniliğe daima açık bir firma olduk. Ambalaj tasarımlarımız dahil on yılda bir revize ettiğimiz logomuzla marka yüzümüzü sürekli güncel tutuyoruz. Trendleri ve demografik yapı değişkenlerini odağımızda tutuyoruz. Bu yaklaşımımızdan ötürü “Acaba piyasa kaybeder miyiz?” endişesini asla taşımıyoruz. Çünkü kaliteli ürün üretiyoruz ve marka satıyoruz. Mendil paketimizden iç ürünümüzü barındıran şişelerimize tüm dış ambalajlarımızın mekanlarda aksesuar gibi tutulmaları üzerine hareket ediyoruz. Tıpkı “içi de dışı da güzel insan olsun” beklentisindeki gibi sadece iç ürünlerimizde değil, şişesinin camından kapağına, renginden etiketine ve tasarımına bütünde kalite ve görselliği önemsiyoruz. Sürdürülebilirlik kavramını sözde değil, özde yaşayıp, ticari hayatımıza sindire sindire uygulayan bir işletmeyiz. Faydalanıcı dediğimiz kullanıcılarımıza motivasyon sağlayan, huzur veren ürünlerimizin yanında güven, memnuniyet ve çözüm odaklı müşteri hizmetleri sunan bir markayız.
Eyüp Sabri Tuncer’in ürün gamı ve kalitesi hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Üst seviye kalitede ürün kategorimizde el ve vücut losyonları, şampuan ve saç bakım ürünleri, kolonya çeşitleri, sıvı sabun ve son dönemde çıkarttığımız diş macunları ile SabunMatik çamaşır yıkama sıvılarımız mevcut. Ürünlerimizin tamamı faydalanıcılarımızın hayatlarına dokunan sağlıklı ve nitelikli ürünlerden oluşuyor.
2005’teki araştırmamız sırasında markamızdan doğal içerikli ürünlerin beklentisini gördük. 2007’de üretimine başladığımız kişisel bakım ürünlerinde ham madde konusunda “Türkiye’de ulaşılabilirliği rahat ve hem doğal hem de sağlıklı kaynak olsun” kanaatimizle zeytinyağını seçtik. Önce zeytinyağlı sıvı sabun ve arkasından zeytinyağlı el-vücut losyonu yaptık. Kalitesiyle kategorisinde bir numara iki ürün çıkarttık. Ürünlerimizde ticari kaygı gözetmeksizin hep en iyisini yapmayı amaçladık. Araştırmalarımızla üretimini düşündüğümüz ürünün klinik testleri geçmesi halinde ticari sürecini önümüze alır; kaça mal olduğunu, kaça satacağımızı değerlendirip, öne çıkarırız.
Piyasadaki rakamlara ve konumlandırıldıkları satış noktalarına göre planlama yapmayız. Bizim ürünümüze ulaşan faydalanıcılarımızın geri dönüşleri fiyat ve konumlandırmamızı belirler, üzerine devamlılık yol haritamız çıkar.
Sosyal medyadan ne ölçüde yararlanıyorsunuz?
Hedef kitle erişiminde önemli rol üstlendiğine inanıyoruz ve sosyal medyayı en aktif şekilde kullanıyoruz. Gelişim odaklı vizyonumuz çerçevesinde online satış kanalımız olan web sitemizi de sürekli güncelliyoruz.
Artık eskisi gibi televizyon, radyo, gazete reklamları pek kalmadı ve bu kanallarla büyük kitlelere erişim şansımız azaldı. Bugün televizyonu açtığımızda her kanalda dizi var, hangisinde çıkacağız, rakamlar da çok yüksek. Dolayısıyla sosyal medya çok büyük avantaj.
Ürünlerinizde fiyat-kalite algısı ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Bugün, çok pahalı ürünleri sözde daha kaliteli verdiklerini iddia eden kesimlerin karşısına nitelikli ürünlerle sonuç odaklı deneyim ve uygun fiyat sunan işletmelerimiz var. Biz de bunlardan birisiyiz. Ne çok pahalı ne çok ucuzuz, makul fiyat ve maksimum kalite sunuyoruz.
Kullanıcı artık daha bilinçli artan bilinçlilik ve dijital platformlarla ürünlerin doğru lanse edilebilmesi avantajı üzerine bilgilere kolay erişim sağlayabilen kullanıcı, doğru üründen yana tercihi kullanmaya başlıyor.
Son yıllarda hayatımızdaki birçok ürün sıvılaştırıldı. Katı ve sıvı ürün arasındaki fark nedir?
Katı sabun açısından baktığımızda; özellikle genel ve çoklu kullanım alanlarında sabuna yapışmış kıl ve kir kalıntılarının kötü görüntüsü yanı sıra ıslak ve durağan kalmasıyla bakteri üremesi de kaçınılmaz. Bizim ürünlerimiz arasında da katı sabun mevcut, ama evlerde kullanılmak üzere doğal zeytinyağı içerikli üretiyoruz ve altlarına maliyeti yüksek olmasına rağmen delikli ahşap palet koyuyoruz. Böylece sabunumuz sürekli ıslak kalmıyor, kullanım ömrü uzuyor, bakteri üremesi de engellenmiş oluyor. Sıvı sabun ise hem kullanım açısından kolaylık hem de daha hijyenik. Aslında kimi dermatologlara göre de sıvı sabun kullanılmamalı, tabii hangi sıvıdan bahsedildiği de önemli. Burada markalı bile olsa satış kaygısıyla üretilmiş ucuz ve kalitesiz private label sıvı sabunların kullanımı elbette vücuda zarar veriyor. Bu katı sabunların tamamı için de söz konusu. Maliyet ve fiyatın aşağılara çekilmesi düşünüldüğünde belirli standartta kaliteye ulaşmak mümkün değil. Kalitenin de bedeli var. Mesela tüm ürünlerimiz zeytinyağı bazlı. Dolayısıyla karşımıza yüksek maliyet çıkıyor. Fakat ürünü çok sayıda ürettiğimizde maliyet geri gelmeye başlıyor. Bu da faydalanıcılarımıza makul ölçülerde fiyat yansımasına olanak sağlıyor.
Nüfusumuzun önemli kesimi geçmişte kolonyadan uzak dururdu. Bugün kolonya tüketimi ne oranda?
Aslında Türkiye’de kolonya tüketimi, Covid’le birlikte artış gösterdi. Yıllar önce Yeditepe Üniversitesi ve birkaç üniversitemizle birlikte kolonyanın antibakteriyel ürün olduğunu laboratuvar testleriyle kanıtladık. Kolonya, farkında olmadan Türk halkının içine işlemiş dezenfektan bir ürün. Kolonyanın dezenfeksiyon özelliği klinik testlerle de sabit. Bugün de hijyen açısından önemle evlerde, iş yerlerinde ve okullarda sıklıkla kullanımı devam ediyor.
Firmanız açısından 2023 nasıl geçti ve 2024 hedef ve beklentileriniz neler?
2023 zorluk çekmeden koyduğumuz hedefleri tutturduğumuz bir yıl oldu. Şirketimizin agresif hareketlere yer vermediği belli bir çizgisi var. Hedeflerimizde her zaman erişilebilirliği ön planda tutuyoruz. Piyasada disiplinle belirli kalitede satılması gereken ürünleri satan bir firmayız. Buna son derece riayet ediyoruz. Firmamızla doğru ilişkileri kuran doğru satış noktaları ile iş birlikleri yapıyoruz.
2024’te de çizgimiz ve kalitemizle AR-GE ve ÜR-GE çalışmalarımızı verimlilikle sürdüreceğiz. Ürünlerimizin aktifliklerini artırmayı ve farklı versiyonlarda ürünlerimizi faydalanıcılarımıza sunmayı hedefliyoruz. Özellikle covid döneminde sektörümüz ham maddesi etil alkolün Türkiye’de yetersiz olduğunu gördüğümüz için bu alanda yeni bir yatırım kararı alarak, Balıkesir OSB’de 100 dönüm arazi aldık. Kuracağımız fabrikada Türkiye’nin etil alkol ham madde ihtiyacı konusunda dışa bağımlılığını sonlandırmış olacağız. Türkiye’nin ithal ikamesi olan ham madde kaynaklı yatırımları artırmayı düşünüyoruz.
Türkiye’de yetişmiş insan gücü kaynağı en temel problem. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Hangi sanayicimize sorsak sıkıntı var. Peki, çözüm noktasında girişimleri ne oldu, diye de sormak lazım. Mesela meslek liseleri ile anlaşmamız dahilinde şu an fabrikamızda makine ve elektrik-elektronik bölümünden 10 meslek lisesi öğrencisi çalışıyor. Haftada üç gün staj amaçlı gelmelerine rağmen direkt asgari ücret alıyorlar bizde.
Gerçekten işini yapan insanları ararken, yetişmesinde elini taşın altına koymayan sanayicimizin yetişmiş insan bulamadığını dile getirmesi de tezatlık. Maliyetler yüksek bahanesi ile fazla para vermekten kaçınılsın. Kimse kusura bakmasın; herkes işini düzgün yapacak. Becerileri tam gelişmemiş çalışkan arkadaşların hangi standartta iş yükleneceğini işin ana hatlarını bilen belirleyecek. Öncelikle insanlara hak ettikleri verilmeli. Maaşlara bir kez yüzde 40 artış geliyorsa, işveren de malına yıl içinde dört defa yüzde 20 zam uyguluyor. Sonra konforundan ödün vermemek için işçinin aldığı maaşa göz dikiyor.
Son olarak eklemek istedikleriniz…
Ülkemizde üretim ve ihracatın önemine dikkatle yerli üreticilerimizin önünü açacak gelişmelerin hız kazanması konusunda beklentilerimiz mevcut. Ayrıca sektörümüzde ticari kurallara uygun hareketlere yönelik kabiliyet sağlanmasında gerekli önlemlerin alınmasını talep ediyoruz.
