
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve İran’ın misillemeleriyle birlikte Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilim, yatırımcı davranışlarını doğrudan etkilemeye başladı.
Bölgedeki güvenlik risklerinin artmasıyla birlikte Dubai’de yaşayan ve yatırım yapan yabancı yatırımcıların bir kısmı alternatif ülkelere yönelirken, bölgede kalmaya devam edenler ise ikinci bir plan oluşturma arayışına girdi. Bu süreçte hızlı vatandaşlık programları ve Avrupa’da oturum sağlayan Golden Visa seçenekleri yeniden gündemin üst sıralarına taşındı.
Bölgedeki son gelişmeler yatırımcı psikolojisini değiştirdi. Son dönemde Dubai’den ayrılan yatırımcı sayısında artış gözlemliyoruz. Bölgede kalmaya devam eden yatırımcılar ise alternatif planlarını hızla devreye almak istiyor. Artık yatırımcılar yalnızca getiriye değil, güvenliğe ve öngörülebilirliğe odaklanıyor.
Yatırımcılar yeni dönemde iki ana çözüm arıyor. Birinci grup hızlı vatandaşlık programlarına yöneliyor. Özellikle Karayipler’de 4-6 ay gibi kısa sürede sonuçlanan programlar ciddi talep görüyor. İkinci grup ise Avrupa’da oturum sağlayan Golden Visa programlarına odaklanıyor. Bu da hem güvenli bir yaşam alanı hem de Schengen erişimi sağladığı için tercih ediliyor.
Avrupa’da yatırımcıların dikkatini çeken programlardan biri de Letonya. Letonya Altın Vizesi, Türk yatırımcılar için Avrupa’ya erişimin en akıllı ve verimli yollarından biri haline geldi. 50 bin eurodan başlayan yatırım seçenekleriyle AB oturum hakkı sunuyor. Bu, Avrupa’da yatırım yapmak isteyen ancak daha düşük bütçeyle hareket etmek isteyen yatırımcılar için önemli bir avantaj.
Letonya oturum izni ile Schengen bölgesinde serbest dolaşım mümkün. Ayrıca programda düşük fiziksel bulunma şartı olması, yatırımcıların Türkiye’deki işlerini bırakmadan Avrupa’da oturum elde etmesini sağlıyor. Aile bireylerinin de tek dosya üzerinden programa dahil edilebilmesi önemli bir avantaj.
Yatırımcı davranışlarında kalıcı bir değişim yaşanıyor. Bugün yatırımcılar tek bir ülkeye bağlı kalmak istemiyor. Portföy çeşitlendirmesi, farklı coğrafyalarda varlık bulundurma ve alternatif oturum hakları oluşturma öncelik haline geldi. Bu nedenle Avrupa’daki oturum programlarına olan talep daha yapısal bir şekilde büyüyor.
Bugün küresel hareketlilik ve güçlü bir B planı artık lüks değil, bir gereklilik. Jeopolitik risklerin arttığı bu dönemde yatırımcılar için Avrupa’da bir oturum hakkı elde etmek, hem yaşam hem de finansal güvenlik açısından stratejik bir adım haline geldi.
