
Haziran 2026 FOMC toplantısı, yalnızca bir faiz kararı olmanın ötesinde, Fed’in kurumsal kimliğinde ve para politikası yürütme biçiminde radikal bir “rejim değişikliğinin” başlangıcı olarak kayıtlara geçmiş gibi görünüyor. Kevin Warsh başkanlığındaki ilk toplantıda Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC), politika faizini beklentiler doğrultusunda %3,50-%3,75 aralığında sabit tutma kararı alırken piyasalara verilen mesajlar ve operasyonel revizyonlar yeni bir dönemin kapılarını aralamış durumda.
Yeni Fed Başkanı Kevin Warsh yönetimindeki ilk FOMC toplantısını geride bırakırken, karar metninde alışılagelmişin dışında oldukça sadeleştirilmiş ve daha yalın ifadeler yer aldı. Yeni Warsh döneminin en dikkat çekici unsuru, Nisan ayında Jerome Powell yönetiminde 341 kelime olan FOMC bildirisinin, Haziran ayında 130 kelimeye indirilerek son yılların en kısa ve öz metni haline getirilmesi olabilir.
Diğer yandan bu kısalma, sadece bir üslup değişikliği değil; aynı zamanda Fed’in piyasaları önceden hazırlama amaçlı “sözle yönlendirme” (forward guidance) mekanizmasını devre dışı bırakma stratejisinin de bir parçası gibi görünüyor. Warsh, bu tür taahhütlerin Fed’in elini bağladığını ve veriye dayalı karar alma esnekliğini azalttığını savunurken önümüzdeki süreçte sözlü yönlendirmeden ziyade kamu/özel sektör verilerinin ve makroekonomik göstergelerin piyasa fiyatlamalarında daha etkili olacağını düşünüyorum. Piyasa bu boşluğu kendi istediği yöne çekmek için kullanır mı bunu zaman gösterecek.
Fed yetkilileri Haziran projeksiyonlarında büyüme ve işsizlik tahminlerinde aşağı; enflasyon beklentilerinde ise belirgin yukarı yönlü revizyona gittiler. Nokta grafiği (dot plot) Fed yetkililerinin yarısının bu yıl en az bir faiz artışı beklediğini ortaya koyuyor. Medyan beklenti ise 2026 sonu için %3,80 seviyesine yükselmiş durumda. Karar sonrası 23 Haziran ile biten günde 10 yıllık tahvil getirilerinin yaklaşık 7 baz puan artışla %4,50 seviyelerine yükseldiğini ve dolar endeksinde güçlenmenin dikkat çektiğini söylemek mümkün.
CME Fed Watch verilerine göre Eylül ayında faiz artırım ihtimali karar sonrası %43,9 seviyesinden %50,9’a yükselmiş durumda. Fed’in verdiği mesajlar nispeten ortodoks bir çerçevede değerlendirilebilir.
Yeni yönetim, Fed’in yasal görevleri olan “tam istihdam” ve “fiyat istikrarı” arasındaki dengeyi, enflasyon lehine belirgin bir şekilde kaydırmış gibi görünüyor. Bildirinin sonuç bölümünde yer alan “Komite fiyat istikrarını sağlayacaktır” ifadesi, istihdam vurgusunun metinden çıkarılmasıyla birleştirildiğinde, enflasyonla mücadelenin mutlak öncelik haline geldiğini söyleyebiliriz. Mayıs ayında yıllık %4,2’ye ulaşan manşet enflasyon ve İran ile yaşanan gerilimin tetiklediği enerji şoku, bu sertleşmenin temel makroekonomik gerekçelerini oluşturuyor.
Öte yandan Warsh, ilk basın toplantısında, beş alanda özel çalışma grupları kurulduğunu duyurdu: iletişim mekanizmaları, bilanço yönetimi, veri kaynakları, verimlilik ve enflasyon çerçevesi.
1.İletişim Mekanizmaları: Bildiri ve basın toplantısı yapılarının sadeleşmesi.
2.Bilanço Yönetimi: 6,6 trilyon dolarlık bilançonun küçültülmesi ve niceliksel sıkılaştırmanın (QT) etkinliği.
3.Veri Kaynakları: Geleneksel anket bazlı veriler yerine daha güncel ve gerçek zamanlı veri kaynaklarına geçiş.
4.Üretkenlik ve Teknoloji: Özellikle Yapay Zekanın (AI) verimlilik üzerindeki etkilerinin analizi.
5.Enflasyon Çerçevesi: %2’lik hedefin temel parametrelerinin gözden geçirilmesi
