
Baymak Genel Müdürü Ülkü Özcan, “2027’de hedefimiz, Türkiye’deki güçlü konumumuzu daha da pekiştirirken uluslararası pazarlardaki etkinliğimizi artırmak. Özellikle enerji dönüşümünün merkezinde yer alan ısı pompaları, yüksek verimli sistemler ve sürdürülebilir teknolojiler büyüme stratejimizin önemli başlıkları olacak” dedi.
“Baymak gibi köklü bir şirkete dışarıdan baktığınızda güçlü bir marka, değerleriyle bütünleşen bir kurum kültürü ve sektöre yön veren bir birikim görüyorsunuz” diyen Baymak Genel Müdürü Ülkü Özcan, göreve geldiğinde bu güçlü temeli koruyarak şirketin değişime ve dönüşüme yaklaşımını daha da hızlandırmayı önceliklendirdiklerini söylüyor ve ekliyor; “Çünkü bugün başarı, geçmişte elde edilen kazanımlar kadar gelecekteki değişime ne kadar hızlı ve çevik hazırlanabildiğinizle de ilgili. Bu nedenle önceliğimiz, dönüşümü yalnızca süreçlerde değil, kurum kültüründe de güçlendirmek oldu. Daha fazla iş birliği, veriyle karar alma, öğrenme ve ortak hedeflere odaklanma kültürünü geliştirmeye odaklandık.”
Bugün gelinen noktada kendisi için en önemli kazanımın, dönüşümün şirket içinde ortak bir çalışma biçimine dönüşmesi olduğunu söyleyen Baymak Genel Müdürü Ülkü Özcan; dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve operasyonel verimlilik alanlarında önemli adımlar attıklarının altını çiziyor. Bunun yanında çalışanların değişimin aktif bir parçası olduğu bir yapı oluşturduklarını kaydeden Özcan, “ Önümüzde hala uzun bir yol var. Baymak bugün yolu daha çevik, daha veri odaklı ve geleceğe daha hazırlıklı bir organizasyon olarak katediyor” şeklinde konuştu. Ülkü Özcan ile yaptığımız söyleşide Baymak’ı, sektörü, tüketici beklentilerini ve sanayicinin yaşadığı zorluklar üzerine konuştuk. Keyifli okumalar dileriz…
Ülkede yaşanan sorunlara rağmen Baymak, Türkiye’yi hala bölgesel üretim ve teknoloji üssü olarak görüyor mu?
Evet, kesinlikle görüyoruz. Türkiye; güçlü üretim altyapısı, mühendislik yetkinliği, sanayi deneyimi ve stratejik coğrafi konumuyla uzun vadede önemli fırsatlar barındıran bir ülke. Elbette ekonomik dalgalanmalar, maliyet baskıları ve finansmana erişim gibi başlıklar şirketler açısından önemli gündemler yaratıyor. Ancak uzun vadeli baktığımızda Türkiye’nin güçlü bir üretim ekosistemine ve yüksek adaptasyon kabiliyetine sahip olduğunu görüyoruz. Baymak olarak Türkiye’deki üretim gücümüze ve mühendislik yetkinliğimize güveniyoruz. İstanbul’daki tesislerimizde kapasite, verimlilik ve teknoloji altyapımıza yatırım yapmaya devam ediyoruz. BDR Thermea Group’un global gücüyle Türkiye’deki yetkinliklerimizi bir araya getirerek ülkemizin grup içindeki stratejik rolünü daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Türkiye’yi yalnızca üretim yapan bir merkez olarak değil, teknoloji geliştiren, katma değer yaratan ve ihracat gücünü artıran bir ‘üs’ olarak görüyoruz.
Döviz bazında maliyetlerin arttığı, finansmana erişimin zorlaştığı bir dönemde bugün Türkiye’de üretmenin gerçekten bir avantajı var mı?
Kısa vadede baktığımızda maliyet artışları, kur hareketleri ve finansmana erişim sanayi şirketlerinin önemli gündemleri arasında yer alıyor. Ancak üretim yatırımlarını değerlendirirken bugünün koşullarının yanında uzun vadeli rekabet gücüne de bakmak gerekiyor. Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısı, nitelikli insan kaynağı, gelişmiş tedarik ekosistemi ve Avrupa, Orta Doğu ile Kuzey Afrika pazarlarına yakınlığı önemli avantajlar sunuyor. Bu avantajlar ülkemizi hala stratejik bir üretim merkezi haline getiriyor. Baymak olarak biz de bu potansiyele güveniyoruz. Üretim kabiliyetimizi geliştirirken teknoloji yatırımlarımıza devam ediyoruz. Ayrıca BDR Thermea Group’un Mükemmeliyet Merkezi olarak Baymak’ın Tuzla fabrikasını belirlemiş olması nedeniyle, bu yatırımların ihracata sunacağı katkının yüksek olacağını öngörüyoruz. Aynı zamanda BDR Thermea Group içindeki stratejik rolümüzü gde üçlendirme hedefiyle çalışıyoruz. Burada bizim için önemli olan, bugünün maliyetlerini yönetmekten öte; Türkiye’deki üretim altyapımızı daha verimli, daha teknolojik ve daha rekabetçi hale getirmek. Bu bakış açısıyla Türkiye’de üretimin uzun vadede önemli bir değer yaratmaya devam edeceğine inanıyoruz.
Önümüzdeki dönemde ihracatta Türkiye’nin payını artıracak mısınız, yoksa üretimin bir bölümünü farklı ülkelere kaydırma seçeneği de masada mı?
Önceliğimiz Türkiye’deki üretim gücümüzü daha da ileri taşımak ve ihracattaki payımızı artırmak. Bugün Baymak olarak 65 ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. Türkiye’deki üretim altyapımız, mühendislik yetkinliğimiz ve kalite standartlarımız bu büyümenin temelini oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde hedefimiz, Türkiye’de ürettiğimiz ürünlerin global pazarlardaki erişimini ve rekabet gücünü artırmak. Bunun için üretim kapasitemizi, verimliliğimizi ve teknoloji altyapımızı geliştirmeye devam ediyoruz. Türkiye’nin sahip olduğu üretim ve mühendislik kabiliyetinin, Baymak’ın global büyüme planlarında önemli bir avantaj sunduğuna inanıyoruz. Dolayısıyla odağımız, Türkiye’deki güçlü üretim yapımızı daha da geliştirerek ihracat performansımızı sürdürülebilir biçimde büyütmek.
Sizce tüketiciyi enerji verimliliğine ikna etmek için sektör yeterince doğru iletişim kurabiliyor mu?
Son yıllarda enerji verimliliği konusunda tüketici farkındalığının önemli ölçüde arttığını görüyoruz. Ancak burada hala geliştirmemiz gereken bir alan var. Sektör olarak zaman zaman tüketiciyle fazla teknik bir dille konuşuyoruz. Oysa tüketicinin asıl merak ettiği konu, enerji verimliliğinin günlük hayatına ve bütçesine nasıl yansıdığı. Bu nedenle enerji verimliliğini yalnızca teknik bir özellik olarak anlatmak yerine, tasarruf, konfor ve çevresel fayda üzerinden daha anlaşılır bir şekilde anlatmamız gerektiğine inanıyorum. Tüketici daha düşük enerji tüketiminin faturaya, yaşam konforuna ve çevreye etkisini net şekilde gördüğünde karar vermesi de kolaylaşıyor. Burada sektörün görevi yalnızca ürün satmak değil, tüketicinin doğru teknolojiye doğru bilgiyle ulaşmasını sağlamak. Enerji dönüşümünün başarısı, teknolojiyi geliştirmek kadar bu teknolojinin faydasını anlaşılır biçimde anlatabilmemize de bağlı.
İklimlendirme sektöründe Türkiye’nin en büyük sorunu sizce teknoloji üretmemek mi, yoksa üretilen teknolojiyi dünya markasına dönüştürememek mi?
Türkiye’nin iklimlendirme sektöründeki temel gücünün teknoloji üretme ve uygulama kapasitesi olduğunu düşünüyorum. Avrupa standartlarında üretim yapabilen, güçlü mühendislik altyapısına sahip ve dünyanın farklı pazarlarına ürün ihraç eden bir sanayi ekosistemimiz var. Bence bundan sonraki asıl fırsat, sahip olduğumuz bu üretim ve teknoloji gücünü daha güçlü marka değerine dönüştürmek. Dünyada fark yaratan şirketlere baktığımızda teknolojinin yanında marka gücü, müşteri deneyimi, inovasyon kültürü ve global erişimin de önemli olduğunu görüyoruz.
Türkiye’nin artık ‘üreten ülke’ kimliğinin yanında teknoloji geliştiren ve global markalar yaratan bir ülke olarak da konumunu güçlendirmesi gerekiyor. Önümüzdeki dönemde Türk şirketlerinin marka değerine, Ar-Ge’ye ve müşteri deneyimine daha fazla yatırım yapacağını düşünüyorum. Baymak olarak biz de bu anlayışla hareket ediyoruz. Ürünlerimizi geliştirirken yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, global pazarlardaki geleceğin beklentilerine de odaklanıyoruz.
Sektörün geleceğinde elektrikli sistemler, ısı pompaları ve yenilenebilir enerji çözümleri öne çıkıyor. Konuyla ilgili neler söylemek istersiniz?
İklimlendirme sektöründe büyük bir dönüşüm yaşanıyor. Fosil yakıtlardan elektrikleşmeye, enerji tüketiminden enerji verimliliğine ve geleneksel sistemlerden daha akıllı çözümlere doğru ilerliyoruz. Bu dönüşümün merkezinde ısı pompalarının önemli bir yeri olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle ısı pompalarını enerji dönüşümünün temel teknolojilerinden biri olarak görüyoruz.
Önümüzdeki yıllarda binaların nasıl ısıtılacağı ve soğutulacağı önemli bir rekabet alanı olacak. Karbon emisyonlarının azaltılması, enerji maliyetlerinin kontrol edilmesi ve enerji bağımsızlığının artırılması yüksek verimli elektrikli sistemlerin önemini artırıyor. Ancak geleceği tek bir teknoloji üzerinden okumuyoruz. Isı pompaları, yenilenebilir enerji çözümleri ve yüksek verimli sistemlerin bir arada çalıştığı daha entegre bir enerji ekosistemine doğru ilerliyoruz. Baymak olarak hedefimiz, bu dönüşümün içinde güçlü bir teknoloji ve çözüm ortağı olmak.
Doğalgazın geleceği tartışılırken kombi pazarı için nasıl bir gelecek öngörüyorsunuz?
Doğalgazın geleceği enerji dönüşümünün önemli başlıklarından biri. Ancak bugün milyonlarca hanenin ısınma ihtiyacını karşılayan kombilerin önümüzdeki yıllarda da enerji sistemlerinin önemli bir parçası olmaya devam edeceğini görüyoruz. Buradaki temel konu, mevcut teknolojilerin daha verimli ve daha düşük emisyonlu hale gelmesi. Yoğuşmalı kombiler, akıllı kontrol sistemleri ve hibrit çözümler bu dönüşümün önemli parçaları arasında yer alıyor. Biz geleceği tek bir teknoloji üzerinden değerlendirmiyoruz. Farklı teknolojilerin bir arada çalıştığı, tüketicinin ihtiyacına göre şekillenen çok teknolojili bir enerji yapısına doğru ilerliyoruz. Isı pompaları ve yenilenebilir enerji çözümleri yaygınlaşırken yüksek verimli kombiler de bu dönüşümün içinde yer almaya devam edecek. Dolayısıyla kombi pazarında temel değişimin, daha verimli, bağlantılı ve akıllı ürünlere doğru yaşanacağını düşünüyoruz.
Avrupa Birliği’nin karbon düzenlemeleri ve yeşil dönüşüm politikaları, Baymak’ın ihracat maliyetlerini ve rekabet gücünü nasıl etkiliyor?
Avrupa Birliği’nin karbon düzenlemeleri ve yeşil dönüşüm politikaları, sektörümüz açısından önemli bir dönüşüm alanı oluşturuyor. Kısa vadede karbon ayak izinin ölçülmesi, raporlanması ve üretim süreçlerinin geliştirilmesi ilave yatırım ve çalışma gerektirebiliyor. Ancak uzun vadede bu dönüşümün şirketler için önemli fırsatlar sunuyor. Enerji verimli ürün geliştiren, sürdürülebilir üretim altyapısına yatırım yapan ve çevresel performansını şeffaf şekilde ortaya koyabilen şirketler global pazarlarda daha güçlü bir konuma ulaşabilecek. Sürdürülebilirlik bu noktada ürün geliştirmeden üretime kadar tüm değer zincirimizin en önemli parçası. Bu nedenle yeşil dönüşümü yalnızca bir uyum süreci olarak tanımlamıyoruz, geleceğin rekabet koşullarına hazırlanmak için önemli bir yatırım alanı olarak görüyoruz. Öte yandan önümüzdeki dönemde ihracat başarısını ürün kalitesi kadar ürünün ve üretim sürecinin çevresel performansının da belirleyeceği bilinen bir gerçek.
Üretim tesislerinizde enerji tüketimi ve karbon emisyonunu azaltmak için ölçülebilir bir hedefiniz var mı?
Evet. 2019 baz yılına göre 2030’a kadar Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarımızı yüzde 55 azaltma hedefiyle yola çıktık. Enerji verimliliği yatırımlarımız, yenilenebilir enerji kullanımı ve süreç iyileştirmelerimiz sayesinde 2025 sonu itibarıyla bu hedefi aşarak yüzde 57 azaltım seviyesine ulaştık. Bu sonuç bizim için önemli bir gösterge. Aynı zamanda sürdürülebilirlik alanındaki yatırımlarımızın da görünür bir karşılığı. Burada bizim için önemli olan, hedef belirlemek kadar bu hedefleri ölçmek ve sonuçlarını takip etmek. Önümüzdeki dönemde üretim süreçlerimizi daha verimli hale getirmeye, enerji tüketimimizi azaltmaya ve düşük karbonlu üretim altyapımızı geliştirmeye devam edeceğiz.
Bir Genel Müdür olarak bugün sizi en fazla zorlayan konu hangisi: yüksek finansman maliyetleri, kur, hammadde fiyatları, enerji maliyetleri, nitelikli insan kaynağı yokluğu yoksa iç pazarın daralması mı?
Bugünün iş dünyasında yöneticileri zorlayan konu aslında tek bir başlığa indirgenemez. Finansman maliyetleri, kur hareketleri, enerji ve hammadde fiyatları şirketlerin operasyonlarını doğrudan etkileyen önemli değişkenler. Ancak bunların yanında benim uzun vadede en kritik gördüğüm konu değişen koşullara hızlı uyum sağlayabilen nitelikli insan kaynağı ve güçlü bir organizasyon kültürü.
Çünkü doğru stratejiyi hayata geçirmek, teknolojiyi kullanmak ve yatırımları yönetmek için doğru yetkinliklere sahip ekipler gerekiyor. Özellikle enerji dönüşümü ve dijitalleşmenin hızlandığı bir dönemde öğrenmeye açık, çevik ve ortak hedefler etrafında hareket eden ekipler şirketlerin en önemli güçlerinden biri olacak. Bu nedenle Baymak’ta yalnızca finansal ve operasyonel sonuçlara değil, yetenek gelişimine, kurum kültürüne ve organizasyonel çevikliğe de yatırım yapıyoruz.
Daha düşük gelirli tüketicinin enerji dönüşümüne dahil olması için devletin nasıl bir politika izlemesi gerektiğini düşünüyorsunuz?
Enerji dönüşümünün başarılı olabilmesi için toplumun tüm kesimlerini kapsaması gerekiyor. Daha düşük gelirli tüketicilerin enerji verimli teknolojilere erişimini kolaylaştırmak bu açıdan önemli. Burada finansman ve teşvik mekanizmalarının önemli bir rol oynayacağını düşünüyorum. Düşük faizli finansman modelleri, dönüşüm teşvikleri ve enerji verimli ürünlere yönelik destekler ilk yatırım maliyetinin daha kolay karşılanmasına yardımcı olabilir. Bunun yanında bilinçlendirme çalışmaları da büyük önem taşıyor. Çünkü enerji verimli sistemleri değerlendirirken yalnızca ilk satın alma maliyetine bakmamak gerekiyor. Ürünün kullanım ömrü boyunca sağlayacağı enerji tasarrufu ve toplam sahip olma maliyeti de hesaba katılmalı. Enerji dönüşümünü hızlandırmanın yolu, çevreci ve verimli teknolojileri daha geniş bir tüketici kitlesinin erişebileceği çözümlere dönüştürmekten geçiyor.
Baymak’ın müşteri deneyiminin her noktada aynı kalmasını nasıl sağlıyorsunuz?
Müşteri deneyimi, ürünün satın alındığı anda başlayan bir süreç değil; markayla ilk temastan satış sonrasına kadar devam eden bütünsel bir yolculuk. Bu nedenle müşterinin Baymak ile temas ettiği her noktada aynı kalite standardını yaşamasını önemsiyoruz. Türkiye genelindeki yaygın bayi ve servis ağımız bu açıdan en önemli güçlerimizden biri. Süreçlerimizi ortak standartlarla yönetiyor, dijital araçlarla destekliyor ve müşteri geri bildirimlerini düzenli olarak takip ediyoruz. Ancak müşteri deneyimini yalnızca hız üzerinden değerlendirmiyoruz. İhtiyacı doğru anlamak, doğru çözümü sunmak ve müşteriye güven vermek de aynı ölçüde önemli. Baymak’ın yıllar içinde oluşturduğu güvenin temelinde bu yaklaşımın önemli bir yeri var. Hedefimiz, müşterilerimizin Baymak’ı ürün kalitesi kadar tutarlı, hızlı ve güvenilir hizmet deneyimiyle de hatırlaması.
Baymak olarak yetkili servislerinizin performansını hangi kriterlerle denetliyorsunuz?
Müşteri memnuniyeti, servis performansımızı değerlendirirken en önemli göstergelerden biri. Bu nedenle yetkili servislerimizi yalnızca teknik kriterlerle değil, müşterinin yaşadığı toplam deneyim üzerinden değerlendiriyoruz. Servis hızından ilk müdahale başarısına, çözüm kalitesinden müşteri geri bildirimlerine kadar birçok göstergeyi takip ediyoruz. Aynı zamanda düzenli eğitimler, teknik denetimler ve dijital takip sistemleriyle servis ağımızın gelişimini destekliyoruz. Buradaki temel hedefimiz, Türkiye’nin farklı noktalarında müşterilerimize aynı kalite standardını sunabilmek. Bir müşterimiz İstanbul’da da Anadolu’nun herhangi bir noktasında da Baymak’tan aynı uzmanlığı ve aynı güveni alabilmeli. Servis ağımızı yönetirken bütün odağımız bu tutarlılığı ve müşteri memnuniyetini sürekli geliştirmek.
İklimlendirme sektöründe nitelikli teknisyen açığı ciddi bir sorun mu?
Evet. İklimlendirme sektöründe nitelikli teknisyen ve teknik çalışan ihtiyacının giderek arttığını görüyoruz. Enerji dönüşümüyle birlikte ısı pompaları, akıllı kontrol sistemleri ve dijital teknolojiler gibi yeni alanlar ortaya çıkıyor. Bu da sektörün ihtiyaç duyduğu teknik yetkinliklerin çeşitlenmesini beraberinde getiriyor. Dolayısıyla konu yalnızca çalışan sayısını artırmak değil, geleceğin teknolojilerine hakim, doğru yetkinliklere sahip insan kaynağını yetiştirmek. Önümüzdeki dönemde bu alan sektörün önemli gündemlerinden biri olacak. Meslek liseleri, üniversiteler ve eğitim kurumlarıyla daha güçlü iş birlikleri kurulması gerektiğine inanıyorum. Gençlerin teknik mesleklere ilgisini artırmak ve onları yeni nesil teknolojilere hazırlamak büyük önem taşıyor. Biz de eğitim ve gelişime yapılan yatırımların sürdürülebilir büyümenin temel taşlarından biri olarak görüyoruz.
Kadın istihdamının Baymak için stratejik önceliklerden biri olduğu belirtiliyor. Konuyla ilgili neler söylemek istersiniz?
Kadın istihdamını sürdürülebilir büyümenin ve kurum başarısının önemli unsurlarından biri olarak görüyoruz. Farklı bakış açılarına sahip ekiplerin daha yenilikçi çözümler üretebildiğine ve organizasyonların değişime daha güçlü adapte olabildiğine inanıyorum. Sanayi ve iklimlendirme sektörü uzun yıllar erkek ağırlıklı bir yapıyla anıldı. Ancak bugün bu tablo değişiyor. Kadınların mühendislikten üretime, satıştan liderlik pozisyonlarına kadar farklı alanlarda önemli katkılar sunduğunu görüyoruz. Burada temel konu fırsat eşitliğini güçlendirmek ve herkesin potansiyelini ortaya koyabileceği bir çalışma ortamı yaratmak. Baymak olarak kadınların kariyer gelişimini destekleyen ve liderlik pozisyonlarında daha fazla temsil edilmelerini sağlayan kapsayıcı bir kültür oluşturmayı önemsiyoruz. Çünkü çeşitlilik, yalnızca insan kaynakları açısından değil, iş sonuçları ve inovasyon açısından da şirketlere güç kazandırıyor.
Son olarak ciro, ihracat, pazar payı, üretim, yatırım ve kârlılık açısından 2026 yılını nasıl değerlendirirsiniz, 2027 ile ilgili hedeflerinizi paylaşır mısınız?
2026 yılını Baymak açısından dönüşüm yatırımlarımızın sonuçlarını daha net görmeye başladığımız ve sürdürülebilir büyümemizi güçlendirdiğimiz bir yıl olarak değerlendiriyoruz. Ekonomik koşullar, maliyet baskıları ve küresel belirsizliklere rağmen iç pazardaki güçlü konumumuzu korurken ihracat tarafında da büyümemizi sürdürüyoruz. Özellikle enerji verimliliği yüksek ürünlerde, yeni nesil teknolojilerde ve katma değerli çözümlerde önemli bir ivme yakaladık. Üretim, teknoloji ve dijitalleşme yatırımlarımıza devam ediyoruz. Aynı zamanda büyümenin kalitesine, operasyonel verimliliğe ve karlı büyümeye odaklanıyoruz.
2027’de hedefimiz, Türkiye’deki güçlü konumumuzu daha da pekiştirirken uluslararası pazarlardaki etkinliğimizi artırmak. Özellikle enerji dönüşümünün merkezinde yer alan ısı pompaları, yüksek verimli sistemler ve sürdürülebilir teknolojiler büyüme stratejimizin önemli başlıkları olacak. Önümüzdeki dönemde Baymak’ın hedefi, büyüklüğünü artırırken teknoloji, ihracat, müşteri deneyimi ve sürdürülebilirlik alanlarında da daha güçlü bir yapı oluşturmak.
