
Ay başında yaşanan gelişmelerden sonra piyasalarda çok sert fiyatlamalar gözlemledik. Petrol fiyatlarında yaşanan artışın küresel bir etki yarattığı bir ay geçiriyoruz. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla birlikte bir lojistik krizin yaşandığını, aynı zamanda civardaki enerji alanlarına gerçekleştirilen saldırıların da üretim tarafında etkisini, savaş bitse bile bir süre hissedebileceğimiz bir durum yarattığını söyleyebiliriz.
Petrolde yaşanan artışa bağlı olarak riskli varlıklarda bir geri çekilme gözlemledik. Bu süreçte enerjide dışa bağımlılığı yüksek olan ülkelerde ciddi etkiler yaşandı. Avrupa’da endeksler oldukça zor bir süreç geçirirken, yurt içinde de benzer bir görünüm vardı. Tahvil getirilerinde gözlemlenen yukarı yönlü hareket ise enflasyonist baskıların arttığına yönelik sinyaller verdi.
Tüm bu gelişmelere bağlı olarak merkez bankaları temkinli mesajlar verdi. Tüm bunlar normal; ancak asıl ilginç olan şey altın fiyatlarında yaşanan geri çekilme oldu ve birçok yatırımcının bu konu ile ilgili kafası karıştı. Çünkü genel olarak jeopolitik riskler arttığı zaman altın güvenli liman talebi görür ve fiyatlarda yukarı yönlü bir hareket gözlemlenirdi. Ancak görünen o ki her jeopolitik risk altın için aynı etkiyi yaratmıyor.
Yatırımcıların ve uzmanların bu süreçte atladığı nokta ise Amerikan Merkez Bankası Fed’in yıl başında faiz indirim olasılığının fiyatlanmış olmasıydı. Yıl başında Fed’den iki çeyrek veya daha fazla faiz indirimi beklentisi yaklaşık yüzde 80 seviyesindeydi. Ancak petrol fiyatlarında yaşanan artış ile birlikte bu beklentiler ötelendi ve altın tarafında baskı oluşturdu.
Yaşanan gelişmelere bağlı olarak faiz indirim beklentileri o kadar azaldı ki bu yıl Fed’den neredeyse hiç faiz indirimi beklenmediğini söylemek pek yanlış olmaz. Hatta genel olarak yıl sonuna doğru sınırlı bir indirim olasılığı bulunuyor. Ancak savaştaki taraflar arasında bir anlaşma gerçekleşir ve petrol fiyatları düşerse, bu beklentiler yeniden şekillenebilir. Bu da kıymetli metaller için pozitif bir etki yaratabilir.
Mevcut durumda ons altın fiyatlarında 4.500 seviyesine yakın bir fiyatlama olduğunu gözlemliyoruz. Aslına bakarsanız altın için düşüşlerin fırsat olarak değerlendirildiği bir dönem içerisindeyiz. Burada önemli olan soru, alım için uygun bölgelerin neresi olduğudur. Açık konuşmak gerekirse bu kadar belirsizliğin içerisinde bunu tahmin etmek oldukça zor; ancak 4.200 ve 4.000 dolar bandına kadar geri çekilmelerin tekrar yaşanması durumunda bir fırsat doğabileceğini düşünüyorum.
Fed’in faiz artırımına gitmediği senaryoda 4.000 seviyesinin altında fiyatlamaların sınırlı kalabileceğini düşünüyorum. Çünkü faiz indirim beklentileri halihazırda ötelendi ve ABD’nin istihdam piyasasındaki zayıflık bunun önündeki en önemli kalkan. Eğer Fed bir faiz artırımı gerçekleştirirse, buradaki zayıflama daha da derinleşerek resesyon endişelerinin yeniden doğmasına sebep olabilir. Bu nedenle Avrupa gibi enerjide dışa bağımlılığı yüksek olan ekonomilerle karşılaştırıldığında, ABD’nin faiz politikasında Avrupa Merkez Bankasından ayrışması beklenebilir.
Önümüzdeki günlerde savaş ile ilgili gelişmelere bağlı olarak altında fiyatlamaların yön bulmaya devam etmesini bekliyoruz.
