
Yangın koruma sistemleri konusunda Türkiye’deki işletmelerin tecrübesinin zayıf olduğunu söyleyen Efectis Türkiye CEO’su İlker İbik, “Ülkemizdeki yangın açısında riskli binalara baktığımızda ya çalışıp çalışmadığı belli olmayan bir alarm sistemi, ya da yangın tüpleri görürüz genellikle. Ancak yangını sadece bir tüple önleyemezsiniz” dedi.
Yangın güvenliği ve yapı ürünlerinin test ve belgelendirme alanlarında uluslararası standartların önemi her geçen gün artıyor. Özellikle ülkemizde son yaşanan ve en büyük yangın felaketi olan Kartalkaya yangınının ardından test, sertifikasyon, muayene ve kontrol süreçleri, güvenli yapıların temel unsurlarından biri haline geldi.
Efectis Türkiye CEO’su İlker İbik ile Efectis’in kurumsal yapısı ve hizmet yelpazesi başta olmak üzere; yangın güvenliği açısından yapı tasarımında yapılması gerekenler, yangın güvenlik mühendisliği konularında ülkemizdeki son durum ve bu konuda yürütülen çalışmaları konuştuk.
İlker Bey, öncelikle Efectis’i kısaca tanıyabilir miyiz?
Efectis ürünlerin, sistemlerin, yapı elemanlarının ve yapıların yangın güvenlik performansını değerlendiren bağımsız bir üçüncü taraf örgütüdür. 70 yıldan fazla deneyime sahip olan Efectis, hangi sektörde (nükleer enerji, ulaşım, konut, altyapı, tünel, endüstriyel tesisler, depolama, ofisler) ve hangi performans kriterine göre (yangın dayanım, yangına tepki, söndürme sistem ekipmanları) olursa olsun, yapıların yangın güvenliğinde küresel uzmandır. Kısacası, yangın bilimine adanmış bir şirketiz diyebiliriz.
Efectis 2011 yılından beri resmi olarak Türkiye’de faaliyet gösteriyor. Ondan önce 2003 yılında Era Grubu adı altında bir mühendislik şirketi ve laboratuvar grubu kurmuştuk. Era Laboratuvarları ile yapı malzemeleri sektöründeTürkiye’nin ilk TÜRKAK akreditasyonuna sahip yangın laboratuvarı ve Avrupa Birliği Onaylanmış Kuruluşu olduk. Halen hem yangın laboratuvarı ve belgelendirme örgütümüz, hem de yangın danışmanlığı, yapı muayene ve kontrolü hizmetlerimizi yürüten yangın güvenlik mühendislerimiz ile yapı malzemeleri sektörünün kritik ve niş bir alanında yer alıyoruz.
Peki, Efectis yangınlar konusunda kendini nasıl konumlandırmış durumda?
Efectis; mevzuat ve standardizasyon çalışmalarında ulusal çapta, Avrupa’da ve uluslararası düzeyde güçlü bir etkinliğe sahiptir. Öyle ki, küresel olarak yapı ve inşaat süreçleri bulunan, yapı malzemesi kullanılan her sektörde yangın güvenliği birinci tehlike olarak ortaya çıkıyor. Dolayısıyla yangın hususunda kamuya düşen görevlerin başında yangın güvenliği konusunda mevzuat geliştirmek ve ulusal ve uluslar arası standartların uygulanmasını sağlamak oluyor.
Efectis de bir kamu iktisadi teşekkülü aslında; çoğunluk hissedarlarımız Fransa’nın sektörel kamu kurumları. Bizim bir misyonumuz var; Türkiye dahil Avrupa ortak pazarında ve bulunduğumuz her ülkede kamusal yangın güvenlik seviyesini ve yangın önleme bilincini arttırmak.
Test ve belgelendirme hizmetleri verdiğiniz ülkemizdeki yapı malzemeleri sektörünün büyüklüğü ve yangınlar konusundaki duyarlılığı ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?
Laboratuvarımızda test ve belgelendirme hizmetleri verdiğimiz yapı malzemeleri sektörü bir köşe başı sektördür. İnşaat sektörünün kalbidir. Yapı malzemeleri sektörü özellikle kesintisiz olarak son 10 yıl içerisinde ihracat rakımını arttıran ana sektörlerimizdendir. Bu noktada, Türkiye İMSAD (İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği) adına, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Kartalkaya yangın komisyonunda sektörü tanıtırken sunduğum yapı malzemeleri sektörünün 2024 yılı verilerini paylaşmak istiyorum kısaca: 131 milyar dolar toplam pazar büyüklüğüne sahip, Türkiye’nin toplam ihracatı içerisinde %11.4’lik payı olan ve ülke cari açığına pozitif katkısı yüzde 257 olan bir sektörden bahsediyoruz. İhracat rakamımız da 30 milyar dolar mertebesinde. Bu sene daha da yukarıları hedefliyoruz. İMSAD’ın da 32 bin üreticiye ve bayiye ulaşım ağı mevcut. Bu yapının içerisinde bizim alanımız çok özel, spesifik bir alan.
Belgelendirilmeyi hangi şartlarda sağlıyorsunuz ve bunun yaptırım gücü nedir?
Rahatlıkla söyleyebilirim ki, Avrupa Birliği onaylanmış kuruluşu dediğimiz yapılarda üreticinin tercihi bildiği ve güvendiği markalara yönelik oluyor. Efectis, yapı malzemeleri sektöründe tüm dünyada böyledir, bilinen ve güvenilen bir markayız. Belgelendirme sürecinde şartlar çok nettir, ürün teknik standdartları ve spesifikasyonları ile tanımlanır ve uygulama kurumdan kuruma çok da değişmez.
Bizim bir yıllık fiyat listemiz vardır, bunu Türk Akreditasyon Kurumu’na test ettiğimiz ve belgelendirdiğimiz firmalar ve belgeleriyle birlikte her yıl beyan ederiz. Ayrıca Bakanlığa da yayınladığımız yeni belgeleri ve iptal ettiğimiz bütün belgeleri beyan ederiz. Fiyat listeleri kamuya açıktır, yetkili otoritelerle paylaşılır ve dolayısıyla tarafsızlık ve bağımsızlık güvence altına alınır.
Yangınlar konusunda bilinmeyen denklemler nedir?
Test ve belgelendirme haricindeki temel hizmetimiz olan yangın güvenlik mühendisliği de tam olarak bu hususta faaliyet gösteriyor. Yangınlar konusundaki bilinmeyen denklemleri çözmek için yangın güvenlik mühendisliği uygularız; hem mimari ve elektromekanik bina projelerini, hem de yapıların kendisini kontrol eder, muayene eder, güvenli bir yapı için gerekli yol haritasını belirleriz. Bunu yapan ekip Amerikan NFPA yangın uzmanlığı sertifikalarına sahip, çoğunluğu yüksek lisans veya doktoralı yangın mühendislerimiz ve mimarlarımızdır. Bu mühendislik ve muayene departmanı proje kontrol ederler, eksikleri çıkartırlar mimari ve ya da elektromekanik projelerde. Sonra da şantiyedeki uygulamayı kontrol ederler. Örneğin yüksek bir yapıda kurulmuş olan bir havalandırma tesisatı doğru çevrimle çalışmakta mıdır, katlar arası tesisat geçişleri doğru yalıtılmış mıdır, tesisat kaynaklı yangın riski oluşmakta mıdır buna bakarlar. Binanın ömrü boyunca da eğer yapı işletmecisi de talep ederse periyodik hizmet vermeye devam ederler. Sanayicilerimiz bu konuda gittikçe bilinçleniyor. Diyelim bir yangın geçiriyor bir fabrika, senede bir kaç kez böyle durumlarla karşılaşıyoruz ne yazık ki, sonrasında bizi bulup ‘biz nerede hata yapmışız, gelin bakın lütfen’ diyorlar. Yangına açık ve riskli yapıları yangın danışmanlığı ve mühendisliğiyle desteklemek gerekiyor ki can ve mal kaybı yaşamayalım.
Yangınlarla mücadele konusunda Türkiye’nin durumu nedir?
Yangın güvenlik mühendisliği dediğimiz uzmanlık alanında üç ana hizmetten bahsediyoruz. Birinci aşama laboratuvar hizmetidir. Yapıda kullanılan malzemelerin piyasaya arz edilmeden önce yangına tepki ve yangın dayanıklılık testlerini yapıyoruz. İkinci aşamada ise yasal zorunluluk olan CE işaretleme ve bunun için gerekli olan ürün belgelendirme adımları geliyor. CE işaretlemeyi tamamlamadan ürün piyasaya sürülürse, üretici cezai yaptırıma uğruyor. Maalesef ki, hala üreticilerimizin bir kısmı merdiven altıdır, belgesiz üretim yapmakta ve haksız rekabet yaratmaktadır. Türkiye’de kayıtlı olan yaklaşık 12 bin yapı malzemesi üreticisi var. Çoğunluk üreticimiz mevzuat şartlarına uygun çalışıyor ve belgesiz üretici rakamı da da biz piyasaya girdiğimizden beri hızla düşüyor. Buradaki sektörü ileriye götüren temel yaklaşım şu oldu; bakanlık yapı malzemeleri yönetmeliğini yayınlayıp CE işaretini zorunlu kıldı. CE işaretini alabilmek için de sadece Onaylanmış Kuruluşlardan hizmet alabiliyor üretici. Yangın alanında bu kuruluşlardan bir tanesi Efectis, bir tanesi de TSE’dir.
Yangın güvenliği için şu nokta çok kritik, metro istasyonu yapıyorsanız da aynı, ticari bina yapıyorsanız da aynı, sanayi tesisinde de konutta da aynı bu durum: Yapıyı tasarlayanın yangın yönetmeliğinin beklentilerini karşılamak zorunda olduğunu biliyor olması lazım. Sadece itfaiye raporu almak için yangın önlemleri alırsanız, itfaiyeden bir şeyleri kaçırabilirsiniz. İtfaiye içinde bulunduğunuz şehirde yeterli yetkinlikte ve sayıda elemana sahip olmayabilir örneğin. Günün sonunda sizin yapınız yanar. Biz İstanbul’da senelik ortalama 12, 13 bin yangın görüyoruz. Türkiye genelinde de yıllık 50 bine çıkıyor bu rakam.
Ben, aynı zamanda Türk Yapısal Çelik Derneği’nin Yangın Teknik Komitesi Başkanlığı’nı yürütüyorum uzun zamandır. Orada bir istatistik çalışmamız vardı. Hatta 2019 yılında yangın kayıpları istatistiği olarak o zamanki dergimizde yayınlamıştık. Sadece İstanbul’da yaklaşık 1 buçuk milyon binamız var. En düşük rakam 2012 yılında; 12 bin civarında bir yapısal yangın kayıtlara geçmiş. Bunların içerisinde 706 tane bina tamamen yanarak kullanılmaz hale gelmiş. Toplamda baktığımız zaman İstanbul’daki direkt yangın kaybımız hiçbir zaman 9-10 milyar doların altına inmemiş. Türkiye genelinde yaklaşık olarak bunun 4 katını kaybediyoruz, yani yaklaşık 40 milyar dolar yanıyor yangınlarda her sene. Bunlar çok büyük rakamlar maalesef. Bu rakamlar gitgide artıyor, azalmıyor. Özellikle seçim dönemlerinde ruhsatlandırma yapıldığı, aflar olduğu için daha da artıyor yangın risklerimiz. Bu konuda çok ciddi, siyaset üstü bir yaklaşım gerekli bizce.
Peki, bunların önüne geçilmesi için neler yapılmalı?
Son derece net aslında. Bakanlıklar çalışıyor ve mevzuat oluşturuyorlar, standartlar belirliyorlar. İnşaat sektörü bu işin son derece bilincinde ve gönüllü bir şekilde uyum gösteriyor olmalı bu mevzuat ve standartlara.
Yapı malzemeleri yönetmeliğini ve yangın yönetmeliğini tam olarak uygulayarak hem haksız rekabet oluşturan belgesiz, merdiven altı sanayiyi ortadan kaldırmak gerekli, hem de kötü iş yapan inşaatçıyı kurumsallaştırıp kalitesini arttırmak gerekli ki, can ve mal kaybımız mümkün olan en alt seviyede yaşansın. Biz Türkiye’de senede ortalama 400 kişi yangın sebebiyle can kaybına uğruyor diye yayınlamıştık 2019’daki yazımızda. Bu ne yazık ki gelişmiş ülkelere bakıldığında çok yüksek bir rakam…
Türkiye’de yangın riskinin en fazla olduğu alanlar ve sektörler nelerdir?
Sektör gözetmeksizin söylüyorum; ne kadar insan varsa, o kadar yangın riski vardır. Kamuya açık olan ve çok fazla insanın olduğu oteller, restoran ve cafeler, hastaneler, okullar, AVM’ler, metrolar, tüneller, kamu hizmet binaları, konutlar, cadde mağazaları, kağıt ve ahşap sektörü, kimya sektörü, metal sektörü vb. yapılar…
Yangın güvenliği konusunda Türkiye’deki işletmeler ne derece tecrübeliler?
Bence zayıf. Yangını, hala yangın esnasındaki tedbirler olarak ele alıyorlar. Söndürme sistemi kurarlarsa, güvende olduklarını düşünüyorlar. Bu çok büyük bir hata. Mesela Avrupa’nın bu konuda daha bilinçli olmasının nedeni, bu işi yangın çıktıktan sonra söndürürken çözmeye çalışmıyor. Bu işi yapı elamanını tasarlarken çözmeye çalışıyor. Mesela yüksek bir binamız var, yangın yayabilecek riskli bölgeler nelerdir, buraya bakıyorlar. Cephe malzemesi olarak yanmaz malzeme kullanılır, enerji sistemleri, tesisatlar koruma altına alınır, her biri malzemeyle, yapı elemanıyla, yangına tepki ve yangına dayanımla kontrol altına alınır yangın riskleri. Sonra üstüne algılama, alarm ve baskılama sistemlerinizi kurar ve işletirsiniz. Şimdi bizim binalara bakalım, örneğin okul gibi hastane gibi yerlerde belki olsa olsa alarm ya da çalışıp çalışmadığı belli olmayan yangın tüpleri vardır. Ancak yangını sadece bir tüple önleyemezsiniz. Mesela yangından etkilenenlerin bekletilebileceği alanlar olmalı, çoğunluğunda ise göremiyorsunuz ne yazık ki. Bunlar yönetmelikte belirlenmiş şartlardır, yapı tasarımında da olmak zorundadır.
Yangın güvenliği konusunda marinalarda durum nedir peki?
Ne yazık ki yakın tarihte bir marina yangını geçirdik, Yalıkavak’ta olmuştu ve 5 adet de tekne battı. Mühendislik firmamız da bununla ilgili teknik bir yazı yayınladı. Orada mevzuat marinanın kendisi ile ilgili çok net. Elektrik ve jeneratör yangınları bir ana başlık olarak gözüküyor, teknedeki elektrik aksanı ve motorlar bir tarafa, marinadaki elektrik aksanı ve jeneratör büyük bir risk olarak gözüküyor. Ama sadece bu değil, çünkü işin içerisinde yakıt da var. Dolayısıyla çok fazla yanıcı madde var. Bu yangın olmadan önce biz marinalarımıza ulaşıp yönetimlerine, dünyadaki uygulamayı anlatıp, en azından elektrik ve yakıt sistemlerinin ve baskılama sistemlerinin çalışıyor olması gerektiğini ilettik. Sadece yangın pompası ile bu işin olmayacağını anlattık. Ne yazık ki ciddi bir dönüş alamadık ve sonra da bu yangın çıktı maalesef. En azından can kaybı olmadı. Umuyorum ki, can kaybı yaşanmayan bu vaka tecrübe olsun…
Son olarak bir mesajınız var mı?
Bence hiçbir zaman yangının, bizim gibi bir deprem ülkesinde bile neredeyse deprem kadar can ve mal kaybına sebep olabileceği unutulmamalı. Yangınlarda çok fazla kaybettiğimiz canlarımız var maalesef. Bu süreçte rolü olan herkes ama herkes hem hukuki sorumluluk, hem de vicdani yük altındadır; ama konu para olunca maalesef dünyanın çivisi çıkmış durumda.
