
Zeytin ağacının anavatanın neresi olduğu konusunda kesin bir bilgi yoktur. Bu konuda bilim adamları zeytinin ilk nerede evcilleştirildiği nereden nereye yayıldığı konusunda çeşitli görüşler ileri sürmüşlerdir. Ancak Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde Akdeniz’de Toroslar’ın eteklerinde, Antalya ve Mersin’de, Ege’de Muğla, Aydın Çine’de kendi kendine yetişen ve çoğalan zeytin ağaçları adeta ormana dönüşmüşlerdir. Bu doğal dokudan dolayı zeytin ağacının ana yurdunun Türkiye’nin bu bölgeleri olduğu fikri güçlenmektedir.
Yeşilbaşak Olea firmasının üretim alanı olan, Aydın ili Çine ilçesi sınırları antik çağlardan beri zeytin ağacının tamamen doğal olarak yetiştiği bir coğrafyadır. Çine ovasının etrafını çeviren Gökbel Dağı, Madran Dağı, Sarıdağ, Karcıdağ etekleri zeytin ağaçlarıyla kaplıdır.
Bu coğrafyada zeytinyağı üretiminin antik çağlardan beri varlığı son yıllarda keşfedilen kayaların oyulmasıyla yapılmış zeytinyağı işliklerinden anlaşılmaktadır. Antik Çağ zeytinyağı işliklerine zeytin olan tüm coğrafyada rastlanması üretimin yerinde yapıldığını göstermektedir. Günümüzde bile arazi yapısından kaynaklı yollar olmamasından dolayı zeytinler; eşek ve katırlarla taşınır. Zeytini taşımanın zeytinyağını taşımaktan daha zor olduğundan Antik Çağ zeytincileri de zeytini ürettikleri yerlere küçük atölyeler kurup, çıkardıkları zeytinyağını taşımaktaydılar.
Günümüzde zeytinyağının kalitesi konusunda halkımızın kafasında pek çok şüpheler bulunmaktadır. Bunda bilinçsiz üretim, kolay para kazanmak için yapılan hileler, ağaçların bakımları, iklimsel faktörler, ağacın bulunduğu mevki, zeytin ağacının çeşidi gibi daha sayamayacağımız pek çok etken vardır.
Antik Yunanlıların inancına göre, kutsal bir aileden gelmiş olmanın en önemli işareti bir zeytin ağacının altında doğmuş olmaktır. Bizler bahçelerinde zeytin ağacı olan evlerde büyüyen Dağdeviren ve Candan aileleri olarak insanların kafasındaki tüm şüpheleri silmek, en kaliteli yağları üretip, sunmak için yola çıktık. Her iki aile olarak çocukluğumuzdan itibaren zeytin hasatlarının keyfini, hasat sırasında kurulan sofra sohbetlerinin içinde buram buram zeytin dağlarının kokusunu hissederek büyüdük.

Çocukluğumuzda zeytinyağını en geleneksel yöntem olan Akçaova – Gölbey’de evimizin önündeki ayak yağı çıkarma düzeneğinde yapardık. Yağın sıkılacağı gün sabah erkenden ocaklar yakar, kazanlar kaynatırdık. Çok zevkli günlerdi. Bu düzeneklerde önce yulak dediğimiz taşla zeytinleri ezer, sonra ezilen bu zeytinleri şıhna dediğimiz ahşap işliklerin içindeki keselere katardık. Bu keseler, içine biraz sıcak su katılıp, annelerimiz tarafından ayaklarıyla çiğnenirdi. Çiğneme işlemiyle keselerdeki su ve yağ birlikte şıhnanın akıtma kanalından ön taraftaki küçük havuzlara akardı. Akan zeytinyağı yukarı çıkar, yukarı çıkan yağları yassı kaplarla toplardık. Ayak yağı denen bu geleneksel üretim sırasındaki o nefis yağ ve kazanların altında yakılan pirina kokuları hala burnumuzda tüter. Hele ilk çıkan ayak yağını kazanların altındaki odun közleriyle kızartılan ekmeklere bandırıp yemek damağımızda kalan en lezzetli tattı.
Çine-Akçaova’da en kaliteli yağların üretildiği Karcıdağ, annemin babası rahmetli dedemin soyadıdır. Tamamen ağaçlarla kaplı Karcıdağ’da ağaçlar kendiliğinden delice olarak yetişir dedem, babam bu ağaçları aşılardı. Bu süreç Antik Çağlardan beri böyle devam etmiş, nesillerimize kadar gelmiştir. Ağaçlarımızın yaşlarını ne dedelerimiz ne de babalarımız bilirdi. Bilim insanlarının da söylediği şekliyle; “tüm meyvelerin gencinin meyvesi lezzetliyken yalnızca zeytin ağacının yaşlısının meyvesi en lezzetlidir.” Yaşları yüzlerce hatta binlerce yıllık olan bu ağaçlar kıraç topraklarda kendiliğinden olur, yağmur sularıyla beslenir, meyveler Güney Ege’nin kızgın güneşiyle olgunlaşır, biz yalnızca budamasını yapar ve hasada giderdik. Sonradan tamamen organik, ilaçsız üretimi yaptığımızı fark ettiğimizde bu üretimi tüm tüketicilerimize sunmak hedefiyle bu işletmeyi kurduk. İşletmeyi en hijyenik, en kaliteli üretimi yapacak şekilde tasarladık. Bu fikrimizi hayata geçirirken kaliteden hiç taviz vermedik.
Zeytinin hasadını ve tesisimizde üretimin tüm aşamalarında bizzat kendimiz bulunduk. Zaten bizim için zeytin dağının içinde ürünlerimizi tek tek ağaçlardan sıyırarak toplamak, zeytin ağacının altında kekik kokuları eşliğinde yemek sohbetleri dünyanın en zevkli ve heyecanlı uğraşlarıdır. Gün boyu zeytin dağında topladığımız zeytinleri günün sonunda işletmemize götürüp tamamen organik ve soğuk sıkım teknolojileriyle yağa dönüştürürken ki heyecanımız hele ki oleik asit cinsinden serbest yağ asit derecesi 0.15-0.20 dizyem zeytinyağını gördüğümüzde görülmeye değerdi.
İlk üretim yılımızda Türkiye Ulusal Zeytin Konseyi’nin gerçekleştirdiği 2021 ve 2022 yıllarında üst üste iki kez Zeytinyağı Kalite yarışmasında meyvemsilik dalında altın madalya ödülünü, Zeytindostu Derneği’nin düzenlediği 14. Ulusal Natürel Sızma Zeytinyağı Kalite yarışmasında da altın madalya ödülünü almaya hak kazandık.
Ayrıca İngiltere, Japonya, İsrail ve Almanya da altın madalya kazandık. Aydın memecik zeytinyağı coğrafi işareti ürünlerimiz ile Aydın da altın madalyanın sahibiyiz. Sonucunda da ürettiğimiz yağlarımızla katıldığımız yarışmalarda birinci olup altın madalyalar kazanmamız bizi daha da motive etmekte, gelecek yıllara daha fazla çalışma arzusu kazandırmaktadır.

