
Bulgulara göre, Z kuşağının iş hayatındaki öncelikleri hızla değişiyor; esneklik politikaları ve ruhsal iyi oluşa yapılan yatırım, artık yüksek maaştan daha önemli bir konuma yükselmiş durumda.
Araştırma, Z kuşağının Türkiye’nin önde gelen şirketlerinde giderek güçlenen bir varlık gösterdiğini, ancak liderlerin hâlâ en iyi iletişimi Y kuşağıyla kurduğunu ortaya koyuyor. Z kuşağının teknolojiye doğuştan yetkin olması liderler tarafından en güçlü yön olarak görülürken, düşük sadakat ve sık iş değiştirme eğilimi yönetim açısından en zorlayıcı unsur olarak öne çıkıyor.
Araştırmaya göre, Z kuşağı için esnek çalışma saatleri ve uzaktan/hibrit çalışma özgürlüğü (%72,2), yüksek maaş beklentisinin (%69,4) önüne geçmiş durumda.
Liderlerin yarısından fazlası, Z kuşağının tercihini kazanmak için en etkili adımın net bir esneklik politikası sunmak olduğunu belirtiyor. Bunu güçlü işveren markası imajı (%38,9) ve sektör ortalamasının üzerinde maaş (%36,1) izliyor. Z kuşağının kurumlarda kalıcılığını artırmak için öne çıkan stratejiler arasında ise performansa dayalı maaş artışları (%50) ve ruh sağlığına odaklanan destek programları (%47,2) bulunuyor.
Z KUŞAĞINI ANLAMAK, GELECEĞİN KURUM KÜLTÜRÜNÜ İNŞA ETMENİN İLK ADIMI!
Z kuşağı artık iş dünyasında sadece konuşulan değil, kurum kültürlerini dönüştüren bir gerçeklik haline geldi. Bu kuşak, özgürlük, anlam ve esneklik arayışıyla tanımlanıyor.
Yüksek maaş tek başına yeterli değil; zaman ve mekân özgürlüğüyle desteklenmeyen bir iş modeli, bu kuşak için sürdürülebilir değil. Esneklik, artık işveren markaları için stratejik bir rekabet unsuru haline geldi.
