
Son dönemde piyasaların ana gündem maddesi ABD ile İran arasındaki gerilim oldu. İki ülke arasındaki tansiyon, petrol fiyatlarında kayda değer bir yükselişe neden olurken, altın tarafında düzeltme sonrası yeniden yukarı yönlü hareketi destekledi. Ancak altındaki yükselişin daha sınırlı kaldığını gördük. Bunun arkasındaki temel nedenlerden biri de FOMC toplantı tutanaklarıydı.
Tutanaklarda Fed üyelerinden bazılarının enflasyonun hedefin üzerinde kalmaya devam etmesi halinde faiz artırımı seçeneğinin de masada olabileceğine işaret eden ifadeler dikkat çekici oldu. Bazı piyasa katılımcıları bu durumu Fed’in iki yönlü bir faiz patikası izleyebileceği şeklinde yorumlandı. Ancak bana göre tablo biraz daha farklı.
Fed’in bu dili kullanmasını mümkün kılan en önemli unsur, istihdam piyasasına yönelik risklerin azalmış olması. Evet, işsizlik oranı hala yüksek sayılabilecek bir seviyede; ancak şu an için istihdam tarafında derin bir bozulmadan ziyade kontrollü bir soğuma görüyoruz. Bu da kısa vadede agresif faiz indirimi ihtimalini zayıflatan bir unsur olarak öne çıkıyor. Öte yandan istihdam için gelinen noktada, Fed’in tarifeler kaynaklı enflasyon baskılarından çekinerek faizleri uzun süre yüksek tutmasının da payı olduğunu düşünüyorum.
Gerçekten bir faiz artırım sürecine girilmesi ise bana göre oldukça düşük bir ihtimal. Zaten hassas bir dengede duran istihdam piyasasında risklerin belirgin şekilde artmasına yol açabilecek bir adım olurdu. Bu nedenle çift taraflı bir faiz patikası teorik olarak masada olsa da pratikte çok olası görünmüyor.
Önümüzdeki dönemde Fed’in odağının yeniden enflasyona kaydığı bir süreç izleyebiliriz. Tarifeler nedeniyle temkinli kalan Fed’in, Nisan ayından sonra biraz daha rahat bir alan bulabileceğini düşünüyorum. 2 Nisan 2025’te duyurulan tarife değişikliklerinin yarattığı enflasyon baskısının zamanla azalması muhtemel görünüyor. Ocak ayı yıllık enflasyonun 2,4% seviyesine gerileyerek 2,0% hedefe doğru ılımlı bir seyir izlemesi, dezenflasyon sürecinin devam ettiğine işaret ediyor. Nisan sonrasında daha ılımlı verilerle karşılaşırsak, faiz indirimi beklentilerinin yeniden güçlendiğini görebiliriz.
Jeopolitik cephede ise ABD–İran gerilimi ana odak olmaya devam ediyor. Wall Street Journal’da yer alan bir habere göre Trump’ın, İran’ı nükleer anlaşmaya zorlamak amacıyla sınırlı bir askeri saldırı seçeneğini değerlendirdiği ifade edildi. Böyle bir senaryonun gerçekleşmesi halinde risk algısı çok daha yüksek seviyelere taşınabilir ve emtia fiyatları üzerindeki hareketlilik artabilir.
Altın tarafına baktığımızda, sert düşüş sonrası fiyatların 4.900 ile 5.000 dolar aralığında konsolide olduğunu söyleyebiliriz. FOMC tutanaklarının ardından dolar endeksinde yaşanan yükseliş altın üzerinde baskı oluştursa da, 5.000 dolar seviyesinde tutunma çabası dikkat çekiyor. İlerleyen dönemde ılımlı enflasyon verileri gelmeye devam ederse ons altında yeniden yukarı yönlü bir hareket görebiliriz. Ayrıca jeopolitik risklerin yüksek seviyelerde seyretmesi güvenli liman talebini canlı tutuyor.
Teknik olarak 5.100 dolar üzerinde kalıcılık sağlanması durumunda 5.200 ve 5.600 dolar seviyeleri yeniden gündeme gelebilir. Aşağı yönlü hareketlerin ise daha sınırlı kalmasını bekliyoruz. 4.750 dolar üzerinde kalındığı sürece ana trend görünümünde belirgin bir bozulma beklemiyorum.
