
Küresel ekonomi son yıllarda pandemi, savaş, hammadde krizleri ve lojistik tıkanıklıklarla en zorlu sınavlarından birini verirken, iş dünyası da krizlerle mücadele için çözüme yönelik kaslarını daha da geliştirmek zorunda kaldığı bir dönemden geçiyor. Türkiye Satınalma Profesyonelleri ve Yöneticileri Derneği (TÜSAYDER) Yönetim Kurulu Eş Başkanı Dr. Sevgi Yılmaz, “Araştırmalara göre kriz dönemlerinde kadın liderlerin yetkinlikleri erkek liderlerin önüne geçiyor; şirketlerin ve tedarik zincirlerinin en güçlü sigortası kadın liderler haline geliyor” diyor.
Türkiye’nin en büyük ilk 500 firmasının satın alma yöneticilerinden oluşan Türkiye Satınalma Profesyonelleri ve Yöneticileri Derneği (TÜSAYDER), kurumsal ve bireysel 1400 üye ile satın alma yöneticilerini aynı çatıda buluşturuyor. TÜSAYDER üyeleri arasında savunma sanayi, sağlık, bankacılık-finans, gıda, teknoloji vb. sektörlerden satın alma profesyonelleri bulunuyor.
TÜSAYDER, Türkiye’yi satın alma ve tedarik konularında uluslararası alanda temsil eden ilk ve tek dernek olarak IFPSM’in (International Federation of Purchasing & Supply Management) üyeliğine 2016 yılında kabul edildi. Yüzlerce satın alma profesyonelinin oluşturduğu, zirve, her yıl TÜSAYDER tarafından düzenleniyor. Çalıştıkları şirketlerde aldıkları kararlar ile gayrisafi yurtiçi hasılanın %36’sını yöneten satın alma yöneticileri, her yıl düzenlenen Satın Alma ve Tedarik Yönetimi Zirvesi’nde (STZ) buluşuyor. 11 Nisan 2026 Cumartesi günü Wyndham Grand İstanbul Levent’te gerçekleşecek XIII. Satın Alma ve Tedarik Yönetimi Zirvesi (STZ’26), “Satın Almanın Yeni Çağı” ana temasıyla iş dünyasının en etkili isimlerini, ekonomistleri ve teknoloji liderlerini bir araya getirecek. Zirveye katılım www.tusayder.org adresinden ücretsiz olarak yapılabilecek.
İş dünyasında kadınların yükselişi her ne kadar bir kazanım olarak görülse de veriler, özellikle üst yönetim yolundaki engellerin tedarik zinciri ve satın alma gibi kritik departmanlarda stratejik bir zafiyete dönüştüğünü gösteriyor. Yani küresel ölçekte kadınların liderlikteki payı artış gösterse de ivme yavaşlıyor. McKinsey “Women in the Workplace 2025” verilerine göre; kadınların giriş seviyesinden yöneticiliğe terfi etme oranlarındaki eşitsizlik (Broken Rung), yönetim kademelerindeki yetenek havuzunu kilitliyor.
TÜSAYDER’in tarihinde bir ilk olan eş başkanlık sisteminin mimarlarından Yönetim Kurulu Eş Başkanı Dr. Sevgi Yılmaz; Grant Thornton International tarafından bu yıl 22. kez gerçekleştirilen İş Dünyasında Kadınlar Araştırması’na göre, küresel ölçekte kadınların üst yönetimdeki oranının 1,1 puan gerileyerek %32,9 olduğunu, mevcut eğilimin, orta ölçekli şirketlerde tam cinsiyet eşitliğine ancak 2051’de ulaşılabileceğine işaret ettiğini söylüyor.
Dr. Sevgi Yılmaz; araştırmaya göre, üst yönetimdeki kadın oranı sıralamasında Türkiye, %41,8’lik bir oran ile 35 ülke arasında 6. sırada yer aldığını belirtti. Araştırmaya göre Türkiye, %32,9 olan küresel ortalamanın 8,9 puan; %34,9 olan Avrupa Birliği ortalamasının 6,9 puan üzerinde konumlanıyor.
“Şirketlerin önündeki en büyük engel yönetimdeki çeşitlilik eksikliği”
Satın alma gibi müzakere, etik, risk yönetimi ve paydaş yönetimi kaslarının ön planda olduğu “çok disiplinli” alanlarda kadın liderlerin, şirketlerin kriz anındaki rekabet gücünü doğrudan artırdığını ifade eden Türkiye Satınalma Profesyonelleri ve Yöneticileri Derneği (TÜSAYDER) Dr. Sevgi Yılmaz; uluslararası araştırmaların, kadın liderlerin kriz anlarındaki reflekslerinin şirket performansını doğrudan etkilediğini gösterdiğini söylüyor.
Harvard Business Review (HBR) tarafından yapılan ve 2020 kriz dönemini kapsayan bir araştırma, kadınların “inisiyatif alma”, “öğrenme çevikliği” ve “başkalarını motive etme” gibi kriz yönetimi için kritik 19 liderlik yetkinliğinin 13’ünde erkek meslektaşlarından daha yüksek puan aldığını ortaya koyuyor!
Dr. Sevgi Yılmaz, kadınların kriz anlarında daha dayanıklı olduklarını belirterek İzlanda Modeli’ni hatırlatıyor: “Bugün şirketlerin önündeki en büyük engel sadece dış ekonomik faktörler değil, yönetimdeki çeşitlilik eksikliğidir. ‘Kırık Basamak’ dediğimiz o terfi engelleri, aslında şirketlerin dayanıklılık reflekslerini zayıflatıyor. Oysaki krizin en yoğun olduğu dönemde, İzlanda’daki tüm büyük bankalar batarken, hayatta kalan ve kâr etmeye devam eden tek finans kuruluşu kadınlar tarafından kurulan ve yönetilen Audur Capital olmuştu. Kurucular Halla Tómasdóttir ve Kristin Petursdóttir, krizi “erkek egemen risk alma iştahı ve sürü psikolojisi”nin bir sonucu olarak tanımlayıp “Duygusal sermaye”, “risk farkındalığı” ve “uzun vadeli kâr” gibi kavramları merkeze koydular. Bu yaklaşım, Harvard Business Review ve TED gibi platformlarda vaka analizi olarak işlendi ve küresel ekonomide hala en başarılı “krizden çıkış” vaka analizlerinden biri olarak kabul ediliyor. Satın alma tarafına baktığımızda da kadın temsilinin artması, şirketlerin kriz dönemlerinde daha yüksek ‘yetenek bağlılığı’ ve ‘inovasyon’ kapasitesine ulaşmasını sağlıyor. Bu bir sosyal hedef değil, 2026’nın sert piyasa koşullarında bir hayatta kalma stratejisidir.”
“Kadın Liderliği Bir Tercih Değil, Stratejik Bir Zorunluluktur”
Türkiye Satınalma Profesyonelleri ve Yöneticileri Derneği (TÜSAYDER) Dr. Sevgi Yılmaz, satın almanın yeni döneminde kadınların rolünü şu sözlerle vurguluyor: “Tedarik zinciri artık sadece bir matematik hesabı değil; aynı zamanda yüksek empati, kriz anında hızlı manevra kabiliyeti ve etik duruş gerektiren bir ekosistem. Küresel krizler gösterdi ki; kadın liderler belirsizlik altında daha ihtiyatlı ancak daha kararlı adımlar atıyor. Şirketlerin ‘cam tavanları’ kırması artık sadece bir sosyal sorumluluk projesi değil, 2026’nın çalkantılı ekonomisinde hayatta kalmak için stratejik bir zorunluluktur. Biz TÜSAYDER olarak, satın almanın mutfağındaki kadınların, tedarik zincirinin yeni ‘Demir Leydi’leri olarak sektörü dönüştüreceğine inanıyoruz.”
