
Mevcut tabloya baktığımızda, piyasalarda savaşın erken biteceğine dair beklentinin oldukça baskın olduğunu görüyoruz. Zaten fiyatlamalar da bunu net şekilde yansıtıyor. S&P 500 ve Nasdaq tarafında yeni rekorlar gelirken, BIST 100 de eski zirvesinin çok aşmadan yeniden güçlü bir görünüm sergiliyor. Bilindiği gibi endeksler çoğu zaman öncü olur, yani bugün gördüğümüz fiyat hareketleri aslında yarına dair beklentilerin bir yansıması. Bu anlamda piyasa şu an “savaş bitecek” senaryosunu satın alıyor.
Ama işin diğer tarafında ciddi bir haber akışı riski var. Mesela Hürmüz Boğazı’nın 17 Nisan’da açılıp ertesi gün tekrar kapanması gibi gelişmeler, normalde çok daha sert fiyatlanabilecek olaylar. Buna rağmen piyasadaki negatif reaksiyonun sınırlı kalması, yatırımcıların ana senaryoyu henüz bozmadığını gösteriyor. Yani volatilite var ama trend hala yukarı beklenti üzerine kurulu. Enerji tarafı ise biraz daha kritik. Petrol fiyatlarındaki artış, doğal olarak enflasyon beklentilerini yukarı çekiyor ve bu da faiz indirim ihtimalini zayıflatıyor. Nitekim bu süreçte bazı fonların likidite ayarlamalarıyla birlikte altın tarafında bir geri çekilme de gördük. Ama burada da hikaye çok uzun sürmedi. Altın yeniden toparlandı ve 4.800 dolar seviyesine yaklaşarak piyasanın aslında hala “geçici şok” senaryosuna inandığını gösterdi.
Açıkçası, bu yazının kaleme alındığı tarih ile yayımlanacağı tarih arasında çok sayıda yeni gelişme yaşanabilir ve bu durum yazının bazı bölümlerinin güncelliğini yitirmesine neden olabilir. Bu nedenle asıl kilit soruya geçelim.
Bence şu an kilit soru şu: Savaşın bitmesi durumunda merkez bankaları bu enerji kaynaklı maliyet artışını kalıcı mı yoksa geçici mi görecek? Şimdilik verdikleri sinyal aslında bekle ve gör. Yani henüz agresif bir aksiyon yok, ama tamamen rahatlamış bir duruş da yok. Bu yüzden önümüzdeki dönemde fiyatlamaların yönünü belirleyecek ana unsur, hem jeopolitik gelişmeler hem de enflasyon tarafında gelecek veriler olacak gibi duruyor.
CME verilerine göre faiz indirim beklentileri o kadar sert bir değişim gösterdi ki, piyasa artık bu yıl 29 Nisan toplantısı da dahil olmak üzere geriye kalan hiçbir toplantıda faiz indirimi beklemiyor. Genel olarak ilk etapta yaz aylarındaki beklentileri baz alacağız. Buna göre Haziran ayında 25 baz puanlık faiz indirimi olasılığı %5, Temmuz ayında ise yaklaşık %13 seviyesinde bulunuyor. Ancak Eylül ayından sonra beklentiler bir miktar toparlanma gösteriyor. Bu durum, endeksler ile tahvil getirileri arasındaki uyumsuzluğu da bir ölçüde yansıtıyor gibi görünüyor.
Şu an ABD’de bilanço dönemi olması nedeniyle piyasalar daha çok ana tema olan yapay zeka alanındaki gelişmelere odaklanmış durumda. Ancak diğer tarafta ABD tahvil getirilerinin savaş öncesi seviye olan %3,96’nın hala oldukça üzerinde olması, enflasyon riskinin devam ettiğine işaret ediyor. Yıl başında aynı kaynağa göre yıl içinde iki faiz indirimi ihtimalinin toplamda %80’e yakın olduğunu da hatırlatalım. Bu nedenle, artan enerji maliyetlerinin beklenenden daha uzun süre enflasyonist baskı yaratması durumunda altın fiyatlarındaki toparlanma daha sınırlı kalabilir. Şimdilik 4.920 seviyesi direnç olarak takip edilebilir ve bu seviyenin üzerinde kalıcılık sağlanması genel toparlanma açısından önemli olabilir. Ayrıca ABD ve İran arasındaki gelişmeler nedeniyle Rusya ile Ukrayna’nın müzakerelerine ilişkin haber akışının bir miktar arka planda kaldığını da belirtelim. İki ülke arasında savaşın sona erme olasılığı ise göz ardı edilmemesi gereken unsurlar arasında yer alıyor.
Kısacası, piyasanın mevcut fiyatlamaları savaşın sona ereceği varsayımı üzerine kurulmuş durumda. Bu noktadan sonra yönü belirleyecek asıl unsur ise tek bir başlıkta toplanıyor: enerji kaynaklı enflasyonun kalıcı olup olmayacağı.
