
Mikro KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırmayı temel misyon edinen Tam Finans; teknoloji odaklı altyapısı, yapay zekâ destekli çözümleri ve Türkiye’nin dört bir yanına yayılan saha organizasyonuyla sektörde fark yaratıyor. Tam Finans CEO’su Hakan Karamanlı, “Önceliğimiz her zaman daha fazla mikro KOBİ’ye ulaşmak ve onların ihtiyaçlarına daha kapsamlı çözümler sunabilmek. Bu doğrultuda hem şubeleşmeye hem de dijital yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz” dedi.
Türkiye ekonomisinin üretim gücünü oluşturan mikro ve küçük ölçekli işletmeler, sürdürülebilir büyümenin en önemli aktörleri arasında yer alıyor. Bu işletmelerin finansmana erişimini odağına alan Tam Finans, yapay zekâ destekli teknolojileri, yaygın saha ağı ve finansal kapsayıcılık vizyonuyla ticaretin sürdürülebilir büyümesine katkı sunuyor. Tam Finans CEO’su Hakan Karamanlı, şirketin büyüme stratejisini, fintech yaklaşımını ve Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerini Business News okurları için anlattı.
Öncelikle, Tam Finans’ın liderliğinizdeki dönüşüm ve finansal teknoloji ekosistemine katkılarından bahsedersek, neler söyleyebilirsiniz?
Tam Finans olarak kuruluşumuzdan bu yana mikro KOBİ’lerin finansmana hızlı ve kolay erişimini sağlamak amacıyla teknolojiyi işimizin merkezine konumlandırıyoruz. Mikro KOBİ’lerin genellikle acil finansman gereksinimleri oluyor. Bu nedenle başvurulara en kısa sürede yanıt verebilmek için uzun yıllardır teknolojiye yatırım yapıyoruz. Bugün 70’in üzerinde uzmanın görev yaptığı Ar-Ge merkezimizde tüm yazılım altyapımızı kendi bünyemizde geliştiriyoruz. Yapay zekâ destekli sistemlerimiz sayesinde başvuruları saniyeler içinde değerlendiriyor, olumlu sonuçlanan işlemleri ise çok kısa sürede finansmana dönüştürüyoruz. Aslında bugün yapay zekâ olarak konuşulan birçok uygulamanın temellerini yıllar önce veri analitiği ve otomasyon teknolojileriyle atmıştık. Bununla birlikte yalnızca dijitalleşmeyi yeterli görmüyoruz. Türkiye’deki mikro KOBİ’ler ziyaret edilmeyi, ihtiyaçlarının yerinde anlaşılmasını ve kendilerine özel çözümler sunulmasını önemsiyor. Bu nedenle güçlü teknoloji altyapımızı yaygın saha organizasyonumuzla destekliyoruz. 2026 yılı sonunda 60 şubeye ve yaklaşık 1.250 kişilik organizasyona ulaşacağız. Amacımız, Türkiye’nin neresinde olursa olsun bir KOBİ’ye ortalama bir saat içinde ulaşabilmek. Tam Finans Mobil uygulamamız da bu dönüşümün önemli bir parçası. Bunun yanında bu yıl kurduğumuz Tam Mobil Teknolojiler ile geliştirdiğimiz “Halleder” platformu sayesinde KOBİ’lerin yalnızca finansmana değil, işlerini kolaylaştıracak farklı hizmetlere de tek noktadan ulaşmasını hedefliyoruz. Biz kendimizi sadece finansman sağlayan bir kurum değil, KOBİ’lerin büyüme yolculuğunda çözüm ortağı olarak görüyoruz.
Klasik kredi modelinden sizi ayrıştıran nedir?
Biz yalnızca kredi notuna odaklanan bir bakış açısıyla hareket etmiyoruz. Çünkü bizim işimiz ticaretin finansmanı. Bu nedenle müşterimizin yaptığı ticaretin niteliğini, faturanın doğruluğunu ve alıcının ödeme gücünü birlikte değerlendiriyoruz. Bu yaklaşım sayesinde finansmana erişmekte zorlanan ancak ticaretini doğru yapan birçok işletmeye destek verebiliyoruz. Örneğin müşterilerimizin yaklaşık yüzde 25’i bir yıldan daha kısa süre önce kurulmuş şirketlerden oluşuyor. Hatta önemli bir bölümü 12 aydan daha genç işletmeler. Geleneksel bankacılık sisteminde bu firmaların krediye ulaşması oldukça zor. Biz ise ticaretin sürdürülebilirliğine odaklanarak onların yanında olabiliyoruz. Aynı şekilde geçmişte finansal sıkıntı yaşamış ancak bugün güçlü müşterilerle çalışan işletmeleri de doğru analiz ederek destekleyebiliyoruz. Bu yaklaşımımız sayesinde sektörde yüksek onay oranına sahip finans şirketlerinden biri olduğumuzu söyleyebilirim.
Şirketinizin daha çok mikro KOBİ’lere yönelik faaliyet yapısıyla anılmasının arkasındaki hikâye nedir?
Tam Finans, kuruluşundan itibaren yalnızca mikro KOBİ’lere odaklanan bir strateji benimsedi. Çünkü Türkiye ekonomisinin en dinamik ancak finansmana erişimde en fazla desteğe ihtiyaç duyan kesimi bu işletmeler. Son 12 aylık dönemde yaklaşık 75 bin işletmeye 3,2 milyar dolar finansman sağladık. Yıl sonunda ise 80 bini aşkın işletmeye yaklaşık 4 milyar dolarlık finansman ulaştırmayı hedefliyoruz. Müşterilerimizin önemli bir bölümünün bankalarda hiç kredisi bulunmuyor ya da oldukça sınırlı kredi kullanabiliyor. Biz finansal kapsayıcılığı artırmayı temel misyonumuz olarak görüyoruz. Bu yaklaşımımız uluslararası alanda da karşılık buldu ve Avrupa’nın en başarılı KOBİ finans şirketlerinden biri seçilerek önemli bir ödüle layık görüldük.
Görece daha riskli segmentlerde büyürken portföy kalitenizi nasıl yönetiyorsunuz?
Risk yönetiminde en önemli gücümüz veri ve teknoloji. Yapay zekâ destekli sistemlerimiz her başvuruyu çok sayıda değişken üzerinden analiz ederek risk seviyesini belirliyor. Bizim yaklaşımımız riski tamamen ortadan kaldırmak değil, doğru ölçmek. Risk bazlı fiyatlama modeli uyguluyoruz. Yani her müşterinin risk seviyesi objektif olarak hesaplanıyor ve finansman modeli buna göre oluşturuluyor. Böylece hem daha fazla işletmeye ulaşabiliyor hem de portföy kalitemizi sürdürülebilir şekilde koruyabiliyoruz. Asıl başarımız, tahmin ettiğimiz risk ile gerçekleşen sonuçlar arasındaki uyumu sağlayabilmek. Teknoloji yatırımlarımızın önemli bir bölümü de bu analizleri her geçen gün daha isabetli hale getirmeye yönelik devam ediyor.
Kendinizi bir finans kuruluşu olmanın yanı sıra bir fintech şirketi olarak da gördüğünüzü sık sık ifade ediyorsunuz. Bunun temel nedeni nedir?
Gerçek bir fintech olmanın yalnızca finansal hizmet sunmaktan ibaret olmadığını düşünüyorum. Esas farkı yaratan unsur, teknolojiyi sürekli geliştiren ve iş modelinin merkezine yerleştiren bir anlayışa sahip olmaktır. Tam Finans olarak banka dışı finans kuruluşları arasında ilk Ar-Ge merkezini kuran şirketlerden biriyiz. Uzaktan dijital işlem süreçlerini hayata geçiren ilk kurumlar arasında yer alıyoruz. Patent çalışmalarımız, bilimsel yayınlarımız ve üniversitelerle yürüttüğümüz projeler bu yaklaşımın en somut göstergeleri. Bugün yalnızca veri bilimi alanında değil; psikoloji, antropoloji ve davranış bilimleri gibi farklı disiplinlerle de birlikte çalışıyoruz. Amacımız yalnızca müşterilerimizin finansal verilerini değil, ihtiyaçlarını ve davranışlarını da daha doğru analiz edebilmek. Biz teknolojiye yalnızca operasyonları hızlandıran bir araç olarak bakmıyoruz. Onu, mikro KOBİ’leri daha iyi anlayan ve onlara daha doğru çözümler sunan stratejik bir güç olarak görüyoruz.
Size göre, faktoring ile finans kavramları nasıl ayrışıyor?
Bizim yaptığımız iş aslında ticaretin finansmanını sağlamak. İşletmelerin gerçekleştirdiği ticaretin sürdürülebilirliğine destek oluyoruz. Bizim için esas olan faturadır. Bir işletme malını ya da hizmetini satmışsa ve alacağını vadeli tahsil edecekse, biz o alacağı finanse ederek işletmenin nakit akışını güçlendiriyoruz. Böylece üretim devam ediyor, işletme büyümesini sürdürebiliyor. Aslında kullandırdığımız kaynak doğrudan üretime gidiyor. Bu yönüyle faktoring, ekonomiye değer üreten ve ticareti destekleyen önemli bir finansman modeli. Avrupa’da da işletmeler bunu bir kredi alternatifi olarak değil, ticaretin doğal bir parçası olarak görüyor.
Tam Finans’ın odağında ne tür yenilikler söz konusu?
Önceliğimiz her zaman daha fazla mikro KOBİ’ye ulaşmak ve onların ihtiyaçlarına daha kapsamlı çözümler sunabilmek. Bu doğrultuda hem şubeleşmeye hem de dijital yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Son dönemde en önemli projelerimizden biri Tam Mobil Teknolojiler çatısı altında geliştirdiğimiz “Halleder” platformu oldu. Buradaki amacımız yalnızca finansman sunmak değil; KOBİ’lerin günlük iş hayatında ihtiyaç duyabileceği birçok hizmeti tek bir ekosistem içerisinde buluşturmak. Devlet teşviklerinden filo yönetimine, farklı finansal çözümlerden iş ortaklarımızın sunduğu hizmetlere kadar geniş bir yapı oluşturuyoruz. Böylece işletmeler yalnızca finansmana değil, büyümelerini kolaylaştıracak farklı çözümlere de tek noktadan ulaşabilecek.
Güncel Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
Ar-Ge bizim için yalnızca teknoloji geliştirmek anlamına gelmiyor. Aynı zamanda müşterimizi daha iyi anlamak, riski daha doğru ölçmek ve süreçleri sürekli iyileştirmek anlamına geliyor. Bugün yapay zekâ, makine öğrenmesi ve büyük veri teknolojileriyle kredi değerlendirme modellerimizi sürekli geliştiriyoruz. Bunun yanında dolandırıcılık risklerini azaltmaya yönelik yeni algoritmalar üzerinde çalışıyoruz. Üniversitelerle yürüttüğümüz projeler de bu sürecin önemli bir parçası. Veri biliminin yanı sıra psikoloji ve antropoloji gibi farklı disiplinlerle ortak çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Müşterilerimizin davranışlarını daha iyi anlayabilmek amacıyla psikometrik skor modelleri geliştiriyor, finansal geçmişi bulunmayan bireylerin dahi farklı veriler üzerinden değerlendirilebilmesine yönelik araştırmalar yürütüyoruz. Ayrıca çalışanlarımızın verimliliğini artıracak yapay zekâ uygulamalarını da aktif olarak kullanıyoruz. İşe alım süreçlerinden operasyonel analizlere kadar birçok alanda teknolojiden faydalanıyor, inovasyonu şirket kültürümüzün ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.
Teknolojiyi etkin kullanan bir finans şirketi olarak yapay zekânın sektörünüz açısından önemini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yapay zekâyı iki farklı açıdan değerlendiriyorum. Birincisi, şirketimizin geliştirdiği sistemler. Bunlar kredi değerlendirme süreçlerinden müşteri ilişkilerine kadar birçok alanda hız ve doğruluk sağlıyor. İkinci ve belki de daha önemli taraf ise çalışanlarımızın yapay zekâyı günlük işlerinin doğal bir parçası hâline getirmesi. Yapay zekâ artık insanların yalnızca daha hızlı çalışmasını değil, daha önce hayal bile edemeyecekleri analizleri yapabilmesini sağlıyor. Biz çalışanlarımızı bu teknolojiyi etkin kullanmaları konusunda sürekli teşvik ediyoruz. Çünkü gelecekte rekabet avantajı yalnızca teknolojiye sahip olmakla değil, o teknolojiyi doğru kullanan insan kaynağına sahip olmakla mümkün olacak.
Tam Finans’ın yurt içindeki şube sayısı nedir?
Bugün Türkiye genelinde 53 şubeyle faaliyet gösteriyoruz ve yıl sonuna kadar yeni şubeler açmaya devam edeceğiz. Hedefimiz, Türkiye’nin hangi noktasında olursa olsun bir mikro KOBİ’ye ortalama bir saat içinde ulaşabilecek bir organizasyon yapısı oluşturmak. Şubeleşme stratejimizin temelinde müşteriyi yerinde tanımak ve ihtiyaçlarını birebir analiz etmek bulunuyor. Dijitalleşmeye büyük önem veriyoruz ancak özellikle mikro KOBİ segmentinde yüz yüze temasın hâlâ çok değerli olduğuna inanıyoruz. Uluslararası tarafta ise önemli bir adım attık. İki yıl önce Mısır merkezli MNT-Halan grubuna katıldık. Bugün Mısır’da kurulan faktoring şirketinin yapılanma sürecine bilgi ve deneyimimizle katkı sağlıyoruz. Bu bizim için aynı zamanda uluslararası büyüme konusunda önemli bir deneyim alanı oluşturuyor. Başarılı sonuçlar aldıkça farklı pazarlarda da benzer fırsatları değerlendirmeyi hedefliyoruz.
Müşteri olarak hedef edindiğiniz şirketlerin günümüz temel finansman ihtiyacını nasıl tanımlıyorsunuz?
Türkiye’deki mikro KOBİ’lerin en temel ihtiyacı güçlü bir nakit akışı yönetimi. Üretim yapan ya da hizmet sunan işletmeler satışlarını gerçekleştirse bile vadeli tahsilat nedeniyle ciddi finansman ihtiyacı yaşayabiliyor. Biz tam da bu noktada devreye giriyoruz. Tam Finans olarak yatırım kredisi sağlayan bir kurumdan ziyade işletmelerin günlük ticaretini kesintisiz sürdürebilmesine destek oluyoruz. Sağladığımız finansman sayesinde işletmeler alacaklarını vadesini beklemeden nakde çevirebiliyor, tedarik zincirini aksatmadan faaliyetlerine devam edebiliyor. Özellikle sermayesi sınırlı mikro KOBİ’ler için bu destek, büyümenin en önemli unsurlarından biri hâline geliyor. Bizim hedefimiz yalnızca finansman sağlamak değil; işletmelerin sürdürülebilir büyümesine katkı sunan uzun vadeli bir çözüm ortağı olmak.
2026 hedeflerinizi ve 2027 ile ilgili öngörülerinizi aktarır mısınız?
2026 yılı sonunda yaklaşık 4 milyar dolarlık finansman hacmine ulaşmayı hedefliyoruz. İlk altı aylık performansımız da bu hedef doğrultusunda ilerlediğimizi gösteriyor. Son yıllarda Türk lirası bazında her yıl güçlü bir büyüme yakaladık; döviz bazında ise yaklaşık iki yılda bir hacmimizi iki katına çıkaran bir performans sergiliyoruz. 2027’de de büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz. Ancak bizim için önemli olan yalnızca rakamsal büyüme değil; daha fazla mikro KOBİ’ye ulaşmak, finansal kapsayıcılığı artırmak ve teknolojik dönüşümümüzü aynı kararlılıkla devam ettirmek. Önümüzdeki dönemde dijitalleşme, yapay zekâ yatırımları, veri analitiği ve yeni nesil finansal çözümler büyüme stratejimizin temel unsurları olmaya devam edecek. Bunun yanında hem yurt içinde şube ağımızı genişletmeyi hem de uluslararası pazarlarda edindiğimiz deneyimi farklı coğrafyalara taşımayı hedefliyoruz.
Son olarak, şirketinizin sosyal ve kültürel faaliyetleriyle ilgili de bilgi verir misiniz?
Tam Finans olarak yalnızca finans sektöründe değil, sosyal yaşamın farklı alanlarında da değer üretmeye önem veriyoruz. Bu anlayışla yıllardır sanat, spor, eğitim ve içerik üretimi gibi alanlarda çeşitli projeleri destekliyoruz. Bunlardan biri Tam Sanat projemiz. Şirket merkezimizde oluşturduğumuz sanat alanıyla hem genç sanatçılara hem de önemli isimlere eserlerini sergileyebilecekleri bir platform sunuyoruz. Sanata erişimin yaygınlaşmasını ve sanatçıların görünürlüğünün artmasını önemsiyoruz. Spor alanında da farklı projelerde yer alıyoruz. İstanbul Teknik Üniversitesi Basketbol Takımı’nın isim sponsorluğunu üstlenerek genç sporcuların gelişimine katkı sağlıyoruz. Bunun yanında paralimpik milli okçu Yiğit Caner Aydın’a verdiğimiz destek bizim için ayrı bir anlam taşıyor. Onun azmi ve başarı hikâyesi yalnızca spor açısından değil, topluma ilham veren güçlü bir örnek oluşturuyor.
Bilgi paylaşımını da kurumsal sorumluluğumuzun bir parçası olarak görüyoruz. Bu amaçla hayata geçirdiğimiz Tam TV platformunda iş dünyasının deneyimli isimlerini, akademisyenleri ve farklı alanlardan uzmanları ağırlıyoruz. Girişimcilikten ekonomiye, sağlıktan kişisel gelişime kadar birçok konuda hazırladığımız içeriklerle bilgi üretmeye ve paylaşmaya devam ediyoruz. Topluma değer katmanın yalnızca finansman sağlamakla sınırlı olmadığına inanıyoruz. Bu nedenle faaliyet gösterdiğimiz her alanda sürdürülebilir fayda üretmeye, sosyal sorumluluk bilinciyle hareket etmeye devam edeceğiz.
