RÖPORTAJ — 3 Nisan 2017 at 12:13

KİLİM MOBİLYA YÖNETİM KURULU BAŞKANI MEHMET YAYLA: MOBİLYADA YÜZDE 8 KDV KALICI OLMALI!

IMG_2481

 

Son dönemde uygulanan KDV indiriminin mobilya sektörü için can suyu olduğunu dile getiren Kilim Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yayla, mobilyada KDV’nin yüzde 8 oranıyla kalıcı olması gerektiğini, bunun sektördeki yoğun haksız rekabeti önemli ölçüde azaltacağını vurguladı.

 

Hafızalarımıza ‘Bir Kilim yeter sevgilim’ sloganıyla kazınan Kilim, Türkiye’nin önde gelen mobilya üreticilerinden birisi. Marka bilinirliğinin ve ürün kalitesinin çok yüksek olmasına karşın markalarının karşılığını alamamaktan yakınan Kilim Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yayla ile mobilya sektörünün sorunlarını ve Kilim’in hedeflerini konuştuk.

 

Kilim’in sektördeki konumunu değerlendirerek röportajımıza başlayalım…

Türkiye’de mobilya sektörü çok farklı ihtiyaçlara ve zevklere hitap eden, istihdamın yoğun olduğu gelişmiş bir sektördür. Mobilya sektörünün çok geliştiği şehirlerimizden Kayseri’de Kilim gibi birçok duayen mobilya firması var. Bunların dışında marka olmuş veya olma yolunda olan birçok irili ufaklı firmanın da üretim tesisleri var. Kilim, ekibiyle birlikte Türkiye’nin önde gelen markalarından. Ciro bazında ilk 7-8 firma arasında görünüyoruz. Marka bilinirliğimiz çok yüksek. Yüksek kapasiteyle, yüksek kalite standartlarında üretim yapıyoruz. Satış sonrası hizmete de çok önem veriyoruz. Bu konuda kendimize güveniyoruz.

 

Kilim hangi gelir gruplarına hitap ediyor?

Kilim olarak şu anda B ve C Ses Grubuna hitap ediyoruz. Biz hem kaliteli hem ekonomik hem de tasarımda öncü olan ürünleri üretmek için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Burada bir farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Fakat çok zorluklarımız var. Mobilya sektöründe kayıt dışı satışlar çok yüksek. Biz yüksek standartlarda üretim yapıyoruz. Sattığımız her üründen iki yıl boyunca sorumluyuz. Bu konuda müşteri memnuniyeti için oluşturduğumuz yıllık bütçe 4,5 milyon TL’dir. Bunun yanında devletimize vergimizi tam ödüyoruz. Kalite standardı olmayan, ürün ve malzeme kalitesine çok önem vermeyen firmalar satış sonrası hizmeti de vermiyorlar. Buna bir de kayıt dışılığı eklediğimizde ciddi bir haksız rekabetle karşı karşıya kalıyoruz. Markamızın bilinirliği çok yüksek ama gerçek manada markamızın karşılığını almakta zorluk çekiyoruz.

 

Son indirimle birlikte KDV oranlarının mobilya sektöründe sürekli olacak şekilde indirilmesi gündeme geldi…

Devletimizin yapmış olduğu bu kısa vadeli KDV indirimi bizim için gerçekten can suyu oldu. Mobilya sektöründe KDV’nin yüzde 8’e indirilmesi kayıt dışılığı azaltacaktır. Bundan dolayı KDV’nin yüzde 8 olarak devam etmesini istiyoruz. Öte yandan istihdamda da kayıt dışılık var. Bunun da önlenmesi lazım. Bunun için devlet büyüklerimizden birinci istirhamım özellikle emek yoğun işçi çalıştıran mobilya gibi sektörlerde asgari ücretten sonraki tüm ücret dilimleri üzerindeki vergilendirmenin yüzde 10’a indirilmesini talep ediyorum. Biz burada hem kalifiye elemana yüksek maaş veriyoruz hem de sigorta primi ve muhtasarı yüksek ödüyoruz. İkinci olarak aylık kesintilerle bir fon oluşturularak çalışanlarımızın kıdem tazminatlarının bu fondan ödenmesi konusunda devletimizin desteklerini bekliyorum. Cumhurbaşkanımızın işsizlikle mücadelesi kapsamında istediği yüzde 5 istihdam artışını tamamlıyoruz. Cumhurbaşkanımıza verdiğimiz sözümüzü yerine getirdiğimiz için de mutluluk duyuyorum.

 

Mobilya sektöründe bir sıçrama olabilmesi için nelerin değişmesi lazım?

Bugün Almanya’nın 4 trilyon dolar gayri safi milli hasılası içinde 120 milyar dolar büyüklüğe ulaşan mobilya üretiminin payı yüzde 3’e tekabül ediyor. Türkiye’de gayri milli hasıla 800 milyar dolar, mobilya sektörümüz 8 milyar 500 milyon dolar. Biz ülke olarak ne kadar gelişirsek mobilya sektörü de gelişecektir. Mobilya sektörü Türkiye’de üçte bir kapasiteyle çalışıyor. Biraz zorlanırsa üçte ikiye çıkarılabilir. Türkiye’nin ihracatı istenen düzeyde değil. Avrupa Birliği ile gümrük birliği içinde olmamıza rağmen Avrupa ülkelerine ihracat yapmak çok kolay bir iş değil. Bilinçli bir yıldırma politikası uyguluyorlar. Kilim olarak Avrupa’da birçok zincire ürün sattık. Ancak katma değerli ürünler satmamız engellendi. Bu nedenle bizim teknolojik olarak gelişirken Asya, Ortadoğu ve Afrika’daki yeni pazarlara yönelmemiz lazım. Bu demek değil ki Avrupa’ya mal satmayalım. Avrupa’ya da onların yapmadığı ürünleri satmamız lazım. Amerika pazarından memnunuz. Mobilya cari açık vermeyen sektörlerden biridir. Ancak mobilya yükte ağır ama değerde çok hafiftir. Bu yüzden navlun desteği bekliyoruz. Eximbank’ın, Turquality kapsamında bizlere çok büyük yardımları var. Ondan dolayı devletimize minnettarız. Ama bir de navlun desteğini bize sağlarlarsa ihracatta gerçekten önümüz açılır.

 

Üniversite-sanayi işbirliğinden bahsettiniz, bu işbirliğini proje üzerinden mi yürütüyorsunuz?

Üniversitelerle işbirliğimizi proje üzerinden yürütüyoruz. Her meslek grubunun üniversitelerden faydalanmasını tavsiye ediyorum. Erciyes Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mithat Zeydan’ın bize çok büyük katkıları oldu. Yapmış olduğu çalışmalardan ve katkılarından dolayı kendisine ve ekibine şükranlarımı sunuyorum.

 

Tasarım konusunda nasıl bir ekiple çalışıyorsunuz?

Kendi bünyemizde tasarım ekibimiz var. Türkiye’de mühendislerden, iç mimarlardan faydalanıyoruz. Şu anda 4-5 iç mimarlık firmasıyla çalışıyoruz. Yurtdışında ise bayilerimizden, katılımcı ve ziyaretçi olduğumuz fuarlardan faydalanıyoruz. Özellikle İtalya ve Amerika’daki bayilerimizin bu konuda çok büyük faydası oluyor. Tasarım bilgilerini ve birikimlerini bize aktarıyorlar.

 

Kümeleşmeden söz edecek olursak, Kayseri özelinde sektörde nasıl bir model hakim?

Son zamanlarda tedarik zinciri oluşmaya başladı. Kilim bunu en iyi yapanlardan biri. Bazı ürünlerimizi mobilyacılara fason yaptırıyoruz. Şu anda fason üretimde bir kümeleşme var. Tek bir işi yaptıkları için çok verimli çalışıyorlar; biz de ürünlerimizi daha ekonomik ve kalite standartlarımız doğrultusunda mal ediyoruz.  Onlar da işlerini daha çok geliştiriyorlar.

 

Mobilyada moda konusunda üretici mi belirleyici oluyor, yoksa tüketici mi sizce?

Şu anda tüketici bizi yönlendiriyor diyebilirim. Tüketicinin sesi en önem verdiğimiz ses. Bu her sektörde olması gerektiği gibi mobilyada da öyle…

 

Peki, müşteriden geri bildirimi nasıl alıyorsunuz? Özel bir çalışma ekibiniz var mı bunun için?

Bizim iki müşteri grubumuz var: Birincisi kendi müşterimiz gözüyle baktığımız bayilerimiz, ikincisi de nihai tüketiciler… Biz bu iki grubun nabzını ölçmek için hem uluslararası şirketlerle çalışıyoruz, araştırmalar yaptırıyoruz hem de kendi bünyemizde yıllık ya da 6 aylık düzenli anketler yaptırıyoruz. Bunların sonucunda hem hizmete hem ürünlere yönelik birçok karar alıyoruz. Bunların dışında, iki yılda bir düzenli olarak uluslararası araştırma kuruluşlarından hem Türkiye pazarına hem de gireceğimiz veya var olduğumuz yurtdışı pazarlara ilişkin araştırma yapmalarını istiyoruz. Bir de üyesi olduğumuz MOSDER, Kalkınma Bakanlığı, TÜİK gibi kuruluşların araştırmalarını ve raporlarını da dikkate alıyoruz. Tüm bu veriler ışığında çizdiğimiz haritayla da bir sonraki 5 yılın planlarını yapıyoruz.

 

Şu an itibariyle kaç tane satış noktanız var?

Bugün itibariyle 226 satış noktamız var Türkiye’de. Yurtdışında 40’a aşkın ülkeye ihracat yapıyoruz. Şu anda belli sayıda mağazalarımız var yurtdışında, yeni mağazaların da planlarını yapıyoruz.

 

2016 Kilim özelinde nasıl bir yıl oldu? 2017 yılı hedefleriniz nelerdir?

İki seçim yapılan 2015’i istikrarsız bir yıl olarak kapatmıştık. Bunun 2016 yılına da etkileri oldu. Sonra maalesef 15 Temmuz hain darbe girişimi oldu. Ülkemizle hem dış mihraklar hem de içimizdeki vatan hainleri uğraştı. Buna rağmen 2016 iyi geçmese de kötü bir yıl da olmadı. 2017’ye de iyi bir başlangıç yaptık. 2017’nin 2016’dan daha iyi bir yıl olacağını düşünüyorum. Bizim isteğimiz; siyasi istikrar ve huzur olsun. Böyle olunca sanayicinin önü zaten açılır. Önümüzdeki referandumun birlik ve beraberlik getirmesini ve amacına ulaşmasını temenni ediyorum.