MAKALE — 2 Mayıs 2020 at 20:30

2021 DÜNYA İÇİN EKONOMİK BUHRAN YILI OLABİLİR!

Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vedat Akgiray

2021 DÜNYA İÇİN EKONOMİK BUHRAN YILI OLABİLİR!

İktisat tarihinde benzeri görülmemiş bir küresel çöküş riski yaşıyoruz. COVID-19 salgını piyasaların beklemediği dışsal bir darbe oldu. Her ülkede, ekonomik aktivite ani duruş (sudden stop) noktasına geldi. Üretimin ve milli gelirin bu sene çok düşeceğini tahmin etmek zor değil. Virüs salgınının seyri dikkate alınınca, bu problemin 2021 senesine de taşınacağı anlaşılıyor. Bütün ülkeler benzer süreçleri yaşıyor ve yaşayacak. Birkaç çeyreklik durgunluktan (recession) öte olası bir ekonomik buhran (depression) resmi önümüzde ve bunun 1929’daki Büyük Buhran’dan bile daha tahripkâr olması sürpriz olmaz.

2008 krizinden sonra çok sayıda yanlış yapıldı ve çözümler ihmal edildi. Aşırı borçlanma konusunda banka dışı (shadow banking) borçlanma piyasaları kontrolsüz büyüdü. Şirketler, tahvil ihraç etme yarışına girdiler ve irili ufaklı her şirket – geri ödeyebilme gücüne bakmadan – artarak borçlandı. Ödeyebilme gücü olmayan küçük “zombi” şirketlerin tahvilleri bile ETF (exchange-traded fund) gibi yatırım fonlarının içine sokularak likit araçlarmış gibi piyasalara sunuldu. Bu büyük bir yalan ve bir anlamda dolandırıcılıktı ama böylece trilyonlarca dolarlık pazarlar oluştu.

Mevcut finans sistemi salgın riskine hiçbir şekilde hazırlıklı değil. Süreç iyi yönetilemezse salgın endişesi bir süre sonra finansal endişeye dönüşebilir. Birbirini tetikleyen bu tür psikolojik tepkiler ekonomileri zorlayacak bir finansal çöküşe yol açabilir ki bunun ilk işaretleri görülmeye başlandı. 2009’dan bu yana borçla finanse edilen alımlarla zirveler yenileyen borsalar rekor kısalıkta bir zaman diliminde %30 gibi değer kaybetti, kredi pazarları stres altında, tahvil fiyatları hızla geriliyor, gelişmekte olan pazarlardan çok hızlı para çıkışları başladı ve insanlar emeklilik hesaplarındaki birikimlerinin eridiğini korkuyla izliyorlar. Bu davranış değişikliği ve kaybetme korkusu devam ederse varlık satışları hızlanır. Bu da salgın sonrası ekonomik düzelmeyi hem daha zorlaştıracak hem de daha uzun bir buhrana yol açacaktır.

Bugüne kadar devletlerin salgına karşı ilan ettikleri ekonomiyi kurtarma paketleri hala borç odaklı. Birçok merkez bankası kredi şartlarını kolaylaştırarak ve mevcut kredileri satın alarak piyasalara nefes aldırmak istiyor. Amerika’da Fed ve Avrupa’da ECB hazine tahvillerine ek olarak özel sektör tahvillerini de satın alacaklarını açıkladılar. Netice olarak, özel borçlar azalmayacak ve satın alınan miktar kadar ya kamu borcu artacak ya da kamu kaynakları harcanacak. Böylece toplam borç artmış olacak. 2008’den sonra yapıldığı gibi yine vatandaşın parasıyla finans endüstrisi kurtarılmış olacak.

Borca dayalı kurtarma planlarının insani bedeli çok ağır olacak. Şirketlerin para ihtiyaçlarının borç olarak değil, sermaye olarak karşılanması gerekiyor. Koronavirüsü yenerken finanstaki borç virüsünü de yenelim.