MAKALE — 3 Temmuz 2020 at 20:32

EVDEN ÇALIŞMAK…

Ankara Üniversitesi Ayaş Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Evin MİSER

 EVDEN ÇALIŞMAK…

Covid-19 pandemisinin tüm Dünya’yı derinden sarstığı dönemin tam ortasındayız. Hemen her ülke bir taraftan vatandaşlarının sağlığını koruma görevini, mevcut sağlık sistemleriyle yönetmeye çalışırken diğer taraftan yara almış ekonomisinin çökmemesi için çareler aramakta. İşletmeler ve kamu kurumları ise bu derin sarsıntıyı atlatabilmek için evden çalışma sistemine geçiş yaparak süreci atlatma mücadelesine girmiştir.

1980’li yıllardan itibaren teknolojinin yardımıyla pek çok işletme evden çalışma modelini uygulamaktadır. Günümüzde evden çalışma hızla hayata geçen bir model olsa da geçici bir durum olarak kalmayabilir. Uzaktan çalışmanın sağladığı işyeri maliyet avantajını ve aslında pek çok işin uzaktan da sürdürülebilir olduğunu deneyimlemek, normalleşme sonrasında da işletmelerin evden çalışma modelini sürdürme eğilimini artıracaktır. Bu bakımdan, evden çalışma yönetimler ile insan kaynakları profesyonellerinin uzun vadeli değerlendirmesi gereken bir başlıktır. Yaşadığımız pandemi sürecinde ise evden çalışmak, şirketlerin sunduğu bir imkan olmaktan çıkarak bir zorunluluk hâlini almıştır. Evden çalışma, ilk bakışta, çalışanlar için çok cazip görünse de aslında uygulamada pek çok zorluk da barındırmaktadır. Bu yazıda evden çalışma kavramına biraz daha yakından bakarak, kazandıracaklarını ve kaybettireceklerini analiz edeceğiz.

NEDEN EVDEN ÇALIŞMALI?

Covid-19’dan önce pek çok çalışan evden çalışmayı çok cazip bulmaktaydı; sabah işe yetişme stresi yaşamamak, sıkıcı iş giysilerini giymeden eşofmanlarla mesaiye başlamak, otobüs-dolmuş eziyeti çekmemek, dilediğin saatte mola verip dilediğin saatte çalışmak, ofis ortamının çatışmalarından uzak durmak, özellikle kadın çalışanların çocuklarıyla ilgili bakım işlerini mesai ile eş zamanlı da yürütebilmek hemen her ücretli çalışanın hayallerindeki çalışma modeliydi. Ancak Covid-19’un getirdiği evde kalma hâli, bu model çalışmanın pek çok zorluk barındırdığını gözler önüne sermiştir. Her şeyden önce, çalışma ve verimli olma aynı kavramlar değildir. Özellikle işiniz, yaratıcılık ve konsantrasyon istiyorsa, verimliliğinizi mesai saatlerine sığdırmaya çalışmak, insanın üretken doğasına aykırı bir çabadır. Her günümüz birbirinin aynı değildir. Her saatimiz yaratıcı değildir, işe sürekli tam konsantre olamayız. Başkaları tarafından belirlenmiş mesai saatleri içerisinde çalışmak yaratıcılığımızı ve üretkenliğimizi olumsuz yönde etkileyebilir. Bu bakımdan evden çalışmak, esnek bir yaşam tarzı ile üretkenliği destekleyecektir. Yine işyerinde yaşanan pek çok stres faktöründen uzak durmak, (tartışmalı geçen toplantılar, dedikodular, çalışanlar arası amansız rekabet, işe geliş ve eve dönüş yolculukları, iş yaşam dengesinin bozulması vs.) evden çalışmayı cazip hale getirmektedir.

Yapılan araştırmalar göstermektedir ki çalışma saatleri giderek uzamaktadır. İstatistiklere göre beyaz yakalı çalışanlar, özellikle yöneticiler, resmî çalışma sürelerinin çok üzerinde çalışmaktadır. Kadın çalışanlar, çocukları ve evleri ile ilgili sorumlulukları nedeniyle esnek çalışma olarak adlandırılan kısmi zamanlı çalışma, evden çalışma gibi modelleri tercih etmekteler. Fransa’da 61 hastanede hemşirelerle yapılan bir araştırmada, hemşirelerin %85’i gece çalışması talep etmekte, çünkü gündüzleri vakitlerini çocuklarıyla geçirmek istemektedirler. Evden çalışma, uzun çalışma saatlerinden kaçış anlamına gelip, evdeki sorumlulukları nedeniyle çalışan anneleri cezbetmektedir.

Buffer’ın 2020 yılında 3500 çalışan ile yaptığı araştırmaya göre, katılımcıların %70’i uzaktan çalışarak mutlu olduklarını, % 19’u bazen uzaktan çalışmayı tercih ettiklerini, %11’i ise daha az uzaktan çalışmak istediklerini belirtmiştir. Yine aynı raporda uzaktan çalışmanın en büyük faydası sorulduğunda katılımcıların %32’si esnek program yapabilme, %26’sı işini herhangi bir yerde yürütebilme, %21’i işe gitmeme, %11’i ailesiyle vakit geçirebilme, %7’si ise evden de çalışabilme imkanı yanıtlarını vermiştir.

NEDEN EVDEN ÇALIŞMAMALI?

Evden çalışma fikri, sayılan nedenlerden dolayı çalışanlar için en ideal çalışma düzeni gibi görünse de, içinde pek çok sorun barındıran bir modeldir. Öncelikle, çalışma mekanı ile dinlenme mekanının birleşmesi, çalışanların işe konsantrasyonunu güçleştirir. Buffer’ın 2019 yılında 2500 kişiyle yaptığı araştırma, uzaktan çalışmanın yarattığı sorunları görünür hale getirmektedir. İlgili araştırmaya göre, uzaktan çalışmanın en büyük zorlukları, mesaiyi kapatamama (%22), yalnızlık (%19), işbirliği ve/veya iletişimi sürdürememe (%17), evde dikkatin dağılması (%10), farklı zaman dilimlerinde çalışma (%8), motivasyonu sürdürememe (%8), dinlenme zamanından kısıtlanmak (%7) olarak belirtilmektedir. Aynı çalışma 2020 yılında tekrar yapıldığında, sonuçlar oldukça şaşırtıcı değişiklikler göstermektedir: Uzaktan çalışmanın en büyük zorlukları, işbirliği ve/veya iletişimi sürdürememe (%20), yalnızlık (%20), mesaiyi kapatamama (%18), evde dikkatin dağılması (%12), farklı zaman dilimlerinde çalışma (%10), motivasyonu sürdürememe (%7), dinlenme zamanından kısıtlanma (%5) olarak sıralanmaktadır. Görüldüğü üzere 2019 yılında uzaktan çalışmanın en büyük zorluğu mesaiyi kapatamama iken, 2020 yılında işbirliği ve/veya iletişimi sürdürememe ilk sıraya yerleşmiştir. Gerçekten de evden çalışmanın en büyük güçlüğü, her şeye rağmen “diğerleriyle” birlikte olmanın getirdiği, motivasyon ve takım ruhundan yoksun kalmaktır. Çalışma arkadaşları, bazen rekabetçi, sıkıcı hatta dedikoducu olsa bile takım ruhunun bileşenleridir. İşyerinde ekipler, 1+1=4 mantığı ile sorunlara daha verimli çözümler bulur, fikirler geliştirir, yarattıkları rekabet ortamıyla bireylerin kendilerini geliştirmelerinde motive edici olurlar. Yine işyerinde lider ve yöneticiler, çalışanlar için büyük görünen pek çok soruna kolayca çözümler üreterek, çalışan verimliliğini desteklerler. Mesai arkadaşları, verdikleri sosyal destek ile bireylerin yaşamlarında önemli bir yer tutarlar. Özel yaşamınızda yaşadığınız pek çok sorunu arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz. Mesai arkadaşlarınızla öğle arası veya mesai çıkışı yaptığınız küçük etkinlikler, yaşamınızın aslında çok anlamlı zevklerindendir. Çalışma kavramını yalnızca gelir elde etmek olarak görüyorsak, çalışmayı dar bir kalıba sokmuş oluruz. Çalışma, bireylerin sosyal etkileşiminin önemli bir alanıdır. Evden çalışmak, bireyin yalnızlaşması anlamına da gelmektedir. Evden çalışmanın bir diğer önemli çıkmazı, çalışma mekanı ile dinlenme mekanının iç içe geçmesidir. İlk günler, sabah biraz daha uyumak, trafiğe takılmamak kulağa çok güzel gelse de, evdeki dinlenme saatleri, çalışma saatlerine dönüşerek, çalışanların yeterince dinlenememesi sorunu yaratabilir.

Ofis yaşamında, gün içerisinde ihtiyacımız olan bazı destek hizmetlere, o işlerde uzmanlaşmış başka çalışanlar yetişir. Örneğin, çayınızı hazırlayan, öğle yemeğinizi pişiren, yazıcınız çalışmadığında sorunu çözen, bilmediğiniz bir alanda merak ettiklerinizi cevaplayan diğer mesai arkadaşlarınız, sizin pek çok küçük sorununuzu çözerler. Oysa evde tüm bu işleri siz kendiniz yapmalısınız.

KADINLAR VE EVDEN ÇALIŞMAK

Evden çalışma modeli, kadınlar için ayrıca ele alınması gereken sorunlar barındırmaktadır. Her şeyden önce, Covid-19 nedeniyle hep birlikte evlere kapandığımız bu dönemde, kadınlara karşı artan ev içi şiddet, hepimiz üzmekte. Her geçen gün gazetelerde kadına karşı şiddet haberleri görüyor, yakınlarımızdan boşanma kararlarını dinliyoruz. Çalışma yaşamının getirdiği stresin evlere taşınması, bu olumsuz tablodaki en önemli etkenlerden olabilir. Diğer taraftan bozulan ekonomi, geçim derdini daha da belirginleştirmektedir. İşyeri, zaten yaşanan aile içi sorunlardan biraz olsun uzaklaşılan alandır aslında. Ancak yaşamın tamamen eve taşınması, eşlerin sürekli birlikte olmaları, potansiyel aile sorunlarını da gün yüzüne çıkarabilmektedir. Kadınların evden çalışma modelinde yaşadıkları bir diğer sorun ise aile ve çocuklarla ilgili sorumlulukların, çalışma saatleri ile birleşmesidir. Zaten çifte mesai ile gündüz iş sorumlulukları, akşam ev sorumlulukları ile yaşamını dengede tutmaya çalışan kadınlar, sürekli evde olunan bu dönemde, aile bireyleri tarafından görülmemektedir. Ev sorumluluklarının katlanarak arttığı bu özel dönemde, kadın çalışanların işleri de karmakarışık bir hâl almıştır.

O HALDE…

Evden çalışma, yarattığı cazibe ve sorunlarla yeniden ele alınması gereken bir modeldir. İşletmeler, çalışanlarından beklentilerini bu yeni duruma göre şekillendirmeli ve çalışanlarına destek sunmalıdır. Ayrıca çalışanlar da evde kalarak çalışmanın zorluklarını bilerek iş-yaşam dengelerini kuracak basit uygulamaları hayata geçirmelidir. İşletmelerin uygulayabileceği bir diğer strateji ise, çalışanların kendi iş düzenlemelerini ve mesai saatlerini kendilerinin düzenlemesine destek vermesidir. İşletmelerin bu dönemde karşılaşacakları en önemli sorun çalışanların motivasyonu gibi görünmektedir. Motivasyonu sağlamada işin tasarımı, insan kaynakları bölümleri ve yönetimlerin ele alması gereken bir alandır. Burada İK birimlerine mesai saatlerinden, performans değerlendirmesine, yeni işe alınacak çalışanlardan, kurumsal eğitimlere çözüme kavuşturulması gereken çok görev düşmektedir.

Biz çalışanlar ise çalışma yaşamlarının sağlıklı geçmesi için bir dizi uygulamayı hayata geçirebiliriz:

* Güne erken başlayın, öz bakımınızı yapın ve pijamalarla iş başına oturmayın.

* Çalışma saatlerinizi belirleyin ve bu saatlere uyun. Aile bireylerinize de çalıştığınızı hatırlatın.

* Çalışma yerinizi belirleyin, rahat, sessiz bir köşe ayarlayın kendinize.

* Uyku ve yemek düzeninizi bozmayın, biyolojik saatinize sadık kalın.

* Mesai arkadaşlarınızla yapıcı bir dil ile iletişim kurun.

* Aile fertlerine karşı anlayışlı olun, unutmayın ki onların da rutinleri değişti.

* Evle ilgili sorumluluklar da bir takım işi olarak değerlendirilmelidir. Aile fertleri arasında adaletli sorumluluk paylaşımına özen gösterin. Çok özlediğiniz evinizdeki yaşamın içinde olun.

 

Sağlıklı ve verimli bir yaşam dileğiyle…