VIP — 9 Ağustos 2021 at 23:43

ASPİLSAN ENERJİ GENEL MÜDÜRÜ FERHAT ÖZSOY: “40. YILIMIZI LİTYUM İYON PİL ÜRETİMİYLE TAÇLANDIRIYORUZ”

ASPİLSAN ENERJİ GENEL MÜDÜRÜ FERHAT ÖZSOY 

  1. YILIMIZI LİTYUM İYON PİL ÜRETİMİYLE TAÇLANDIRIYORUZ!

Lityum iyon pil teknolojisinin gelecekte petrolün yerini alacak kadar önemli olduğuna dikkat çeken Aspilsan Enerji Genel Müdürü Ferhat Özsoy, 2022 yılı başında üretime başlanacak lityum iyon pil üretim tesisi ile Aspilsan’ın 40. Yılını taçlandırmış olacağını vurguladı.

Aspilsan Enerji, geçtiğimiz yılın sonunda Güney Kore firması Top Battery Co. Ltd. ile lityum iyon pil hücresi üretim tesisi projesine yönelik teknoloji transferi sözleşmesini imzaladı. Ardından bu yılın nisan ayında aynı firmayla Makine, Ekipman, Yardımcı Sistemler ve Yazılım Tedarik Sözleşmesi imzaladı. Bu yatırımın kapsamını ve hedeflerini Aspilsan Enerji Genel Müdürü Ferhat Özsoy ile konuştuk.

Aspilsan olarak 40. yılınızı nasıl taçlandırıyorsunuz? Öncelikle buradan başlayalım isterseniz…

  1. yılımızı gerçekten çok güzel taçlandırıyoruz. Türkiye’nin hatta Avrupa’nın ve bölgenin ilk ve tek lityum iyon üretim tesisini kuruyoruz. Evet başka firmaların da özellikle Avrupa’da yatırımları var ama bizimki üretime geçecek ilk tesis olacak bölgede. Dolayısıyla, Türkiye’nin günümüzde e-mobilite ve taşınabilir enerji süreçlerinde çok kritik bir alt kaynak olan bataryayı yerli olarak üretiyor olmak bizim için 40’ıncı yılı taçlandırma anlamına geliyor. İnşallah bundan sonrasında da birçok sürecin devamı gelecek. Geçmişte bazı teknolojik sıçramaları kaçırmış olabiliriz ama şu anda yakalamak için ciddi fırsatlarımız var. Bunlardan biri yazılımsa, diğeri de elektriğe dönüşümdür. Bu kapsamda da Aspilsan’ın varlığı ülkede ciddi bir şanstır. Bu şansı biz de iyi değerlendirerek gerekli yatırımları yapıyoruz. Bu teknolojileri yakaladığımız takdirde aradaki farkı kapatma ve öne geçme şansını da yakalamış olacağız. Birçok otomotiv firması 2034 yılına gelindiğinde artık dizel araç üretmeyecek olduklarını deklare etti. Ama bunu sadece araba bazında değil, iş makinaları, forkliftler, tüm kara taşıtları ve artı günlük hayatta kullandığınız tüm sistemler açısından düşünmeliyiz.

Lisanslı üretimi bu bağlamda nasıl ele almak gerekir?

Lisanslı üretim bir ekonomik değer yaratsa da bugüne kadar Türkiye’ye çok fazla fayda sağlamamıştır. Asıl olan kendi teknolojimizi geliştirmektir. Kendi katma değerli ürünlerimizle daha büyük bir ekonomik değer yaratmış oluruz. Lisans süresi dolduğunda işiniz bitmiş oluyor. O yüzden kendi teknolojimiz, kendi üretim bilgimiz ve kendi çalışmalarımızla bir yere geliyor olmamız daha önemlidir.

Peki, lityum iyon pil üretiminizle ilgili orta ve uzun vadede ne tür projeksiyonlara sahipsiniz?

Aspilsan, bugüne kadar pilleri bir araya getirerek bunlardan değişik cihazların ihtiyaçlarını karşılayan sistemler üreten bir firmaydı. Lityum iyon hücre tesisimizle birlikte hücreden batarya sistemlerine kadar zincirin tüm halkalarını bir şirket içerisinde üretiyor olacağız. Dolayısıyla bu ciddi bir kazanım olacak. Alternatif pil bataryalarıyla ilgili de kendimizi geliştirmek için tesis yatırımımızdan önce Ar-Ge’mizi kurduk. Ar-Ge’de geliştireceğimiz pilleri pazarın tüm ihtiyaçlarına karşılık verecek bir stratejiyle burada üreteceğiz. Ar-Ge’miz bu yönde tasarım ve teknoloji geliştirme projeleri üzerinde hızla çalışıyor. Hedefimiz sektörün tüm ihtiyaçlarını karşılayacak, teknolojisi kendimize ait bir sistem kurmaktır.

Bu konuda ihracat planlarınızı da konuşacak olursak neler söyleyebilirsiniz?

Şu aşamada öncelikli hedefimiz ithalattaki bağımlılığımızı azaltmaktır. Ülkemiz pil üretimi için hammadde kaynaklarına sahip bir ülkedir. İkinci hedefimiz bu kaynakları harekete geçirmek ve yurt içinde katma değerli üretilen ürünleri dünyaya pazarlamamaktır. Yurt dışına pil yerine katma değeri yüksek batarya paketlerimizi satmak niyetindeyiz. Tabii ki ihtiyacı olan ülkelere de bizim fazlamız olduğu takdirde pil satmayı planlıyoruz. Fakat amacımız bir hammadde satmak değil, bir sistem satmak.

Aspilsan bugün Türk Savunma Sanayisi içerisinde göz bebeği olarak görülüyor. Bu hissiyatı sizler nasıl yaşıyorsunuz?

Aspilsan, şu anda tüm sektörlerin ortak paydasında oturan bir şirket. Savunma sanayisi başta olmak üzere ki, bizim kuruluş amacımız bu, elektriğe dönüşümle birlikte biz çok daha fazla sektöre hizmet eder hale geldik. Bu kapsamda son dönemde dünyada elektrikli araçlara dönüşle birlikte taşınabilir depolanan elektriğin kıymetinin artması nedeniyle Aspilsan ön plana çıkmaya başladı. Bunu gören Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfımız ve Savunma Sanayi Başkanlığımız gerekli desteği sağlamak suretiyle bizi bu yatırımları yapmaya teşvik ettiler. Biz de bu yatırımları yaparak ülkemizin bu açığını kapatmaya odaklandık. Otonom ve taşınabilir enerji kaynakları ihtiyacının daha kritik olması nedeniyle tabii ki ilk hedefimiz savunma sanayisinin ihtiyaçlarını karşılamaktır. Savunma sanayisinin batarya ihtiyaçlarını karşılamak için elimizden geleni yapıyoruz. Ülkeye hizmet ve özellikle savunma sanayisinin ihtiyaçlarını karşılamak bizim en baştaki görevimiz. Zaten bunun için varız.

Peki, yerli arabamızın bataryasını üretecek misiniz?

Stratejimiz gereği, önce silindirik pil üretmek suretiyle teknolojiyi ülkemize kazandırmak ve bunu geliştirmek. Müteakip safhada da TOGG ve diğer elektrikli araçların kullanacağı pilleri yapmak. İkinci aşamada 2026 yılında o pilleri yapıyor olmak düşüncemiz var. TOGG kendi batarya yatırımını yapacağını deklare etti. Bütün elektrikli araç firmaları kendi bataryalarını yapıyorlar. Ancak, pil konusunda ülkemizin tek firması olarak biz de üzerimize düşeni yapıp TOGG’un pil ihtiyacını karşılayacak bir stratejiyle yatırımlarımızı yapmayı planlıyoruz.

Tesis yatırımınız hangi aşamada?

Şu anda Mimar Sinan Organize Sanayi Bölgesi’nde yaklaşık 25 bin metrekare alana sahip bir binayı bitirmek üzereyiz. İnşaatın büyük bir bölümü bitti, makine ekipmanımız gelecek. Yılbaşından itibaren yatırım hayata geçecek ve lityum pil üretimi başlayacak. Buradaki tesisimizde ise biz havacılık, raylı sistem ve deniz sistemlerine yönelik çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Orada daha ziyade mevcut faaliyetlerimizi sürdürüyor olacağız. Ayrıca bir de pil üreteceğiz.

Saymış olduğunuz üretim başlıklarında ne durumdasınız?

Şu anda ülkemizin ihtiyaç duyduğu batarya sistemlerini tasarlayacak ve üretecek yeteneğimiz var. Bunda sadece savunma sanayisine değil, diğer sektörlere de ciddi derecede destek sağlayacak bir durumdayız. Pil ve batarya konusunda ülkenin tüm ihtiyaçlarını karşılamak üzere gerekli altyapımız mevcut. Özellikle tasarım tarafında… Çünkü bunların hepsi terzi usulü olur. Herkes cihazını yaparken kendisinin önceliklerini birinci plana alıyor ve ona uygun batarya talep ediyor bizden. Bizde bunları tasarlayacak ciddi bir mühendislik kadromuz var. Bizim işçi sayımızla mühendis sayımız neredeyse birbirine eşit. Dolayısıyla onların da ihtiyaçlarını karşılamayı da üzerimize vazife olarak aldık. Şu anda bizim en çok uğraştığımız konu tasarımdır. Yani seri üretimde ürünlerimiz var ama ağırlıklı olarak terzi usulü çalıştığımız kurumlarımız var. Şirketlerimize özel bataryalar birinci planda şu anda.

İstihdam politikanızdan da bahseder misiniz?

Biz hızlı büyüyen bir şirketiz ve ciddi bir insan kaynağına ihtiyacımız var. Özellikle mühendislik alanında… Ancak bunu yurt içinden kolayca sağlıyoruz dememiz çok mümkün değil. Bu konuda ülkemiz çok geç kaldı. Biz daha öğrencilik aşamasında mühendislerimizi işe alıyoruz ve burada yetiştirmek suretiyle mühendis ihtiyacımızı karşılamaya gayret ediyoruz. 2015’te 40 civarında olan mevcudumuz süratle artarak birkaç sene içerisinde 300 civarında olacak.

Bu noktada üniversite-sanayi iş birliğine değinebilir miyiz?

Biz üniversitelerle çok sıkı bir ilişki içerisindeyiz. TÜBİTAK’ın 2244 Sanayi Doktora Programı kapsamında Kayseri’de 4 üniversitemizle, Ankara’da Bilkent, ODTÜ ve Gazi Üniversitesi ile projelerimiz var. İstanbul’da Sabancı Üniversitesi, Yıldız Üniversitesi gibi birçok üniversite ile bu konuda iş birliği içerisindeyiz. Akademisyenlerimizle danışmanlık ve proje bazlı olmak üzere iki tür çalışma yürütüyoruz. En son Boğaziçi Üniversitesi ile bu konuda görüştük. Trakya Üniversitesi’nde de bir şubemizi açtık; orada da projeler yapacağız. Bizim bugüne gelmemizde üniversitelerimizin ciddi katkısı vardır. İnsan kaynağında özünde bir sorunumuz yok ancak üniversitelerin mühendisleri reel hayatla birlikte yetiştirmesi ve bu kapsamda sanayiyle daha çok iş birliği yapması gerektiğini düşünüyorum ki biz bunu yapıyoruz. Biraz önce söylediğim gibi aday mühendis ve stajyer mühendis uygulamamızda ikinci sınıftan itibaren üniversite öğrencilerini burada staja alıyoruz. Haftada bir-iki günlük çalışma esnasında aldığı eğitimin anlamını görüyor. Bu da onun mezun olduğunda hayata hazır olarak başlamasını sağlıyor. Biz de böylece kriterlerimizi karşılayan bir kişiyle çalışarak yolumuza devam ediyoruz. Bununla ilgili üniversitelerimizde ciddi değişiklikler var. Bazı üniversiteler bir sömestiri komple yerinde eğitime ayırabiliyor. Bu bizim için çok daha iyi oluyor. Biz bunu lise seviyesinde de yapıyoruz. Meslek lisesinde okuyan gençlerden stajyer alıyoruz ve üniversiteye gitmeyip bizimle devam etmek isteyenlerle yolumuza devam ediyoruz. Bu bize mühendislerimizde olduğu gibi ciddi bir avantaj sağlıyor.

Pandemi sürecinde Aspilsan olarak neler yaşadınız?

Biz bu dönemde faaliyetlerimize ara vermeden devam ettik. Aldığımız tedbirlerle çok az sayıda arkadaşımız hastalandı. Dünyada üretimde ve tedarikte ciddi sorunlar yaşandı. Ama geneli itibariyle tedarikteki gecikmeler dışında bize bir etkisi olmadı. Bundan sonraki süreçte dünyada birdenbire taleplerin yükselmesi ihtimali de bizi düşündürüyor. Çünkü ihtiyacı karşılamak için hızlı reaksiyon göstermemiz lazım ama tedarik kaynakları daha henüz tam randımanlı çalışmadı. Çip krizi bizi de etkiliyor. Konteyner krizi devam ediyor. Bu krizler bize tedarikte olabildiğince yerli ve milli kaynaklara önem vermemiz gerektiğini ortaya koydu. En azından kritik ve stratejik malzemelerin ülke içerisinde üretiliyor olması fevkalade önemli.

Hedefleriniz açısından bu yılı nasıl geçiriyorsunuz?

Bu seneye biz çok iddialı hedeflerle girdik. Pandemiye rağmen bu iddiayı yerine getirmek için gayret sarf ediyoruz. Şu anda hedeflerimiz doğrultusunda ilerliyoruz. Hedeflerimizin yaklaşık yüzde 60’ını gerçekleştirmiş vaziyetteyiz. Ancak iki türlü sıkıntı var. Birincisi, pandeminin talep tarafındaki yaratacağı sıkıntı, bir de tedarik tarafında yaşadığımız sıkıntı.

Toparlayacak olursak, altını çizmek istediğiniz mesajlarınızı da almak isteriz…

Aspilsan gelecekte önemli bir pil üreticisi olacak. Hammadde kaynakları açısından da ülkemiz pil üretimine uygun bir ülke. Bu kaynakların harekete geçirilmesi için yapılacak yatırımlar gelecekte ülkemizi belki Uzakdoğu ülkeleri kadar olmasa da özellikle Avrupa’nın çok büyüyen pil ihtiyacını karşılayacak ülke haline getirebilir. Belki ülkemizdeki araç üreticilerinin elektrikli araç üretimine dönmesine ve fabrikaların burada kalmasına da katkısı olur. Aspilsan olarak ülkemizdeki yatırımcıları ve duyarlı kişileri bu konuya yönelmeye ve yatırım yapmaya davet ediyoruz. Hammadde yatırımlarına da ihtiyacı var bu ülkenin. Ciddi bir pazar var ve ayrıca pil ve batarya üreticilerinin de ihtiyacı var. Aspilsan olarak ülkede böyle bir misyon üstlendiğimiz için mutluyuz ve ilgi duyan herkese de her türlü desteği vermeye hazırız. Sadece biz yapalım gibi bir düşüncemiz yok. Eğer doğru bir stratejiyle ilerlenirse ülkemiz ciddi bir fark yaratacak konumda olabilir.