VIP — 1 Kasım 2021 at 13:51

BERA HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI EROL KAYA: “ÜRETİMİ TEKNOLOJİ YOĞUN ALANLARA KAYDIRMALIYIZ”

BERA HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI EROL KAYA

Türkiye’nin teknoloji yoğun ekonomilerle emek yoğun ekonomilerin arasında bir yere sahip olduğuna dikkat çeken Bera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Erol Kaya, Türkiye’nin ekonomisini sağlam temellere dayandırması için üretimini teknoloji yoğun alanlara kaydırması gerektiğini vurguladı.

Bera Holding, Konya’da 1989 yılında ambalaj sektöründe başlayan üretim yolculuğuna kağıt, savunma, turizm, inşaat, tekstil, gıda ve madencilik sektörlerinde devam ediyor. Dünya genelinde çevreci, elektrikli ve otonom sistemlere doğru güçlü bir yönelme trendi olduğuna dikkat çeken Bera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Erol Kaya, kendilerinin de ürünlerinde yazılım ve mühendislik çalışmaları ile elektrikli ve otonom sistemleri uygulamaya başladıklarını dile getiriyor.

Bera Holding’in savunma sanayi ve turizm sektörleri başta olmak üzere diğer alanlardaki faaliyetleri hakkında bilgi verebilir misiniz?

Bera Holding 1989 yılında 40 yatırımcının bir araya gelerek bir ambalaj tesisi kurması ile başlıyor. Sonraki yıllarda bu şirketin iyi kar etmesi üzerine yeni ortaklar şirkete katılıyor ve kağıt fabrikası kuruluyor. Tatminkâr kar payı dağıtımlarını gören çok sayıda yatırımcı, şirkete yatırım yapıyor ve yıldan yıla yeni yatırımlar yapılıyor. Nihayetinde bugün gördüğünüz Holding yapısı ortaya çıkıyor. Bera Holding, hakim ortağı olmayan, payları 63.000 kişiye dağılmış tam anlamıyla halka açık bir şirket.

2020 yılı cirosu 2,8 milyar TL, yaklaşık 4.000 çalışanı var. 75 milyon dolar ihracatı var. İlk 1000 şirket içerisinde 6 şirketi yer alıyor. 2021 yılı 6 aylık dönem cirosu ise, geçen yılın aynı dönemine nazaran %25 artışla 1,7 milyar TL oldu. Vergi öncesi karı da aynı oranda bir artışla 237 milyon TL olarak gerçekleşti.

Bera Holding hisseleri 2012 yılında BİST’te işlem görmeye başladı.  Zaman içerisinde, grup şirketlerimizin gösterdiği başarılı performansa paralel olarak hisselerin Borsa’daki performansı da yukarı doğru tırmandı ve nihayetinde BERA payları Borsa İstanbul Yıldız Pazar’da işlem görmeye başladı. Borsa İstanbul 100 endeksine dahil edildi, Amerikan FTSE (Finansal Times Stock Exchange), İngiliz MSCI (Morgan Stanley Capital International) endekslerine dahil edildi. Türkiye’den endekse dahil edilen 11 şirketten birisi. Bu endeksler hangi hisselere yatırım yapılabileceği konusunda yabancı yatırımcılara fikir vermektedir. Bu gelişmeler sonrası yabancı yatırımcıların BERA paylarına ilgisi arttı ve şu anda şirket paylarının yaklaşık %10’u yabancı fonların aktifinde bulunmaktadır.

Bera Holding şu an itibariyle, Kağıt-Karton Üretiminde; Muratlı Karton, Konya Kağıt A.Ş, Makine sanayisinde; Rulmenti SA, ART, MPG Vinç, İnşaat sektöründe; Kompen, Divapan, Komyapı, Gıda sektöründe; Golda, Karsu, Turizm sektöründe; Bera Otelleri, Tekstil sektöründe; Koveka, Madencilik ve Endüstriyel Minaraller sektöründe; Adaçal, Mermer, Hisar firmalarıyla faaliyet göstermektedir.

Faaliyette bulunduğunuz sektörlerdeki konumunuz için nasıl değerlendirme yapıyorsunuz?

Türkiye’deki karton ve kağıt talebi, yurtiçi üretimin iki katı seviyesindedir. Yurtiçi firmaların toplam üretimi Türkiye’nin talebinin çok altında kalıyor ve firmaların birbiri ile rekabet etmesinden çok ithal ürünlerin fiyatları sektörü etkiliyor. Ancak son dönemlerde Dolar’ın aşırı değer kazanması nedeniyle, ithal ürünler rekabet avantajını kaybetti ve Türkiye’de üretim yapan firmalar iç pazarda avantajlı durumda.

Kağıt-Karton sektörü büyümektedir. 2020 yılı büyümesi %6,7 olmuştur. Hammaddede dışa bağımlılık kağıt sektörünü olumsuz etkilemektedir. Karton imalatı ise hurda kağıttan yapıldığından aynı sıkıntı karton üretiminde yoktur. Türkiye’de yazı tabı kağıdı üreten 4 fabrikadan biriyiz. Üretimin %25’ini biz gerçekleştiriyoruz.

Kuşe karton üreten 2 fabrikadan birisi grup firmamız Muratlı Karton’dur. Türkiye kağıt-karton üretiminde dünyada 22.sırada, tüketimde 15.sırada olmasına karşın kitap üretiminde 11.sıradadır. Konya Kağıt da yayınevleri ile işbirliği yaparak kitap üretim organizasyonlarına dahil olmuştur. Konya Kağıt öteden beri MEB’nın okullara ücretsiz dağıttığı kitapların ana tedarikçisi olmuştur. Konya Kağıt’ta güneşli hariç 300 kişi çalışmaktadır. Defter/Matbaa tesisleri entegredir. Son dönemlerde Internet üzerinden alışverişin artması nedeniyle kağıt-karton sektörümüz tam kapasite ile üretimine devam etmektedir.

En büyük tüketicilerden olan Çin’in plastik kullanımına kısıtlamalar getirmesi nedeniyle kağıt ambalaj ürünlerinin kullanımı ve ihtiyacı artacaktır. En büyük pazarlar ABD ve Çin’dir.

2020 sonları ve 2021 başlarındaki konteyner ve navlun fiyatlarının artışı selüloz fiyatlarını iki katına çıkarmıştır. Ancak satışlarımızın USD bazlı olması şirketimizi kur şoklarından az etkilenmesini sağlamıştır.

Önümüzdeki 10 yıl içerisinde çevresel nedenlerle plastik kullanımının azalacağı ve bunun yerini kağıt-karton ürünlerin alacağı öngörülmektedir.

Konya Kağıt A.Ş ünvanlı şirketimizi Borsa’da kote ettirmek üzere SPK ve BİST müracaatlarını yapmış bulunuyoruz. İstikrarlı bir şekilde yıllardır ciddi karlar elde eden bu şirketimizin payları tahminen Ekim ayının sonu veya Kasım ayının başı gibi Borsa İstanbul’da işlem görmeye başlayacaktır.

Rulman sektörü, uluslararası büyük oyuncuların yer aldığı önemli bir sektör. SKF, FAG, TİMKEN ve benzeri çok sayıda devasa rakipler var. Üstelik çok sayıda Çin üreticisi de sektörde yer alıyor.  Rulmenti şirketimizin sahip olduğu URB markası da dünya çapında tanınmış bir marka. Rulman piyasası rekabetçi bir piyasa olmasına rağmen, Rulmenti’nin ağırlıklı yer aldığı endüstriyel rulman piyasası daha az firmanın yer aldığı ve rekabetin daha az olduğu bir alan. Öte yandan dünyadaki rulman ihtiyacı her yıl artarak devam ediyor. Pandemi döneminde üretimlerdeki yavaşlama nedeniyle, şu anda rulman piyasasında arzın talebi karşılamakta zorlandığı bir süreç yaşanıyor.

Rulmenti rulman şirketimizin cirosunun önemli bir kısmı petrol endüstrisinde kullanılan araç ve ekipmanların rulmanlarından oluşmaktadır. Pandemi döneminde petrol üretim piyasasındaki durgunluk, şirketimizin özellikle USA piyasasından aldığı siparişlerin çok azalmasına ve düşmesine neden oldu.  Ancak 2021 yılında piyasaların açılması ile siparişleri ve satışları yeniden çıkışa geçti

Romanya’daki büyük entegre üretim tesisimizin yanı sıra Macaristan’da ve Türkiye’de iki tesisimiz daha bulunmaktadır. Macaristan’daki tesisimiz MGM markasıyla konik rulman üretmektedir. Türkiye’deki tesisimiz ise ART markası ile Düzce’deki fabrikasında bilyalı rulman üretimi yapmakta ve günden güne üretimini, ihracatını ve pazar payını artırmaktadır.

Türkiye’de inşaat sektörü 2020 yılında yavaşlasa da faaliyetlerini durdurmadı, dolayısıyla inşaat sektöründe faaliyet gösteren inşaat şirketimiz Komyapı, devam eden işlerine Elazığ deprem konut ihalesini dahi ederek 2020 ve 2021 yılında imalatlarına devam etti.

PVC profil üreticisi olan ve üretiminin yarıya yakınını ihraç eden Kompen ise hem hammadde fiyatlarındaki anormal oynaklık ve hem de ihracatında konteyner krizi nedeniyle zorlansa da üretimde çok sınırlı bir düşüş dışında durumunu korudu.

MDF üreticisi Divapan şirketimiz ise 2020-2021 yıllarında çok iyi bir üretim ve satış seviyesi yakaladı. MDF üretimi konusunda, Türkiye Avrupa’nın en büyük, dünyanın 2.büyük üreticisi konumunda. Ağırlıklı olarak mobilya sektörüne üretim yapan bu sektörde, pandemi döneminde ertelenen mobilya talebinin 2020 yılının sonlarına doğru birden patlamasıyla üretimin siparişlere yetişemediği bir durum yaşanıyor. Bildiğiniz gibi Türkiye’deki mobilya üreticileri “Üreticiler ihracata ağırlık veriyorlar ve biz MDF bulamıyoruz” şeklinde Türk hükümetine başvurdular ve MDF ihracatına birtakım kısıtlamalar geldi.

Savunma sanayii alanında faaliyet gösteren MPG şirketimiz, daha önce 29 adet mayına karşı kısmi korumalı vinç üreterek Savunma Sanayi Başkanlığı’na teslim etmiştir. Halihazırda ilave 33 adet vinç üretimi devam etmektedir. Bunun yanısıra bir Ar-Ge ürünü olan “Bomba imha kolu” üreterek Aselsan’a teslim etmiştir. Bunların dışında da savunma sanayine yönelik irili ufaklı imalatları devam etmektedir. MPG şirketimizin, ürettiği ürünleri ihraç eder hale gelmesi önemli bir hedeftir. Bu amaçla çeşitli ülke silahlı kuvvetleri yetkilileri ile temaslar sürdürülmektedir.

Baktığımız zaman, savunma sanayinin, gelişmiş ülkelerde, teknolojik gelişmeleri tetikleyen bir rol üstlendiğini görüyoruz. Askeri ihtiyaçlar için yapılan Ar-Ge çalışmalarında ortaya çıkan ürünlerin ve yeniliklerin daha sonra iktisadi amaçlarla kullanıldığı ve o ülkelere önemli avantajlar sağladığı görülmektedir.

Bizim ülkemizde de son dönemlerde savunma sanayi alanında esaslı gelişmeler ortaya çıkmaya başlamıştır. MPG firmamız da bu gelişmelerin bir parçası olmak için gayret içerisindedir ve bunun için Ar-Ge kısmını, üretim teknolojisini güçlendirmeye devam etmektedir.

Pandemi döneminden en fazla etkilenen işimiz Bera Otelleri oldu. Konya oteli 2020 yılını çok düşük doluluklarla geçirdi. Alanya oteli ise ancak 2020 Temmuz ayında müşteri kabul etmeye başlayabildi, ancak yine de yılı karlı kapatmayı başardı. 2021 yılı ise otellerimiz açısından dolulukların ve iş temposunun gayet yüksek olduğu bir yıl olarak devam ediyor.

Önümüzdeki dönem için büyüme stratejiniz ve öngörüleriniz nelerdir?

Önümüzdeki yıllarda en yüksek büyümeyi MPG firmamızın sağlayacağını öngörüyoruz. Asıl işi vinç üretmek olan bu makina firmamızda son zamanlarda önemli Ar-Ge faaliyetleri gerçekleşti ve ilerleyen zamanlarda bu bilgi birikiminin üretime dönüşmesi, ciro ve karlılığı artırmasını bekliyoruz.

Günümüz, yazılım ve mühendislik anlamında farklılaşan şirketlerin dönemi. Dünya genelinde çevreci, elektrikli ve otonom sistemlere doğru güçlü bir yönelme trendi var. Önümüzdeki dönem bu değişime ve dönüşüme ayak uydurabilen şirketlerin dönemi olacak. Görünen o ki yakın gelecekte bu sistemleri çok daha fazla görmeye başlayacağız. Biz de ürünlerimizde yazılım ve mühendislik çalışmalarımız ile elektrik ve otonom sistemleri de uygulamaya başladık. Bu konuda artacak olan talebe şimdiden ürünlerimizi hazırlıyoruz.

Kağıt fabrikasının halka açılma sürecini tamamladıktan sonra ürün çeşitliliği sağlayacak yeni yatırım düşüncelerimiz var.

İzmir, Seferihisar’da 360.000 m² büyüklüğünde, denize 1 km sahili olan bir koy sahibiyiz. Oradaki imar çalışmasının yakında tamamlanmasını bekliyoruz. İmar planı bittikten sonra orada bir termal turizm ve deniz turizmini birleştirecek bir tesis kurma düşüncemiz var. Bunu belki yabancı sermaye katkısı ile de gerçekleştirebiliriz. Kaplıca-sağlık turizmi Türkiye’de çok talep gören karlı bir sektör. Bunu deniz turizmi ile birleştirecek bir tesisi hayata geçirmeyi başarabilirsek, Türkiye’de bu alandaki en önemli tesis ortaya çıkmış olacak.

Adaçal kireç fabrikamızın 250 tonluk fırınını yenilemeye başladık. İnşaat sektöründe de yeni fırsatları takip ediyoruz ve değerlendiriyoruz.

Türkiye’nin geleceğine ilişkin vizyonunuz hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Dünya’da üretim alanında batıdan doğuya ve güneye doğru doğal bir akışkanlık var. Teknolojik yeniliklerin ortaya çıktığı Batıda bir müddet üretim devam ettikten sonra işçilik ve maliyet avantajı olan ülkeler aynı ürünleri üretmeye başlıyor ve üretim oralarda yoğunlaşmaya başlıyor. Batılı ülkeler rekabet etmekte zorlanınca o üretimden daha teknolojik üretim alanlarına kayıyorlar. Türkiye gibi ikinci evrede bu üretimi üstlenen ülkeler de bir müddet sonra maliyet avantajını mal ihraç ettikleri teknolojik olarak daha geri olan ülkelere kaptırmaya başlıyorlar ve bu kez Türkiye o alanlardan daha teknolojik alanlara kayıyor.

Türkiye bu akış şemasının ortasında kalıyor. En üst teknolojiye sahip batı ülkeleri ile insan yoğun üretim avantajına sahip ülkelerin arasında bir yer burası. Türkiye’nin ekonomisini sağlam temellere dayandırması için teknolojik kapasitesini çok daha yukarılara çıkarması ve rekabet yoğun sektörlerden, sınırlı sayıda üretici bulunan teknoloji yoğun üretime evrilmesi gerek. 

Türkiye şimdiye kadar teknoloji üreten bir ülke olamadı. Batı’nın ürettiği teknoloji ile kurulan üretim tesislerini çalıştıran bir ülke oldu. Son zamanlarda, ithal ettiği birtakım teknolojik ürünleri kendisi üretmeye ve bazı alanlarda da sınırlı da olsa teknolojik yenilikler yapmaya başladı.

Ülke ekonomisinin halihazır dinamikleri var ve her halükarda belli bir çizgide üretim kapasitesini devam ettirecektir. Ancak ülkenin ekonomik bir sıçrama yapıp yapamayacağı, bahsettiğim teknolojik gelişimin nasıl olacağına bağlı. Şayet ülke, teknolojik kapasitesini istenilen hızda yukarılara çıkarabilirse ekonomik olarak memnuniyet verici bir büyüme sağlanabilir. Bu gerçekleşmezse, ekonomik büyüme, klasik yöntemlerle devam edilen üretimden sağlanacak büyüme ile sınırlı kalacaktır.