
Ekim ayını kapatırken jeopolitik risklerin oluştuğuna tanıklık ettik. İsrail – Gazze gerilimi dünya endekslerinde satış getirmesine karşın en çok negatif ayrışan endeks biz olduk. Endeks 16 Ekim haftasını %6.5’in üzerinde kayıpla kapatmaya hazırlanıyor. Gerilim şimdilik yüksek tansiyonla devam ediyor. Kasım ayında da bu konudaki gelişmelerin önemi korunmaya devam edilecek.
Dünyada hassas dengelerle ilerlemeye devam ediyoruz. Özellikle oyun kurucu Merkez Bankaları enflasyonla baş etmek için başlattıkları faiz artırım patikalarını halen daha sürdürüyorlar. Dünyada jeopolitik risk unsurlarının artmaya devam etmesi petrol fiyatlarındaki yüksek seyre neden olabilir. Artan enerji maliyetinin enflasyon risklerini artırması şu an en istenmeyen senaryo olarak karşımıza çıkıyor. Bu bizim için de geçerli. Dünyada oluşabilecek risk artışının enflasyon olarak geri dönme riski oldukça yüksek. Tam ekonomi politikalarındaki arap saçını çözme çabasındayken ekstra gelebilecek bir risk ortamı bizi daha da yorabilir.
Jeopolitik tansiyona 8500 seviyesindeki tepe bölgesinde yakalandık. Dolayısıyla yüksek yerlerde oluşan gerilim endeksin daha hızlı düşmesine zemin hazırlamış görünüyor. Borsa endeksinin dünyadan negatif ayrışmasının birkaç nedeni olabilir. Birincisi seçimden bu yana yüzde 90’ın üzerinde yükselen bir endeks vardı ve 8500 zirve seviyesini geçemeyince düzeltme ihtiyacı geldi. Bir diğer neden ise kısa vadede yabancı yatırımcının Türkiye’ye gelmeyebileceğine yönelik algının oluşması olmuş olabilir. Ayrıca, Mehmet Şimşek’in negatif reel faiz ortamının kapanmaya başlayacağına dair açıklamaları endeksin mola vermesinde etkili nedenler arasında sayılabilir.
Önümüzdeki hafta 26 Ekimde gerçekleşecek TCMB faiz kararı ve karar metnindeki ifadeler Merkez Bankasının kararlı duruşunun ne kadar devam edeceğini temsil edecek. Bununla birlikte yabancı yatırımcılarla yapılan görüşmelerden çıkan sonuçlar, açıklamalar ya da raporlar genel algının şekillenmesi açısından önemli olacaktır.
Borsa endeksinde 3. Çeyrek döneme ilişkin finansal sonuçlar jeopolitik tansiyonun gölgesinde fiyatlanmaya devam ediyor. Buna karşın gelen bilançoların gücüne göre hisse ve sektör bazlı hareketlerin yaşanması muhtemel görünüyor. Genel olarak marjların toparlandığı ve karlılığın artığı bir 3. Çeyrek finansal dönem geçireceğiz gibi görünüyor. Otomotiv pazarında 3. Çeyrekte büyüme ivmesi sürdü. Otomotiv sektöründe güçlü bilançolar görmeye devam edebiliriz ancak 4. Çeyrekte iç tüketimin daha hızlı yavaşlaması sonucunda otomotiv sektöründe de ciddi yavaşlama sinyalleri alabiliriz. Havacılık sektörü için 3. Çeyrek en yüksek sezondur. Gıda tarafı enflasyonist ortamdan beslenmeye ve karlılığını artırmaya devam edecek. Yılın ilk yarısında tekstil sektörü oldukça kötü bir dönem geçirdi ve geçirmeye de devam ediyor. Ancak tekstil sektörü içinde seçici olmak kaydıyla karlılığın artığını görebiliriz. Enerji sektöründe hızlı bir yıl geçirmeye devam ediyoruz. Yılın ilk yarında enerji sektöründeki bazı şirketlerin net borçlu konumdan net nakit konuma geçtiğini izledik. Güçlü nakit pozisyonlarının korunup korunmayacağı tekzibimizde olmaya devam edecek. Holdingler net aktif değere göre iskontolu olmaya devam ediyor. Sigorta tarafında prim üretimi çok güçlü. Muhtemelen karlılıklarda güçlü gelecektir. Çimento şirketleri de çok hızlı bir yıl geçirmeye devam ediyor. Gerileyen EURUSD paritesi ve resesyon endişeleri beyaz eşya tarafını zayıf kılmaya devam edebilir. Petro-kimya tarafında ise toparlanma emareleri var.
Teknik olarak Bist 100 endeksinde 7400 seviyesi ana destek noktası olmaya devam ediyor. Bu seviyeden satışların karşılanmakta zorlanılması halinde 7000 seviyesine doğru satışların hız kazanılması beklenebilir. Buna karşın 7000 seviyesi 22 haftalık ortalamanın geçtiği seviye olması nedeniyle orta ve uzun vadeli alım fırsatı verebilir.
