
İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO) Genel Müdürü Dr. Murat Orhan, “2024 yılı Nisan ayında başlattığımız ve Ekim sonuna kadar devam eden Ege’de başlattığımız tatil turizmi seferlerine gösterilen yoğun ilgi bizi oldukça memnun etti. Bu yıl hem sefer sayımızı hem de gittiğimiz ada sayısını artırarak hem yerli hem de yabancı tatilcilerin ihtiyaçlarına daha etkili çözümler üretmeyi hedefliyoruz. İDO olarak sadece bir deniz ulaşım şirketi olmanın ötesine geçerek, Ege bölgesine hem ekonomik hem turistik açıdan değer katacak bir turizm potansiyeli yaratmayı amaçlıyoruz” dedi.
İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO), 37 yıldır Marmara Denizi’ndeki yüksek kapasiteli gemileri ve geniş filosuyla uyguladığı geniş sefer ağına, Ege Denizi’ndeki tatilci profilini hedefleyen Yunan Adaları seferlerini ekledi. 2024 yılı Nisan ayında başlattığı 3 gemi ile 4 adaya yaptığı bu operasyon ile Nisan-Ekim döneminde 155.000 yılcu taşıyan İDO, 2025 yılı için hedef yükseltti. Bu yıl 29 Mart Ramazan Bayramı arifesiyle başlayan seferler ile sezon boyunca Samos, Midilli, Leros ve Rodos’a 300.000 yolcu taşımayı amaçlıyor. Ege Bölgesi’nde deniz ulaşımını daha da yaygınlaştırmayı amaçlayan İDO, sektördeki çevre dostu politikaları ve sürdürülebilirlik çalışmalarıyla dikkat çekiyor.
İDO Genel Müdürü Dr. Murat Orhan ile gerçekleştirdiğimiz röportajda, şirketin güncel projeleri ve geleceğe dönük hedefleri hakkında detaylı bilgiler edindik.
Öncelikle İDO’nun 2011’deki özelleştirilme sürecini-şeklini ve yaşadığınız zorlukları aktarır mısınız?
2011 yılında düzenlenen ihaleyle İDO’nun 30 yıllık kullanım hakkını İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden TASS( Tepe, Akfen, Souter, Sera) yatırım ortaklığı tarafından devralındı. 2041 yılı Haziran ayı itibarıyla, burada yaptığımız yatırımlar, hizmetler ve yeni hatlarla birlikte bu hak tekrar İBB’ye devredilecek. Alışılagelen özelleştirme kapsamının dışında olan bu yatırım modelinde ihaleyi kazanan dört ortaklı bir konsorsiyum, 2022 yılı itibariyle ortaklık devri sonucu Akfen ve Tepe grupları yüzde 50-50 ortaklık yapısını devam ettirmektedirler.
Bu ticari girişimin en temel amacı toplumsal faydayı artıracak, fonksiyonel uygulamalar ile deniz taşımacılığını yaygınlaştırmak ve Marmara bölgesi gibi ülkemizin ticari ve nüfus yoğunluğu yüksek bölgesinin trafik yükünü rahatlatarak, ulaşımda daha dinamik bir yapı oluşturmaktı. Aynı zamanda, çeşitli yatırım kaynakları yaratarak, şirketin geleceğe yönelik daha çevreci, ekonomik, hızlı ve erişilebilir bir filo yapısı oluşturarak, diğer ulaşım ağları ile örtüşen kombine bir taşımacılık modeli geliştirmekti hedeflenen. Ancak, zaman içinde bazı ticari gelişmeler beklentilerimizin ve ön görülerimizin çok dışında gerçekleşti. Yapılan karayolu ulaşım yatırımlarının yanı sıra, son dönemde bakım onarım, yakıt giderlerinin çok artması ve döviz kurundaki yüksek dalgalanma, alternatif ulaşım araçlarına uygulanan geçiş ücreti politikaları nedeniyle gelirler üzerinde oluşturulan baskı, bizi ekonomik anlamda alternatif pazarlarda yeni gelir modelleri geliştirme konusunda teşvik etti. Yanı sıra; yatırım maliyetimizin de döviz cinsinden olması, gelirlerimizin Türk Lirası olması ilgili zaman diliminde Türk lirasındaki değer azalışı gibi faktörler şirketin büyüme hedefleri, ürün çeşitliliği ve sürdürülebilirliği açısından zorlayıcı durumlar oluştursa da , ülkece atlattığımız bir çok krize rağmen, yaptığımız hamleler ile yeni ürünler yaratıp döviz elde edebilme esnekliği gösterdik. Yanı sıra; Marmara bölgesinde verimliliği düşük hatlar özelinde optimizasyon yaparak denge kurmayı başardık ve sürdürülebilir bir model üzerinden yeni projelerimiz ve atılımlarımız ile devam ediyoruz.
Peki, bu özelleştirme süreci ile gelişen olaylar zincirinin İDO’nun marka değerine olumsuz bir etkisi oldu mu?
İDO 37 yıllık denizlerdeki başarılı ve sürdürülebilir faaliyetleri ile ülkemiz için önemli bir değer. Deniz ulaşımının öncüsü bir halka hizmet için, insan hayatını kolaylaştıran bir marka olduğu için, özelleştirme sürecinin marka değerine olumsuz bir yansıması olmadı. İDO’nun marka algısı ve değeri çok yüksek bir şirket. Aynı zamanda, filo yapısı, ürün çeşitliliği, hem araç hem yolcu taşıma kapasitesi, yolcu konforu ve emniyetini önceliklendiren yapısı ve gemilerdeki özgür alanları ile bu hizmet kalitesi ve çeşitliliğine sahip sayılı özgün şirketlerden biri olduğumuzu da belirtmeliyim. Deniz ulaştırma alanında önemli bir tecrübe ve bilgi birikimine sahip ekiplere sahibiz. Alanında uzman, tecrübeli ve yetkin personel ile çalışma şansına sahibiz. Bu bilgi birikimi ve deneyimi yeni girdiğimiz pazarlarda faydaya dönüştürerek, ekip olarak hep birlikte başarılı sonuçlar elde etmeyi başardık.
Bu yıl yeni hatlar açılacak mı, yoksa geçen yıl başlatılan seferler mi devam edecek?
Marmara bölgesi için konuşacak olursak, bu bölgede alternatif ulaşım araçlarının artması ve mevcut karayolu yatırımlarının çeşitliliği nedeniyle yeni hatlar açma hedefinde değiliz.Fakat, filomuzda 44 geminin büyük bir çoğunluğu ile hala Marmara bölgesinde aktif taşımacılık yapmaya devam ediyoruz. Mevcut haliyle 2 hızlı feribot ile Yenikapı-Yalova arasında 1 saat 15 dakikada 108 araç, 600 yolcu taşıyoruz.Her iki saatte bir seferlerimiz sezon boyunca devam ediyor. Diğer 2 hızlı feribotumuz her saat başı olacak şekilde Pendik-Yalova hattında çalışıyor ve 45 dakika da yolcularımızı emniyetli ve hızlı bir şekilde Yalova’ya ulaştırıyoruz. İstanbul boğazını süsleyen 2 yaka Sirkeci-Harem arasında sabah 06:00’da başlayan kış döneminde 21:00’e kadar devam eden operasyonda 4 gemimiz karşılıklı aktif olarak kesintisiz çalışmaya devam etmektedir.Eskihisar-Topçular hattında 20 arabalı vapur ile 24 saat boyunca kesintisiz karşılıklı sefer yapmaktadır.Filomuzda bulunan 21 deniz otobüsü ile de İstanbul’un en iskelelerinden kalkarak Bursa, Bandırma, Çınarcık, Esenköy, Kumla, Ekinlik, Armutlu, Marmara Adası, Avşa gibi destinasyonlara seferlerimiz devam etmektedir. Tabi yüksek kapasiteli olunca gemilerimiz, kontrol edilemeyen maliyetlerin döviz cinsinden olması bizi alternatif pazarlarda yer edinmeye itti. Biz de geçen yıl başlattığımız Ege Adaları operasyonuna bu yıl Dikili-Midilli hattını ekledik. Popüler adaların başında gelen Midilli adasına en kısa sürede 30 dakikad biz taşıyor olacağız yolcularımızı.
İlk defa 2022 yılında Marmara dışına çıkarak, yurt dışı deneyimimizi Hatay Büyükşehir Belediyesi ile iş birliği içerisinde yürüttüğümüz Kıbrıs-Hatay seferleriyle gerçekleştirdik. Finansal ve operasyonel olarak oldukça başarılı sonuçlar elde ettiğimiz kıymetli bir deneyimdi bizim için.Bu deneyimden aldığımız cesaret ile yeni pazarlar arayışına girdik. Eğer proje devam etseydi o bölgedeki ürün çeşitliliği Lübnan gibi destinasyonlarla artırarak devam edecektik. Fakat, ülkemizi derinden sarsan 6 Şubat depremi sonrası İskele zarar gördüğü için projemizi sürdüremedik. Sonraki süreçte, Anamur Ticaret Odası ile iş birliği yaparak kısa süreli Anamur-Girne arası operasyonu yaptık.
Akdeniz deneyiminden sonra, etrafımızı saran diğer denizlerde de faaliyet gösterme düşüncesi bizi oldukça cezbetti. Hem ülkemizin farklı sularında faaliyet göstererek, farklı ülkeler nezdinde de ülkemizi temsil etmek istedik. 2024 yılı Nisan ayı itibariyle ilk kez Ege Denizi’nde, toplamda üç gemiyle 4 adaya, altı hatta seferler düzenledik ve 155 bin yolcu taşıdık. Kuşadası çıkışlı seferlerimizi Aydın Büyükşehir Belediyesi ile ortaklaşa yaparken, Muğla ve Aydın Belediyeleri ortaklaşa bizden gemi kiralayarak Bodrum-Didim güzergahında iç hat seferleri gerçekleştirdi.
Ege Adaları pazarına ilk girişte yerel aktörlerde “rekabet açısından ticari zarar görür müyüz” endişesi vardı.Fakat, biz yaptığımız ortak görüşmelerde de hedefimizin pazarı büyütmek ve derinleştirmek olduğunu vurgulamıştık. Sezon sonunda sayısal sonuçları analiz ettiğimizde bu bilgilerin doğrulandığını gözlemledik. Marka bilinirliğimiz ve kurumsal gücümüz sayesinde pazarın potansiyelini artırmış olduk.2024 yılı sezon boyunca taşıdığımız yolcunun yaklaşık %64 oranında satışlarımız internet üzerinden sağlandı.
İDO olarak 2025 yılı Ege Adaları sezonunu 29 Mart’ta başlayan olan Samos seferleriyle açtık. 12 adaların en popüler adalarından olan yeşilliği ve doğası ile kendine hayran bırakan Samos Adası’na bayram süresince hem Seferihisar hem de Kuşadası’sından düzenli seferler yapıldı. Sezon boyunca devam edecek Samos adası seferleri yüksek sezonda haftanın her günü düzenlenecek olup, Eylül sonu itibariyle sona erecek. 2024 sezonu Ege Adaları özelinde beklentilerimizin çok üzerinde bir ilgiyle karşılaşınca, bu işe olan motivasyonumuz oldukça arttı.Bu nedenle, 2025 yılı için yeni popüler aradalara sefer başlattık ve geçen yıl başlattığımız ilgi gören adalara da sefer sıklığını artırdık. Yolcularımızdan aldığımız olumlu geri dönüşler, yaptığımız yatırımların ve sunduğumuz iş modelinin ne kadar fayda yarattığına dair bizlere ip uçları verdi. Bu nedenle, 2025 yılına daha güçlü bir giriş yaptık. Bu yıl seferlerimizin sayısını artırarak hem yerli hem de yabancı tatilcilerin ihtiyaçlarına daha etkili bir şekilde cevap verme hedefindeyiz. Sadece ülkemizden giden yolculara yönelik değil, adalardan da ülkemize yeni turistler getirme çabasındayız.
İDO olarak sadece bir ulaşım şirketi olmanın ötesine geçerek, Ege Bölgesine değer katacak bir turizm potansiyeli yaratmayı amaçlıyoruz. Bu yılki hedefimiz, Ege Adaları’na 300.000 yolcu taşımak. Ayrıca, adalara olan talep doğrultusunda yeni hatlar için saha çalışmalarımız ve izin süreçlerimiz hızla devam ediyor. İDO olarak, yolcularımıza en hızlı, en emniyetli, en konforlu ve seyahat deneyimini sunmayı taahhüt ediyoruz. Özellikle yaz sezonunda, talep artışını karşılamak adına sefer sayılarımızda önemli artışlar olacak. 2025’te İDO, Ege Adaları’na ulaşımı daha da yaygınlaştırarak, tatilcilerin tercih ettiği ilk ulaşım alternatifi olmayı amaçlıyor.
Samos Adası ile başlayan 2025 sezonu, Mayıs ayında daha geniş bir güzergâh ağı ile devam ediyor. Bayram dönemi boyunca her gün yapılan seferler, yaz aylarında da yoğun talep doğrultusunda artarak devam edecek. Bayram döneiyle birlikte haftasonu trafiğini destekleyecek şekilde planlanan Samos tarifesi Mayıs ayında hem Kuşadası hem de Seferihisar’dan haftanın 4 günü yapılacak. Yüksek sezonda haftanın her günü yapılacak olan Samos seferleri 28 Eylül itibariyle sezona veda edecek.
Ynei hattımız Dikili-Midilli seferleri 16 Mayıs’ta başlayacak ve Haziran ayında haftada üç, Temmuz ve Ağustos’ta ise her gün yapılacak olan seferler Eylül ayında tekrar haftada üç güne düşecek ve 28 Eylül’de sona erecek.
Geçtiğimiz yıl başlatılan ve büyük ilgi gören Turgutreis-Leros seferleri 6 Haziran’da başlayacak. Yüksek sezon boyunca haftanın her günü olacak şekilde planlanan Leros seferleri 30 Eylül’e kadar sürecek. Sürpriz yeni hatlar ve yeni uygulamalar ile ilgili bilgilendirme, gerekli resmi izinler alındıktan sonra İDO’nun web sitesi ve sosyal medya hesapları aracılığı ile tüm tatil severlere duyurulacak.
İstihdam konusunda kadına yönelik pozitif bir ayırımcılığınız var mı?
Şirketimizde şu an itibariyle kadrolu çalışan sayımız 1.150. Taşımacılık sektörü, erkek egemen bir sektör olabilir ama biz bu algıyı yıkmak için önemli adımlar atıyoruz. Kadın çalışanlara fırsat eşitliği sağlamak misyonumuzun önemli bir parçası. Şirket bünyemizde kadın baş mühendisler, çarkçıbaşılar, gemiciler, yağcılar, çevre mühendisleri ve terminal şefleri aktif görev almaktadır.Fakat, kadın kaptan bulmakta zorlanıyoruz. İlgili üniversitelerin kariyer günlerine katılarak bu mesajı doğrudan iletiyoruz. Staj yapan kaptan adayı kadın çalışanlarımızdan ehliyetlerini yükselttikten sonra tekrar bizimle çalışmalarını istiyoruz.Fakat, kadın kaptan istihdam etme arzumuz sektörün zorlukları ve teknik donanım, tecrübe ve yetkinlik noktasındaki işe alım kriterlerimizin yüksekliği nedeniyle henüz başarıya ulaşmış değil.
Diğer yandan, Kadın Girişimcileri Derneği’nin (KAGİDER) yürüttüğü Fırsat Eşitliği Modeli (FEM) programına katılarak bu alandaki sertifikayı sektörümüzde ilk alan kurum olduk. Kadın üreticilerin desteklenmesi için KAGİDER ile birlikte tedarik zincirine yönelik satın alma toplantıları düzenliyoruz. Biz denizcilik sektöründe üretken Türk kadınının değer katacağına inanıyor ve bu doğrultuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Türkiye’de deniz taşımacılığı, potansiyeline rağmen istenilen düzeyde değil. Sizce bunun temel sebebi nedir?
Deniz taşımacılığı, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sübvansiyonlar olmadan sürdürülebilir bir alan değil. Ancak, biz İDO olarak bugüne kadar herhangi bir kamu desteği almadan sürdürülebilir faaliyetlerimize stratejik hamleler yaparak devam edebildik. Fakat, sektörün çağın dinamiklerine uygun gerçek potansiyeline erişebilmesi için teşvik edici devlet projeleri ile desteklenmesi şart. Özelleştirildiğimiz günden bu yana tamamen kendi kaynaklarımızla faaliyet göstermeye devam ediyoruz. Sektörün hak ettiği ölçüde gelişebilmesi ve toplumsal fayda katsayısının yükseltilmesi için birtakım teşviklerle, vergi avantajlarıyla ve altyapı yatırımlarıyla desteklenmesi şart.
Diğer bir önemli konu ise, kombine taşımacılık ağının projelendirilerek yaygınlaştırılması. Yani, insanları deniz aracılığı özellikle metropollerde oluşan trafik çilesinden uzak tutacak şekilde konforlu ve pratik bir şekilde taşıyabilmek için önce insanların iskelelere erişimini kolaylaştırmak gerekiyor. Bu da ancak güçlü bir ulaşım entegrasyonu ve altyapıyla mümkün olabilir. Ayrıca, iskelelerin, insanların vakit geçirebileceği cazibe alanlarına dönüştürülmesi, insanların ihtiyaçlarını karşılayabileceği, erişilebilir çeşitli hizmetler ile donatılmış keyifli alanlara dönüştürülmesi kritik öneme sahip bir konu olarak karşımıza çıkıyor deniz taşımacılığını desteklenmesi ve geliştirilmesi alanında. Günümüzde, havalimanlarının donanımına baktığımızda bu cazibenin sağlandığı bir ortam yaratıldığını gözlemliyoruz, fakat deniz ulaşımında benzer seviyeye erişmek ciddi teşvik gerektiren bir konu olarak varlığını devam ettiriyor.
İDO’nun sürdürülebilirlik politikası nedir?
Çevreye duyarlılığımız ve hassas yaklaşımımız, yaptığımız işin doğasından kaynaklanıyor. Toplumsal fayda yaratma odağında bir işe gönül vermiş durumdayız. Bu nedenle, belirli bir sektörün süregelen temsilcisi olduğumuz için sürdürülebilir hizmet sağlama hedefi, temel önceliklerimiz arasında yer alıyor. İşimizin her alanını kapsayan çalışmalarda çevreye, denizlere, doğaya, insana, hayvan dostlarımıza karşı olabildiğince duyarlı davranmaya özen gösteren bir firmayız. Yanı sıra; daha sürdürülebilir bir deniz taşımacılığı hayaliyle şu ana kadar yedi iskelemiz, ‘’Sıfır Atık” belgesi almaya hak kazandı. İslelerimiz sadece geçiş noktası değil aynı zamanda yaşan alanı olarak faaliyet gösterdiği için, İskelelerde bakım onarım faaliyetlerinden kalan parçaların geri dönüşümü, ofislerdeki sıfır atıkların yanı sıra, kafe, restoran vb ticari işletme faaliyetlerinden doğan tüm atıkları kapsayıcı bir yaklaşım sergileyerek önlemler almaktayız. 2020 yılında başlattığımız elektronik belge yönetim sistemi ile “kağıtsız ofis” uygulaması ile şimdiye kadar 7 orman büyüklüğünde ağaçların kesilmesini önledik. Ayrıca, sera gazı salınımı hesaplamalarıyla ilgili çeşitli çalışmalar yürütüyoruz. Çalışanlarımıza sürdürülebilirlik konusunda farkındalık kazandıracak eğitimler aldırıyor ve sürec iyileştirmeleri için tüm birimlerimizce çeşitli projeler yürütüyoruz. Tüm bunların yanı sıra; “yeşil iskele” projesi başlattık. Bu projeyi en kısa sürede sonuçlandırarak bakanlıkla iş birliğimizi geliştirmeyi hedefliyoruz. Pilot bölge olarak ise Yalova iskelemizi seçtik ve gerekli yasal süreçleri tamamladığımızda gerekli bilgi akışını tüm çevre dostlarımızla paylaşıyor olacağız.
Kalite yönetim çalışmalarınız hakkında bilgi verir misiniz?
Kalite yönetimi sistemleri çalışmalarına 2012 yılında EFQM Mükemmellik Modeli ile başladık. Ardından 2013’te ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi ve ISO 10002 Müşteri Memnuniyeti Yönetim Sistemi sertifikalarını aldık. 2014 yılında ISO 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği sertifikasını almaya hak kazandık. Çevreye duyarlılığımızı yansıtan ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi modelimiz de mevcut. 2019 yılında ise ISO 27001 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi’ni uygulamaya başladık. Son olarak, ISO 45001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi sertifikasını da aldık. Tüm bu belgeler, özelleştirme süreci sonrasında İDO’ya kazandırılmış önemli projeler ve devam eden dış tetkik süreçlerimizden her yıl düzenli olarak başarılı sonuçlar elde ediyoruz.
Yetişmiş insan gücü bakımından ne tür sorunlar yaşamaktasınız?
Bugün, yetkin insan kaynağı problemi yalnızca Türkiye’yi ya da denizcilik sektörünü ilgilendiren bir konu olmanın çok ötesinde Dünya’nın ve her sektörün ortak problemi olduğunu söylersek abartmış olmayız. Ancak, İDO özelinde konuşacak olursak geçtiğimiz 6-7 yılda sektöre çok deneyimli, donanımlı insan kaynağı kazandırdığımızı söyleyebilirim.Sektörümüzde öncü role sahip olduğumuz için bir okul görevi görmekteyiz. Bu durum, İDO’nun personel kalifikasyonunun ne kadar yüksek ve sektörel insan kaynağını yetiştirmede ne kadar kritik bir role sahip olduğumuzu gösteriyor. Bazı pozisyonlar için doğru insan kaynağına erişmekte zorlandığımız dönemler olabiliyor.Fakat, bu durum operasyonlarımızı olumsuz etkileyecek bir duruma gelmemesi için gerekli önlemleri almaya özen gösteriyoruz. Sisteme dahil olan çalışanlarımız, ciddi bir eğitim ve deneyim sürecinden geçtiklerinin farkındalar. Biz de bu arkadaşlara derin bilgi akışı ve deneyim kazandırarak sektörel anlamda kaliteli insan kaynağının yetiştirilmesine katkı sağladığımız için büyük memnuniyet duyuyoruz.
