
2025 yılı başından bu yana küresel risk iştahındaki dalgalanmalar, petrol fiyatlarında önemli ölçüde oynaklığa yol açtı. Özellikle Trump’ın başkanlık döneminden itibaren başlayan tarife savaşlarının etkisi enerji fiyatlarını etkilemeye devam ediyor. Bunun yanı sıra OPEC + grubunun aldığı kararlarda petrol fiyatlarının seyrini etkileyen diğer önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.
ABD’nin Çin’e uyguladığı tarifeleri %145 seviyesine kadar yükseltmesi, dünyanın en büyük petrol ithalatçısı olan Çin ekonomisi üzerinde baskı oluşturmuş ve talep belirsizliğini artırmıştı. 10-11 Mayıs tarihlerinde İsviçre’de gerçekleşen görüşmeler sonrası bu oran geçici olarak %30 seviyesine çekildi. Bu gelişme, petrol fiyatlarında kısa vadeli bir toparlanma yaratırken, sorunun kalıcı şekilde çözülmemiş olması, önümüzdeki dönemde talep yönlü belirsizliklerin petrol fiyatları üzerinde etkili olmaya devam edeceğini gösteriyor. Çin ekonomisinde görülecek olası bir toparlanma, petrol talebinde canlanmaya yol açabilir.
OPEC+ üyeleri haziran ayı itibarıyla günlük 411 bin varil üretim artışına gitme kararı aldı. Bu karar, daha önce açıklanan 2,2 milyon varillik gönüllü kesintilerin kademeli kaldırılması planının bir parçası niteliğinde. Bu gelişmeyle birlikte, piyasada arz yönlü baskıların artabileceği beklentisi hâkim oldu. Bu durum, fiyatlardaki zayıf görünümün teyit edilmesine neden olurken, birçok kurum da petrol fiyatı beklentilerini aşağı yönlü revize etti. Goldman Sachs, 2025 ve 2026 yıl sonu petrol fiyat tahminlerini sırasıyla 60 dolar/varil ve 56 dolar/varil seviyelerine çekti. ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA) ise bu yıl için petrol fiyatı tahminini önceki raporuna göre yaklaşık 8 dolar düşürerek 65,85 dolar/varil olarak güncelledi. Bu revizyonlar, artan üretim kapasitesinin fiyatlar üzerindeki aşağı yönlü baskısını doğrularken, arz yönlü endişelerin kısa vadede petrol fiyatlarını sınırlayacağına işaret ediyor.
ABD ile İran arasında dönem dönem tırmanan gerginlikler, fiyatlarda kısa vadeli yukarı yönlü hareketler yaratsa da müzakere ihtimallerinin öne çıkması fiyatlamada etkisini sınırlıyor. Bu noktada, jeopolitik riskler ve diplomatik temaslar, fiyat yönünü belirlemede kritik rol oynamaya devam edecek.
Hem arz yönlü gelişmeler hem de talepte yaşanan belirsizlik, 2025 yılında petrol fiyatlarının zayıf seyretmesine yol açtı. Küresel enflasyonunda varlığını sürdürdüğü bu dönemde petrol fiyatlarının kontrollü bir biçimde makul seviyelerde kalması, oyun kurucu merkez bankaları açısından olumlu yorumlanabilir. Enerji fiyatlarının makul seviyede fiyatlaması, faiz indirim sürecinde olan merkez bankalarını elini rahatlatacaktır. Trump tarifelerinden dolayı Çin ekonomisi üzerinde oluşan baskıdan dolayı da talep belirsizliğinin sürmesi, kurumların petrol talebine yönelik beklentilerine de yansımış durumda. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (UEA), küresel petrol talebinin bu yıl geçen yıla kıyasla günlük yaklaşık 741 bin varil artışla 103 milyon 903 bin varile ulaşmasını bekliyor.
Teknik açıdan gösterge olan Brent Petrol’de 75.00 seviyesi altında zayıf fiyatlama sürüyor. Bu seviyeden gelen sert satışlar sonrasında dalgalı bir seyir izlenen Brent Petrol’de, 22 günlük hareketli ortalama üzerinde fiyatlamanın devam etmesi halinde bir toparlanma hareketi görülebilir. Bu hareketin hız kazanması durumunda 68.70 seviyesi güçlü direnç bölgesi olarak karşımıza çıkıyor. Öte yandan zayıf görünümün devam etmesi halinde 22 günlük hareketli ortalamanın aşağı yönlü kırılması, satış baskısının 61.00 desteğine doğru artarak devam etmesine neden olabilir. Bu hareketli ortalama kırılmadığı sürece, 64.00 – 68.70 bandı arasındaki fiyatlamanın devam edeceğini düşünüyoruz.
Özetle, 2025 yılı itibarıyla petrol piyasası hem arz hem de talep tarafında belirsizliklerin yoğun olduğu bir dönemden geçiyor. OPEC+ grubunun üretim artışına yönelik aldığı karar, fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturan temel unsurlardan biri olmaya devam ederken; ABD ile Çin arasında geçici de olsa tarife gerginliğinin azalması, petrol fiyatlarında bir toparlanma beklentisini beraberinde getiriyor. Öte yandan, ABD ile İran arasında yeniden gündeme gelen müzakere ihtimalleri ile 1 Haziran tarihinde yapılacak OPEC+ toplantısı, petrol piyasalarının yönü açısından kritik önem taşıyor.
