
2025 yılı petrol fiyatlarının hem arz endişeleri hem de talep belirsizlikleri nedeniyle zayıf seyrettiği bir yıldı. Zaman zaman Rusya–Ukrayna savaşının etkileri ve Trump tarifelerinin yarattığı belirsizlikler, petrol fiyatlarında yukarı yönlü tepki hareketlerine neden oluyordu. Ancak OPEC+ grubunun arz artırımına gitmesi ve petrol talebinin zayıf seyretmesi, bu tepki hareketlerinin kalıcı olmasını engelledi. İran–İsrail savaşıyla birlikte ise jeopolitik gerginliğin tekrar arttığını ve risk iştahının kalıcı yükseldiğini söyleyebiliriz.
Petrol piyasasının seyri uzun süre Trump tarifeleriyle şekillenmişti. Ancak Orta Doğu’da başlayan İsrail–İran savaşıyla birlikte, fiyatlamaların artık bölgedeki gelişmelere göre yön bulduğunu söylemek mümkün. Özellikle petrol sahalarının varlığı bu riski artırırken, Hürmüz Boğazı’nın abluka altına alınma ihtimali, petrol fiyatları açısından yukarı yönlü risk oluşturuyor. Dünya ham petrol arzının yaklaşık beşte birinin bu boğazdan geçiyor olması, bu riski daha da önemli hale getiriyor. Petrol sahalarının hasar görme ihtimali ve boğazın kapanma riski, fiyatlamada yukarı yönlü baskı unsuru olarak karşımıza çıkıyor.
Talep tarafında ise zayıf seyir sürüyor. 2025 yılında Trump tarifelerinin etkisiyle Çin ekonomisinde baskı hissedilmiş, bu da petrol talebine yönelik belirsizlikleri artırmıştı. ABD–Çin arasındaki tarife krizinin geçici olarak ertelenmesi bu etkiyi bir miktar azaltmış olsa da tarifeler hala önemli bir risk unsuru olmaya devam ediyor. Uluslararası Enerji Ajansı (UEA), ABD ve Çin’den gelen zayıf talep nedeniyle, önceki tahminine kıyasla günlük küresel petrol talebini yaklaşık 21 bin varil düşürdü. Tarifelerin varlığı sürdüğü sürece talep yönlü belirsizliklerin devam etmesini bekliyoruz.
Küresel enflasyon, Merkez Bankaları’nın faiz indirim patikasını etkilemeye devam ediyor. Özellikle İsrail ile İran gerilimiyle birlikte ham petrol fiyatı son beş ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Savaşın yarattığı risk algısının şu ana kadar petrol fiyatlarına yansıdığını söylemek mümkün. Bundan sonraki süreçte Hürmüz Boğazı’nın abluka altına alınması ve petrol sahalarına yönelik saldırılar, petrol fiyatlarındaki yukarı yönlü eğilimin daha da güçlenmesine yol açabilir.
İsrail – İran savaşının getirmiş olduğu arz endişesi fiyatlamayı belirlerken, OPEC+ grubunun petrol arzı hakkında verdiği kararda petrol fiyatının seyri açısından önemliydi. Grup son yaptığı açıklamada günlük 411 bin varillik artışa gideceğini duyurdu. Bu gelişme, zayıf fiyatlamaya destek vermişti. Ancak savaşın yarattığı risk algısı nedeniyle, bir sonraki toplantıda grubun farklı adımlar atarak fiyat artışını sınırlamaya yönelik adımlar atması muhtemel görünüyor.
Teknik açıdan Brent Petrol’de 75.00 seviyesi önemli bir direnç konumundaydı. Artan jeopolitik risklerle birlikte bu seviye aşıldı. Bu seviye üzerinde kalıcılık sağlandığı sürece, alımların güç kazanmasını ve yukarı yönlü eğilimin devam etmesini bekleyebiliriz. Yukarıda 78.50 seviyesi direnç olarak öne çıkarken, bu seviyenin de aşılması durumunda 82.50 seviyesi ana direnç bölgesi olarak takip edilecektir. Ancak 77.10 seviyesi aşılmadığı sürece, 75.00–77.10 bandında fiyatlama sürebilir. Öte yandan, aşağı yönlü hareketlerde 75.00 seviyesinin kırılması halinde, satış baskısı 72.70 desteğine kadar devam edebilir.
Özetle, 2025 yılına zayıf bir seyirle başlayan petrol piyasası, İran–İsrail savaşının yarattığı risk algısıyla birlikte güçlü bir fiyatlamaya dönüştü. Önümüzdeki süreçte Hürmüz Boğazı’nın durumu ve petrol sahalarına yönelik olası saldırılar, piyasanın yönü açısından belirleyici olacaktır. Ayrıca ABD–Çin arasındaki tarife krizinin seyri ve OPEC+ grubunun bir sonraki toplantıda alacağı kararlar, petrol fiyatlamasında kritik rol oynayacaktır.
