
Mersin Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi A.Ş. (MESBAŞ) Genel Müdürü Edvar Mum, sık değişen mevzuatın yabancı yatırımcıları tedirgin ettiğini ve vergi istisnalarının daralmasının Türkiye’nin küresel pazardaki payını azalttığını söylüyor.
Türkiye’nin ilk serbest bölgesi olan Mersin Serbest Bölgesi, 1987’den bu yana tam kapasite çalışarak 342 firma ve 8 bin kişilik istihdamıyla ülke ekonomisine önemli katkılar sunuyor. Yıllık 3,7 milyar dolarlık ticaret hacmiyle Türkiye’nin en büyük ikinci serbest bölgesi konumundaki Mersin Serbest Bölgesi, uluslararası platformlarda da “Sürdürülebilir Kalkınma Model Bölgesi” seçilerek dikkat çekti. Ancak Mersin Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi A.Ş. (MESBAŞ) Genel Müdürü Edvar Mum, serbest bölgelerin geleceği için kritik bir uyarı yapıyor: “Mevzuat istikrarıyla yabancı yatırımcılara iyi ortamlar sağlayarak, diğer ülkelerle rekabet edebilir teşvikler vererek bunu sağlamamız gerekiyor. Bunu yapmadığımız takdirde biz bu payları kaçırıyoruz. Ülkemizin yabancı yatırımcılardan pay alma şansını kaybediyoruz.”
Mersin Serbest Bölgesi, Dünya’da 50 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi Model Bölgesi listesinde yer aldı. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın Abu Dabi’de yapılan Dünya Yatırım Forumu’nda ve İspanya’nın Barselona kentinde düzenlenen 2. Yıllık GASEZ (Global Alliance of Special Economic Zones – Özel Ekonomik Bölgeler Küresel İttifakı) Konferansı sırasında duyuru yapılarak dünyada 50 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi Model Bölgesi listesine girerek sertifikamızı aldık. Gururluyuz. Tabii ki, Mersin’deki faaliyetlerimizi daha iyi hale getirmek için yatırımlarımızı yapmaya devam edeceğiz. Daha iyi seviyelerde ticaret hacminin gerçekleştirilmesi ve alan genişleme imkânları kısıtlı da olsa firma sayımızı artırmaya yönelik çalışmalara devam edeceğiz.
“SON BEŞ YILDA ALTYAPIYA 38 MİLYON DOLAR HARCADIK”
Bölgenizin altyapısının modernize edilmesiyle ilgili çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
Bölgedeki altyapıyı iyileştirerek ve kontrolümüzde bulunan açık alanlarda modern üstyapı oluşturarak faaliyet göstermek isteyen firmalara destek olmaya çalışıyoruz. Son beş yılda;
*Bölgenin Ana Giriş kapısı ve geçiş güzergâhları yeniden düzenlenerek bariyer sistemi yapıldı.
*Araç yoğunluğu sebebiyle Bölgeye girişleri kolaylaştırmak için 2. Kapı inşası tamamlandı ve hizmete açıldı.
*Bölge giriş ve çıkışlarında sundurma alanları düzenlendi.
*Mevcut kantarlara ilâve olarak Bölgenin giriş ve çıkışına kantar terminalleri kuruldu.
*Bölgenin tüm su ve elektrik altyapısı yenilendi.
*Bölge içi aydınlatma sistemi yenilenerek LED armatürler tesis edildi.
*Serbest Bölge içi beton yolların satıhları yenilendi.
*Bölge çevre ihata duvarları yenilendi.
*Yeni Sosyal Tesis Binası inşa edildi.
*Serbest Bölge Aile Sağlığı Merkezi yapılarak hizmete açıldı.
*Bölge anayol kavşakları ve kamera sistemi ve kayıt/yedekleme ünitesi kuruldu.
*Yeni araçlar ve malzemeler ile Bölge atık toplama düzeni kuruldu.
*Serbest Bölge Liman Giriş Kapısı düzenlendi.
*Liman faaliyetleri destek binaları inşa edildi.
*Liman sahası beton zemini, Liman aydınlatma sistemi, Liman elektrik altyapısı ve Gemiden Atık Alım tesisi yenilendi.
*Liman hizmetlerinin iyileştirilmesi ve süratli hizmet verilebilmesi için kapasiteli çalışan mobil vinç ve forklift yatırımları yapıldı.
Tüm bu yatırımlar için son beş yılda 38 milyon dolar harcadık.
Ülkemizdeki serbest bölgelerin güncel sorunları nelerdir?
Birincisi mevzuat istikrarı, bu çok önemli sorunumuz. Ben, serbest bölgelerin kuruluşundan beri görevdeyim. Serbest bölgelerin kuruluşunda serbest bölgedeki tüm üretim ve ticari faaliyetler vergiden istisnaydı. Ancak 2004 yılında Yasa değişikliği yapılarak sadece üretim faaliyetlerinin vergiden istisna olmasına karar verildi. Bu karar sonrası Bölgelerimizdeki birçok ticari firma diğer ülkelerdeki serbest bölgelere yatırım yaptı. Bölgemizde yatırım yapan ticari firmaların faaliyetleri sıkıntılı bir duruma geldi ve bir güvensizlik ortamı yaratıldı. Geçtiğimiz yıl 7524 sayılı Kanun içeriğinde 3218 Sayılı Serbest Bölgeler Kanunu çerçevesinde üretim firmalarına verilen teşviklere sınırlama getirilerek üretim faaliyetlerinin tamamı vergiden istisna iken, sadece yurt dışı satışların vergiden istisna olmalarının devamlılığı sağlandı. Ancak bir diğer olumsuz durum ise bu uygulama çerçevesinde gümrük hattı dışında bulunan Serbest Bölgeler arası ve serbest bölge içi satışlar da vergi uygulaması kapsamında kabul edildi. Türkiye içi satışların vergiye tabi olmaları mümkün görülmekle birlikte gümrük hattı dışında bulunan serbest bölgeler arası ve serbest bölge içi satışların da istisna kapsamına olması gerekmektedir. Uluslararası yatırım şartları ve rekabetin gereği budur.
Maalesef bu tür yasa değişiklikleri ve farklı uygulama düzenlemeleri, yatırımcıyı ürküten konulardır. Uluslararası platformlarda da bilinen ve konuşulan konular olarak ülkemiz için aleyhte bir profil oluşturmaktadır.
Şu anda dünyanın birçok ülkesinde yer alan serbest bölgelerde yabancı yatırımcıların dikkatini çekecek şekilde inanılmaz teşvikler veriliyor. Bizim de bu politikayı gütmemiz lazım. Mevzuat istikrarıyla yabancı yatırımcılara iyi ortamlar sağlayarak, uygun teşvikler vererek bunu sağlamamız gerekiyor. Bunu yapmadığımız takdirde biz bu yatırım paylarını kaçırıyoruz. Ülkemizin yabancı yatırımcılardan pay alma şansını her geçen gün biraz daha kaybediyoruz.
Serbest bölgeler gümrük hattı dışı alanlardır. Yani ülkeye en çok döviz girişi sağlayan alanlardır. Özellikle yurt dışı piyasalarına yönelik çalışan, gerek üretici gerek ticari firmalar için son derece önemli alanlardır. Burada verilen doğrudan ve dolaylı teşviklerin geliştirilmesi gerekiyor. Buna bağlı olarak ülkemize yapılacak yatırımın sayıları, nitelikleri ve ülkemizin dış ticarete yönelik döviz girdileri artarak yeni ilâve istihdam alanları oluşacaktır.
Son dönemde döviz kurundaki etkenler sebebiyle firmalar zorlanıyor. Özellikle emek yoğun sektörün temsilcisi olan şirketlerin uluslararası piyasada fiyat tutturmakta zorlandıklarını biliyoruz. Ayrıca, Uzakdoğu’nun bize yakın ülkelerinde ve bazı Afrika ülkelerinde işçilik maliyetlerinin düşük olması da bu noktada önemli bir etken olarak öne çıkıyor. Bunu gören firmalar haliyle o ülkelere gidiyorlar. Türkiye’den birçok yatırımcı gidip yurt dışına yatırım yapıyor. Buna üzülüyoruz. Bu yatırımcılara en azından serbest bölgelerde belli imkanları sağlayarak burada kalmalarını sağlayabiliriz.
Ülkemizdeki diğer serbest bölgelerin hepsi sizin gibi verimli midir?
Değil tabii, şöyle söyleyeyim: Coğrafi konumları, bulundukları il ve hinterlandında sağlanan hizmetler, ulaşım bağlantıları ve buna benzer özelliklere bakıldığında hepsi aynı avantajlara sahip olamamaktadır. Burada en çok üretim ve ticari faaliyetleri gerçekleştiren serbest bölgelerimiz Ege, Akdeniz ve Marmara Bölgelerindeki serbest bölgelerdir. İç kısımdaki serbest bölgelerde, bulunduğu ilin sanayi güçlü olanlar da gelişimlerini olumlu yönde sürdürebilmektedir. Kıyı kentlerinde bulunan serbest bölgelerin, denizyolu başta olmak üzere ulaşım yollarına bağlantıları önem arz etmektedir. Zira ulaşım maliyetlerinin ticarette önemi bir payı bulunmaktadır.
Türkiye’de yeni serbest bölgelerin kurulmasına ihtiyaç var mı?
Ülkemizde yeni serbest bölge kurulması için talepte bulunan iller vardır. Ancak ifade etmiş olduğumuz üzere burada önemli olan husus yatırımcıyı çekecek imkânları sunabilmektir. İç kesimlerde kurulan serbest bölgelerin, sanayilerine destek sağlayacak il kapasitesinde değiller ise o serbest bölgenin başarılı olması biraz zor görülmektedir. Mesela geçmiş dönemlerde Mardin ve Doğu Anadolu Serbest Bölgeleri kapandı. O illerde de aynı teşviklerle kurulan serbest bölgeler olmasına rağmen destekleyici kriterlerin yeterli olmaması sebebiyle başarılı olamadı. Siyaset üstü bakarak ticari ve üretim kriterlerine doğru karar vermek ve yatırım tercihini doğru yapmak gerekmektedir.
Serbest bölgelerin Türkiye’de haksız rekabet yarattığıyla ilgili bir algı var. Konuyla ilgili neler söyleyebilirsiniz?
Serbest bölgeler, organize sanayi bölgeleriyle mukayese edilerek ; “Serbest bölgelerdeki firmalar üretim yaparak ürünlerini yurt dışına satıyor ve vergiden istisna tutuluyorlar. Organize sanayi bölgelerindeki firmalar da benzer üretimleri yapıyor ancak o firmalar vergiye tabi oluyorlar ” şeklinde bir yorum yapılarak haksız rekabet olduğu ifade edilmektedir. Organize sanayi bölgesine gidip yatırım yapabilirsiniz, kendinize göre pazarınız vardır, yurt içi veya dışına satarsınız. Üretilen malların satılacağı pazar yönünden sizi hiçbir şekilde kısıtlayamazlar, ancak Serbest Bölgelerde kısıtlısınız. Burada malınızın büyük çoğunluğunu yurt dışına satmak zorundasınız. O pazarı kaybederseniz tesisinizi kapatmak zorunda kalma riskini göze alarak serbest bölgeye bu yatırımı yapıyorsunuz. OSB’lerde ise böyle bir riskiniz yok, yurt dışı pazarını kaybederseniz yurt içine satış yapabilirsiniz.
Serbest bölgelerin ülke ekonomisine ve istihdamına olan katkısı nedir?
Türkiye’de şu anda serbest bölgeler yaklaşık 98 bin kişiye istihdam sağlıyor. Yıllık yaklaşık 28 milyar dolar seviyesinde ticaret hacmi var. 2024 yılı sonu itibarıyla 524’ü yabancı, 2.091 firmanın Türkiye serbest bölgelerinde faaliyeti söz konusudur. Toplam ticaret hacmi de 2024 yılında 27,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Serbest Bölgelerden yapılan ihracat rakamları dikkate alındığında, Türkiye’de en yüksek ihracatı gerçekleştiren 5. il statüsündedir. Ayrıca Serbest Bölgelerden yapılan ihracatın ithalatı karşılama oranı konusunda da gelişme kaydedilmiş olup serbest bölgelerden yurt dışı satışlarda 2023 yılında ihracatın ithalatı karşılama oranı %135 iken 2024’te bu rakam %152’ye yükselmiştir. Ülke olarak serbest bölgelere yeterli desteği verirsek her zaman ülkemize artı değerler getirecektir.
Serbest bölgeler için ‘ihtisas’ modeli mümkün müdür?
Mevcut durumda ; TÜBİTAK Teknoloji Serbest Bölgesi ‘nde (Marmara Teknokent) AR-GE ve Teknoloji Geliştirme çalışmaları için vergisel teşvikler ve stopaj destekleri verilmektedir. İstanbul İhtisas Serbest Bölgesinde de Yazılım Bilişim, Orta-Yüksek ve Yüksek Teknoloji faaliyetinde bulunan firmalar için belirli kriterleri sağlamaları kaydıyla mevcut üretim teşviklerinin yanısıra 5 yıl süre ile istihdama ve bina kiralamalarına destek teşvikleri verilmektedir.
Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?
Mersin Serbest Bölgesi olarak, yıllık 3,7 milyar dolar ticaret hacmi ile Türkiye’de faaliyet gösteren 19 serbest bölge içerisinde en yüksek ticaret hacmi gerçekleştiren ikinci serbest bölgeyiz. Halihazırda 150 ülke ile çalışan bölgemizde yaklaşık 600 farklı ürünün ticareti yapılmaktadır. Yapılan ticaretin yüzde 64’ü sanayi, yüzde 36’sı ise tarım ürünleridir.
Bölgemizdeki başlıca faaliyet alanlarını üretim, alım- satım, montaj-demontaj, bankacılık, basit işlem ve elleçleme şeklinde sıralayabiliriz. Bölgemizde yapılan üretim faaliyetlerinde hazır giyim, gıda ürünleri, medikal malzemeler ve çelik boru öne çıkmaktadır. Ticari faaliyetlerde ise kimya, tekstil, tarım, metal ve gıda ürünleri açısından önemli bir ticaret hacmine sahibiz. En fazla ticaret hacmi gerçekleştirilen ülkeler ABD, İran, İtalya, Irak, Çin, Hollanda, Almanya ve Suriye’dir.
Ayrıca, temiz enerji ve temiz çevre sorumluluğuyla hareket ediyor ve AB Yeşil Mutabakatı çerçevesindeki düzenlemelere uyarak bölgedeki 6 binanın çatısına kurulan toplam 3 bin 300 kWP kapasiteli güneş enerji santraliyle temiz enerji üretiyoruz. Ağustos 2021’den günümüze 16 milyon 209 bin 228 kWH elektrik enerjisi ürettik. Bu sayede 10 milyon 098 bin 347 kilogram karbon salınımını engelleyerek 24 bin 557 ağacı kurtarmış olduk. Serbest Bölgemizdeki yıllık enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 10’nunun GES’lerden karşılanmasını hedefliyoruz.
