
Bu yıl altın fiyatlarındaki yükselişin en önemli nedeni şüphesiz tarifelerde yaşanan belirsizlikler oldu. Tarifelerin enflasyonist baskılar yaratacağı yönündeki beklentiler, ABD Merkez Bankası’nın para politikasını yeniden değerlendirmesine yol açtı. Fed, artık maliyet bazlı enflasyonun sıkı para politikalarıyla bastırılamayacağının farkında.
Zira mal ve hizmet fiyatlarında kayda değer bir enflasyonist baskı görülmemesine rağmen, uygulanan sıkı para politikaları iş gücü piyasasında zayıflamaya neden oldu. Bu durum, Fed Başkanı Jerome Powell’ın önceliğini enflasyondan ziyade iş gücü piyasasının yeniden canlandırılmasına kaydırmasına yol açtı.
Fed’in bilanço küçültme sürecini önümüzdeki aylarda durdurması ve faiz indirimi sinyalleri vermesi, kurumun tarifelerin enflasyon üzerindeki etkisine dair daha net bir görüşe sahip olmaya başladığını gösteriyor. Bu gelişmeler, altın fiyatlarının yukarı yönlü seyrini destekleyen önemli faktörler arasında yer alıyor. Altındaki yükselişin ikinci ve en önemli ayağını ise ABD-Çin gerilimi oluşturuyor. ABD yönetiminin Çin’e yönelik uygulamayı planladığı yeni ek tarifeler, dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki tansiyonu artırmaya devam ediyor.
Bu gelişmeler küresel ekonomik aktivite açısından önem taşırken, ABD hükümetinin kapalı olması nedeniyle veri akışının kesintiye uğraması da piyasa katılımcılarını daha tedirgin hale getiriyor. Bu belirsizlik ortamında yatırımcılar güvenli liman olarak altına yöneliyor ve altın fiyatlarının yükselişini sürdürüp sürdüremeyeceğini yakından takip ediyor.
Son günlerde yaşanan yükseliş ve geri çekilmelerde ise temel etken, ABD’deki bankaların kredi kalitesine dair yaşanan endişeler oldu. Bu durum, Zions Bankası’nın yayımladığı raporla birlikte endişeleri azaltarak, dolar endeksinin 98 seviyelerine kadar geri çekilmesinin ardından yeniden 99 seviyesine yükselmesini destekledi.
Orta Doğu’da Hamas ile İsrail arasında sağlanan ateşkes ise altın fiyatları üzerinde önemli bir etki yaratmadı. Bu durumu, yatırımcılar açısından halihazırda fiyatların içinde bulunan jeopolitik risklerden ziyade tarifelerden kaynaklanan risklerin daha önemli olduğunun bir göstergesi olarak değerlendiriyoruz.
Teknik olarak incelemek gerekirse, kısa vadede 4.200 dolar seviyesinin altında kapanışlar gerçekleşmediği sürece, mevcut trend için herhangi bir düzeltme hareketinin söz konusu olmayacağı görüşündeyiz.
Eğer bu seviyenin altında bir kapanış yaşanırsa, 4.000 seviyesi önemli bir destek olarak takip edilebilir. Yukarı yönlü hareketlerde ise 4.380 seviyesi kritik bir direnç konumunda. Bu seviyenin kırılması durumunda altının 4.500 bandına hareket ivme kazanabilir.
Sonuç olarak, tarife kaynaklı endişeler piyasalarda yön belirleyici olmaya devam edecek. ABD-Çin arasındaki görüşmeler, fiyatlamalar açısından ana yönü belirleyen unsur olarak öne çıkıyor.
Ancak ikili arasında kalıcı bir çözüm üretilmediği sürece, dalgalanmalar yaşanmaya devam edecek ve mevcut durumda trendin hala yukarı yönlü olduğunu söyleyebiliriz.
