
2025 yılında altın, rekor seviyelere ulaşarak birçok finansal enstrümanın üzerinde getiri sağladı. Bu yükseliş süreci, tarife endişeleriyle başladı ve ABD hükümetinin kapalı olduğu dönemde güç kazandı. Bu süreçte dolar endeksinde görülen zayıflama ile birlikte ETF’ler ve merkez bankalarından gelen güçlü altın talebi fiyatları destekleyen ana unsurlar oldu. World Gold Council verilerine göre 2024 yıl sonundan 3Ç25 dönemine kadar Polonya, Kazakistan, Çin ve Türkiye, altın alımlarıyla öne çıkan merkez bankaları arasında yer aldı.
Geçtiğimiz hafta ABD’de açıklanan veriler, piyasalar açısından önemli mesajlar verdi. İşsizlik oranı %4,6’ya yükselerek Ekim 2021’den bu yana en yüksek seviyelerine ulaştı.
Buna karşılık enflasyon, %3,1 olan beklentilerin altında kalarak %2,7 seviyesinde gerçekleşti. Bu tablo, tarifelerin beklendiği kadar enflasyonu yukarı çeken bir etki yaratmadığını; buna karşın iş gücü piyasası üzerinde baskı oluşturduğunu gösteriyor. İstihdam tarafındaki bu zayıflıkta, Fed’in faizleri uzun süre yüksek seviyelerde tutmasının da payı olduğunu söylemek mümkün.
Enflasyon tarafında ise endişe edilen ölçüde bir sıçrama yaşanmadı. Tarifeler nedeniyle bazı ürünlerin fiyatlarında düşüş görülmesi, enflasyon baskısını azaltan unsurlar arasında yer alıyor. Enflasyonun asıl tanımının fiyatlar genel seviyesindeki sürekli artış olmasıdır. Buradaki sürekli kelimesi önem arz ediyor. Mevcut durumda tarifelerin etkisinin büyük ölçüde tek seferlik olacağını düşünürsek zayıf istihdam görünümü ve sınırlı enflasyon baskıları, Fed’in daha yumuşak bir duruşa yönelme ihtimalini güçlendiriyor.
Açıklanan veriler sonrasında Ocak ayında faiz indirimi beklentisinde belirgin bir değişim olmadı. Böyle bir karar için henüz yeterli veri seti elde ettiğimizi söylemek pek mümkün değil. Bu nedenle piyasanın odağı daha çok Ocak ayı sonrasındaki toplantılara kaymış durumda.
Son yapılan 25 baz puanlık indirimin etkilerini net şekilde görmek zaman alabilir; ancak genel resme baktığımızda altın fiyatlarını destekleyen temel dinamiklerin hala güçlü olduğunu söyleyebiliriz. Bu dinamiklerin devam etmesi ve Fed’in faiz indirim sürecini sürdürmesi, 2026 yılı için altın adına önemli bir katalizör olabilir.
2026’ya yönelik riskler tarafında ise bazı başlıklar öne çıkıyor. 2025 yılında fiyatları destekleyen merkez bankası alımlarının zayıflaması, altın için aşağı yönlü bir risk oluşturabilir. Benzer şekilde ETF’lerden çıkışların hızlanması da fiyatlar üzerinde baskı yaratabilir. Jeopolitik tarafta ise AB–Rusya ilişkileri ve Ukrayna savaşının seyri yakından izlenmeye devam ediyor.
Ayrıca Fed Başkanı Jerome Powell’ın görev süresinin Mayıs ayında sona erecek olması da önemli bir başlık. Önümüzdeki haftalarda açıklanması beklenen yeni Fed başkanının kim olacağı, doların seyri ve Fed politikaları açısından belirleyici olabilir. 2026 yılında yapay zeka balonu tartışmaları da altın için takip edilmeye değer bir tartışma konusu olarak kalmaya devam edebilir.
Teknik tarafa bakıldığında, 4.400 seviyesinin üzerindeki görünüm korunuyor. Ancak kısa vadede kar satışlarıyla birlikte geri çekilmeler görürsek şaşırtıcı olmayacağını düşünüyoruz. Bu tür hareketlerde 4.300 ve 4.250 seviyeleri önemli destekler olarak öne çıkıyor. Yukarı yönlü hareketlerde ise 4.500 seviyesi ilk hedef olarak izlenebilir.
Mevcut durumda fiyatlarda ana yönün yukarı olacağını fakat bir miktar kar satışları ile karşılaşma riskinin devam ettiği görüşündeyiz. Önümüzdeki dönemde ABD’de açıklanacak enflasyon ve istihdam verileri, Fed’in faiz patikasına ilişkin beklentiler açısından kritik önemini koruyacak. Bu süreçte istihdam piyasasının daha belirleyici olacağını düşünüyoruz. Ayrıca Fed yetkililerinden gelecek mesajlar da piyasaların yönünü tayin eden temel unsurlar arasında yer alacaktır.
