
Petrol piyasasında hareketli bir geçen bir ayı daha geride bırakıyoruz. Üç aydır fiyatlamaların merkezinde ABD – İran savaşı ve Hürmüz Boğazı’na ilişkin arz endişeleri yer alırken, haziran ayında risk primlerinin azaldığı, barış görüşmelerinin etkili olduğu bir görünüm oluşmaya başladı.
Diploması trafiğinin hızlanması ve Hürmüz Boğazı’nda sevkiyatların yeniden normale döneceğine yönelik beklentiler, petrol fiyatlarının gerilemesine yol açtı. Buna karşın şu an haber akışları olumlu olsa da savaş öncesi fiyatlara dönülmesi zor gözüküyor. 19 Haziran Cuma günü yapılması planlanan barış anlaşmasının da ertelenmesi, bir süre fiyatlar üzerinde belirsizlik yaratabilir.
Geçtiğimiz aylada piyasadaki en önemli belirsizlik Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmaya devam etmesi durumunda küresel arz tarafında yaşanacak sorunların ne kadar büyük olacağıydı. Barış görüşmeleriyle beraber bu noktada risklerin azaldığını takip ediyoruz ancak tamamen ortadan kalktığını söylemek güç. ABD Ablukası şu an kalkmış durumda. Bu bağlamda en kötü senaryonun geride bırakıldığını söylenebilir. Boğazdan geçişlerin yeniden başlaması ve taraflardan gelen daha ılımlı açıklamalar, arz kesintisi endişelerini azalttı. Buna karşın bölgedeki tansiyonun tamamen düştüğünü söylemek için henüz erken. Özellikle anlaşma sürecinin kalıcılığı, sevkiyatların ne kadar hızlı normale döneceği ve sigorta maliyetleri gibi konular önümüzdeki dönemde yakından takip edilecek.
Arz tarafındaki rahatlamaya rağmen stoklar konusu önemini koruyor. Savaş döneminde yaşanan sevkiyat aksaklıkları, küresel petrol stoklarında belirgin bir baskı yaratmıştı. Bu nedenle fiyatlarda geri çekilme yaşansa da piyasanın tamamen rahatladığını söylemek zor. Stokların yeniden sağlıklı seviyelere ulaşması zaman alacaktır. Dolayısıyla jeopolitik risk priminin azalması fiyatları aşağı çekerken, stoklardaki kırılganlık ve mevsimsel talep fiyatlarda düşüşleri sınırlayabilir.
Talep tarafında ise daha karışık bir görünüm izliyoruz. Yüksek enerji maliyetleri, bazı bölgelerde tüketimi baskılarken, özellikle Asya ekonomilerindeki talep görünümü petrol piyasası açısından belirleyici olmaya devam edecektir. Küresel büyüme beklentilerinde güçlü bir toparlanma görülmemesi, petrol talebine ilişkin iyimserliği sınırlıyor. Buna karşın OPEC tarafının talep beklentilerinde daha olumlu bir duruş sergilemesi, piyasada arz-talep dengesine yönelik belirsizliğin sürdüğünü gösteriyor.
Teknik açıdan Brent Petrol’de 75.75 seviyesini ana destek bölgesi olarak takip etmeye devam ediyoruz. Bu seviyenin kırılması durumunda satış baskısı derinleşebilir. Ancak jeopolitik risklerin tekrar artması ve sevkiyatlarda beklenmedik aksaklıkların yaşanması durumunda 85.50 seviyesi direnç konumunda izlenebilir. Bu seviyenin tekrar aşılması halinde ise 90.00 seviyesine doğru toparlanma eğilimi görülecektir.
Özetle, haziran ayı petrol piyasasında savaş priminin azaldığı bir dönem oldu. Hürmüz Boğazı’na ilişkin olumlu gelişmeler fiyatlarda gevşeme sağlasa da stoklardaki erime, lojistik sorunlar ve talep görünümündeki belirsizlikler petrol fiyatlarında oynaklığın devam edebileceğine işaret ediyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde somut bir barış ortamı sağlansa bile, stok durumu, talep beklentileri ve sevkiyatların normalleşme hızına bağlı piyasa fiyatlaması izleyeceğimizi düşünüyoruz.
