
Kayseri’nin turizm potansiyelinin yılın tamamına yayılacak ölçekte olduğunu vurgulayan Radisson Blu Hotel Kayseri Genel Müdürü Şeyda Gönü; bu potansiyelin ortaya çıkabilmesi için kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının ortak hareket etmesi gerektiğinin altını çiziyor.
Kayseri son yıllarda yalnızca sanayisiyle değil, Erciyes’te gelişen kış turizmi, zengin gastronomisi, tarihi mirası ve doğal güzellikleriyle de adından söz ettiriyor. Ancak tüm bu potansiyele rağmen şehir, turizmden hak ettiği payı alabilmiş değil. Özellikle Kapadokya’nın uluslararası marka gücünün gölgesinde kalan Kayseri, yeni turizm stratejileriyle bu tabloyu değiştirmeye çalışıyor.
Radisson Blu Hotel Kayseri Genel Müdürü Şeyda Gönül ile gerçekleştirdiğimiz söyleşide; Kayseri turizminin güçlü ve zayıf yönlerini, Erciyes’in dört mevsim turizm hedefini, son yıllarda ortaya çıkan “gurbetçi sezonu” olgusunu, şehirdeki sosyal yaşam eksikliğini ve turizm sektörünün yaşadığı personel sorunlarını konuştuk. Yaklaşık 20 yıllık otelcilik tecrübesine sahip olan Gönül; Kayseri’nin geleceğine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulunurken, şehrin sahip olduğu potansiyelin ancak ortak akıl ve uzun vadeli planlamayla ortaya çıkabileceğini vurguladı.
Kayseri’yi ve sektörü çok iyi tanıyan bir isim olarak öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
Ben Şeyda Gönül. Doğma büyüme Kayseriliyim. Yaklaşık 20 yıldır turizm sektörünün içindeyim. Turizm kariyerime 2005-2006 yıllarında Hilton’da, ön büro ve resepsiyon tarafında başladım. O günden bu yana başka bir sektöre geçmeden tamamen otelcilik alanında çalıştım. Eğitim hayatım Mersin Üniversitesi Turizm İşletmeciliği bölümünde başladı. Daha sonra Erciyes Üniversitesi’nde Halkla İlişkiler ve Tanıtım alanında yüksek lisans yaptım. Üniversite yıllarımda Almanya’daki Bremen Üniversitesi’nde de bir yıl eğitim alma fırsatım oldu. Meslek hayatım boyunca Hilton, Accor, Divan, Dedeman ve Radisson gibi önemli markalarda görev aldım. Radisson Blu Kayseri’nin 2014 yılındaki açılış sürecinde satış müdürü olarak görev yaptım. Daha sonra farklı kariyer deneyimleri yaşadım ve 2025 yılında yeniden bu aileye döndüm. Şu an Radisson Blu Kayseri genel müdürlüğünü yürütüyorum.
Kayseri’de otel işletmeciliğinde başarılı olabilmenin püf noktası nedir?
Kayseri dışarıdan bakıldığında güçlü sanayisi, Erciyes’i ve ticari hacmiyle avantajlı bir şehir gibi görünüyor. Ancak işin içine girdiğinizde turizmin burada çok farklı dinamiklere sahip olduğunu görüyorsunuz. Şehri tanımayan bir yöneticinin öncelikle Kayseri’nin ritmini öğrenmesi gerekiyor. Hangi dönemlerin yoğun, hangi dönemlerin sakin geçtiğini bilmek gerekiyor. Erciyes sezonu, sanayi hareketliliği, fuarlar, gurbetçi dönemi gibi birçok değişken var. Ben Kayserili olduğum ve bu şehri bildiğim için bütçe planlamalarından operasyonel süreçlere kadar birçok konuda avantajlıyım. Şehrin davranış biçimini biliyorum. Bu da karar alma süreçlerinde ciddi bir kolaylık sağlıyor.
Erciyes bugün turizm açısından hak ettiği nokta da mı sizce?
Hayır, henüz değil. Erciyes son yıllarda çok ciddi bir dönüşüm geçirdi. Özellikle master plan sonrasında yapılan yatırımlar, pistlerin geliştirilmesi ve altyapı çalışmaları önemli bir seviyeye ulaştı. Ancak hâlâ hak ettiği noktada olduğunu söyleyemeyiz. Bugün geldiğimiz nokta geçmişe göre çok daha iyi. Fakat Erciyes’in uluslararası ölçekte bir marka haline gelmesi için zamana ihtiyaç var. Bu süreçte belediyeler, kamu kurumları, otelciler ve sektör temsilcileri ortak çalışmalar yürütüyor. Kar yağışı, sezon süreleri ve uluslararası tanıtım gibi konular hâlâ üzerinde çalışılması gereken başlıklar arasında yer alıyor.
Kayseri’nin turizmde yeterince kullanamadığı değerleri var mı?
Kesinlikle var. Kayseri sadece Erciyes’ten ibaret değil. Kapuzbaşı Şelaleleri, Koramaz Vadisi, Soğanlı Vadisi, tarihi Selçuklu eserleri ve zengin kültürel mirasıyla çok önemli değerlere sahip. Ancak tanıtım tek başına yeterli değil. İnsanları bir bölgeye getiriyorsanız onların temel ihtiyaçlarını da karşılamanız gerekiyor. Örneğin çok etkileyici bir doğal güzelliği tanıtabilirsiniz ama ziyaretçi gittiğinde tuvalet, yeme-içme veya sosyal alan bulamıyorsa bu sürdürülebilir olmaz. Turizm sadece tanıtımdan ibaret değil; deneyimin tamamını yönetmek gerekiyor.
Gastronomi turizmi Kayseri için bir fırsat olabilir mi?
Kesinlikle olabilir. Gaziantep’in gastronomi alanında yakaladığı başarı ortada. Kayseri’nin de çok güçlü bir mutfak kültürü var. Mantı, pastırma, sucuk ve yöresel lezzetlerimiz Türkiye’nin en önemli gastronomi değerleri arasında yer alıyor. Ancak bunların daha profesyonel bir şekilde paketlenmesi gerekiyor. İnsanların sadece mantı yemek için Kayseri’ye gelmesini sağlayacak bir turizm algısı oluşturulabilir. Son dönemde belediyenin açtığı Mutfak Sanatları Merkezi gibi çalışmalar önemli. Ancak bunun özel sektör tarafından da desteklenmesi gerekiyor.
Kapadokya ile Kayseri arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz peki?
Kapadokya çok güçlü bir marka. İstanbul’dan gelen yabancı turistlerin önemli bir kısmı Kayseri Havalimanı’na iniyor ama doğrudan Kapadokya’ya geçiyor. Kayseri’den geçmelerine rağmen şehir ekonomisine yeterince katkı sağlamıyorlar. Oysa mesafe olarak baktığınızda Kapadokya ile Kayseri arasında yaklaşık 45 dakikalık bir yol var. Ancak algısal olarak iki farklı dünya gibi değerlendiriliyor. Bizim hedefimiz Kapadokya’dan gelen turistin bir bölümünü Kayseri’ye çekebilmek olmalı. Özellikle Erciyes, gastronomi ve şehir deneyimiyle bu mümkün olabilir.
Kayseri’de turistlerin en çok eleştirdiği konu nedir?
Sosyal hayatın sınırlı olması. Yabancı misafirler özellikle akşam saatlerinde daha fazla sosyal seçenek görmek istiyorlar. Eğlence, restoran çeşitliliği ve farklı konseptlerde mekanlar talep ediyorlar. Kayseri’de kaliteli mekanlar var ancak sayı hâlâ sınırlı. Özellikle uluslararası misafirlerin alışık olduğu sosyal yaşam standartlarına ulaşmak için şehrin bu konuda da gelişmesi gerekiyor. Bu yalnızca turizm açısından değil, iş dünyası açısından da önemli. Çünkü sanayicilerimizin ağırladığı yabancı misafirlerin beklentileri de bu yönde oluyor.
Kayseri’nin sanayi gücü turizmi nasıl etkiliyor?
Kayseri ekonomisinin temel lokomotifi sanayi. Organize sanayi bölgeleri, serbest bölge ve ihracat yapan büyük şirketler şehrin ekonomik yapısını oluşturuyor. Aslında turizm de bu hareketlilikten besleniyor. İş seyahatleri, toplantılar ve ticari ziyaretler oteller için önemli bir müşteri kitlesi oluşturuyor. Eğer sanayiyi Kayseri’den çıkardığınızda şehir ekonomisinin önemli bir bölümünü kaybetmiş olursunuz. Bu nedenle turizm ve sanayi birbirini destekleyen iki alan olarak değerlendirilmeli.
Son yıllarda yaşanan göç hareketleri şehri etkiledi mi?
Etkiledi ancak çok görünür şekilde değil. Özellikle Suriye’deki gelişmeler ve 6 Şubat depremleri sonrasında Kayseri ciddi göç aldı. Bunun yanında sanayi sektörünün iş gücü ihtiyacı nedeniyle farklı bölgelerden gelen insanlar da oldu. Ancak İstanbul’daki kadar belirgin bir değişimden söz etmek mümkün değil. Kayseri bu süreci daha kontrollü yönetebildi. Göç eden nüfusun önemli bir bölümü belirli bölgelerde yaşamayı tercih etti ve zamanla şehir ekonomisinin bir parçası haline geldi.
Turizm sektöründe en büyük sorunlardan biri personel mi?
Evet. Sadece Kayseri’de değil, Türkiye genelinde en büyük sorunlardan biri nitelikli personel bulmak. Özellikle yeni nesilde aidiyet duygusunun zayıfladığını görüyoruz. Kariyer planlaması yapmak yerine daha hızlı sonuç almak isteyen bir yaklaşım hâkim. Bizim dönemimizde insanlar çalıştıkları kurumlarda yükselmeyi hedeflerdi. Şimdi ise daha kısa vadeli beklentiler ön plana çıkıyor. Turizm emek yoğun bir sektör. Sabır, deneyim ve aidiyet gerektiriyor. Bu noktada yeni nesille aramızda ciddi bir bakış açısı farkı olduğunu söyleyebilirim.
Radisson Blu Kayseri ve Radisson Blu Mount Erciyes’in toplam kapasitesi nedir?
Kayseri şehir otelimizde 244 odamız bulunuyor. Erciyes tesisimizde ise 110 odamız var. Toplamda yaklaşık 354 odalık bir kapasiteyi yönetiyoruz. Erciyes tesisimiz sezonluk çalışıyor. Aralık ayında açılıyor ve nisan başında sezonu tamamlıyor.
Erciyes tesisi yazın neden açık değil?
Bu soru çok sık geliyor. Aslında yazın yüksek irtifa kampları, futbol takımları ve spor organizasyonları için çalışmalar yapılıyor. Ancak mevcut talep henüz oteli tam kapasiteyle açık tutacak seviyede değil. Biz uluslararası bir marka çatısı altında hizmet veriyoruz. Belirli standartlarımız var. Bu nedenle maliyet yapımız diğer tesislerden farklı. Üç veya dört takımın kamp yapması tek başına otelin tüm operasyon maliyetlerini karşılamaya yetmiyor. Talep arttığında elbette değerlendirebiliriz ancak bugün için ekonomik açıdan sürdürülebilir görünmüyor.
Son yıllarda dikkat çeken “gurbetçi sezonu” nedir?
Aslında son beş-altı yılda kendiliğinden oluşan yeni bir segment. Özellikle Temmuz ve Ağustos aylarında Avrupa’da yaşayan gurbetçi vatandaşlarımız Kayseri’ye geliyor. Eskiden doğrudan aile evlerinde kalmayı tercih ederlerdi. Bugün ise önemli bir bölümü otellerde konaklamayı tercih ediyor. Evlerini açmadan önce birkaç gün ya da birkaç hafta otelde kalıyorlar. Akraba ziyaretlerini yapıyorlar, alışverişlerini gerçekleştiriyorlar ve şehirde vakit geçiriyorlar. Bu durum bizim için ciddi bir pazar oluşturdu.
Gurbetçi sezonu, otelleri ne kadar etkiliyor?
Oldukça ciddi etkiliyor. Temmuz ve Ağustos aylarında günlük ortalama 50 oda seviyesinde bir katkı sağlayabiliyorlar. Bu şehir otelciliği açısından oldukça önemli bir rakam. Kayseri’de ortalama konaklama süresi 1,2 gece civarında. Ancak gurbetçi misafirlerde bu süre çok daha yüksek oluyor. Bir hafta hatta daha uzun süre kalan aileler var. Bu nedenle artık bütçe planlamalarımızda gurbetçi sezonunu ayrı bir segment olarak değerlendiriyoruz.
Son olarak eklemek istedikleriniz…
Kayseri sadece bir geçiş noktası değil. Erciyes’i, tarihi dokusu, gastronomisi, doğal güzellikleri ve kültürel zenginliğiyle keşfedilmeyi bekleyen çok güçlü bir şehir. İnsanlar çoğu zaman Kayseri’den transit geçiyor ancak burada vakit geçirdiklerinde şehrin ne kadar zengin bir yapıya sahip olduğunu görüyorlar. Biz de Radisson Blu olarak misafirlerimizi bu deneyimin merkezinde ağırlamaktan mutluluk duyuyoruz. Kayseri’nin hikâyesini daha güçlü anlatabildiğimizde turizmde çok daha farklı bir noktaya ulaşacağına inanıyorum.
