RÖPORTAJ — 31 Ekim 2017 at 19:34

ASTOR A.Ş. GENEL MÜDÜRÜ ENVER GEÇGEL: YENİ FABRİKAMIZLA HIZLI BÜYÜMEMİZ DEVAM EDECEK!

 

 

Son yıllarda çok hızlı büyüdüklerini belirten Astor A.Ş. Genel Müdürü Enver Geçgel, yeni fabrikanın üretime geçmesiyle birlikte bu büyümenin daha da hız kazanacağını vurguladı.

 

Dağıtım transformatörleri üretimindeki kapasitesiyle Türkiye’de birinci sırada ve dünyada ilk 5’te yer alan Astor A.Ş. son yıllarda yaptığı atılımlarını yeni fabrikasıyla daha da hızlandırmaya hazırlanıyor. İhracat yaptığı ülke sayısı 60’a ulaşan Astor A.Ş’nin hedeflerini Astor A.Ş. Genel Müdürü Enver Geçgel ile konuştuk.

 

Astor A.Ş.’yi biraz tanıyabilir miyiz?

Özgüney Elektrik 1998 yılında olarak Urfa’da 100 metrekarelik alanda elektrik sektörünün malzeme ihtiyacını karşılamak amacıyla kuruldu. Elektrik piyasasındaki ihtiyacı değerlendirerek önemli miktarda elektrik malzemesi satışı sonrası elektromekanik imalat sanayine girme kararı alındı. Dönüm noktamız ise 2003 yılında ülkemizin ilk transformatör markalarından olan Bese Transformatörü satın almamız oldu. 2005 yılında sanayileşme ve elektrifikasyon çalışmalarının çok hızlanması ile transformatör ihtiyacını çok iyi değerlendirdik. Bese markasıyla imalatlarımız devam ederken transformatör ihtiyacının ülkemizde ve yurtdışında çok daha fazla artış eğilimde olduğunu görünce 2005 yılında İstanbul’da kurulu olan Transtek markasını satın aldık. Bu satın almadan sonra ASTOR markası ile kendimize ait marka çalışmalarına başladık. 2015 yılına gelinceye kadar iki ana marka altında üretimlerimize Ankara ve İstanbul’da devam etmekteyken tüm gücümüzü ASTOR markası altında Ankara’da en son teknoloji ile yapımını tamamladığımız fabrikamızda devam etme kararı aldık. 2016’nın Eylül ayında yeni fabrikamız için kazmayı vurduk. Şu anda da hemen hemen bitirmek üzereyiz.

 

Astor, sadece transformatör mü üretiyor?

Biz 2016’dan bu yana tüm ürünlerimizi Astor markası altında üretiyoruz. Beş ay öncesine kadar sadece transformatör üretimimiz vardı. Şu anda beton köşk, orta gerilim kesici ve ayırıcı da üretiyoruz. Yaklaşık 3-4 aydır beton köşklerimizi piyasaya veriyoruz. Bunlar tamamlayıcı ürünler…

 

Peki, pazardaki konumunuz nedir şu an?

Biz dağıtım transformatörü üretim kapasitesinde Türkiye’nin 1 numarasıyız, dünyada da ilk beş içindeyiz. Aylık 2 bin tane dağıtım transformatörü üretim kapasitemiz var. Türkiye’de irili ufaklı 70 transformatör üreticisi var. Fakat kapasiteleri düşük… Bazıları daha özel transformatör yapıyor. Dağıtım transformatör üretiminde yüzde 55-60 ile pazarın lideriyiz. Güç transformatörü üretimine ise 2015 yılında başladık. Böylece bir üst lige çıktık. 154 kV gerilim seviyesinde güç transformatörleri ülkemiz iletim hatlarında kullanılıyor. Bunun bir üst seviyesi olan 400 kV gerilim seviyesinde bu yıl ilk prototip imalatımızı yeni fabrikamızda tamamlayacağız ve yurt dışına testlere göndereceğiz.

 

Çok hızlı bir gelişim gösteriyorsunuz…

Gerçekten çok hızlı büyüyoruz. Sanki kısa mesafe koşucusu gibi hızlı koşuyoruz.

 

Bu büyümenin lokomotifi de Ar-Ge galiba…

Ar-Ge çalışmalarımız bizim hep lokomotifimiz oldu. 2016 yılı Şubat ayında Ar-Ge merkezimizi kurarak büyümenin merkezine Ar-Ge’yi yerleştirdik. Türkiye’de 249’uncu Ar-Ge merkeziyiz; şu an sayıları 500’ü geçti. Fakat sadece Ar-Ge merkezi kurmak yeterli değil. Risk alarak yatırımlarımızı artırmamız da gerekiyor. Biz de Türkiye’de çok ciddi badirelerin atlatıldığı bir dönemde hem devlet büyüklerimizin öngörüsü hem bizlerin gelişme inancıyla yatırımlara devam ettik. 100 bin metrekarelik bir arsa satın aldık, bunun üzerine fabrika inşaatına başladık. Fabrikamızda Türkiye, Ortadoğu ve Avrupa’nın en büyük test sistemi odası olacak. Yüksekliği 24 metre, alanı yaklaşık 2 bin metrekare olacak. Biz bunu kendi imkânlarımızla nasıl yapabiliriz diyerek elimizi taşın altına koyduk. Ekip arkadaşlarımızla birlikte çalışarak maliyetini yarı yarıya indirdik.

 

İhracat pazarlarınıza da değinelim dilerseniz…

İhracatla hedeflerimiz çok büyük. Özellikle 2014 yılında bu hedeflerin büyük bir bölümüne ulaştık ve ilk 500 ihracatçı listesine girdik. Elektrik sektöründe imalatçı olup da buraya gelebilmek çok kolay değil. Dünyanın 60 ülkesine ihracatımız var. Bu yıl ihraç pazarlarımıza Şili ve Malezya’yı ekledik. Afrika’da ve Orta Asya’da çok güçlüyüz. İngiltere ve İrlanda’ya da transformatör veriyoruz. Değişen miktarlarda tüm Avrupa’ya transformatör satıyoruz. Sudan’da bir devlet kuruluşuyla ortak bir fabrikamız var. Cezayir’de ve Togo’da fabrika kurma girişimlerimiz var.

 

En önemli pazarlarımız olan Nijerya, Irak, Orta Asya’da, konjonktürel sorunlardan dolayı özellikle birkaç yıldır ihracat rakamımız düşmese de istediğimiz seviyede değiliz. Toplam ciromuz çok yükseldiği için de ihracatımız oran olarak düştü.

 

İran, sizin için nasıl bir pazar? İran, birçok sektör için muazzam bir pazar olarak görülüyor ama beraberinde bazı riskleri olduğu da söyleniyor…

İran, ambargoların yumuşamasıyla ciddi bir pazar konumuna geldi. Bunu kimse yadsıyamaz. Özellikle bize çok yakın bir pazar. Ulaşım olarak çok önemli avantajımız var. Ayrıca Türkiye’nin ve Türk ürünlerinin bilinirliği var. İran’a da yakın zamanda transformatör sattık ve orada birkaç fuara katıldık. Uzun yıllar kapalı bir ekonomi olarak kalmasının getirdiği zorluklar var. Bir de transformatör konusunda güçlüler. Ancak bunların aşılacağını düşünüyoruz.

 

Peki, satış sonrası hizmetleri nasıl gerçekleştiriyorsunuz?

Satış sonrası hizmet konusunda özellikle yurtiçinde çok güçlüyüz ve müşterilerimiz bizi beğenerek tercih ediyor. Kalitemizden memnunlar… Yurt dışında ise yerel paydaşlarımız var. Bu paydaşlarımızla orada hızlı bir şekilde çözüm üretiyoruz. Ayrıca burada yurt dışına bakan ekiplerimiz de var. Satış sonrası hizmetlerde bir sıkıntımız yok.

 

Biraz da istihdamınızı konuşalım…

İstihdamda son 5 yılda gerçekten çok ciddi bir atılımımız var. Büyümenin vermiş olduğu kalıcı bir istihdam var, bu çok önemli. 5 yıl önce eski fabrikadan buraya geçerken, 150-160 çalışanımız vardı. İki yıl önce bu sayı 230’du. Şimdi ise 550 çalışanımız var. Yeni fabrikanın üretime geçmesiyle birlikte de yaklaşık 700 çalışanımız olacak.

 

Üniversite-sanayi işbirliği noktasında neler yapmaktasınız?

Başta devlet, üniversite, sanayi olmak üzere bütün paydaşları bir araya getirmek açıkçası kolay değil. Bu bir kültür meselesi… Yeterli seviyede olduğumuzu söylemek çok zor… Bu konuda devlet politikaları çok önemli… Devletimiz son yıllarda bu konunun önünü çok açtı. Ama bu da yeterli olmuyor. Bunun yanında üniversitedeki akademisyenlerin, biz sanayicilerin bu konuda birbirimizi anlamamız ve beraber bir şeyler yapmamız lazım. Biz 2016 yılında Ar-Ge merkezimizi kurduk. Daha öncesinde 2009 yılından beri Ar-Ge çalışmalarımız devam ediyordu. TÜBİTAK’a ilk projemizi 2009 yılında sunduk. Şu ana kadar TÜBİTAK’tan kabul almış ve başarıyla bitmiş 15’in üzerinde ve devam eden 5-6 projemiz var. Çok ciddi mesafe kat ettik. Aynı zamanda üniversitelerde danışman hocalarımızdan faydalandık. İstanbul Teknik Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve Kocaeli Üniversitesi gibi üniversiteler ile işbirliklerimiz oldu ve güçlenerek devam ediyor.

 

Güncel konulardan bir tanesi de Endüstri 4.0. Endüstri 4.0 sizin için ne ifade ediyor?

Endüstri 4.0 kavramının çıkış noktası Almanya. İşgücü maliyetinin yüksek olduğu yerlerde otomasyon sistemlerine geçerek daha düşük maliyette daha kaliteli ürünleri ortaya koyma adına çıkmış bir akım. Endüstri 4.0 bir kavram sadece. Bir firmanın yaşaması için bu yöntemleri kendi kendine geliştiriyor olması gerekli. Geliştiremezse zaten yaşayamıyor. Biz de Endüstri 4.0 konusunda 1-2 yıldır sürekli çalışmalar içindeyiz. Bütün makinelerimiz otomasyona uygundur. Robotiği transformatör imalatında ilk defa uygulayan firmayız. Bunlar arasında da iletişimi kurup üretim sistemine entegre ettiğimiz zaman Endüstri 4.0’ı tamamen uygulamış olacağız. Yeni fabrikamızda altyapımızı buna uygun kuruyoruz. Hedefimiz; siparişten başlayarak bütün imalat süreçlerinin takip ve kontrol edildiği, akıllı sistemlerle entegrasyonun sağlandığı ve yönetildiği bir sistem oluşturmak.