RÖPORTAJ — 30 Ekim 2018 at 18:31

BEYPİLİÇ GENEL MÜDÜRÜ DR. SAİT KOCA: HEP GELECEĞİ HEDEFLİYORUZ!

 

Girdi maliyetlerindeki artışların kendilerini de olumsuz etkilediğini belirten Beypiliç Genel Müdürü Dr. Sait Koca, sıkıntılara karşın 2018 hedeflerinde önemli bir sapma olmadığını ve geleceği hedeflemeye devam ettiklerini vurguladı.

 

Ekonominin ciddi sorunlar yaşadığı bugünlerde beyaz et sektörü de diğer sektörler gibi sorunlar yaşıyor. İhracatla bu sorunları aşarak büyümesine devam etmeyi hedefleyen sektördeki gelişmeleri ve Beypiliç’in hedeflerini Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneği (BESD-BİR) Başkanı ve Beypiliç Genel Müdürü Dr. Sait Koca ile konuştuk.

 

Öncelikle Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’yi BESD-BİR (Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneği) yönetimi olarak ziyaretinizden başlayalım. Özellikle sektörün talepleri konusunda neleri paylaştınız?

Bizimkisi bir nezaket ziyaretiydi. Bu tür ziyaretlerde ilke olarak konulara çok temas etmeyiz biz. Neticede Bakan son söz söyleyicidir ama altta bir kadrosu var. Biz sorunları tepeye çıkartmak yerine alt kadroyla çözmeyi veya onlar üzerinden Bakan’a çıkmayı tercih eden bir sektörüz. Sadece o günlerde gündemde olan mısır fiyatlarındaki aşırı yükselme konusunda neler yapılabileceğini gündeme getirdik.  Mısır fiyatların şu anda duruldu. İstediğimiz seviyeye gelmese bile en azından artış durdu, biraz da geriledi. Diğer taraftan ihracatla ilgili olarak da çok fazla bir şey isteyeceğimiz dönemde değiliz. Zaten ihracat döviz kurlarındaki artıştan ötürü kendiliğinden daha cazip hale geldi. İhracatta bir sıkıntı yok.

 

İhracatla birlikte sektör büyümesini ne kadar canlı bir şekilde sürdürülebilir?

İhracat olmazsa sektör yıllardır gösterdiği büyümeyi gösteremez. İç talepte bir azalma olduğu zaman bir şekilde bunu yok edecek bir sisteminiz olması lazım. Onun için ihracatı hep önemsedik. İhracatı yaparken hiçbir zaman iç pazardan kısıp da ihracat yapmadık. Pazardaki talepten fazlasını ürettik ilke olarak. Çünkü bizim uzun soluklu hedefimiz iç pazar. İhracat ikinci plandadır. Ama sektör geneli için ihracat bu sene biraz artacaktır.

 

Karlılık ne düzeyde peki?

Bugün için kur yükselince aynı fiyata sattığımız bir üründen daha fazla para kazanır olduk. Ama bu arada maliyetler de arttı. Bizim üretimimizde girdilerin büyük kısmı döviz endeksli. Bunlar dövize bağlı olarak çok yükseldi. En büyük girdimiz olan yemde hammadde fiyatları arttı. Onun dışında ambalaj giderleri arttı. Doğalgaz ve elektrik zamları tüm Türkiye’de olduğu gibi bizim için de sorun. Sıkıntılı bir dönemden geçiyoruz.

 

Bu sıkıntılar absorbe edilebilir mi?

Absorbe edilemez; biraz yaralar alınacak. Kim ne kadar yara alacak bir şey söyleyemiyorum. Neticede döviz borcumuz var ve bu borç bir şekilde finanse edilecek.  Ama eskiye göre daha maliyetli olacak. Bunlar da bir şekilde bütün ürün maliyetlerine, enflasyona yansıyacak.

 

Siz şu anda yansıtabiliyor musunuz bu maliyet artışlarını? Ya da ne düzeyde yansıtabiliyorsunuz?

Bu biraz piyasayla, arz taleple alakalı. Bugün itibariyle Beypiliç olarak ürünlerimizde fiyat düşürdük. Maliyetlerimiz çok arttı, bunu fiyatlarımıza yansıtacağız diye bir model yok. Çünkü tüketiciyi düşüneceksiniz. Tüketicinin geliri hala aynı. Zamlar geliyor; domatesi 3 liraya alırken şimdi 9 liraya almaya başlıyor. Bu hepimiz için geçerli; tüketici bir yerlerden kısmak zorunda.

 

Bir de genelde fırsatçılıktan bahsediliyor…

Bu, işini bilmeyen, konusunu bilmeyen kişilerin abartması. Ben her zaman şunu söylerim: Bizim sektör her zaman en uygun fiyatla tüketiciye ürün sunmaya devam edecek. Bugüne kadar yaptı; fiyatlar çok uygundu. Bunu nasıl başardı; belki bu dünyada tez konusu olur. Çünkü biz üretimi yaparken her işi kendimiz yapıyoruz, her birinden kar beklemiyoruz. Örneğin yemi ben üretiyorum yem karı beklemiyorum, civcivi ben üretiyorum civciv karı beklemiyorum.  Kendi araçlarımla nakliyemi yapıyorum. Beypiliç olarak üretim kümeslerini kuruyoruz. Halbuki modelde yemci, civcivci, canlı üreten, kesen para kazanır. Bizde o yok. Bizde çok az bir kara kapasiteyi biraz daha yükseltip sürümden biraz daha nasıl kazanırız diye düşünüyoruz.

 

Sektörde genel durumu nasıl özetlersiniz?

Sektörde kimsenin mali durumunu bilmiyorum. Döviz kuru daha fazla yükselmesin diye bekliyoruz. Bizim sektörümüz bu sezonda yemde stoklu çalışıyor. Üreticiler bu stoklardan kullanarak daha az alıp nakit durumunu bir süre dengeleyecektir diyebilirim.

 

Peki, finans kaynaklarına erişim durumunuz nedir?

İşlerimizi kredi kullanmadan yürütmeyi yeğlemiş durumdayız şu anda. Bu faiz oranlarıyla finansa ulaşsanız bile bu işleri götürmeniz mümkün olmaz. Kendi yağımızla kavrulmayı sürdüreceğiz.

 

Neler yapıyorsunuz şimdi Beypiliç olarak?

Şu anda saatte 24 bin kesim yapan bir kesimhanemiz var. Kesimhanedeki mevcut sistemle ilgili 5-10 milyon avro tutarında bir yatırım programımız var. Yumurta tavukçuluğu yatırımını tamamladık, üretime de geçtik. 30 bin kesim yapan bir kesimhane projemiz var. Bir de hindi üretimi projemiz var. Bu iki projeyle ilgili süreç son aşamada bekliyor. Biraz daha önümüzü görmemiz gerekiyor.  İşlenmiş ürünler kapasitemizi ikiye katlamayı düşünüyoruz. Şarküteri ürünleri üretimiyle ilgili altyapıyı hazırlıyoruz. Bu yatırımları önümüzdeki yılın sonuna kadar tamamlayacağız. Hep geleceğin peşindeyiz. Krizden biz de herkes gibi olumsuz etkileniyoruz ama çok olumsuz yaklaşmadığımızda bunları atlatacağız, geleceğe bakacağız.

 

Beypiliç’in 2018 hedeflerinde herhangi bir sapma var mı?

Üretimde yok. Biz planlarımızı uzun soluklu yaptığımız için bir sapma yok hedeflerimizde. Şu anda bir sıkıntı yaşandı diye üretimi frenleme modeli bize çok mantıklı gelmiyor. Biz geçmişten bugüne hep üretimi planlıyoruz. Biz bilançolarımıza 3 yıllık ortalama olarak bakarız. Bir yıl zarar edebiliriz ama üç yılın ortalamasında zarar etmiyorsak üretimde kısıntı yapmayız.

 

İhracat durumunuz nedir?

İhracat da aynı tempoda gidiyor. Şu anda en büyük pazarımız Irak. Yeni pazar olarak şu anda Japonya var. Bu Türkiye için bir prestij ama hem fiyat hem istedikleri ürünler açısından büyük oranda giremedik Japonya pazarına. Amerika en büyük ihracatçı ülke. Türkiye çiğ et ihracatını Avrupa Birliği’ne hala onaylatamadı. Bu nedenle Avrupa Birliği pazarından vazgeçtik. Aslında o pazara girebilsek çok ses getiririz. Hayvansal ürün ticareti hep ikili anlaşmalarla yürütülüyor. Örneğin ayakları Vietnam’a, Hong Kong’a gönderiyoruz. Onlar tek tüketici değil aslında. Bu ürünler diğer ülkelere dağılıyor. Bu izinler tamamlandıkça aracılardan kurtulup doğrudan satabilir duruma geliyoruz. Ama Avrupa Birliği bizden ürün almak da istemiyor. İşlenmiş ürünlerde biz Beypiliç olarak izinliyiz. Ama çiğ eti AB onaylı bir işletmeden almamız gerekiyor. Örneğin; Brezilya’dan et getireceğim ve burada işledikten sonra AB’ye göndereceğim.

 

Sektörünüz hem kendi içinde hem de kırmızı et sektörü ile nasıl bir rekabet yaşıyor?

Kırmızı et bizim rakibimiz değil hiçbir zaman, olmayacak da. Ben ülkemi seviyorum, tüketicilerimi seviyorum. Bu sektörün ne olduğunu, ne olmadığını biliyorum. Öyle kötüleyerek bir yere varamayız. Şarbon olayı çıkıyor sıkıntı yaşıyorlar. Kuş gribiyle ilgili olarak zamanında yaşadığımız sıkıntıların ne olduğunu bilebiliyorum. Ama ben kırmızı etçileri her zaman savunuyorum. Ben yüksek ziraat mühendisi ve zooteknistim; hayvancıyım. İthalat yapılarak kırmızı et sektörüne büyük zarar veriliyor. Ben bunun yanlış olduğunu birçok tebliğimde, yazışmalarımda hep ifade ediyorum. Türkiye’de yıllık kırmızı et tüketimi kişi başına 14 kilo. Kırmızı etin fiyatı 10 TL yukarıda olursa aylık olarak kişi başına 10 liralık yük getirir. Ama öte yandan Türkiye’de kırmızı et üretimini patlatır. Biz 10 lira kazanacağız diye bir sektörü yok ediyoruz. Kırmızı et üreticileri bunu benim kadar söylemiyor. Beyaz et her zaman kırmızı ete göre daha uygun fiyatta olacaktır. Ama kırmızı et tüketimi de alışkanlıklarımızdan biri olarak kalacak. Diğer taraftan tabii ki içerideki üretimi de artırmaya çalışacağız. Ama ithalat politikasının kalkması zorunludur.

 

İstihdam durumunuz nedir? Önümüzdeki dönemde bir değişiklik olacak mı?

Şu anda 3 bine yakın çalışanımız var. Bizim 3 bin çalışanımız yanında bine yakın sözleşmeli üreticimiz var. Yeni yatırımlarımıza bağlı olarak istihdamımızı da ikiye katlama hedefimiz var. Biz Beypiliç olarak üreticimizi de, personelimizi de, tüketicimizi de bir bütün halinde gözeterek çalışıyoruz.

 

Vermek istediğiniz son mesajınızı da almak isteriz genel hatlarıyla…

Tüketici tarafında unutulan bir kesim var; çalışanlar. Çalışan kesimin mağduriyetlerini önleyecek politikaların, sistemlerin de dikkate alınması lazım. Çalışan kesimin enflasyon karşısında düşen alım gücünü telafi edecek politikalar oluşturulması lazım. Oluşturulmazsa tüketim düşmeye devam eder. Hep beraber buna çözüm olacak bir modelin üzerinde çalışmamız gerekiyor.