
Dijital yatırımların pandemiyle birlikte öneminin daha da kavranması, şirketlerin bu yöndeki projelere yönelmesini sağlıyor. Yıl içerisindeki en önemli hedeflerinden birisinin dijitalleşme adımları olduğunu dile getiren Uludağ Elektrik Genel Müdürü Ali Erman Aytac ile müşterilerine dönük uygulamaları ve enerji sektöründeki gelişmeleri konuştuk.
Şirketinizin satış sürecini ve sonrasında oluşan yeni yapıyı konuşarak söyleşimize başlamak isteriz…
Geçtiğimiz yılın sonunda başlayan ve bu yılın Mart ayı sonunda tamamlanan bir hisse devir süreci oldu. Mart sonunda hem perakende satış şirketimiz Uludağ Elektrik Perakende hem de dağıtım şirketimiz Uludağ Elektrik Dağıtım’ın yönetimi Actis’e devredildi. Batı Avrupalı bir şirketin böyle büyük bir yatırımla elektrik sektörüne giriş yapması Türkiye için önemli bir gelişme oldu. Bu gelişmenin, sektöre de bir hareketlilik ve canlılık katacağını düşünüyorum. Bu yatırım kararı, şirketlerimizin performansının uzun bir dönem boyunca incelenmesi sonucunda verildi. Şirketimizin özelleştirme sonrası gelişim sürecini çok iyi biliyorlardı. Actis, başta enerji olmak üzere altyapı ağırlıklı yatırımları olan bir yatırım fonu. Dünyanın birçok yerinde elektrik dağıtım ve satış şirketleri var. Dolayısıyla ciddi bir tecrübeleri var. Önümüzdeki dönemde bu tecrübe ve bilgi birikiminin buraya da aktarımı söz konusu olacak.
Türkiye’ye gelen yabancı yatırım fonlarının yatırım yaptıkları şirketleri “parlatıp” satışa çıkardıklarına dair bir algı var. Bu algıyı Uludağ Elektrik açısından nasıl yorumlarsınız?
Uludağ Elektrik yatırımının bir maraton gibi düşünüldüğünü söyleyebilirim. Fonun paydaşlarına verdiği bazı taahhütler var. Uludağ Elektrik ile ilgili yatırımcılara verilen vaat ise; lisans süresinin sona erdiği 2036 yılına kadar, 15 sene boyunca bu yatırımı sürdürmek. Şirketimizin çok yüksek olmamakla birlikte sürdürülebilir bir cirosu ve karı var. Yatırım fonu da yatırımcılarına bu getiriyi vaat ediyor.
Know-how transferi nasıl bir katkı sağlayacak sizce?
Yeni yatırımcı, faaliyetlerin raporlanmasında ve finans kaynaklarının sağlanmasında daha aktif. Dolayısıyla finansal piyasalara ve krediye erişimde elimiz daha güçlü olacak. Tabii, her ülkede farklı modeller var. Biz de yeni yapıda diğer ülkelerdeki uygulamalardan öğrenmeye ve iyi uygulamaları hayata geçirmeye çalışacağız.
İstihdam politikanızda bir değişiklik olacak mı?
Hisse devri sonrası şirketimizde operasyonel anlamda hiçbir değişiklik olmadı. Var olan kadrolarımızla ilerlemeyi sürdürüyoruz. Fakat istihdam noktasında bir parantez açmak gerekirse, burada sektöründe kadın istihdamı yüksek ve ödüllü şirketlerden biri olduğumuzu vurgulamak isterim. Şirket olarak enerji sektöründe kadın istihdam oranını artırmaya hem geliştirdiğimiz projeler hem de istihdamda fırsat eşitliği politikamızla destek veriyoruz.
Biraz da ülkemizin enerji politikalarına değinmek isteriz. Siz elektrik perakende satış şirketi olarak hem küreselde hem ulusalda yaşanan enerji problemine yönelik neler söylemek istersiniz?
Dünya genelinde ve Türkiye’de enerji maliyetleri hissedilir bir şekilde arttı. Bu durum da tüm dünyayı enerji tedarik güvenliğinde daha hassas bir hale getirdi. Dolayısıyla herkes depolarını doldurmaya ve herhangi bir küresel krize karşı dolu tutmaya çalışıyor. Ülkemizin ise enerji ihtiyacı için ithal edilen kömürün fiyatı 40 Dolar seviyelerinden 400 Dolara yaklaştı. Doğal gaz fiyatı 200 Dolar seviyesinden 2.000 Dolar seviyesine yükseldi. Bu astronomik artışlar nedeniyle kısa ve orta vadede ucuz enerji fiyatlarından bahsetmek mümkün olmayacak. Bunun yanı sıra bankalar fosil yakıt yatırımlarına kredi sağlamıyor. Bu da yatırımları engelliyor ve dolayısıyla fosil yakıt arzında bir artış olmuyor. Bundan sonra enerji arzında artış sağlanacak alan yenilenebilir enerji kaynakları olacak. Hem kaynak maliyetlerini düşürmek hem de iklim değişikliğine karşı önlem almak adına önümüzdeki yıllarda yenilenebilir enerji yatırımları artacak. Ülkemizde de özellikle güneş enerjisi yatırımlarında önemli artışlar oldu. Bu yatırımlara ilgi sürüyor. Hizmet bölgemizde de bu yatırımların etkisini görüyoruz. Kamu kesimi de ilgili mevzuatı geliştirerek bu yatırımların önünü açacaktır. Ayrıca içinde bulunduğumuz ayları arz yönünden rahat geçirmemizde hidrolik kaynaklar açısından iyi bir yıl geçiriyor olmamız da önemli bir etmen. Bu kaynaklardan ilk altı ay için bir önceki yıla göre yüzde 28 oranında bir üretim artışı söz konusu. Bu da daha az doğal gaz ve kömür kullanmamıza neden oluyor. Bunun da cari açığımızın azaltılmasında önemli bir katkısı var.
Önümüzdeki kış bizi elektrik kesintileri bekliyor mu?
Doğal gaz arzı çok önemli. Kışın hava koşullarına bağlı olarak tüketim artabiliyor. Bunu önceden bilemeyeceğimiz için arzda sıkıntı yaşanır mı bilemeyiz. Öte yandan depolama kapasitemizin de ciddi miktarda artması olumlu bir gelişme. Dünyada da arz-talep dengesizliği olduğunu gözlemliyoruz. Ülkelerde tasarruf tedbirleri artırılıyor. Keşfi yapılan gaz sahasındaki gaz potansiyelimizi kullanmaya başladığımızda, doğal gaz arzında önemli bir rahatlama yaşayacağız. Türkiye, kaynak çeşitliliğini artırmada önemli bir konum avantajına sahip. Bu durumdan istifade etmemiz gerek.
Peki, elektrik fiyatlarındaki artışlar sürecek mi?
Bildiğiniz gibi bir enerji borsamız var. Elektrik fiyatları bu borsada belirleniyor. Fiyatlamalarda daha önce de değindiğimiz gibi globaldeki etkilerle, geçtiğimiz seneye göre ciddi bir artış oldu. Ancak Devletimizin uyguladığı sübvansiyon ile bugün konutlarda ödenmesi gereken bedelin yarısı sadece faturalara yansıyor. Bu destek mekanizmaları sayesinde elektrik şirketleri enerji borsasında oluşan referans fiyatları faturalara yansıtmıyor. Avrupa enerji borsalarında oluşan fiyatların bizdeki fiyatların dört-beş katı olduğunu görüyoruz. Türkiye’nin Avrupa’ya göre bazı avantajları var; özellikle uzun vadeli doğal gaz tedarikinde kontratlar neticesinde daha uygun fiyatlar üzerinden alım yapıyoruz. Devletin BOTAŞ aracılığıyla uyguladığı sübvansiyonlar devam ediyor. Bu sene hidrolik kaynaklar açısından iyi bir yıl geçirdiğimizi de hesaba katarsak daha rahat bir yıl geçireceğimizi söyleyebilirim.
Fiyat artışları karşısında abonelerinize birtakım ödeme kolaylıkları sağlıyor musunuz?
Hizmet bölgemizde yer alan Bursa, sanayinin de başkentlerinden birisi. Bursa’da ihracat odaklı bir sanayi söz konusu. Dolayısıyla şehrin bir kısmının geliri dövize endeksli diyebiliriz. Bu nedenle sanayi abonelerimizde ödeme güçlüğü yaşanmıyor. Ama bazı ticari işletmelerde ve mesken abonelerinde gelir azalışlarından kaynaklı ödeme güçlüğü olduğunu gördük. Pandemiden önce başlattığımız kredi kartına dokuz taksitte ödeme kolaylığımız devam ediyor. Pandemi döneminde de kredi kartına bağlı olmaksızın dört taksitte ödeme kolaylığını müşterilerimize sunmaya başladık. Bu şekilde müşterilerimizin fatura bedellerini taksite bölerek, daha kolay ödemelerini sağlıyoruz. Böylece 98 milyon TL’yi aşkın bir fatura tutarında ödeme kolaylığı sağladık. Böylece müşterilerimizi ödeme ve elektriğin kesilmesi stresinden kurtarmış olduk. Hem sanayicimizin, hem küçük esnafımızın, hem de konutlarında ödeme zorluğu yaşayan vatandaşlarımızın yanında olduğumuzu gösterdik.
Sosyal sorumluluk projelerine önem veren bir kurumsunuz. Bu yıl bu alanda neler yaptınız?
Bir enerji şirketi olarak sürdürülebilirlik çalışmalarında sahiplendiğimiz alan daha çok enerji verimliliği ve tasarrufu uygulamaları. Bu kapsamda sosyal sorumlu şirket anlayışıyla, iklim değişikliğiyle mücadele için tasarruf ve verimlilik uygulamalarına farkındalık yaratılarak yaygınlaştırılması, yeşil enerji kullanımının teşvik edilmesi ve çocukluk çağından itibaren bu bilincin oluşturulması noktasında çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Enerji tasarrufu ve verimliliği ile yenilenebilir enerji kaynakları temalı kitaplarımızla ve gerçekleştirdiğimiz diğer atölyeler ile de çocuklara dokunuyoruz. Gölge oyunu ile de çocukların tasarruf ve verimlilik bilgilerini pekiştirmesini ve keyifli zaman geçirmesini sağlıyoruz. Düzenlediğimiz resim yarışmalarıyla sadece farkındalık oluşturmayı değil, çocukların gözünden de yenilenebilir kaynaklar, tasarruf ve verimlilik konularını görme imkanını yakalıyoruz. Kullanıcılara, ev ve iş yerlerinde enerjiyi nasıl daha verimli ve tasarruflu kullanacaklarını öğreten projelerimiz var. Doğanın dengesini korumamız gerektiğinin farkındayız. Bu dengeyi korumak için tüm iş süreçlerine tasarrufu, geri dönüşümü entegre ediyoruz. Fatura ve abonelik işlemlerinde kullanılan kağıtlara karşılık tüketileni dengelemek için her yıl bin fidan dikiyoruz. Sosyal sorumluluk faaliyetlerimiz ile eğitim, sağlık ve çevre gibi alanlarda toplumda farkındalık oluşturmayı amaçlıyor, topluma yarar sağlamaya gayret ediyoruz.
2022 yılı hedeflerinize uygun bir gelişim içinde misiniz? Önümüzdeki dönem için hedef ve öngörüleriniz nelerdir?
Hedeflerimiz içinde dijitalleşme önemli bir yere sahip. Pandemide bu kabiliyete sahip olmamızın etkisini gördük. Ancak vatandaşlarımız işlemlerini hala yüz yüze yapmaktan hoşlanıyor. Biz de 100’ü aşkın şubemizle bu ihtiyaca cevap veriyoruz. Diğer yandan 2015’ten beri devrede olan online işlem merkezimiz de uzun zamandır müşterilerimizin hizmetinde. Bu kanalımızın pandemiye kadar kullanım oranı yüzde 5 civarında kalmıştı. Pandeminin ilk aylarında bu oran yüzde 20’ye kadar çıktı. E-Devlette yer alan ilk enerji şirketiyiz. Müşterilerimiz bu kanal üzerinden de işlemlerini yapabiliyor. Online işlem merkezimizi daha kullanıcı dostu bir yüze büründürmek için çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz. Online’da müşterilerimiz sadece abonelik başlatma-sonlandırma ve fatura ödeme değil, aylık tüketimlerini ve benzer tüketim grubundaki abonelerle kendi tüketimlerini karşılaştırabiliyorlar.
Peki, orta ve uzun vadede nasıl bir yatırım planından söz edebilirsiniz?
Kamusal hizmet sunan bir sektörde yer almaktayız ve düzenleyici kurumumuzun belirlemiş olduğu mevzuatsal düzenlemeler ve planlar dahilinde ilerliyoruz. Dağıtım tarafının halihazırda sektörümüzün düzenleyici kurumu olan EPDK’ya 2021-2025 uygulama dönemi için sunulmuş yatırım planları var. Perakende şirketi olarak bizlerin ise IT ve işlem merkezlerimize yönelik yatırımlarımız mevcut. Tüm bu yatırımlar EPDK tarafından daha önce onaylanmıştı. Biz, bu plana uygun olarak hareket edeceğiz. Bir sonraki dönem yatırım planı ise yeni hissedarların stratejisini ortaya koyacaktır.
Geçtiğimiz kış Isparta’da yaşanan uzun süreli elektrik kesintisi elektrik piyasasındaki özelleştirmelerin ve yapılan yatırımların yeterliliğinin sorgulanmasına yol açtı. Bu konudaki görüşlerinizi merak ediyoruz…
Dağıtım şirketlerinin yatırımları kamu kurumlarınca onaylanıyor ve takip ediliyor. Bu kurumların içinde hem TEDAŞ hem de EPDK bulunuyor. Burada teknik altyapının asıl mülk sahibi TEDAŞ. Lisans süreleri sonunda bu altyapının tamamı TEDAŞ’a geri dönecek. Dolayısıyla bu kuruluşlar üzerindeki devlet denetimi bitmiş değil. Konuya ilişkin EPDK soruşturmasını yaptı ve kararını da açıkladı. Belli bir cezaya da hükmetti. Tabii, yapılacak yatırımların şartnamelerinde bölgesel hava koşullarına ve coğrafi koşullara göre farklılıklar olabiliyor. Yaşanan bu durumda Isparta’daki olağanüstü hava koşullarını da dikkate almakta fayda var. Hem şirketler hem de kamu kurumları bu durum sonrası gerekli tecrübeyi edindi ve gelecekte de bu tip durumlara karşı daha hassas davranılacaktır diye düşünüyorum. Şirketler ve kamu kurumları bu tür durumlarda daha sıkı iletişimde ve iş birliği içinde olmalı. Son yıllarda yaşanan iklim değişimini de dikkate aldığımızda bunun önemini daha iyi anlayabiliriz.
