
İstanbul Proje Koordinasyon Birimi (İPKB) Direktörü Kazım Gökhan Elgin, “2023’te teknik arkadaşlarımızın üzerinde bir buçuk yıl çalıştığı ve 18 yıllık tecrübelerimizin yazılı bir hale geldiği “İPKB Sürdürülebilirlik Stratejisi Kılavuzu 2023’ü” çıkardık. Bir mimar ya da mühendis sürdürülebilir bina yapmak istediklerinde kılavuzumuzu bir rehber olarak kullanarak her sorularına cevap bulabilirler” dedi.
İstanbul Valiliği bünyesinde 2006’dan bu yana İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Projesini (İSMEP) yöneten İstanbul Proje Koordinasyon Birimi (İPKB), başta okul ve hastaneler olmak üzere kamu binalarının güçlendirilmesi ya da yeniden yapılması faaliyetlerinde hız kesmiyor. “Geleceğimizi Güçlendiriyoruz” sloganıyla yola çıkan İPKB, Türkiye’de ilke imza attığı risk azaltma projesi İSMEP ile afet oluşmadan önlem alma noktasında yürüttüğü çalışmalarında insan ve çevre odaklı yaklaşımıyla da dikkat çekiyor. Dünyanın refere aldığı projesi İSMEP ve bütünleşik afet yönetimi faaliyetlerinde yenilikçi yöntemlerle ve proaktif politikalarla başarıları gözden kaçmayan İPKB ve 40 kişilik ekibi misyon bayrağını daha da ileri taşımayla ilgili kararlı duruş sergiliyor.
Deprem ve afetlere karşı sürdürülebilir stratejiler üzerine 18 yıllık know-how’ın aktarıldığı rehber niteliğinde kılavuz çıkarılmasını da sağlayan İstanbul Proje Koordinasyon Birimi Direktörü Kazım Gökhan Elgin ile ülkemizin deprem gerçeğini, İPKB’nin güncel faaliyetlerini ve hedeflerini konuştuk.
Malumunuz üzere, 2023 yılında 11 kentimizi etkileyen büyük bir deprem yaşandı. Deprem gerçeğimizi güncel tutmak adına neler söylemek istersiniz?
2023 ülkemiz açısından zorlu bir yıldı. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da 11 şehrimizi yıkan büyük bir depremle karşı karşıya kaldık. Bölgedeki halkımız ve ülkemiz çok zor günler yaşadı. Tıpkı 1999 depremi gibi yıllara rağmen bunu da unutmayacağız. Bölge genelinde geri getiremeyeceğimiz 50 binden fazla can kaybımız oldu. Artık olası zararları azaltmayı hedefleyen projelerle birlikte şehirleşme ve yapı kültürü vizyonunu ciddi biçimde ortaya koymamız lazım. Ki, gelecek nesillerimiz benzerlerini yaşamasın. Hatta deprem bilinci ile hareket etmediğimiz sürece yakın tarihlerde deprem yıkımlarını yine görmemiz olası. Zaten uzman hocalarımız sürekli uyarıyor; “Enerji birikimine sahip Bingöl, Karlıova, Yedisu tehlikede. Marmara Bölgesi ve İstanbul’da olacak deprem çok büyük etki yaratacak.”
Hep konuşuyoruz ve değerli hocalarımız da medyada sürekli telaffuz ediyorlar; doğru yer seçimi, doğru tasarım, denetleme şart. Çünkü bazı yapıların tasarım hatası olduğunu gördük. Müteahhitlerin tasarımları bilgi birikimleriyle sahaya tatbik etmeleri lazım. Bu yaklaşımlarla depreme dayanıklı yapılar üretilirse can kaybı da yaşanmaz. Eski bina stoklarımızı da kentsel dönüşüm ve güçlendirme ile hazır hale getirmeliyiz.
Türkiye’de müteahhitliğin ehil ellerde olması şart. Meslek erbabı olmak ve tecrübe çok önemli. Hata ve zarar sonucu müteahhitin kaçacak yeri olmamalı. Avrupa ülkeleri başta olmak üzere birçok gelişmiş ülkeye göre Türkiye’de sektörde çok fazla müteahhit var. Rekabetin kötü bina inşa ederek değil, doğru binalarla sağlanacağının bilincinin sürdürüleceği nitelikli müteahhitlik ortamının kurulması gerektiğini düşünüyorum.
İSMEP kapsamında 2023 yılı içerisinde yaptığınız çalışmaları aktarır mısınız?
Bugüne dek 1384 binayı kapsayan 1180 okul ve okul kampüsünde hem güçlendirme hem de yeniden yapım faaliyetlerini gerçekleştirdik. Şu an 7 Milyonu aşkın öğrenci ve öğretmenimiz güvenli binalarda ve bu çok önemli bir rakam. Dünyanın hiçbir yerinde de böyle bir proje yok. Hatta İSMEP projemiz, global de referans alınan büyük bir proje. Öte yandan inşa ettiğimiz 16 okulu hizmete açarken; 31 okulu da güçlendirdik. Çekmeköy Kaymakamlığına hizmet veren çeşitli kuruluşların yer aldığı binaların deprem riski altında olmasından sebeple kaymakamlık binasına taşınmaları hedeflenmişti. Bu doğrultuda 13 bin metrekarelik Çekmeköy Kaymakamlığı binasını yaptık ve kuruluşları taşındı. Ayrıca Covid döneminde de Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi, Göztepe Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi ve Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesini açarak, nüfusun yoğun olduğu şehrin ana omurgalarındaki hastaneleri dönüştürmüştük. Binaları depreme dayanıklı hale getirirken; yapı tasarımını, hem çevreci hem de insan odaklı düşünüyoruz. Hep şunu söylüyorum; biz risk azaltırken, riski fırsata çeviriyoruz.
2024 ile ilgili projeksiyonunuz nedir?
Şu anda 2023’te başladığımız Ümraniye Kaymakamlığı binasının inşasını sürdürüyoruz. Yine yapımına devam ettiğimiz Şişli Kaymakamlığı binası bitmek üzere. Bütçe araştırmaları süren Haydarpaşa Siyami Ersek kampüsü, Fatih Sultan Mehmet Eğitim Araştırma Hastanesi ve Kartal Onkoloji Hastanesi projelerimize yıl içinde başlayacağımızı umuyorum. Tabii hastane işleri meşakkatli ve bütçe sorunu var. O nedenle önce kaynak konusunu çözmeye çalışıyoruz. Bunun için yurt dışından finansman buluyoruz. Bu noktada, uluslararası kredi anlaşmaları ile İPKB’nin daima destekçisi olan Hazine ve Maliye Bakanlığımıza da teşekkür ediyoruz.
İstanbul’da 120 civarında okul projemiz var. Hepsini iki yıl içerisinde tamamlamayı planlıyoruz. Sağlıkta alanında da bahsettiğim hastanelerin projeleri hazırlandı, iki yıl içerisinde bütçelerini bulup, teslim etmeyi düşünüyoruz. İdari binalarla birlikte emniyet ve kaymakamlık binalarını da sırasıyla bütçelerini oluşturdukça yapacağız.
“KILAVUZUMUZ 18 YILLIK TECRÜBENİN ESERİ”
Alanınızdaki çalışmaları aktardığınız kitabınız tam olarak neleri içeriyor?
2023’te teknik arkadaşlarımızın üzerinde bir buçuk yıl çalıştığı “İPKB Sürdürülebilir Strateji Kılavuzu”nu çıkardık. İnşaatlarımızın süreçlerini, planlama, tasarım, inşaat, işletme şeklinde dörde ayırdık. Kılavuzumuz, Birleşmiş Milletler sürdürülebilirlik amaçları ve Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası, İslam Kalkınma Bankası gibi uluslararası finans kuruluşlarının on maddede çevresel ve sosyal etki değerlendirmeleri nazarında neleri ortaya koyduğumuzu, fotoğraflarla desteklediğimiz dört süreçteki uygulamalarımızı, yerel ve uluslararası mevzuatın ötesinde neler yaptığımızı anlatan rehber nitelinde. On sekiz yıllık tecrübemizi aktardığımız kitabımız ışığında bir mimar ya da mühendis sürdürülebilir binaları çok rahat tasarlayıp, yapabilir. Türkiye’de ilke imza attığımız kitabımız, işlerimize kattığımız sürekli ilerleme gösteren teknolojinin karşısında 2-3 yıllık periyotta güncellenecek. Bilgilerimizi, konferanslara ve panellere katılımla üniversitelerle de paylaşıyoruz.
Deprem bilincinin eğitim müfredatına alınması konusuna değinecek olursak, neler söylemek istersiniz?
Çevre bilinci, sürdürülebilirlik, depreme dayanıklı binalarla birlikte şehirlerin oluşumu ve gelişmesi çok önemli. Bu da müfredat ve eğitimle mümkün. İlköğretim çağından itibaren başlaması gereken bilinçlenme sürdürülebilir yapıların ve çevreci faktörlerin sorgulanabilmesini sağlar. Bu bağlamda rehber niteliğindeki çalışmaların bugün olmasa da ileride eğitim alanında ele alınacağını düşünüyorum. İnşaat sektörünün konut üretiminde, belediyelerin de şehirleşmede stratejik politikaları geliştirip, uygulamaları yapması gerek. Hatta imza attığımız Paris İklim Anlaşmasına göre “karbon sıfır” çalışmalarıyla alakalı 2053’e dair verilen taahhütleri de düşünürsek, bu politikalara ve uygulamalara mutlaka öncelik verilmesi lazım. İnsan odaklı çalışıp, daha güvenli binalara, çevreci, sürdürülebilir geleceğe sahip olmamız nesilleri kaybetmememiz için şart.
İSMEP’in diğer kentlerimize uygulanabilirliği ile ilgili somut bir gelişme var mı?
Birçok ilden uzmanlarımız, kamu ve belediye çalışanlarımız ziyaretimize geliyor. Aslında katıldığımız konferanslar ve paneller, bu noktada fırsat da oluyor. En son İzmir’le görüştük, kent üzerinde çalıştık. Ancak genel bütçe dışı olduğumuz için merkezi hükümetin de kararını gerektiren bir konu bu.
Tabii başarı sağlanan mevcut yapının başka illere de yaygınlaştırılması lazım. Depremden sonra da uluslararası finans kuruluşlarıyla birlikte orada İPKB olarak bulunabilir miyiz, diye düşündük. Fakat kanun değişikliği gerekiyordu, zaman yoktu, hızlı hareket edilmesi için olamadı maalesef. Tüm illerimizde deprem ve sürdürülebilirlik odaklı çalışmalarda, hatta kentsel dönüşümlerde rol alacağımızı düşünüyorum. Çünkü ihtisas sahibi bir kurum olarak İPKB’den faydalanmak lazım.
Projeleriniz ve uygulamalarınızla inşaat sektöründe farklı iş modeli de yarattınız…
Biz, toplam kalite yönetimi yapıyoruz. Müşavir ve müteahhit kurallarımıza uymak zorunda. Puanlama sistemimiz var, elli puan altında kimse geçemez. Yukarılara taşımak adına da teknik şartnamelere riayet etme ve deprem odaklı çalışmalara vakıf olma gibi birçok konuda firmaları eğitimden geçiriyoruz. Mezun olan firmalarımızın daha iyi konuma ulaştıklarını ve uluslararası pazarda daha rahat iş yapabildiklerini de müşahede ettik. İPKB, bir enstitü aslında…
Projeleriniz hangi kriterlere göre şekilleniyor?
Biz tip proje kullanmıyoruz. Çünkü İstanbul’da arsa çok pahalı. Bu bağlamda fazla üretemiyoruz ve dar alanlarda çalışıyoruz. İstanbul’da 1960 ila 1980’lerde inşa edilen okul binaları üzerinde çalışıyoruz. Nüfusun yoğun olduğu dar alanlardayız. Bu nedenle ilçe, semt, mahallelere göre özgün projeler geliştiriyoruz.
İPKB olarak vizyonumuz, vatandaşlarımızın rahat etmeleri adına deprem odaklı çalışmak, olası depremlere hazırlanmak, riskleri azaltmak. Okullarımızı ve hastanelerimizi iki ila beş yıl içerisinde tamamlayıp, özellikle 2000 yılı öncesi inşa edilen İstanbul’un kamu stoku binalarını depremlere hazır hale getireceğiz. Risk azaltma planlarına girmiş yapılarımız, belki deprem anı ve sonrasında toplanma veya barınma merkezi olarak kullanılacak.
İstanbul halkı, İPKB ve projelerine ne denli vakıf sizce?
Şöyle ki, okullarda okuyanlarla birlikte eğitimcileri, sektörümüz, proje alanlarımız ile kamu alanlarının çalışanları hakkımızda bilgi sahibi. Fakat herkesin bildiğini söyleyemeyiz. Kamu çalışmalarına yönelik reklam yapamıyoruz. Ancak önemine de inanarak sizin gibi mecralarımızın aracılığıyla sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Tabii bilinirliğimizin daha çok artması gerek.
“EKİBİM İLE GURUR DUYUYORUM”
Çalışmalarınızı kaç kişilik bir ekip ile yürütüyorsunuz?
Ekip arkadaşlarım ile gurur duyuyorum. İyi ki varlar, kendilerine çok teşekkür ediyorum. Finans birimi, satın alma birimi, teknik ve idari birimlerimizde bulunan 40 kişilik ekibimle hizmet görüyoruz. Hepsinin adanmışlığıyla faydası ve etkisi büyük. Sayelerinde bu noktalara geldik. Birlikte bayrağımızı daha da ileriye taşıyacağız. Yaptığımız işe çok önem veriyoruz. Ekibimle birlikte değerlerimize adanmış durumdayız. Bu bilinçle İstanbul’u en az riskli hale getirme çalışmalarımızı sürdüreceğiz.
