
Batı Ege GYO Genel Müdürü Alper Baltalı, “Beton her yerde yapılır. Önemli olan insanların içinde mutlu yaşayacağı bir hayat kurabilmek. Bizim hedefimiz de tam olarak bu. Gayrimenkul sadece beton değil, bir yaşam kültürüdür” dedi.
Türkiye’de gayrimenkul sektörü son yıllarda belki de tarihinin en zorlu dönemlerinden birini geçiriyor. Yüksek faiz ortamı, finansmana erişimde yaşanan problemler, değişen tüketici alışkanlıkları, pandemi sonrası dönüşen yaşam anlayışı ve küresel ekonomik belirsizlikler sektörün tüm dinamiklerini yeniden şekillendiriyor. Ancak tüm bu zorluklara rağmen bazı şirketler yalnızca bugünü yönetmeye değil, geleceği inşa etmeye odaklanıyor.
Alper Baltalı, gayrimenkulün artık yalnızca konut üretmek anlamına gelmediğini söylüyor. Ona göre bugün bu sektör; şehir planlaması, sosyal yaşam, sürdürülebilirlik, güvenlik ve insan psikolojisini doğru okuyabilme işi haline dönüşmüş durumda.
Batı Ege Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı’nın hikâyesi de tam olarak bu bakış açısıyla şekilleniyor. 2010’lu yılların başında başlayan yolculuk bugün yalnızca büyük bir konut projesiyle değil, Denizli’nin değişen şehir kimliğiyle birlikte anılıyor. Alper Baltalı, o dönemi anlatırken Türkiye’de gayrimenkul sektörünün çok farklı bir atmosferde ilerlediğini ifade ediyor:
“2010–2015 arası süreç gayrimenkul sektörü için çok güçlü bir dönemdi. Finansmana erişim daha kolaydı, döviz bugünkü kadar sert değildi ve Anadolu şehirleri büyük yatırımlarla buluşmaya başlamıştı. Biz de o dönemde Denizli’de sıradan bir proje yapmak yerine şehrin geleceğine dokunacak bir yapı kurmak istedik.”
Şirketin hedefi yalnızca konut üretmek değil; içerisinde sosyal hayatın olduğu, insanların kendini ait hissettiği ve yaşam kalitesi sunan bir merkez oluşturmaktı. Bu süreçte Sinpaş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı ile yapılan iş birliği projeye ciddi bir vizyon kazandırdı. Yaklaşık 250 dönümlük bir alan üzerinde şekillenen proje; konut, açık AVM, sosyal yaşam alanları, spor merkezleri ve ticari alanları bir araya getiren karma yaşam modeliyle planlandı. Bugün gelinen noktada yaklaşık 2.500 konutluk büyük bir yaşam alanı ortaya çıkmış durumda.
“İnsanlar Artık Sadece Ev Değil, Yaşam Deneyimi Satın Alıyor”
Pandemi sonrası dönemde değişen insan psikolojisinin sektörü doğrudan etkilediğini söyleyen Baltalı’ya göre artık yeni neslin hayata bakışı geçmiş kuşaklardan oldukça farklı.
“Eskiden insanlar uzun vadeli yatırım odaklı düşünürdü. Ev almak geleceği garanti altına almak demekti. Bugün ise insanlar daha çok anı yaşamaya yöneldi. Güzel bir araba kullanmak, seyahat etmek, sosyal hayatın içinde olmak daha ön plana çıktı.”
Baltalı’ya göre bunun temel sebebi insanların geleceğe dair öngörülerinin zayıflaması. Pandemiyle başlayan süreçte savaşlar, ekonomik dalgalanmalar ve küresel krizler insanların psikolojisini ciddi şekilde etkiledi.
“İnsanlar artık uzun vadeli plan yapmakta zorlanıyor. Çünkü dünya çok hızlı değişiyor. Bu yüzden tüketim alışkanlıkları da değişti.”
Bu değişim konut tercihlerine de doğrudan yansıyor. Özellikle 1+1 ve 2+1 dairelere olan talebin ciddi şekilde arttığını ifade eden Baltalı, geniş aile konseptli dairelerin ise eskiye göre daha sınırlı talep gördüğünü söylüyor. Ancak Baltalı bu dönüşümün tamamen kalıcı olmadığını düşünüyor:
“Türkiye’nin temelinde hâlâ aile kültürü var. Ekonomik koşullar dengelendiğinde insanlar yeniden daha büyük yaşam alanlarına ve aile konseptine dönecektir.”
Türkiye’nin en önemli gerçeklerinden biri olan deprem konusu ise Baltalı’ya göre artık ertelenemez bir mesele.
“Deprem dayanımı, yangın güvenliği, altyapı sistemleri… Bunlar ekstra özellik değil, zaten olması gereken standartlardır.”
Son yıllarda yaşanan büyük afetlerin ardından insanların yapı güvenliği konusunda daha hassas hale geldiğini belirten Baltalı, kentsel dönüşümün yalnızca bina yenilemek anlamına gelmediğini vurguluyor.
“Kentsel dönüşüm insan hayatını koruma meselesidir. Türkiye’de ekonomik ömrünü tamamlamış çok fazla yapı hâlâ kullanılıyor. Bu nedenle güvenli şehirler oluşturmak artık zorunluluk.”
Toplum olarak genellikle felaketlerden sonra sorgulama refleksi gösterildiğini söyleyen Baltalı, doğru olanın felaket yaşanmadan önlem almak olduğunu düşünüyor.
“Biz projelerimizi planlarken depremi, yangını, afet senaryolarını en başından düşünmek zorundayız. Çünkü bunlar lüks değil; insanların hayatıyla ilgili konular.”
Denizli son yıllarda Türkiye’nin en hızlı dönüşen şehirlerinden biri haline geldi. Alper Baltalı’ya göre şehir artık yalnızca sanayi kimliğiyle değil; yaşam kalitesi, ulaşım gücü ve sosyal yapısıyla da dikkat çekiyor.
“Ben artık Denizli’ye ‘denizi olmayan Antalya’ diyorum.”
Yeni otoyollar, köprülü kavşaklar, organize sanayi bölgeleri ve üniversite yapısının şehirde ciddi bir dönüşüm oluşturduğunu ifade eden Baltalı, Denizli’nin artık klasik Anadolu şehri algısından çıktığını söylüyor.
“İnsanlar artık sadece çalışmak için değil, yaşamak için de Denizli’ye geliyor.”
Şehrin en önemli avantajlarından biri de lokasyon gücü. İzmir, Antalya, Muğla ve Ege-Akdeniz hattına olan yakınlık Denizli’yi önemli bir merkez haline getiriyor. Bunun yanında Pamukkale gibi dünya çapında tanınan doğal değerler de şehrin turizm potansiyelini artırıyor. Alper Baltalı’ya göre Denizli’nin yükselişindeki önemli etkenlerden biri de üniversite ve genç nüfus hareketliliği.
“Pamukkale Üniversitesi çok ciddi bir genç nüfus çekiyor. Bunun yanında sanayi yatırımları ve göç hareketleri de şehir ekonomisini büyütüyor.”
Batı Ege’nin projeyi farklılaştıran en önemli taraflarından biri sosyal yaşam konsepti. Baltalı, artık insanların yalnızca konut satın almadığını düşünüyor.
“İnsanlar artık yaşam deneyimi satın alıyor.”
Bu nedenle proje içerisinde sosyal yaşam alanlarına büyük önem verdiklerini söyleyen Alper Baltalı, yapay kumsal alanları, sosyal tesisler, spor alanları ve etkinlik merkezleri oluşturduklarını anlatıyor. Denizli’nin sevilen markalarından Munch Cafe de proje içerisinde yer alıyor.
“Biz insanların burada vakit geçirmesini, sosyalleşmesini ve aidiyet hissetmesini istiyoruz.”
Yıl boyunca düzenlenen sosyal etkinlikler de bu yaşam kültürünün önemli parçalarından biri. Çocuk şenlikleri, tiyatrolar, kadın sağlığı seminerleri, farkındalık etkinlikleri ve özel gün organizasyonlarıyla site yaşamı sürekli aktif tutuluyor.
“Komşuluk kültürünün yeniden güçlenmesini önemsiyoruz. İnsanların birbirini tanıdığı ve sosyal bağ kurduğu yaşam alanları oluşturmak istiyoruz.”
Sürdürülebilirlik tarafında da önemli yatırımlar yaptıklarını söyleyen Baltalı, projede güneş panelleri kullandıklarını ve ortak alan enerji ihtiyacının bir bölümünü buradan karşıladıklarını ifade ediyor. Elektrikli araç dönüşümünü erkenden öngördüklerini belirten Baltalı, hızlı şarj altyapılarını önceden planladıklarını söylüyor.
“Elektrikli araçlar artık geleceğin değil, bugünün konusu. Biz de buna göre hazırlık yaptık.”
Gayrimenkul sektörünün bugün yaşadığı en büyük problemin finansmana erişim olduğunu söyleyen Alper Baltalı’ya göre hem üretici hem de vatandaş ciddi anlamda zorlanıyor.
“İnsanlar konut almak istiyor ama krediye ulaşmakta zorlanıyor. Aynı şekilde üretici tarafı da yüksek maliyetler nedeniyle sıkışıyor.”
Geçmiş yıllarda döviz bazlı finansman kullanılan projelerin bugün ciddi baskı altında olduğunu ifade eden Baltalı, kur artışlarının sektörde büyük bir yük oluşturduğunu söylüyor.
“Biz TL ile satış yapıyoruz ama geçmişte dövizle borçlanılmış projeler var. Kur arttıkça makas açılıyor ve bu durum sektör üzerinde ciddi baskı oluşturuyor.”
Bunun yanında yüksek arsa maliyetleri, küresel ekonomik belirsizlikler ve yatırımcı psikolojisinin değişmesi de sektörün hareket alanını daraltıyor. Ancak Baltalı bütün bu zorluklara rağmen uzun vadede umutlu olduklarını ifade ediyor.
“Türkiye genç nüfusu olan bir ülke. Konut ihtiyacı hiçbir zaman bitmeyecek. İnsanlar her zaman güvenli ve kaliteli yaşam alanlarına ihtiyaç duyacak.”
Baltalı, şirketin gelecek vizyonuna dair önemli mesajlar veriyor. Batı Ege’nin yalnızca mevcut projelerle sınırlı kalmayacağını söyleyen Baltalı, yeni etaplar, sağlık yatırımları, sosyal yaşam projeleri ve sürdürülebilir şehir konseptleri üzerinde çalıştıklarını ifade ediyor.
“Biz projeyi yaptık ve bitti mantığında değiliz. Çünkü şehir yaşayan bir organizma gibi sürekli gelişmek zorunda.”
Önümüzdeki dönemde özellikle sağlık ve sosyal yaşam tarafında yeni projelerin gündeme geleceğini belirten Baltalı, hedeflerinin yalnızca ticari büyüme olmadığını söylüyor.
“Biz sadece para kazanmak istemiyoruz. İnsan kazanmak istiyoruz. İnsanların güven duyduğu, mutlu yaşadığı ve kendini ait hissettiği alanlar oluşturmak istiyoruz.”
Baltalı’ya göre geleceğin gayrimenkul projeleri yalnızca betonla değil; sosyal yaşamla, güvenlikle, enerji verimliliğiyle ve şehir kültürüyle değerlendirilecek.
Alper Baltalı, Batı Ege’nin tüm vizyonunu özetleyen şu sözlerle tamamlıyor:
“Beton her yerde yapılır. Önemli olan insanların içinde mutlu yaşayacağı bir hayat kurabilmek. Bizim hedefimiz de tam olarak bu.”
