
Petrol piyasasında ağustos ortasından eylül ayının üçüncü haftasına uzanan dönemde fiyatlamayı talep beklentilerinden çok sevkiyat yollarının güvenliği belirledi. ICE Brent kontratı ağustosta ortalama 88,08 dolar seviyesinde işlem gördü.
Eylül ayında ABD – İran görüşmelerindeki çıkmaz ve Orta Doğu’daki akışların yeniden zayıflamasıyla 100 doların üzerine çıkan Brent, Suudi Arabistan’ın Doğu–Batı boru hattına yönelik saldırıların ardından 108,75 dolarla dört ayın en yüksek kapanışına ulaştı. Hattın kısmen devreye alınabileceği beklentisiyle 18 Eylül’de 102 dolar bölgesine geri çekilse de fiyatların ağustos ortalamasının belirgin biçimde üzerinde kalması, arz risk priminin tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor.
Piyasanın merkezinde bu kez Hürmüz Boğazı kadar Suudi Arabistan’ın Doğu–Batı boru hattı bulunuyor. Hürmüz’deki geçişlerin savaş nedeniyle ciddi ölçüde sınırlanmasının ardından bu hat, Körfez petrolünü Kızıldeniz’deki Yanbu Limanı’na taşıyan ana alternatif haline gelmişti. Günlük 4 – 5 milyon varillik akış sağlayan hattın eylül ortasındaki insansız hava aracı saldırıları sonrasında kapatılması, küresel arzın yaklaşık yüzde 4 – 5’ini taşıyan bir güzergahı geçici olarak devre dışı bıraktı.
Aramco’nun hasarlı bölümü by-pass ederek kapasitenin yaklaşık yarısını birkaç gün içinde, tamamını ise altı haftaya kadar geri getirebileceği yönündeki beklenti fiyatları aşağı çekti. Ancak sevkiyatın bir bölümünün yeniden Hürmüz üzerinden ve gemiden gemiye transferlerle yapılması, hacmi desteklerken güvenlik riskini aynı anda artırıyor. Dolayısıyla piyasa artık yalnızca kaç varilin üretildiğini değil, bu varillerin hangi güzergahtan ve ne kadar süreyle güvenli biçimde taşınabildiğini fiyatlıyor diyebiliriz.
Arz ve rafineri tarafındaki veriler bu hassasiyeti güçlendiriyor. Uluslararası Enerji Ajansına göre küresel petrol üretimi ağustosta aylık 1,6 milyon varil azalarak günlük 100,1 milyon varile geriledi; Körfez’de 10 milyon varilden fazla üretim güvenlik riskleri nedeniyle devre dışı kaldı. Bölgeden toplam petrol ihracatı günlük yaklaşık 13 milyon varille savaş öncesi seviyenin yarısına inerken, rafine ürün ve LPG ihracatı şubat ayına göre günlük 3,7 milyon varil daha düşük gerçekleşti.
Aynı dönemde Rus rafinerilerindeki kesintilerin de etkisiyle Körfez ve Rusya’nın toplam dizel ihracatı şubat ayının günlük 1,6 milyon varil altında kaldı. Ham petrol fiyatındaki yükseliş önemli olmakla birlikte, eylül ayında piyasanın en sıkışık bölümü dizel oldu. ABD’de dizel fiyatlarının varil başına 200 doların üzerine çıkması ve Atlantik Havzası rafineri marjlarının rekor seviyelere ulaşması, arz sorununun yalnızca ham petrol miktarıyla açıklanamayacağını gösteriyor.
Stoklar da fiyatlardaki geri çekilmenin neden sınırlı kaldığını açıklıyor. IEA verilerine göre küresel gözlenen petrol stokları ağustosta 95 milyon varil daha azaldı; şubat ayından bu yana toplam düşüş 507 milyon varile, günlük ortalama çekiş ise 2,8 milyon varile ulaştı. ABD’de 11 Eylül haftasında ticari ham petrol stokları 600 bin varil azalarak 423,4 milyon varile geriledi ve beş yıllık ortalamanın yüzde 1 üzerinde kaldı. Buna karşılık benzin stokları beş yıllık ortalamanın yüzde 5, distilat stokları yüzde 13 altında bulunuyor.
Ham petrol stoklarının görece rahat görünmesi kısa vadede fiyatları dengeleyebilir; ancak ürün stoklarının düşük seviyesi ve sonbahar bakım sezonunda rafineri faaliyetlerinin yavaşlayacak olması, özellikle dizel tarafında yukarı yönlü baskının sürebileceğine işaret ediyor.
Talep tarafında kurumlar arasındaki ayrışma ağustos ayına göre daha da açıldı. IEA, yüksek yakıt fiyatları ve Orta Doğu’daki akış kayıpları nedeniyle 2026 küresel petrol talebinin günlük 2,5 milyon varil azalacağını öngörüyor. OPEC ise beklentisini sınırlı biçimde aşağı çekmekle birlikte yıl genelinde günlük 400 bin varillik büyüme tahmin ediyor.
Bu iki görünüm arasındaki fark, orta vadeli fiyat tahminlerinin neden geniş bir aralıkta kaldığını açıklıyor. Yüksek fiyatların ulaştırma, petrokimya ve sanayi tüketimini zayıflatması yükselişi sınırlayabilir. Buna karşın fiziki varil ve özellikle rafine ürün erişimindeki sorun devam ettiği sürece talepteki yavaşlama, kısa vadeli arz şoklarını tek başına telafi etmeyebilir.
Teknik açıdan Brent petrol için 100,00 dolar bandını kısa vadeli ana destek bölgesi olarak takip ediyoruz. Fiyatların bu bölge üzerinde kalıcılık sağlaması durumunda 104,80 seviyesi ilk önemli direnç konumunda olacaktır. 104,80 seviyesinin aşılması halinde 108,75 ve ardından 113,50 seviyeleri yeniden gündeme gelebilir.
Doğu–Batı boru hattındaki onarımın gecikmesi veya Hürmüz ile Babülmendep’te yeni saldırıların görülmesi, 120 dolar üzerindeki senaryoların tekrar fiyatlanmasına neden olabilir. Buna karşılık 100 doların altında kalıcı bir hareket görülmesi halinde 97,80 ve 91,00 seviyeleri destek olarak izlenebilir.
Özetle, eylül ayında petrol fiyatlarındaki yükselişi belirleyen ana unsur, mevcut üretimin pazara ulaşmasını sağlayan güzergahların kırılganlığı oldu. Suudi boru hattının kapanması Brent’i 109 dolara yaklaştırırken, kısmi onarım beklentisi fiyatları 102 dolar bölgesine çekti. Ancak küresel stokların şubattan bu yana 507 milyon varil azalması, dizel ihracatındaki kayıplar ve düşük ürün stokları aşağı yönlü hareketleri sınırlıyor.
Önümüzdeki dönemde Brent petrolün yönünü Doğu – Batı hattında kapasitenin ne hızla geri döneceği, Hürmüz ve Babülmendep’teki fiili tanker trafiği, ABD – İran diplomasisinde ilerleme sağlanıp sağlanamayacağı ve yüksek ürün fiyatlarının talebi ne ölçüde baskılayacağı belirleyecektir.
